13 04 2009

Salsa Maceraları 2


Okuyanlar hatırlar, Latin dansları ile geleneksel Türk danslarını karşılaştıran bir yazı yazmıştım geçenlerde... Ulusların kadın-erkek ilişkilerine bakışlarını yakalamaya çalışan bir yazıydı. Biraz yakalar gibi olunca nedense yarım bırakıp uyumaya gitmiştim. O gece rüyama girmedi konu. Sonraki gecelerde de girmedi. O yazı rüyama hiç girmedi. O yazı rüyama niye girsindi hem? İlahi okuyucu, sen de ne biçim beklentilerle okuyorsun... Blog sakinlerinden Çağlar arkadaşımızın da öngördüğü gibi ben o yazıya sittin sene dönmeyecektim, belki sittin birinci (61.) yıldönümünde biraz kendime gelip "allahım neydi bu bitirmeye söz verdiğim yazı?" diye işkillenebilirdim. Ama 90 yaşında bir adamın işgillenmesi ne kadar huzursuz ediciyse o kadar huzursuz olacaktım. Yani "koy Goethe, rahvan gitsin" deme ihtimalim çok yüksek olacaktı. Neyse ki bu ihtimal ortadan kalktı sayın okuyucu. Yıl 2009 ve ben kollarımın kendinden sıvanmış olmasının verdiği avantajla (üzerimde tişort var da) yazıma başladım.
 
>>

Salsa deyip geçmemek lazım. Güney Amerika mutfağında salsa sosu vardır; acılı, biberli, dometesli birşey. Salsa dansı ise bir o kadar datlı. Dadından yinmez bir figürler silsilesi. Tabi konuyu bilmeden atıp tutmanın faydası yok, o yüzden salsa kursuna yazıldım iki hafta önce. Amaç bu dansı bizzat uygulamalı öğrenip yazıyı ondan sonra kaleme almak, dersem yer misiniz bilemiyorum? Yiyenler yemeyenlere yediriversin bir zahmet.

Geçen pazar ilk dersime gittim. Türkiye' de de büyük şehirlerimiz başta olmak üzere bir çok ilimizde salsa ve latin dansları kursları, hatta akademileri olduğunu biliyorum. İstanbul' da bir tanesinin provalarını izlemişliğim de oldu. Ama şu an bulunduğum yer itibari ile "salsa" peynir ekmek gibi bir ihtiyaç! Nüfusun büyük bir çoğunluğunu Latin amerikalı göçmenler oluşturduğu için bir işsize, bir de salsa bilmeyene kız verilmiyor bu topraklarda. Doğal olarak birçok kişinin bildiği şeyi öğreten kurum sayısı az. Türkiye' de halay çekme kursu aramak gibi birşeydi benim yaptığım. Ama buldum. Hem de dört sokak ötemde bir kurs varmış! İnternetten bir iki salsa videosu izleyip iyice gaza geldikten sonra gitmemek için bir engelim kalmamıştı.

Amerikalılar' ın "önce öde, sonra çık git" sistemi malesef ki burada da yerini bulmuş. Daha merdivenlerin başında, havaalanı "çekin" masası ayarında bir masa karşılıyor sizi. Masayı aşmadan salsa kursuna girmek mümkün değil. "Ben kullanıcı değilim, izleyicim hanfendi" deseniz de kar etmiyor. Parayı veriyorsanız girin -ki bir gecelik kurslar da mevcut- vermiyorsanız İzmir marşı ile geri dönün.

Sıra bana geldiğinde doldurmuş olduğum formu görevli bayana uzatıyorum. "Demek bir aylık programı seçtiniz -güzel- kredi kartınızı aliim" diyor ve sonra işaret parmağımı istiyor. Ben saf saf parmağımı uzatınca da "beyefendi parmağınızı sikenıra koyacaksınız" diye uyarıyor. Tabi canımızdan bir parça, bir türk evladı olarak adı "scan" ile başlayan birşeye kolay kolay temas edemiyoruz. Asker aynası büyüklüğünde, parlak bir aparatmış bu parmak sikenırı... Gözümü karartıp parmağı basıyorum! Daha önceleri "diit" diye ses çıkardığını duyduğum alet bana "diit diit" diye ses veriyor. Çok içerliyorum... Kadın kendi sağ işaret parmağını sol elinin avuç içine yapıştırıp sürtmeye başlıyor! İşitme engelliler dilinde "buralarda sürteceğine eve git yat" anlamına gelmesi muhtemel bu işaret, işitme engeli olmayanlar için "arkadaşım parmağın terli olduğundan alet okuyamıyor, avucunda siliver" anlamına geliyormuş. Bunu da kibarca ama telaşlıca yapılan açıklamalardan sonra anlıyorum. Arkamda bekleyen bir düzine insan var. İlkokul bilgilerimizi tazeleyecek olursak; Düzine 12, deste "10" anlamına gelmekte.

"Ali desteden bir kağıt kesti" cümlesindeyse şaşırtmaca var, burada deste 52 anlamında kullanılıyor (89, Devlet Parasız Yatılı sorusu)

Neyse parayı ödeyip parmağımı hayırlısı ile tarattıktan sonra artık içeri girmeye hazır olduğumu düşünüyorum. Ne yazik ki değilmişim! Bu sefer havayolu şirketinin diğer görevlisi "sağ elimi" uzatmamı istiyor. "Fesupanallah!" Bu işin sonu pek iyiye gitmiyor. Bu hızla birşeyler uzatmamı isteyeceklerse kayıt prosedürü "beyefendi, sünnetli olduğunuz için salsa dansına uygun görülmediniz" diye bir açıklamayla sonuçlanacak... Zaten sünnetli sünnetli salsa yapılmaz, acır...

Sağ elim geri geldiğinde bu şekilde gözüküyor.


Koluma takılan yeşil LEVIL -1 bandı, kursa yeni başladığımı ve çaylak olduğumu ifade ediyor. Dansta daha yetkin olan sarı, mavi ve kırmızı kuşak ablalarımız, ziyadesiyle abilerimiz bizlere "mini mini birler" gözüyle bakıyor.

Garip olan her levıldan öğrencinin bir arada ders görmesi. Altı farklı grup sahanın altı farklı yerinde çalışıyor. Saha dediysek Ali Samiyen aklınıza gelmesin. Gündüz İtalyan restoranı olan bina, akşamınan (hep bu şekilde kullanmak istemişimdir) dans pistine dönüştürülüyor. Her grupta ortalama on kişi olduğunu varsaysak, 60 kişi (sittin kişi) kıyır kıyır dolduruyor alanı. Sıkıysa bu kalabalıkta kendi öğretmenini duy, ayaklarını takip et ve dans öğren! Bir parça birşey öğrendiysen onu, her yirmi dakikada bir giren uygulama müziğine oturtarak çalış. Zor. Ama imkansız değil. Birkaç bocalamadan sonra alışmaya başlıyorum. Zaten genlerimizde yetenek var, anamız Küba' da doğursaydı şimdiye dek kesin kara kuşak salsacıydık.

Bilhassa bekar erkeklere tavsiye edebilirim şu iki derslik gözlemlerimden sonra. Arkadaşlar ortamda güzel bayanlar var. Dans etmeyi seviyorlar ama dansa ilgi gösteren erkek sayısı az. Bu ortamda hiç yoktan değer kazanıyorsunuz. Ödemiş' ten bir çuval patates alıp İzmir Özkanlar pazarında satmak gibi bir şey. O kadar farkediyor. Salsaya gidiniz! Partnır bulamayan bayanlara partnır olunuz. Hoş ben bir kereye mahsus erkek erkeğe dans eden bir çift (?) te gördüm. Ama bunu Miami' nin geniş mezhepliliğine vereceğiz. Kursumuz malesef guy' lara açık olduğu kadar gay' lere de açık. Ama bu gibi faktöreler sizi yıldırmasın. Bizlerin muhattabı bayanlardır. Bayanlar içinde de erkek arkadaşı olmayanlar tercihimiz elbette. Bu salsa kursu öyle acayip yer ki, kız-erkek arkadaş dinlemiyor. Paylaşımcılık esas. Dersin başında halka oluyoruz. Temel adımları kısaca çalıştıktan sonra en yakındaki bayanı yakalıyoruz. iki üç dakika kadar çalıştıktan sonra öğretmen cennetten gelen o cümleyi söylüyor:

"Baylar, bir sağdaki bayana geçin"

Allahım hiç bitmiyor bu. Kızlar sabit, erkekler hareketli olduğundan sağınızda sürekli eşsiz bir bayan oluyor. Bir üç dakika kadar yeni bayanla dans ettikten sonra bir sağdakine... Gerçek hayatta da böyle olsa ne şahane olurdu bir düşünsenize! Kız arkadaşınız çok fazla konuşup başınızı mı ağrıtıyor? Bir sağdakine geçin efendim. Randevularına zamanında mı gelmiyor? Bir sağdaki... Alışverişte kendini mi kaybediyor? Sağdaki efendim. Yalnız halkanın yeterince büyük olmasına dikkat etmek lazım. Dönüp dolaşıp aynı kıza denk gelmek te var işin ucunda.

Bizim levıl' daki (levıl 1) çiftleri gözlemledim biraz da. Yavrum, yazık bunlar beraber dans öğrenmek, sosyal bir aktivitede bulunmak adına gelmişler ama birbirlerini göremiyorlar! Kız, tesbih taneleri gibi akın akın gelen erkeklere ayak uydurmaya çalışırken, oğlan da yan gözle onu kesiyor. Empati sahibi bir insan olarak rahatsız oluyorum. Arkadaşının bisikletini ödünç almak gibi başkasının kız arkadaşıyla dans. Yanlış bir hareket yaparım da bir yerini çizerim diye tetikte sürüyorsun "Lan oğlum bir turdu hani, versene artık" diye bağırması bile muhtemel arkanızdan :) Böyle durumlarda söylenecek en güzel söz tabi ki "sen her zaman binersin yav " olmalı.

Bir de geçen hafta ailecek gelenlere rastladım. Baba, anne, iki kız ve bir oğlan çocuktan oluşan çekirdek ailenin tüm bireyleri levıl bir grubuna kaydolmuşlar... Laf aramızda anne hanım teyze pek yeteneksizdi dansa. Herkes anyaya, o konyaya doğru atıyordu adımlarını. Tabi partnırın yanlış yapınca sen de yanlış yapıyormuşun gibi gözüküyor. İttifak devletleri yenildiği için Osmanlı' nın da yenik sayılması örneğini anımsayalım. O an bağırmak istiyorsun baba bey amcaya:

- Amcacığım lütfen karınıza sahip çıkın, başka erkeklerle dans ediyor. Bir dost.

... diye. Ama kızlar allah için hoş. Biri utangaç, biri rahat. Rahat olanını dersten sonra dansa kaldırdım. Maşallah pek bi şirin, pek bir sek sek atıyor adımlarını. Anne baba duvar dibinde bizi izliyor. Kızlarıyla gurur mu duyuyorlar, bana uyuz mu oluyorlar pek ayırdına varamadım.

Evet, kursumuzun belki de en güzel yanı ders sonrası, canlı müzik eşliğinde salsa gecesi düzenlenmesi. Bu eğlence dışarıdan gelen konuklara da açık. Tabi henüz iki ders bitirmiş bir öğrenci olarak pozisyonlarım pek kıt. Tutuyorum döndürüyorum, döndürüyorum tutuyorum. Ve bunlar ard arda gelince sürekli tutup döndürüyormuşum gibi oluyor. Gibisi fazla, kızcağızı topaç gibi döndürmekten başka bir halt bilmiyorum sayın okur. Bu yüzden ders sonu danslarında bayan hocalarla ya da siyah kuşak sahibi ablalarla dans etmeye çalışıyorum. Malesef bileğimizdeki yeşil bileklik alın yazısı gibi parladığından dolayı çok nadir başarılı oluyorum. Şu ana kadar dört kere deneyip birinde başarılı oldum. Sağolsun levıl beşin hocası elimizden tutup bir iki figür gösterdi. Ben kendi başıma yine yapamam onları ama bir itici güç olduğunda bu işi başarabileceğim ortaya çıktı.

Derslere devam. Yeşil kuşaktan sonra sarı var sanırım. Hedefim bu. Üç puan değil, turu geçmek... Şampiyonluk umudum ise Sivasspor' dan az değil.
 

14 yorum:

Adsız dedi ki...

ben çok severek okudum yazını..
kıkırdayarak aralıklı olarak..

güzeldir salsa..
izlemesi de yapması da..

aman bele dikkat diyorum ben tam bu noktada..
latin dansı üzerine bi çeşitleme olsun diyerek..=)

atalet..

beyaz gelincik dedi ki...

hadi bakalım yec,
kim tutar seni
yüzümüzü kara çıkarma...
evde dvd keyfi yapıp,
öğrenmek de güzel...

oya dedi ki...

:))) süperdi yec..
özellikle de kayıt anı süperdi..
çok güldüm :))

ama sen bu yazıyı yazınca aklıma,
bizim memlekette olması muhtemel herhangi bir dans kursunda
sağdaki bayana geçme durumu olsa,
yurdum erkeklerinin vereceği tepkiyi düşünüyorum da,
ouvvvvvvv..
çok acaip olurdu..

hani olur ya,
böyle taze çiftlerden dişi olanı tutturur:
"ay hakaaan salsa'ya gitsek ne güzel olur dı mıığğ?"
"salsa erkek adamı bozar!"
"ama nütfeeennn!"
"iyi iyi bakarız.."
kursta:
"aynur.. kursta seni ellemeyen adam kalmadı!"
"saçmalama hakan! o zaman sen de bir sürü kadını elledin?"
"aynı şey değil! bir daha gelmek yok!"
"offf hakan!"
"off mofff anlamam.. yok dedim mi yok!"
kurstan sonra:
"aynur.. o iri herifi mi düşünüyorsun?"
"hangi iri herif?"
"hani salsada dans ettiğin.. çok keyifli görünüyordun.. benden daha iyi dans ediyordur tabi .bne!"
"uffffffff hayattan soğuttun hakan"

gibi gibi..
böyle eş değiştirme olayları bizi bozar yec..
memleket daha buna hazır değil..
ama sen keyfini çıkar..
değiştir değiştirebildiğin kadar :)

he bir de,
videoya çeksene..
ne güzel olur salsa yaparken izlesek seni :)

alpernatif dedi ki...

ben bilirim
"YEC bir salsa dünyalar durmaz önünde" derken yazı geldi

Oya'ya katılmamak elde değil
burada olsa kan çıkar(tırım)

giderken yanımda kendi eşimi götüreceğim,sonra herkes benim eşimle salsa
yok ya ?

da
ben yazıya koptuktan sonra kim salarsa salsın önemi kalmadı

çok güldüm yafu :D

gibi dedi ki...

Ben okurken bu kadar keyif aldıysam işin kendisini düşünemiyorum:;)Tabi durumu yorumlama da harika..

.. dedi ki...

güldürdünüz beni Yec 8)

Şarküteri dedi ki...

ATALET:
Bele niye dikkat? Beli sabit tutmak gerekiyor o yüzden mi? Serde trakyalılık var, biraz zor olacak o iş. Rinaaa, rina, rinaaa.

BAYAZ GELİNCİK:
Beyaz gelincik, herşeyin keyfini evde yapa yapa evde kaldım gördüğünüz üzere :) Yaş dayandı otuza, biraz dışarı çıkayım, sosyalleşeyim diyordum. Salsa bahane, dans şahane!

OYA:
Oyacan, sana yeni bir yazı yapaydık bu yorumdan. Yurdum erkeğinin tepkisini çok iyi yansıtmışsın, aynen öyle. Nedense müzik, dans, koro vs faliyetlerde hep bayan miktarı çok olur erkeklerden. Faliyetlerle ilgilenen birkaç garibim erkek te kötü nitelendirmelere hedef olur. Şu delikanlı ağır abi tiplemesi talep görüyor ama ülkemiz kızlarından... Baba modeli böyle olduğundan sevgili modelleri de bu yönde gelişiyor çoğu zaman. Yani arz talep meselesi bence. Geçende bir yerde gördüm, aslının bloğundaydı galiba.. İçmeden oynayana delikanlı denilmez, gibi birşeydi :) Yahu, ben üç biradan fazla içemem, napayım oynamayayım mı yani?

ALPERNATİF:
Bir of salsam karşıki dağlar yıkılır. Bugün posta günü canım sıkılır... Hocam, yarin dudağından gayrı herşeyde heryerde, hep beraber diyebilmek için demiş Nazım Hikmet. Sonuçta bizde dudaklara dokunmuyoruz. Salsa mübahtır, namahrame meğil edilmedikçe tatbikinde bir mahsur yoktur :) Eşlerinizi getirebilirsiniz.

GİBİ:
İşin kendisi zevkli tabi. Bu hafta gidemedim çalışma saatlerim değiştiğinden çok moralim bozuk. En kısa zamanda ayarlamam lazım.
Teşekkürler Gibi.

SAKLANAN BAYAN:
Özür dilerim, istemeden oldu :)

zahiri dedi ki...

Hep derim mizah yumruk gibidir..
kime nasıl vuracagını iyi bilmeli insan...Yazılarınızı cok sevdim..infonuzda belirttiginiz gibi blogunuzdan hemen cıkmadim.. ve gercekten bu kalemi cok sevdim...


Biz de yeni Edebiyat Sitesi olma yolunda bir site actik.. yeni yelken almaktayiz.. istiyoruz ki bu yolculuğumuzda sizin gibi kalemsörler olsun.. paylastiklarinizi paylasimdan yana iseniz. sitemize bekliyoruz gelirseniz onurlandıracaksiniz

http://edebikelam.com

zahiri dedi ki...

http://www.edebikelam.com

Şarküteri dedi ki...

ZAHİRİ:
Merhaba, güzel yorumlarınız için teşekkürler ayrıca estağfurullah. Kalemşörlük şu yanda dursun, biz bu yanda... Sitenizi gezdim, güzel bir oluşuma benziyor lakin ben buraya bile yeterince ilgi gösterememekten yakınıyorum. Başka bir site için yazı yazmam şu anda mümkün gözükmüyor. Ama arşivden seçtiğim bazı yazılarımı gönderebilirim isterseniz. Saygılar.

ASLI dedi ki...

Sanatın her dalına nedir bu yeteneğin YEC; tebrik ediyorum. Benim kankam Burak'da "illa biz de gidelim salsaya aslı, yanımda kız olursa güven veririm diğer kızlara.Tek gidince kaçıyolar." dediyse de kullanılmamak adına reddettim. "Peki ya tango?" dediyse de ı-ıh..
Dansa yeteneğimi köreltiyor bu sanat dışı amaçlar.. :)
Kolay gele..

Şarküteri dedi ki...

Tek gidince kaçmıyorlar aslında, Burak' ın bence yanlış bir tespiti var. Ama belki Türkiye' ye özgü bir durumdur. Tek gezen erkeklere yaklaşmayın, diye bir karar almış olabilirler... Valla yazık olmuş Aslı, keşke gitseydiniz.

Çağlar dedi ki...

Hah ben de gidip gelip düşünüyorum bu yazıya neden yorum yapmadım diye. anladım ki öküzüm. neyse, tutunamayanlaştıramadıklarındanım ben hala. o nedenle yazarım yorumumu. gitmeden önce de bi hatun vardı derim yılar önce benim de bir heves katıldığım eşli danslar kursunda. kocaman memeleri vardı derim utanmadan. ama işte ne yaparsın, beceriksizlik bizim hamurumuzda esas katık. kalmıştı o da öyle.
hadi eyvallah, gelirim yine.

Şarküteri dedi ki...

ÇAĞLAR: Senin yorumu burada unuttuk. Koca memeler, hamur, katık kelimeleri aklımda kaldı. Diğer keliemeler cezbetmedi o kadar :)

Eşli dans. Tek eşli dans :)