17.06.2010

Bağış


Geçenlerde Kızılay' a bağış yaptım. Para değil, erzak değil, çadır bezi hiç değil... Bir avuç kan! Vücudunun içinden birşey çıkarıp bağışlamak ne yüce bir duygu. Hani ciğere ihtiyacı olan bir arkadaşına "ak mı kara mı?" diye sorduktan sonra "bi saniye" deyip löng diye çıkarıp vermek gibi... Hadi o kadar da abartmayalım ama manevi tatmin açısından organ bağışlamaya çok yakın bir duygu kan vermek. Bi de Kızılay' ın güzel bir uygulaması var, bağışladığınız kan ihtiyaç sahibine ulaşınca cep telefonunuza mesaj atıyorlar... Başta bunun bir formalite olduğunu düşünmüştüm. Yani "kanlar kişilere ulaşsın ya da ulaşmasın her durumda mesajı sallıyorlardır" dedim. Fakat öyle değilmiş, poşetler üzerindeki barkot sistemi ile kimin kanı kime verildi, ne kadar uyum sağladı diye kayıtlar tutuluyormuş... 

>>

Ben kendi kanımla ilgili mesajı bağış gününden üç gün sonra aldım. O sırada ayıptır söylemesi, kırmızı şarapla kafayı çekmekteydim. " Ne güzel lan" dedim. İyi ki o gün vermişiz, şimdi lazım olsa veremezdik bak... İçinde şarap molekülleri yüzen bir kanı hasta ne yapsın? Ha, hasta alemcidir, şarapseverdir o zaman ver gitsin. Kanı şarapla doldurmaya uğraşmaktansa damardan şaraplı kan almak çok daha ucuz...

"Sayın YEC, Türk Kızılayına bağışladığınız kan ihtiyaç sahibine iletilmiştir. Bir hayat kurtardığınız için teşekkürler..." 

diyor mesajda. Bir hayat kurtardım mı bilmiyorum ama kısmen başkasının içinde yaşamaya başladığım kesin. Hani küçükken "kan kardeşliği" diye bir kurum vardı. Kazayla eli kesilen çocuk kan kardeşliği teklifi sunduğu arkadaşını da "yaralanmaya" davet eder, davete icabet gerçekleşirse taraflar, kanayan yaralarını temas ettirmek suretiyle "kan kardeşliği" payesi kazanırlardı... 

Bir kan bağışçısı olarak şu an, hiç tanımadığım biriyle fena halde kan kardeşi olmuş durumdayım. Her ne kadar tek taraflı bir transfer söz konusuysa da, bir torba kan az şey değil. Ben bu insan için gözüm kapalı kavgaya girerim. Sonra gözlerimi açıp daha düzgün bir şekilde tekrar girerim. Sanıyorum ki o da benim için her fedakarlığı yapacak, gerektiğinde kuyruğa girip su, elektrik, doğalgaz faturalarımı günü geçmeden ödeyecektir. Tabi ben bu bağışı bu gibi kazanımlar sağlamak için yapmadım. İşimiz düştüğünde Kızılay' dan kan istemeye yüzümüz olsun diye de yapmadım. Ben bu bağışı, kan verdikten sonra alacağım meyve suyu ve çokoprens için yaptım. Doğruya doğru... 

Fakat ne oldu tahmin edin? Bağış sonrası meyveli soda ve çokoprens verdiler! Kızılay yıllar içinde çok büyük aşamalar kaydetmiş, insanın başı dönüyor. Ama kan verdikten sonra normaldir. Döner biraz.
 

6 yorum:

Çağlar dedi ki...

Aklıma eskiden okuduğum, adını bile hatırlamadığım, internette aradığım ama beyin kıvrımlarımda hiçbir ipucu kalmamış olduğu için bulamadığım bir kitabı getirdi bu yazı.
Kankardeşler gibi bir ismi olmalı. Niye hatırladım, neden bu kadar önem verdim, neden bu yorumda bunu anlatıyorum bilmiyorum. hiç hatırlamamamın bir anlamı olmalı, gereksiz olmalı değil mi. Bilemiyorum. Konuya dair de çok az şey kalmış. Yani kendisi gitmiş, yeri kalmış. İzi bile değil, yeri kalmış, öyle boş.
Ama işte o kitabı hatırladım yine. Kankardeşi olan iki çocuktan bahsediyordu. Belki o nedenle, ben de ihtiyaç olduğunda, olmadığında, hep vermeye çalışırım. Son zamanlarda bünyede ortaya çıkan arazlar nedeniyle benim kanı beğenmez, almaz oldular ya(senin şarap gibi benim de ilaçlar falan), bakalım toparlarsak yine başlarız vermeye.

Şarküteri dedi ki...

ÇAĞLAR:
Ömer Seyfeddin' in bir hikayesinde vardı öyle bir kan kardeşlik durumu. Acaba o mu? Kanının en yakın zamanda eski günlerine dönmesini diler, iyi tatiller dilerim. İki tane "diler" arka arkaya olmadı ama olsun.

Adsız dedi ki...

çokoprens default yani :))

hayat gibi..

meltemistanbul dedi ki...

o kankardeşliği yüzünden bu sıcak havalarda bile uzun kollu tişörtlerle geziyorum.gören bunu sana kim yaptı diye soruyor,o kadar jiletlenmiş yani kolum :) kankardeşlerime ne mi oldu? püffff hiç biri yok piyasada

Şarküteri dedi ki...

HAYAT GİBİ:
Evet çokoprens default orak geliyor yan ürün opsiyonel :)

MELTEMİSTANBUL:
Bloğuma hoşgeldin. Yorumun için de teşekkürler. Demek zamanında kızılay kadar aktiftin bu işte. O zaman Cartel' e rahat katılırsın sen.

"Gel gel gel Cartel' e gel, Carteldekiler kan kardeşler"

syrus dedi ki...

amanınnnn

nasıl büyük bir tesadüf bu

yec burada
çağlar burada

syrus da burada o zaman, düşler sokağından^^