12 08 2007

Domuz Kasabı 1 Yaşında


Sene geçen sene, günlerden on iki, aylardan ağustos, saatlerden bilmem kaç. Blogcuya ilk yazımı yazıp arkama yaslanmışım... Sağlam bir ziyaretçi akını kopacağına eminim de kaç kişi gelir, kaç yüz tane yorum bırakır onu kestiremiyorum. Orkestram, süslü püslü yatağım ve ortalıkta koşturan yaramaz çocuklarım hazır. Limonatanın son limonlarını da sıkmışım, hatta elime bulaşan limon suyunu da ziyan etmeyip kafamı mesh etmek suretiyle parlatmışım. Herşey hazır.

On dakika, yirmi dakika, bir saat...
Gelen giden yok.
Oğlunun pipisini boş yere kestirmiş düğün sahibi kadar yalnız, şiirleri hiç okunmayan şairler kadar üzgünüm.
Peki benim ziyaretçilerim nerde anne?...

İşte onlar tam bir yıl içinde, ayaklarını sürüye sürüye ancak geldiler...
Blog neydi? Blog iyilikti, dostluktu. Blog emekti.
Blog klavyenin tuşlarını terayağ sürüp yemekti.
  
>>

12 Ağustos 2006' da başlayan "bloglama hobim" şüphesiz ki bazı şeyleri değiştirdi hayatımda,

  • Bunlardan en farkedilir olanı bilgisayar başında harcadığım sürenin artması oldu. Bu süreyi kısaltmaya yönelik çabalarım sürse de şimdilik alınan sonuçlar pek umutlu görünmüyor...
  • Blogcu daha önce hayatımda hiç edinmediğim dertler verdi bana. Mesala, züleyla burada ne demek istemiş olabilir, gibi... Hiçaslıyok nereyi kazanacak, gibi... A paz e ku goguşama şarkısını nasıl teklemeden söylerim, gibi... Doğuştan empatik bir insan olduğumdan diğer hayatlar kolaylıkla nüfuz eder içime ve sık sık başkalarının dertlerini düşünürken yakalarım kendimi. O yüzden sizden ricam, sakin sakin yazıp sorun çıkarmadan yaşamaya devam etmenizdir. Hele "ben blogu bırakıyorum, artık kazak örmeye başlayacağım" gibi şeyler söylerseniz çok fena gücenir, küserim...
  • Blog hobisinin bana bulaştırdığı en pis huy ise şüphesiz hırsızlık oldu. Blog faliyetimi sürdürmek adına çalıp çırpmaya başladım. Elim ilk önce arkadaş meyıllarına uzandı. Bir iki salladım, mesafeyi açtım yetmedi. Kişisel ve mesleki okumalarımı soymaya başladım; golf dergileri, memleketten getirilmiş kitaplar birer birer payını aldı. En son o uçsuz bucaksız, o sabaha kadar uzanan keyifli sessizliğe gözümü dikmiştim. Ve iflah olmaz bir hırsız olarak kendi uykularımdan çalmaya başladım. Ama çok şükür ki anladım, bunun sonu yok... Blogcuya zaman yetişmiyor. O vakit ben de kendimi geri çekip sakinleştim, azar azar yazdım. Malesef ki yeni arkadaş adaylarıyla ilgilenemez oldum. Çünkü yeni arkadaşlar yeni sorumluluklar ve yeni boş zamanlar gerektiriyordu. Üzgündüm.
  • Blogcu bana ömür boyu kullanacağım altın bir bilezik armağan etti: "Ctrl + A ve Ctrl + C" Artık yazdığım en küçük bir yazıda bile bunu kullanmadan huzur bulamıyorum. Mesala Mikrosoft Vörd benim için yedekleme yapıyor ya, ben "yok arkadaş" diyorum kibarca, bu devirde babana bile güvenmeyeceksin, Bil Geyts' e niye güvenesin ki? 
  • Blog, kendi adıyla beraber şablon, saydbar, onlayn yuzır ve renk kodu gibi ifadeler soktu dağarcığıma. Çaktırmadan öğretti bana hetemeleyi...
  • Ama hakkını yemeyelim, blog aynı zamanda yazmaya yönelik büyük bir motivasyon oluşturdu üzerimde... Evet, kendi kendine yazan, sağa sola birşeyler not eden biriydim önceden de ama gayet açık ki, sizlerle beraber paylaştığımız bu yazışma ortamı olmasa ben bir senede yüz küsür yazı yazmak için üzmezdim kendimi... Haa, yazdık ta ne oldu, orası ayrı...
  • Maddeleme güzel gidiyor böyle ama sizleri tekrar tarihçeye döndürmek istiyorum. Böyle özel günlerde adettendir.

Blog yazmak diye bir faaliyet olduğunu ilk kez bir gazeteden öğrenmiştim. Hemen gidip blogspottan bir arsa aldım ama o zamanlar çimento, demir fiyatları yüksek olduğu için bir türlü atamadım temeli. Bir vakit sonra, bir araştırma yaparken karşıma blogcu çıktı. Türkçe olmasından etkilendim ve blogspottaki arsayı müteahhite vererek kat karşılığı anlaşma yaptım (Şu aralar kabası bitmiş olan oradaki dairem zor zamanda sığınmak için beni bekliyor. Ama ilgilenen olursa kiraya verebilirim, aidatlar büktü belimi )

Blogcu' da karar kıldıktan sonra "sharquteri" adı ile başladım, bilenler bilir... Sonraları bu isme uyuz olup "sarkuteri" ile değiştirmek istedim. Maksat, Türkçe' nin kullanımına gösterdiğimiz hassasiyeti pekiştirmekti. Fakat siz de bilirsiniz ki blog adını değiştirmek, ancak tüm blogu toplayıp başka bir adrese taşınmak ile mümkün oluyor. Yani diğer bir deyişle bu iş benim gibi üşengeç bir adam için atomu parçalamak kadar zordu. Ama yaptım ben bunu, Aynştayn yardım etti... Yaptığım şey tam bir taşınma değildi aslında, arşivleme sistemini değiştirerek eski blogu bir arşiv portalı olarak kullandım. Böylece -hiç sevmediğim- aylara göre arşiv uygulamasına son verip kategorilere göre arşiv uygulamasına geçmiş oldum. Üstelik yeni arşivde tüm eski yazılara tek tık ile ulaşmak mümkün hale geldi.... Bütün bu işlerden sonra kendimi süper mutlu hissetmemek için bir nedenim kalmamıştı ama geçen hafta...

GELECEKTEN NOT: Bu bahsettiğim tüm arşiv uygulamalarını kaldırdım, an itibariyle tüm yazılar http://sarkuteri.blogspot.com/ adresinde toplanmıştır.

Geçen hafta şarküterinin asıl anlamını öğrendim. İçindeki "şark" kelimesine rağmen bu sözcük doğma büyüme Fransız imiş. Biz onlara hayran olduğumuz dönemlerde Türkçe' ye alıvermişiz. Hatta orjinal yazımı da "charcuterie" şeklinde olurmuş. Peki ne anlama gelirmiş? İşte, yazının başlığı yaptık ya anacım...

Yani bizim bir yıllık çabamız hep daha iyi bir domuz kasabı olabilmek içinmiş arkadaşlar... Adımızı çiğ düşmüş körpe çimenlere kazıyıp gurbet ellerde yaptığımız vatanseverlik gösterileri de hepten faso fiso kalmış. Ha sharquteri, ha şarküteri... Sonuçta domuzlara açılan bu bahtsız savaşa biz de ortak olmuşuz ya...

Fakat bu saatten sonra yapılacak birşey yok, kalkıp yeni bir blog ismi aramayacağım. Napalım, domuzluğumuzla barışmayı öğreneceğiz... Fransızlara inat, içimizdeki domuzu hiç öldürmeyeceğiz. Zaten yenmez olum o et, günah.

Sözlerime burada son verirken, iş bu kendimin, birinci yıl blog kutlamamı canı gönülden tebrik eder, gözlerimden öperim.


Artık nazardan bir yana korkum kalmadı.
Üstelik arka plan tamamen tahta...
Boncuğun yetmediği yerde tahtaya vuracağız galiba.
Çifte korumalı bu orjinal armağan için sevgili Zül' e çok teşekkür ediyorum.


Bu şirin doğumgünü pastası eski blogcu yeni vördpiresçi dostum Farmau' dan kargo ile tarafıma gönderilmiştir. Tarafım bu işe çok sevinmiş, pek bi mutlu olmuştur. Pasta özel seçim, gurbetlik ve yalnız insanlara göre... Kendimi acındırmak için söylemedim, yanlış anlaşılmasın :)


ÖNCEKİ YORUMLAR:  

Yazan:caglarbilir | Tarih: 2007-08-13 01:20:54
Konu: manyak herif geldi gene yapıştı yazıya diyecen ama
evet ben sobeledim hemen yazıyı.
yatar uyumaz, uyur kalkar bir hallere girdim yine.
buraya kadar bendi, geçelim...

doğumgünün kutlu olsun. en kral güldüren sınıflamasına göre birinci, takip edilen bloglar listesine errkek sınıfında, empati işini neetsek sınıfında da nasır olarak ödüllendirildiniz.

nereye gidersen git evin/etrafın kendi içindedir yaklaşımını şiar edinirsek eğer, o nasırdan bende de bir nebze var. ne alaka dersen... burda saat 0120.
saygılar.
............
Çok teşekkür ederim, çağlar. Ben de senin geçmiş blog yaşgününü kutluyorum. Burada bir klinik buldum, ameliyatla tüm empatini alıyorlarmış. Gamsız, dan dun bir adam oluyormuşsun. Fekat çok pahalı usta. Yani odun olmanın bile bu kadar zor olduğu bir dönemde yaşıyoruz :)

Yazan:hicasliyok | Tarih: 2007-08-13 02:44:11
Konu: Yorumcu Yıl Dönümüm :))
02:02
Benimkinin doğum günü de 19 temmuzdaydı ama yok puanım yok tatilim yok bana dokunmayan yılan bin yaşasıncılığım yüzünden böyle bi kutlama yapamadım :) Kurtlanmıştım demek dökmek senin bloga nasip olacakmış.

Sanırım ben biraz sonra dadanmıştım bloguna :)) Ondan sonra da öğrenci indiriminden yararlanarak blooona abone oldum :)
(itiraf ediyorum aslında ben öğrenci değildim o bandrol geçen seneden kalmaydı.. :) 

Hatta bi ara günlük yazdığımı bile hatırlıyorum :))))).. O kadar "evinizin rahatlığı"nda bi şarküteriydi burası. Kaldı ki ben şarküteriyi içinde parfümler, ojeler, takılar, tokalar olan bir yer diye bilirdim hep. Kim bilir belki de o sebepten denk gelmişimdir :))
Yine de yıllar yılı o sucuk zarını çıkarırken burnundan gelen ve sucuğu mundar eden bir kişilik olarak burayı sevmem zaman almadı. Çünkü burada domuz sucuğu bile olsa zar konusu problemi olmayan ve kıvırcık gür saçlarından yüzü seçilmeyen biri vardı :)))))...

Üstelik tam öss sonrası puanımı öğrenmemle yıkıldığım, sevgilimden ayrıldığım, "batsın bu dünya"sendromu yaşadığım (hatta abartıp balkona bile çıkmaya utandığım) bi zaman da beni güldürebilen (hatta güldürürken düşündürebilen -uff tmm zorlamayacağım parantezi- ) ayrıca rahat rahat uzayan parantezler kullanabildiğim bi yerdi.

O kadar "ş" ye "sh" diyenlere kızarken; her gün şarküteri'ye gitmek için "shar" yazdığımın farkında değildim. İnsan sevdiği yeride rahatsız olmuyor demek ki.

Buraya taşındığın iyi oldu. Hem beyaz ya her yer, kuzeye bile baksa aydınlık oluyor insanın içi :)
Yazı yazmanın sorumluluğu olduğu gibi yorum yazmanın da sorumluluğu oluyor insanın üzerinde. :) Tam bir yıl olmasa da yakında bir yıllık ziyaretçin olacağımdan dolayı ben de kendimi tebrik eder, gözlerimden öperim :)))

Blogunun yeni yaşı haylı, uğurlu, çok kocaman kutlu, bi de demezsem içimde kalır "çok aşırı feci" olsun :)) Umarım: Yakında diş bulguruna da geliriz, zamanla sünnetine, hatta regl partisine(!)
(artık cinsiyeti neyse:))))) )

Sevgilerimle YEC
kibariye
02:42

(Not: Çağlar'ın yorumunda saati görünce yazmaya başladığımda ben de başına koyduydum ama bi sürü "engel" çıktığı için bu yorumu tamamlamak kaç dakika sürdü hesap ediverin :)

mandalinAslı
...........
Aslıcım hoşgeldin, senin blogun geçmiş yaşgünü de kutlu olsun. Bileydik, hep beraber bir parti yapardık. Eh sağ olan büyüyo teyzesi... Daha ilk zamanlarını bilirsin sen onun.

Pasonun tarihini görmüştüm aslında ama ses çıkartmadım. Niye çıkarayım yahu, böyle düzenli okur bulmuşuz....
Çok feci, pis, ultra teşekkürler kiboş...
Sonucu merakla beklemeye devam ediyoruz bu arada, nooldu tercihler?...

Yazan:jidotakafu | Tarih: 2007-08-13 03:07:09
Konu: la la la iiiii la la la iiii
Yuce Rabbim muruvvetini de gormeyi nasib etsin Yecaittincim ...
Valla pek emegin var ustunde hakettin sen bunu...
Uzun uzun biseyler yaziim diyorum
lakin saat cok sacma sapan bi zaman diliminde takilmakta su dakikalarda...
Ikina ikina ancak bu kadarini cikarabildim Kuzucum ...
Hadi opsun Jido teyzesinin elini hediyesini verecem...
...........
Hadi öp çocuum jido teyzenin elini... Kusura bakma utangaç biraz, bana benzemiş... Teşekkür ederim jidocum, senin yokluğunda blogcu hep biraz eksik kalıyor haberin olsun.

Yazan:Dolfin | Tarih: 2007-08-13 03:50:51
Konu: kutlamamı varmış burada? :)
yecim seni tanıdığım için çok mutluyum... anlamı ne olursa olsun şarküteri adında bir blogcu dostumun olmasından ötürü kıvanç ve gurur duymaktayım... blog sahibi olma konusunda yazılan herşeye yürekten katılıyorum. hakikaten alıntılarla doldurmak istemediğin bir bloğun olmasını istiyorsan eğer bu işe yürekten emek ve vakit harcamak zoruda kalıyorsun. bu zevk olduğu ve eziyete dönüşmediği sürece harika bir uğraş... umarım dostluğumuz her daim baki olur ve ilerde bir gün seninle bire bir, kanlı canlı, yüz yüze tanışabilme fırsatımız olur... bakarsın bir gün bende pat diye amerikada almışım soluğu :)

bloğunun 1. yılı kutlu olsun.
............
Kayıp dolfin, nerelerdesin sen? Bilmukabele dolfincim, kim bilir belki birgün bir yerde buluşuruz. Kayahan ve yolu sevgiden geçen diğerleri de olur belki orada :)
Yalnız senin yazıları tamamen kitlemen hoş olmadı, arşive bakardık hiç olmadı...
Çok teşekkür ederim, iyiki varsın.

Yazan:Dolfin | Tarih: 2007-08-13 03:54:06
Konu: söylemeyi unuttum
bu arada türkiyedeki saat durumu şu anda 03.50 ve ben hala vampir misali ayakta sürünüyorum. sevına bolca gülüp alay edersem olacağı budur tabii :)
ps: bu arada yorum düzeltme hakkımı geri istiyorum! lütfen...
..............
haa, farkettim farkettim. siz benden daha çok yaşıyorsunuz pasifik saat diliminde... Gelin değişelim zaman dilimlerimizi, ben bir dilim de karpuz alayım.
Dolfincim, benim yorum düzeltme açık, hatta silme de açık. Sanırım sen sisteme girmeden yorum yaptın, ondan olmuş alabilir...

Yazan:hbasak | Tarih: 2007-08-13 11:43:27
Konu: tebrik mesajı
Sevgili Yec ve içindeki domuza mutlu bir birliktelik ve bu birlikteliğin ürünü nice dünlük, şiir, kısa, vidyo dilerim... Onlayn yuzırlarınız bol, yorumcularınız daim olsun.
Sürekli ziyaretçiniz
hbasak.
.............
Başakçım yorumlarınla beni yazmaya motive eden pek sevdiğim bir blogcu arkadaşımsın. Ben de senin blogun takipçisiyim, valla nasıl yetişiyorsun bu kadar çok etkinliğe, geziye? Ben gezmedim o gezdi, diyesi geliyor insanın her seferinde :)

Yazan:zuleyla | Tarih: 2007-08-13 12:12:46
Konu: ZuLeyla Yec'e dedi ki:
La Charcuterieeee... Sevgili sobe arkadaşım... Dostum...
Ne çabuk büyüdü bu bebe... Ne mutlu bana ki bu bebenin daha doğduğu günü bilenlerdenim...
Bu sayfa bizi hep çok güldürdü yeri geldi hüzünlendirdi yeri geldi sevindirdi yeri geldi düşündürdü...Hep sarıp sarmaladı bizi... Nice yıllar daha hep sarılınıp sarmalanalım dilerim...

Yeri gelmişken söyleyeyim... senin blog ismini çok seviyorum ben... çünkü çocukluğumu, çok sevdiğim minicik fransızca sınıfımı hatırlatıyor bana...
ya gördün mü bak hakikaten domuz kasabı deyip geçmeyecekmişsin duygulandırıyor insanı...

Aslında yazmak istediğim daha bir sürü şey var da... toparlayamıyorum bir türlü... şöyle bir özet yapsam; iyi ki tanıdık seni, iyi ki varsın desem... olur mu?
Hem söyleyemediklerimi de sen anlarsın eminim...

SENİ ÇOK SEVİYORUZ YEC...

elim boş gelmeyeyim dedim... bu da hediyem olsun...
http://img.blogcu.com/uploads/zuleyla_yecinblogdogumgunusuicin.jpg

not:annem bana salak dedi...
..............
Karar verdim, yıldönümü kutlamalarımı yılda üçe çıkartıyorum. Ne güzel fiiidbekler, geribeslemeler aldım yahuuu. Obez bile olabilirim, çok müsaitim...
Züleyla da en eski destekçilerimden biridir. Sadece ben değil blogcudaki pek çok kişiyi beslemiş büyütmüş, yememiş yedirmiş bir insandır. Çok fazla blog okuyor, hayranım...

Dışarıdan yorumları okuyan insanlara sesleniyorum, yok, körler sağırlar birbirini ağırlar pozisyonu gibi algılanmasın. Ben valla herkese içten yazıyorum bu yorumaltlarını...
Bak bir kere söylüyorum, bir daha tekrar etmeyeceğim:

Züleyla pırlanta bir insandır, böyle bilinsin.
Siz annesine bakmayın onun :)

Feci güldüm annenin yorumuna (Nasıl oldum sorusuna yönelik)
Armağanım da bardağı taşıran son nokta oldu, hepten şımardım.
Mucho mucho gracias!

Yazan:acikdeniz | Tarih: 2007-08-13 13:48:48
Konu: blogun doğum günü
Az zaman oldu bu blogu keşfedeli ama iyi ki diyorum...
Blogunun doğum günü kutlu olsun...
Nice yıllara Yec
............
Oradaki "keşefetmek" sözü başlıbaşına bana yeter.
Saol açıkdeniz estaaaaafurullah.
Bu arada sen kepengi kapatıp gitmişsin yahu... Hayırdır?

Yazan:ömürcek (fabrikaayarlari) | Tarih: 2007-08-13 16:38:57
Konu: nice yıllara..
Blogunun doğum günü kutlu olsun.. Nice yıllara Yec..
...........
Komşu blogtan bir dost ses. O fabrika ayarlarına döndü...
Teşekkür ederim ömürcek. Hep beraber, nice yaşlara.

Yazan:ipeksol | Tarih: 2007-08-13 18:22:51
Konu: düş
ayyy..içim bir hoş olduuu..duygulandım..hani şarküteri logosu hazırlamış yollamıştım sana..
ne günlerdi o günlerrr...şimdi kendi şablonunu kendin hazırlıyorsun..
gönlünce sebebsiz güldüren yec
..........
Teknik destek konusunda ilk başvurduğum kişiydi syrus. Kendi blogunu bu kadar sık değiştiren birinin profesyonel şabloncu olduğunu düşünmüştüm. Fazla söze ne hacet, düş en baştan beri vardı. En kenarda kalmış şiirlerimde bile düş yorumları vardır. İyiki tanımışım onu.
Teşekkürler ipek.

Yazan:isimsiz | Tarih: 2007-08-15 12:19:49
Konu: *
YA yec ben geciktim ama mazeretim vardı?
İyiki doğmuş bloğun ve umarım uzun seneler boyunca buralarda kalırsın hep.
............
Bir ipucu yok ama sanırım bu kurbağa farmau... Çok saolasın farmau, pasta da pek şık, dayanamadım koydum sayfaya.

Yazan:imbirgaripsinbirgaripler | Tarih: 2007-08-15 18:45:47
Konu: nice yıllara
valla bende elde olmayan sebeplerden dolayı doğum günü partisini kaçırdım yec.
nice yıllara deyim.iyiki rastlamışım bloona.çok şey öğrendim,okurken çok eğlendim.o kadar uzakta olmana rağmen yakın bir arkadaşımmışsın gibi hissettim hala da hissediyorum.sen yazmaya devam et e mi?
............
Saol imbirgarip, öğreten mi dedin? Estağfurullah, geyikçi adamız biz. Asıl öğreten sen olacaksın yakında di mi?... Uzaklar muzaklar yalan olsun.

Yazan:nsysr | Tarih: 2007-08-15 20:12:49
Konu: kutlu, mutlu, sulu olsun :D
her ne kadar ben blog yazmanın zor bi zanaaaaat (a'lar kaçtaneydi yaff :p) olduğunu anlayıp araverdiysem de hemenhemn hergün bloguna bakıyorum acep yeni bişi yazmış mı die. ben öle uzun yazı okumayı sevmem -Çağlar Bilir duymasın - ama seninkileri okuyorum valla. Öle işte..
Kuraklığın içinden :p
..............
Saol nsysr, desteğini hissediyorum, teşekkürler. Blog yazmak zor, yani zaman bulmak zor esas... Kuraklık zor, burası da yanıyor ama iki günde bir gelen yağmurlar serinletiyor ortamı. Başka zor olan bişey yok, teşekkür ederim.

Yazan:atkadehielinden | Tarih: 2007-08-16 17:12:15
Konu: efendim
siz her ne kadar yeni kişilere açık olmadınızı söylepi tüm kapıları yüzüme kapamış olsanızda ben yüzsüzlük edip içeri giriverdim hem merak etmeyin öle sandınız gibi zaman kaybı olmam :) öncelike geç kalmış olduğum yaşanızı bi kutlayım vatana millete hayırlı uğurul olsun :)
............
Teşekkür ederim atkadehielinden, aslında eskiden tanıdığım insanları da ihmal ediyorum bol bol, o yüzden adil oılduğum söylenebilir. Kapıları kimseye kapamış olduğum yok, buyur gir, kendine bir içki al :)

Yazan:Dolfin | Tarih: 2007-08-16 20:14:47
Konu: ...
http://img47.imageshack.us/img47/7109/kutlama01dz5.gif
buda benden olsun o halde :)
....................
Dolfinişka saolasın, beraber nice yıllara...

Yazan:drunk | Tarih: 2007-08-16 23:40:12
Konu: ...
İçinden fışkırıp buralara saçılıyor yazıları sanki...
Nice yıllara.
............
Saol drunkçığım, istifra etmek gibi diyosun :)

Yazan:sertalpbilal | Tarih: 2007-08-17 00:51:12
Konu: :)
Hayırlı olsun abi gerçekten çok şaşırdım şu şarküteri meselesine.. Umarım daha yüzlerce yazı daha yazarsın :) seyrek yazıyorsun gerçi ama yeni yazın geldiğinde okuması güzel oluyor.. Nice yıllar :D
...........
Teşekkür ederim sertalp, şaşırtıcı ama gerçek.... Seyrek mi, ben çok sık yazdığımı düşünüyordum :)

Yazan:dilsizmutercim | Tarih: 2007-08-17 06:20:51
Konu: Esselâm...
Merhaba Yec;
daha evvel de okudum bu kutlama yazını, ama yorum yazmada hayli geç kaldığımın farkındayım. Geçenlerde dalgınlıkla yeni fırından çıkardığım tarçınlı kurabiye tepsisinin (pastalar hediye edilmiş, nazar boncukları, ben de ilk olarak Nasreddin hoca misali tarçın kokusu bırakayım yorumun ilerleyen dakikaları neler gösterir bilemem ) yerini değiştirmek için dalgınlıkla elimle tutunca başıma gelenleri mazeret olarak kabul buyurmanı rica ediyorum. Ne de olsa bir gazi bloğunu ziyaret ediyor az bir şey mi:) Benim için bloğun farkettiğimden bir başka deyişle keşfettiğimden beri:) hep bir tebessüm kaynağı oldu... Bu gurbet elde bendeniz için bulunmaz hint kumaşı gibi birşey bu... Bu güzel samimi yazılarınınn birçoğunu imkan buldukça arşivliyorum. Sağolsın...
Ben de sana acizane halimle de ucundan köşesinden örtüşen seveceğini düşündüğüm Ravel'in savaşta sağ elini kaybeden bir piyanist için yazdığı "sol el konsertosu"nun bulabildiğim bir kaydını manen armağan ediyorum;
http://youtube.com/watch?v=CPrc0LaiCxk
http://youtube.com/watch?v=0g7D3KQB3_E
sevgiyle...
.............
Tarçınlı kurabiye mi? Gerçek mi?
Teşekkür ederim mütercim, geçmiş olsun, elini mi yaktın?
Ravel in sol el konçertosunu canlı olarak ta dinlemiştim, öyle bir yazmış ki adeta iki el çalıyor...Teşekkürler, çok makbule geçti.
Haa, eldiven kullanmayı unutma gelecek sefere...

Yazan:farmau | Tarih: 2007-08-18 03:38:52
Konu: *
Bak nasılda anlamış ben olduğumu hemen yec;bu aralar direk yorum yazmaya girişince girş yapmıyorum ve bunu da sonradan farkediyorum.:))

Pasta nie tek kişilik açıklama yapayım hemen
şimdi fazla pasta demek fazla kalori demek ,fazla kalori göbek demek,göbek demek çinli yengelerimizin göz zevkinin bozulması demek :))farkındayım bu açıklama pek mantıksızdı tamam doğruyu söyleyim Yec o zaman ,tek amacım yalnızlığını bir kez daha hatırlatmaktı sana,kötüyüm ben kötüyüm(dur bi de şuh bir kahkaha atayım tam olsun)
Ne diyorum ben allaşkına?
............
Farmaucum, sevın ayrılınca bermuda şeytan üçgeni bozuldu, uzak doğu kültürü ile ilgilenmiyoruz artık :)

Yazan:sehrayin | Tarih: 2007-08-19 02:29:13
Konu: nice bir yıllara :)
Burada olduğun ve gitmeyi düşünmediğin için teşekkürler.
Aslında - aldığın hediyenin ardından- teşekkür eden sen olmalıydın ama ortada hediye falan olmayınca neye teşekkür edicen tabi? Güzel bir hediye hazırlayamamanın ezikliğini taşıyorum ama biraz hazırlıksız yakalandım kusuruma bakma.
Nice yıllara Yecaittin Yecoviç (nedense hep yecaittin yechüsrev diyesim geliyor :))
.............
Aman canım hediye şart değil, şehrayin. Sen buralara kadar gelip yorum yapma zahmetine girmişsin, daha ne isteyeyim ben?
Yechüsrev deyince benim aklıma da Alaattin Keykubat geldi.

Yazan:figoltx | Tarih: 2007-08-19 21:32:24
Konu: Nice Senelere...
Cok guldum sarkuterinin anlamina, halen de gulmeye devam ediyorum :-))))
Ama benim tanidigim yec usenmeden tasir blogunu haso turkçe koklere sahip bir isimli yeni adresine. Merak etme biz seni orada da buluruz...
Nice seneler diliyorum domuz kasabina....

Ha bu arada 1 senedir Angola'dayim ama halen benim de dilim donmuyor " A paz e ku goguşama" sarkisina...
...........
Valla figoltoks, sen yine gül de, senden bir uyarı bekliyorduk aslında. Bugüne bu gün Fransız ca bilen kaç blogcu arkadaşımız var burada?
Umarım ailenle güzel bir tatil geçirmişsindir, kendine iyi bak, teşekkür ederim.

Hiç yorum yok: