<?xml version='1.0' encoding='UTF-8'?><?xml-stylesheet href="http://www.blogger.com/styles/atom.css" type="text/css"?><feed xmlns='http://www.w3.org/2005/Atom' xmlns:openSearch='http://a9.com/-/spec/opensearchrss/1.0/' xmlns:georss='http://www.georss.org/georss' xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'><id>tag:blogger.com,1999:blog-4262636131456548239</id><updated>2012-01-29T23:57:02.817+02:00</updated><category term='Şiir'/><category term='Proje'/><category term='Çevre'/><category term='Tespit'/><category term='Askerlik'/><category term='Kurmaca'/><category term='Video'/><category term='Salsa Maceraları'/><category term='Sevgili Dünlük'/><category term='Demiryolu Günlüğü'/><category term='Mim'/><category term='Kuzeye Giderken'/><title type='text'>ŞARKÜTERİ</title><subtitle type='html'></subtitle><link rel='http://schemas.google.com/g/2005#feed' type='application/atom+xml' href='http://sarkuteri.blogspot.com/feeds/posts/default'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4262636131456548239/posts/default?max-results=100'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://sarkuteri.blogspot.com/'/><link rel='hub' href='http://pubsubhubbub.appspot.com/'/><link rel='next' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4262636131456548239/posts/default?start-index=101&amp;max-results=100'/><author><name>Şarküteri</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03742908292004587835</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_VjvSh0cN5jQ/SLNfwXWknqI/AAAAAAAAACU/7QnlkyUYsL4/S220/yecavat.JPG'/></author><generator version='7.00' uri='http://www.blogger.com'>Blogger</generator><openSearch:totalResults>193</openSearch:totalResults><openSearch:startIndex>1</openSearch:startIndex><openSearch:itemsPerPage>100</openSearch:itemsPerPage><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4262636131456548239.post-5847022156150150599</id><published>2012-01-01T17:10:00.001+02:00</published><updated>2012-01-02T11:39:14.107+02:00</updated><title type='text'>Şükürler Olsun!</title><content type='html'>&lt;div&gt;&lt;span style="font-family: Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;span style="font-family: Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;Blog şifremi hatırlayamadım. O kadar unutmuşum, siz varın anlayın. İnsan en sevdiği hobilerinden birini bu kadar boşlar mı? Valla "insan" deyince bir durup düşünmek lazım, evet boşlar. Kendisinden her türlü ihmal, her türlü vefasızlık ve afedersiniz puştluk beklenir. Çünkü insan yani! &amp;nbsp;Dünyada şu ana kadar yaşanmış bütün problemlerin kaynağından bahsediyoruz. Bu aciz dostunuz yine iyi, en kötü kabahati bir yıldır yazı eklememek olmuş. Bence bağra basılır "üzülme olum" denir. Öyle üzerine gidilip kalbi kırılmaz.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="font-family: Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="font-family: Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;Yeni yılla birlikte bir dönüş yapmak istedim. "1 ocak" birçok başlangıca gebedir bilirsiniz. Rejimler, kararlar, sigara bırakmalar vs. Haa, her gebelik doğumla sonuçlanmayabilir elbette ama nihayetinde kafadaki milat ile birlikte yeni bir şeyi uygulamak daha kolay görünür. Bi de arkadaşlara söylenişi de güzeldir bunun:&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="font-family: Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="font-family: Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;"2012 yılbaşından beri kakamı yapmıyorum" gibi mesala!&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="font-family: Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;"Bırakçam dedim, bıraktım"&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="font-family: Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;"Zaten sıçmak kafada biten birşey bence"&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="font-family: Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;"&gt;&lt;span style="font-family: Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;Tabi burada örneğe takılmayın, öyle aklıma geldi yazdım. Ben de kısmetse ilerde blog hayatımdan bahsederken "Yaa 2011' de hiç yazamadım ama 2012' iyle beraber blog macerama çok şükür kaldığım yerden devam diyorum" demek isterim. Bence derim bunu.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="font-family: Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="font-family: Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;Kısaca özet vereyim. En son 31 Ocak 2011' de yazmışım. Orada bahsettiklerimin uzantıları halen devam ediyor. Mesala Antalya merkezde yaşıyorum artık. Ama iş nedeniyle diğer şehirlere de gidiyorum, özellikle seracılığın yoğun olarak yapıldığı bölgelere... İrtibat listemde 500 kadar insan var. Bunların içinde üreticiler, firmalar, ziraat fakültesi hocaları, tarım ve köy işleri personeli var. İşim, bu kişilerle sürekli irtibat halinde olup kendi sera modelimizi tanıtmak! Ve satmak tabi. Lakin peynir ekmek gibi satılan şeyler değil bunlar. Öncelikle ürünle ilgili her türlü detayı enine boyuna konuşmak gerekiyor. Bir de bizim firmanın tasarımlarının alışılmışın dışında olduğunu kabul edersek, ki kabul etmeliyiz bence, işimin ne kadar zor olduğu ortaya çıkacaktır.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="font-family: Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="font-family: Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;İşimde bir yılı resmi olarak tamamlamış bulunuyorum. Bu acemilik süresi kolay değildi inanın. Hem çalışma yöntemine hem de işin miktarına alışmak kolay olmadı. Yeni bir ülke, yeni bir pazar söz konusu olduğu için ve firmanın Türkiye' deki ilk temsilcisi ben olduğum için "yapılması gereken şeyler" denizinde boğuldum. Geçen sene içinde birçok tercüme gerçekleştirdim. Firmanın kitapları ve internet sayfası bunlardan birkaçıydı. Şu güne kadar yurt içinde ve dışında firmayı temsilen 5 adet fuara katıldım. ABD, Meksika, Kanada, İsviçre ve Almaya' ya da bulundum. Adana ve İzmir ziyaretleri gerçekleştirdim. Şu anda da Azerbaycan ve Birleşik Arap Emirlikleri için gezi planları yapıyorum.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="font-family: Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="font-family: Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;Türkiye' deki ilk yılımızda ilk seramızı satmayı başardık. Orta Asya ülkeleri için de büyük bir model teşkil edecek bu sera bir aksilik çıkmaz ise 2 ayda tamamlanacak ve içinde bitkiler ile birlikte gösterme şansımız olacak. Heyacanlıyım yeni yıl için. Bakalım bizi neler bekliyor? Yeni yıl ile birlikte kafamdaki "motto" yu da değiştirmeye karar verdim. Kakasını tutan adam gibi ben de radikal kararlar almak zorundaydım :)&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="font-family: Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="font-family: Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;"Yapılacak çok iş var ve benim vaktim yok" isimli zihinsel düşünceyi yok edip,&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="font-family: Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;"Yapmam gereken herşey için bolca vaktim var" isimli cümleye terfi etmeye karar verdim.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="font-family: Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;"Zaten zaman kafada biten birşey bence"&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="font-family: Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="font-family: Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;Yeni yıl hepimize mutluluk ve afiyet getirsin.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="font-family: Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;Ellerimize sağlık.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4262636131456548239-5847022156150150599?l=sarkuteri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://sarkuteri.blogspot.com/feeds/5847022156150150599/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4262636131456548239&amp;postID=5847022156150150599&amp;isPopup=true' title='4 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4262636131456548239/posts/default/5847022156150150599'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4262636131456548239/posts/default/5847022156150150599'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://sarkuteri.blogspot.com/2012/01/sukurler-olsun.html' title='Şükürler Olsun!'/><author><name>Şarküteri</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03742908292004587835</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_VjvSh0cN5jQ/SLNfwXWknqI/AAAAAAAAACU/7QnlkyUYsL4/S220/yecavat.JPG'/></author><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4262636131456548239.post-5004316801040738238</id><published>2011-01-31T23:51:00.006+02:00</published><updated>2012-01-01T22:05:51.055+02:00</updated><title type='text'>Ocak Ayı Toplaması</title><content type='html'>&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;Ocak Ayı Toplaması' nı ocak ayının son saatinde yazmaya başlamak ta ayrı bir güzel oldu. Kendi kendime verdiğim sözlerden ötürü (kimden ötürü, senden ötürü) herhangi bir ayı en az bir yazı ile taçlandırmam gerekiyor. Boz ayı, kutup ayısı fark etmez, önemli olan en az bir yazı ile dolması. Doldurulması.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çocukluğumdan beri mizah dergisi okuma alışkanlığına sahibim. Yaşım gereği Gırgır' da kenar süsü niyetine çizilen "Özal" başlarını da hatırlarım. Son yıllardaki tutkum da Uykusuz ve Penguen dergileri... İnanır mısınız, tam 5 haftalık dergi birikti evde. Genelde çıktığı günde ya da taş çatlasın bir sonraki günde okuyup bitirdiğim dergilerimi okuyamaz oldum. Hom ofis beni benden aldı.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;Daha önceki yazıda değindim gibi belli bir iş saatim, bürom, ofisim yok. İşlerimi evden yürütmeye talip oldum. Yani çarşıya çıkmadan nar alıp gelmek ve narı daha açmadan "bin tane" çıkacağını kestirmek zorundayım. Bu da tecrübe istiyor, tecrübe zaman istiyor, zaman sabır istiyor, sonra hepsi birden uşağa!&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;a name='more'&gt;&lt;/a&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;&amp;gt;&amp;gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;Yapıyorum, yapamıyor değilim ama çok streslenerek yapıyorum. Otel rezervasyonu yapmam gerektiğinde bin defa arayıp kontrol ediyorum. Şirket adına birşey almam gerektiğinde hiç sevmediğim "kıl alıcı" tipine bürünüyorum. Epilasyon aleti gibi satıcının kıllarını bir bir alıp adamı iyice bir sinir ediyorum. "Yere düşürünce bozulmaz di mi? "Garanti kapsamı daralmaz di mi?" diye başlıyorum ecel suallerimi sormaya.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;Patronum yirmi gün içinde üç ayrı ülkenin vizesini almamı istedi benden. Bir adet vize almak bile yeterince kök söktürücüyken Almanya, Kanada ve ABD vizelerini alma girişimlerinde bulundum. Bu uğurda Ankara ve İstanbul il sınırları içine hızlı dalışlar gerçekleştirdim. Bu arada Antalya' ya uğrayıp bir ev tuttum. Bazı önemli eşyalarımı Çanakkale' den kargo ile Antalya' ya yolladım, bizimkilerle beraber tekrar Antalya' ya indim, çabuk tarafından evi düzdüm. Bazı ufak tefek eksiklikler dışında iyi kötü yaşanabilecek bir yere benzedi işte... Bu gece itibariyle de kendisi içinde yaşamaya da başladım. Antalya soğuk lan bu arada! Bildiğin soğuk.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;Yukarıda saydıklarımın dışında tabi patronum gerek meyiller gerekse de sıkayp üzerinden konuşmalarla elime sürekli yeni işler tutuşturdu. Mesai saatleriyle çalıştığında akşam beşten sonra "banane olum" deme şansın oluyor. Yani işle ilgili bahsedilen o tüm sıkıntılar en azından günün bir bölümü senden uzakta oluyor. Ama serbest mesaide 7 /24 diken üzerinde olma durumu var. Hele bir de söz verdiğin işi yetiştiremediysen dadından yenmiyor. Şirket hesabından gelen her meyil ile birlikte bir damla soğuk ter bırakıyorsun. Soğuk soğuk kayıyor.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;Bu arada Şubat ayına son 15 dakika kalmış. Aman diyim, ocağı kaçırmayalım. Şimdilik haberler böyle. Yukarıda bahsettiğim üç vizeyi de almayı başardım. Şubat 7' den itibaren fuarlara katılmak ve bizim şirketin yaptığı bazı seraları görmek üzere sırasıyla Almanya, Meksika ve Kanada' ya gideceğim. Şubat' ın 23' ünde geri dönmüş olacağım. Görüşmek üzere!&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4262636131456548239-5004316801040738238?l=sarkuteri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://sarkuteri.blogspot.com/feeds/5004316801040738238/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4262636131456548239&amp;postID=5004316801040738238&amp;isPopup=true' title='8 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4262636131456548239/posts/default/5004316801040738238'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4262636131456548239/posts/default/5004316801040738238'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://sarkuteri.blogspot.com/2011/01/ocak-ay-toplamas.html' title='Ocak Ayı Toplaması'/><author><name>Şarküteri</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03742908292004587835</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_VjvSh0cN5jQ/SLNfwXWknqI/AAAAAAAAACU/7QnlkyUYsL4/S220/yecavat.JPG'/></author><thr:total>8</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4262636131456548239.post-690884839730244313</id><published>2010-12-31T13:46:00.008+02:00</published><updated>2011-01-05T16:23:50.392+02:00</updated><title type='text'>İki, Bin, On ve Bir</title><content type='html'>&lt;div style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;Bu dört arkadaşın el ele verip koca bir yılın hakkından gelmesine çok az kaldı. Bir önceki yılın Aralık ayında nice umutlarla beklediğimiz 2010 yılını şimdi "pis, kaka" diyerek uğurlamaya, hatta kaba etine denk getirebilirsek güzel de bir tekme sallamaya hazırlanıyoruz. Nankörlük bizimkisi. İnsanoğlu çiğ süt emmiş, diye boşuna dememişler.&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;Fakat ben şahsen 2010' dan çok memnun kaldım. Uzun zamandır gözümde büyüttüğüm askerlik görevimi tamamladım bu yıl. Yurtdışındaki özlem günlerinin ardından ailemle bol bol vakit geçirme şansım oldu. Babam 37 yıllık memuriyet hayatını bu yıl sonlandırdı. Ve ben Türkiye' deki ilk işime bu yılın son ayında kavuşmuş oldum. Daha ne istenir ki bir yıldan? Ha, bir şey kaldı geriye ama onu da&amp;nbsp;&lt;b&gt;&lt;i&gt;iki, bin, on ve bir&amp;nbsp;&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&amp;nbsp;kardeşlere havale ettik artık...&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;a name='more'&gt;&lt;/a&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;&amp;gt;&amp;gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;Bir Kanada firması için çalışmaya başladım, hatta o firmanın Türkiye temsilciliğine soyundum. Erotik oyuncaklar pazarlıyoruz. Ben böyle anadan hüryan bir şekilde seks şop seks şop gezerek ürünleri tanıtıyorum. Yanız Türkiye' deki bütün seks şoplar üst katlarda yer aldığı için işim çok yorucu oluyor, bütün o plastik ekipmanla beraber merdivenleri inip çıkmak zorunda kalıyorum. Avrupa birliği kapısında bekleyen bir ülke olarak zemin katta bir seks şop açamamamız ne acı. Fakat AKP hükümetinden bu konuda destek sözü aldık. Bizzat firmamız tarafından başlatılacak pilot projeyle başta büyük kentlerimizdeki semt pazarları olmak üzere çeşitli popüler mekanlarda ürünlerimizi tanıtacağımız standlar kurmayı düşünüyoruz. Ülkemizde büyük bir potansiyel var ama piyasa üç beş çapulcunun elinde, onlara da merdiven tırmanarak ulaşmak gerekiyor.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;Hehehe. Yukarıdaki paragrafın ilk cümlesinde kullandığım "soyunmak" lafına kadar her şey yolunda gidiyordu, sonra sapıttım :) Hah, ne diyorduk... Kanadalı bir firma, çatısı açılıp kapanma düzenekli sera kuruyoruz. Türkiye' de henüz bir örneği yok. Ama özellikle güney iklim kuşağı için çok faydalı bir yetiştirme yöntemi... Firmanın Türkiye' de bir ofisi yok, henüz yasal bir kimliği de yok. Bir tek ben varım :) Ben de pek yasal bir adam sayılmam ama idare edeceğiz artık. Çok yakında, işleri takip etmek üzere Antalya' ya taşınıyorum. Ev-ofis tarzında bir çalışmam olacak, dışarıdan kaşarlı pide söyleyeceğim falan. Pijama ile "skype" görüşmeleri yapacağım. Mesai saatleri yok ama dünyanın bir ucundaki patrona elimdeki telefonla her daim bağlıyım. Türkiye ve dünyanın çeşitli yerlerindeki tarım fuarlarına katılacağım, yılda bir iki defa şirketin genel merkezine gideceğim... İlk vize başvurumu bir kaç gün içinde Almanya' ya yapıyorum. Hayırlısı ile bir sorun çıkmadan alırsak leyleklere rakip olmak işten bile değil...&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;Eski bloglardaki tüm yazılarımı karınca gibi taşıdım buradaki arşiv bölümüne. Haftada bir gün belirleyip her hafta aynı gün yazı eklemeyi tasarlıyorum. Planlı programlı. Ayda dört yazı benim için iyi bir ortalama olur. Şu anda ayda bire düşmüş durumdayım. Ama inşallah yeni yılda başlanacak rejimler gibi fos çıkmaz bu tasarı. Henüz ocak ayı için söz vermiyorum çünkü yapacağım çok fazla iş var ama Antalya' ya yerleşip hayatımı hafif rayına sokmaya başlayınca düzenli bloglamayı başaracağımı zannediyorum. Zaten planlı bir insan olmazsam şu anda üstlendiğim görevi de yürütemem. Yapılacak sayfalarca tercüme, görüşülecek 30 kadar firma (seks şopçular) alınacak vizeler ve yazılacak raporlar beni bekliyor... Gelecek yıl sıkı çalışmalıyım.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;Ama önce 2010' a teşekkür edelim.&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;2010' cuğum seni göndermek istemem ama doğanın kanunu bu, dünyamız güneş etrafındaki bir tam turunu tamamladı. Hatta sana tur bindirmek üzere! O yüzden sen selamını ver çık. Bana getirdiğin herşey için şükranlarımı sunuyorum. Gittiğin yerde diğer geçmiş yıllara da selam söylemeyi de unutma. Haydi selametle...&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;Şimdi baylar bayanlar, &amp;nbsp;hepinize mutlu yıllar dileyerek&amp;nbsp;&lt;b&gt;&lt;i&gt;iki, bin, on ve bir&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&amp;nbsp;kardeşleri sahneye davet ediyorum. Alkışlarınızla...&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4262636131456548239-690884839730244313?l=sarkuteri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://sarkuteri.blogspot.com/feeds/690884839730244313/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4262636131456548239&amp;postID=690884839730244313&amp;isPopup=true' title='6 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4262636131456548239/posts/default/690884839730244313'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4262636131456548239/posts/default/690884839730244313'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://sarkuteri.blogspot.com/2010/12/iki-bin-on-ve-bir.html' title='İki, Bin, On ve Bir'/><author><name>Şarküteri</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03742908292004587835</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_VjvSh0cN5jQ/SLNfwXWknqI/AAAAAAAAACU/7QnlkyUYsL4/S220/yecavat.JPG'/></author><thr:total>6</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4262636131456548239.post-1569975912088571507</id><published>2010-11-26T01:27:00.015+02:00</published><updated>2010-11-30T12:26:58.859+02:00</updated><title type='text'>BU DA OLDU!</title><content type='html'>&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;Öğretmen öğrencilerine facebook üzerinden ödev verdi. Ödevi veren kişi çok eski bir arkadaşım. Görünce dayanamayıp buraya taşımaya karar verdim. Tüfeğin icat olması, paranın bulunması gibi bir milat çünkü.&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;b style="font-style: italic;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;Öğrencilerim! İlköğretim için şiir, lise için düz yazı olmak üzere "öğretmen" konulu yarışma var, lütfen tatilde bir şeyler karalayın ve bana e-posta yoluyla -Profilimden adresimi alabilirsiniz- gönderin. Gönderemeyenler pazartesi elden de verebilirler. Sevgiyle..&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;a name='more'&gt;&lt;/a&gt;&lt;b style="font-style: italic;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;&amp;gt;&amp;gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;Alıntı öğretmen arkadaşımın "durum" yazısından... Bir cuma gecesi bilgisayarları başında oyun oynayan öğrenciler facebook sayfalarını açtıklarında öğretmenlerinden gelen bu "rica" ile karşılaşıyorlar. Kendi öğrenciliğimi düşününce kabus gibi geldi bu bana! Bizde cuma günü son ders "ödev verme" dersiydi. Öğretmenimiz maddeler halinde koca tahtayı doldurur, biz de kısıtlı hafızamızla ödevlerimizi unutup sonra itiraz etmeyelim diye her şeyi defterimize geçirirdik. Ödevler çoktu ama onları bir kez bitirince de tadından yenmezdi. "Anne ben dışarı çıkıyorum" dediğimiz vakit gelebilecek her türlü olumsuz cevabı savuşturabilecek bir güçtü bu.&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;"Ödevlerimi yaptım ben!"&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;Şimdiki çocuklar o kadar şanslı değil galiba. Baksanıza öğretmenler sosyal ağın tadını almaya başlamışlar... Ders dışında da izliyorlar çocukları! "Ahmetçiğim zayıf alman çok normal çünkü herkes ders çalışırken sen feysbuktan video paylaşıyordun" "Mineciğim beni feyste bloklamışsın ama tvitırdan takip ettim seni, o laflar hiç yakışmıyor sana"&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;Milli Eğitim Bakanlığı ne diyor bu konuda acaba? Öğrenciyi "arkadaş" olarak eklemek caiz mi? Bizim zamanımızda, kızdığı hocanın arabasını "çizme" planları yapan hayta öğrenciler vardı. Şimdi de öğretmenine kızanlar onları komik fotoğraflarda etiketlemeyi mi kuruyorlar acaba? Gerçekten ilgimi çeken bir konu bu.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;b&gt;&lt;i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;-Size verdiğim kompozisyon ödevini yaptınız mı çocuklar?&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;b&gt;&lt;i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;-Hangi komposizyon ödevini hocam?&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;b&gt;&lt;i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;-Facebook' tan yazdım ya!&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;b&gt;&lt;i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;-Hocam benim hesabımı heklemişler, yeni profil açtım. Size bu akşam davet gönderirim.&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;&lt;b&gt;&lt;i&gt;&lt;br /&gt;&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4262636131456548239-1569975912088571507?l=sarkuteri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://sarkuteri.blogspot.com/feeds/1569975912088571507/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4262636131456548239&amp;postID=1569975912088571507&amp;isPopup=true' title='6 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4262636131456548239/posts/default/1569975912088571507'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4262636131456548239/posts/default/1569975912088571507'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://sarkuteri.blogspot.com/2010/11/bu-da-oldu.html' title='BU DA OLDU!'/><author><name>Şarküteri</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03742908292004587835</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_VjvSh0cN5jQ/SLNfwXWknqI/AAAAAAAAACU/7QnlkyUYsL4/S220/yecavat.JPG'/></author><thr:total>6</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4262636131456548239.post-3569485152326244160</id><published>2010-11-07T19:28:00.012+02:00</published><updated>2010-11-18T10:45:32.628+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Video'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Proje'/><title type='text'>Dilden Dile Şiir / Sizin için</title><content type='html'>&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;div style="font-family: 'Times New Roman';"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: 'Times New Roman';"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;İki buçuk yıl süren Amerika macerasının sonunda ülkeme geri dönüyordum. Bavulum her zamanki gibi bomboş gözlerle bakıyordu bana. Bomboş olan gözleri değil, gözleri bu arada... Kelime oyunu yapmıyorum, vallahi çok kötü bir huyum var. Bir yolculuk öncesi ne yapıp ne edip bavul hazırlamayı hep son dakikaya bırakıyorum. Bakın, son saate demiyorum. Son dakikaya! Bu sefer de benzer bir durumla karşılaşacağımdan habersiz "nasıl olsa daha 18 saat var" diyerek evden çıkmaya hazırlanıyordum ki telefon çaldı. Arayan annemdi. "Hazır mısın oğlum?" diye sordu. Annelerin koku alma yeteneklerine hayranım. "Son rötuşları yapıyorum anne" dedim. Yalan değildi. "Son rötuşlar" çoğul bir ifade olduğu için zaman içine yayılabilme ihtimalleri vardı. Ve görünüşe göre bu ihtimali seve seve değerlendireceklerdi!&lt;a name='more'&gt;&lt;/a&gt;&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&amp;gt;&amp;gt; &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: 'Times New Roman'; margin: 0px;"&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: 'Times New Roman'; margin: 0px;"&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;Evden çıktım, birbirini daima dik kesen Miami sokaklarından yürüyerek plaja vardım. Oldukça rüzgarlı bir gündü. Okyanus üzerinde toplanmaya başlayan kara bulutlar esaslı bir fırtınanın habercisi&amp;nbsp;olabilirdi. Tripodun ayaklarını açarak kuma sapladım. Hemcinslerine göre oldukça çelimsiz olan tripodum ancak bu şekilde karşı koyabilirdi haşin rüzgara. Yeni video kameramı plastik kılıfından çıkardım. Daha dün kargo ile gelmişti. Hatta ben şehri terketmeden önce gelip gelmeyeceği&amp;nbsp;konusunda büyük heyecanlar yaşatmıştı bana...&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: 'Times New Roman'; margin: 0px;"&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;Şimdi şöyle bir sorun vardı. Kameranın nasıl çalıştığını bilmiyordum! Dünden beri fazla vaktim olmamıştı kurcalamak için. Yani kaydetme ve durdurma düğmelerini, zumunu mumunu elbet biliyordum da çözünürlük ayarları gibi detaylı şeyleri henüz öğrenememiştim. "Bir ayar tutturup herşeyi aynı&amp;nbsp;programda çekerim" diye teselli ettim kendimi. Türk annelerinin çamaşır makinesi kullanımına getirdiği bir felsefeydi bu. Pamuklu, yünlü, hassas, sentetik, diyerek hayatı karmaşıklaştırmaya hiç lüzum yoktu... Düğmelere dokundukça çıkan "cıv cıv" sesleri arasında kamerayı ayarladım. Hazırdım artık, kayıt dümesine basabilirdim.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: 'Times New Roman'; margin: 0px;"&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; font-family: 'Times New Roman'; margin: 0px; text-align: center;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_VjvSh0cN5jQ/TMaw69vaDfI/AAAAAAAAARQ/EcSFGYTcUpo/s1600/Plaj2.JPG" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: 'Times New Roman'; margin: 0px;"&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; margin: 0px; text-align: center;"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; margin: 0px; text-align: left;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_VjvSh0cN5jQ/TMf-0EpgfvI/AAAAAAAAARk/7V3HkWJP3oY/s1600/Plaj2.JPG" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;img border="0" height="180" src="http://1.bp.blogspot.com/_VjvSh0cN5jQ/TMf-0EpgfvI/AAAAAAAAARk/7V3HkWJP3oY/s320/Plaj2.JPG" style="cursor: move;" width="320" /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: 'Times New Roman'; margin: 0px;"&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;Şöyle birşey çektim... Miami plajındaki cankurtaran klubelerinden biri bu. Direkte dalgalanan&amp;nbsp;mor bayrak köpekbalığı ya da vatoz gibi canlıların yakınlarda olabilme ihtimaline dikkat çekiyor.&amp;nbsp;Yeşil bayrak ta "ama istiyorsanız girebilirsiniz" manasında asılmış...&amp;nbsp;Bu fotoğrafı, video görüntüsünden dondurarak elde ettim. Eksi kırk derecede tüm videolar tel tel ayrılıp fotoğraf karelerine dönüşüyor, biliyorsunuz.&amp;nbsp;Bu karedeki&amp;nbsp;donuk renkler&amp;nbsp;biraz da&amp;nbsp;ondan kaynaklanıyor. Ama arka plandaki mayolu adamları seçebiliyorsunuzdur. Görüntü 5 Eylül 2009' da çekildi. Fırtına patlamadığı sürece Miami' de kış aylarında bile rahatlıkla denize girmek mümkün...&amp;nbsp;Herneyse, bu görüntünün bambaşka bir anlamı vardı aslında benim için. Eğer başarabilirsem yeni şiir projemin giriş sahneleri olacaktı bunlar. Şiir projesi derken, şiir okuyan insanların görüntüleri diyelim... Yoksa şiir müsameresi ya da oratoryo gibi bir performans hazırlığında değildim.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: 'Times New Roman'; margin: 0px;"&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: 'Times New Roman'; margin: 0px;"&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;İnsanların bir amaç etrafında toplanmasına hastayım.&amp;nbsp;Marşı basmayan&amp;nbsp;arabaya "el atan" mahalle esnafından&amp;nbsp;tutun da olumsuz bir durumu protesto etmek için sokaklara dökülen geniş halk kitlelerine kadar her çeşit topluluk beni heyecanlandırır. Ama insanları fiziksel olarak toplamak kolay iş değildir. Bunun yerine oyları, imzaları, fotoğrafları ve bazen de görüntüleri toplanabilir. İşte yapmayı arzuladığım şiir projesi böyle bir koleksiyonculuk hayaliyle ortaya çıktı.&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;"Karşılaştığım insanlardan birer kelime toplayıp bunları uhuyla bir film şeridine yapıştırsam nasıl olur acaba?" diye düşündüm. "Hatta bu kelimeler birleşip bir şiir&amp;nbsp;yapsa, bu şiir&amp;nbsp;de tüm insanlığa seslenip evrensel değerlere atıfta bulunsa ne güzel olur" dedim. Tamam, bu söylediğimin şarkılı versiyonu olan "&lt;a href="http://www.playingforchange.com/"&gt;Değişim İçin Çal&lt;/a&gt;" projesinden ilham aldığım doğrudur. Hatta&amp;nbsp;&lt;a href="http://www.wherethehellismatt.com/about.shtml"&gt;Gezgin Matt&lt;/a&gt;'&amp;nbsp;in tuhaf dans stiline ayak uydurmaya çalışan insanların görüntülerini içeren "&lt;span id="goog_747651931"&gt;&lt;/span&gt;&lt;a href="http://www.wherethehellismatt.com/"&gt;Matt Hangi Cehennemde?&lt;/a&gt;" projesini de çok ayrı bir yere koyarım. Ama bu ikisinden de farklı bir şey yapmaktı amacım. Konuyu içselleştirerek kendi anadilimi ön plana çıkarmak istiyordum. Amerika' dan elimi ayağımı çektiğim şu günlerde önüme çıkan insanlara Türkçe bir şiir okutabilir miydim?&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;div style="font-family: 'Times New Roman'; margin: 0px;"&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;div style="font-family: 'Times New Roman'; margin: 0px;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;"Neden olmasın?" dedim. Ve şiir bilgisine güvendiğim arkadaşlarıma mesajlar attım. Aradığım şiir evrensel temalı, kısa ve sade bir şiirdi. Önceleri Nazım Hikmet üzerinde durduk. Sonra Cahit Sıtkı' yı düşündük ve nihayet Orhan Veli' de karar kaldık... Orhan Veli' nin "&lt;i&gt;&lt;b&gt;Sizin için&lt;/b&gt;&lt;/i&gt;" isimli şiiri "&lt;b&gt;&lt;i&gt;insanlığa&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;" hitabıyla başlıyordu ve yabancı ağızlarda dağılmadan okunabilecek, kolay anlaşılabilir bir kısalıktaydı.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;div style="font-family: 'Times New Roman'; margin: 0px;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;b&gt;&lt;i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;İnsanlığa;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: 'Times New Roman'; margin: 0px;"&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;b&gt;&lt;i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: 'Times New Roman'; margin: 0px;"&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;b&gt;&lt;i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;Sizin için, insan kardeşlerim,&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: 'Times New Roman'; margin: 0px;"&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;b&gt;&lt;i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;Herşey sizin için;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: 'Times New Roman'; margin: 0px;"&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;b&gt;&lt;i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;Gece de sizin için, gündüz de;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: 'Times New Roman'; margin: 0px;"&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;b&gt;&lt;i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;Gündüz gün ışığı,&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: 'Times New Roman'; margin: 0px;"&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;b&gt;&lt;i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;gece ayışığı;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: 'Times New Roman'; margin: 0px;"&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;b&gt;&lt;i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;Ay ışığında yapraklar;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: 'Times New Roman'; margin: 0px;"&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;b&gt;&lt;i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;Yapraklarda merak;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: 'Times New Roman'; margin: 0px;"&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;b&gt;&lt;i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;Yapraklarda akıl;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: 'Times New Roman'; margin: 0px;"&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;b&gt;&lt;i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;Gün ışığında binbir yeşil;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: 'Times New Roman'; margin: 0px;"&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;b&gt;&lt;i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;Sarılar da sizin için, pembeler de;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: 'Times New Roman'; margin: 0px;"&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;b&gt;&lt;i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;Tenin avuca değişi,&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: 'Times New Roman'; margin: 0px;"&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;b&gt;&lt;i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;Sıcaklığı,&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: 'Times New Roman'; margin: 0px;"&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;b&gt;&lt;i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;Yumuşaklığı;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: 'Times New Roman'; margin: 0px;"&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;b&gt;&lt;i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;Yatıştaki rahatlık;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: 'Times New Roman'; margin: 0px;"&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;b&gt;&lt;i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;Merhabalar sizin için;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: 'Times New Roman'; margin: 0px;"&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;b&gt;&lt;i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;Sizin için limanda sallanan direkler;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: 'Times New Roman'; margin: 0px;"&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;b&gt;&lt;i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;Günlerin isimleri,&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: 'Times New Roman'; margin: 0px;"&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;b&gt;&lt;i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;Ayların isimleri,&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: 'Times New Roman'; margin: 0px;"&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;b&gt;&lt;i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;Kayıkların boyaları sizin için;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: 'Times New Roman'; margin: 0px;"&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;b&gt;&lt;i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;Sizin için postacının ayağı,&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: 'Times New Roman'; margin: 0px;"&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;b&gt;&lt;i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;Testicinin eli;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: 'Times New Roman'; margin: 0px;"&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;b&gt;&lt;i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;Alınlardan akan ter,&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: 'Times New Roman'; margin: 0px;"&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;b&gt;&lt;i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;Cephelerde harcanan kurşun;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: 'Times New Roman'; margin: 0px;"&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;b&gt;&lt;i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;Sizin için mezarlar, mezar taşları&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: 'Times New Roman'; margin: 0px;"&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;b&gt;&lt;i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;Hapisaneler, kelepçeler,&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: 'Times New Roman'; margin: 0px;"&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;b&gt;&lt;i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;idam cezaları;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: 'Times New Roman'; margin: 0px;"&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;b&gt;&lt;i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: 'Times New Roman'; margin: 0px;"&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;b&gt;&lt;i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;Sizin için,&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: 'Times New Roman'; margin: 0px;"&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;b&gt;&lt;i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;Herşey sizin için.&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;div style="font-family: 'Times New Roman'; margin: 0px;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;İngilizce şarkılarla büyümüş bir nesildik. Fransızca okunan bir şiiri anlamasak dahi ağzımız açık dinlerdik... İspanyolca' yı takdir eder, Almanca' yı "öğrenmek lazım" diye tanımlardık. Dünyaya bir Türk olarak gelmek ne zordu yarabbi! Güzel bir iş bulup teknolojiyi yakından takip etmeye bile yetmiyordu anadilimiz. Okul hayatımızın yarısını yabancı bir dil öğrenmeye adıyorduk! Şüphesiz dil öğrenmek insanın ufkunu açan tarifsiz bir keyiftir. Ve sömürülen&amp;nbsp;ülkelerin vatandaşları bu keyfi bolca yaşarlar... İstanbul' da, Boğaziçi' nde tarifsiz kederlerle şiir yazmış Veli' nin oğlu Orhan Veli' yi kim tanır? Onun naif dizelerinde dolaşıp köklü bir dünya dilini hiç olmazsa telaffuz etme keyfini kim yaşamak ister?... Elimdeki kamerayı insanların yüzlerine doğrultup işte bu soruyu soracaktım. İşim zordu doğrusu...&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: 'Times New Roman'; margin: 0px;"&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: 'Times New Roman'; margin: 0px;"&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;Tripodu topladım. İnsanlar havadan yana umutlarını iyice kesmiş olacaklar ki, plajı akın akın terk etmeye başlamışlardı. Miami' nin simgelerinden olan cankurtaran kulelerini ve plaj sepetleriyle evin yolunu tutan mutsuz insanları çekmiştim. Bir şiir videosu için kötü bir başlangıç sayılmazdı. Şimdi South Beach sokaklarına dalıp Türkçe şiir okumaya meraklı kişileri kaydetmem gerekiyordu. Tahmin edersiniz ki kimsenin böyle bir şey için can attığı yoktu. Olabilecek en sempatik halimi takınarak bir kahve dükkanından içeri girdim. Köşede bilgisayarları başında oturan genç çifti kestirmiştim gözüme. Ama bir problem vardı, ayaklarım gitmiyordu. Hamle yapmak için bir daha uğraştım ama nafile! Yahu ben çekingen biri olduğumu unutmuşum... Böyle şeyleri kolay kolay yapamam ki! Tamam lise çağlarına göre bayağı bir ilerleme kaydetmiş durumdayım, hatta kızlarla konuşurken gözlerine bile bakar hale geldim ama hamurum gereği içine kapanık ve utangaç biri olmaktan kurtulamadım bir türlü... Kafamdan bunlar geçerken hala mal gibi orta yerde dikildiğimi fark ettim. En iyisi bir kahve alıp tenha bir köşede sakinleşmekti.&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: 'Times New Roman'; margin: 0px;"&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: 'Times New Roman'; margin: 0px;"&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;Kahvemi aldım ama tenha bir köşeye değil, az önce gözüme kestirdiğim çiftin tam yanına oturdum. Kamera yanı başımda hazır bekliyordu. Çantamdam defterimi çıkardım. "&lt;b&gt;&lt;i&gt;Sizin İçin&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;" şiirini Türkçe ve İngilizce olarak yazdığım defterdi bu. İnsanlara bilmedikleri bir dilde küfür ettirmeye çalışmadığımı kanıtlamak için onu hep yanımda taşıyacaktım. Sağolsun Amerikalı ev arkadaşım Jake de şiirin Türkçe okunuşunu İngilizce harflere yazmıştı.&amp;nbsp;Bu yöntemle anadili İngilizce olan kişilerin telaffuzunu kolaylaştırmayı amaçlamıştık.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: 'Times New Roman'; margin: 0px;"&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; font-family: 'Times New Roman'; margin: 0px; text-align: center;"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; font-family: 'Times New Roman'; margin: 0px; text-align: center;"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; font-family: 'Times New Roman'; margin: 0px; text-align: center;"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; font-family: 'Times New Roman'; margin: 0px; text-align: left;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_VjvSh0cN5jQ/TMdc-9VyRxI/AAAAAAAAARg/ZR-klyY-LTM/s1600/Defter3.JPG" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;img border="0" height="180" src="http://4.bp.blogspot.com/_VjvSh0cN5jQ/TMdc-9VyRxI/AAAAAAAAARg/ZR-klyY-LTM/s320/Defter3.JPG" style="cursor: move;" width="320" /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: 'Times New Roman'; margin: 0px;"&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: 'Times New Roman'; margin: 0px;"&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;Bir gözüm sürekli yan masadaydı, lafa girmek için doğru zamanı kolluyordum. Ha girdim, ha gireceğim derken üç yıl yaşlandım... İşin bu kısmını hiç hesap etmemiştim gerçekten, insanları pat pat çevirip kelimeleri çat çat okutup göndereceğim sanıyordum. Hele ilk denememde reddedilirsem bütün hevesimi kaybedebilirdim. Anadolu Lisesi' nde okuduğum yıllara geri döndüm. Gaipten anne ve babamın sesi işitiliyordu:&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&amp;nbsp;"Oğlum git turistlerle konuş, İngilizceni geliştir"&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: 'Times New Roman'; margin: 0px;"&gt;&lt;div&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;Aile buluşmalarında babamın pek severek anlattığı bir anektod vardır. Sene doksan bir olmalı... Anadolu Lisesi hazırlık sınıfını geçtiğim yaz Fethiye' ye tatile gitmişiz. Babam her gördüğümüz turistle konuşmam için yoğun baskılarda tabi. Bense hep kaçıp duruyorum. En sonunda kızına balon almaya çalışan bir İngiliz babayla karşılaşıyoruz. Baloncu meramını bir türlü anlatamıyor, balonun fiyatı 5 lira ama İngiliz 10 lira vermeye uğraşıyor. Olaya müdahale ederek ailemin gurur dolu bakışları altında "fayf türkiş liras" diyorum. Belki de kuvvetli aksanım yüzünden ne dediğimi anlamıyor İngiliz. O sırada baloncu parmaklarını makas gibi açıp 10 lirayı ortadan kesermiş gibi yapınca İngilizde jeton düşüyor. "Oh, half of it" diyor. Annem şaşkın! Babam "Ulan Yosun o kadar hazırlık okudun bi baloncuyu geçemedin" diye patlatıyor espriyi. Zamanla efsaneleşip dillere pelesenk oluyor bu laf.&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;"Bi baloncuyu geçemedin!"&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;Üniversite sonrası çalışmak için ABD' ye gelmiş olsam dahi geçmişimdeki o baloncu sendromundan hiç kurtulamadım. Şu anda kahve dükkanında, yanı başımdaki insanlarla konuşmaya ölesiye korkuyor olmam da belki bu travmadan kaynaklanıyordur. Fakat kendimi bir şekilde aşmaya kararlıyım. Boğuk bir sesle "eskuizmi" diyerek aniden yan tarafa dönüyorum! "Buyrun" der gibi bakıyorlar. Boğazımı temizleyip daha bir cesaretle "bir video sanatçısı olduğumu, uluslararası bir şiir projesi yaptığımı" anlatıyorum. Böyle demezsem ciddiye alınmayacağımı düşünüyorum çünkü... "Sanat"&amp;nbsp;lafı birçok kapıları açıyor bu ülkede. Teklifimi severek kabul ediyorlar. Aman allahım bu kadar kolay mıymış!? Onlara şiirdeki ilk dizeyi veriyorum:&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;b&gt;&lt;i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;"Sizin için insan kardeşlerim"&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;Nereden nereye... İspanya' dan Miami' ye üniversite eğitimi için gelmişler. Ve şimdi hiç bilmedikleri bir dilde şiir okuyup projemin ilk katılımcıları olacaklar... Çevredekilerin şaşkın bakışları altında ekipmanlarımı kuruyorum. Sahne ışığı dışında herşey profesyonel bir belgesel seti gibi. Ama belki de değildir bilemiyorum, çünkü daha önce hiç profesyonel belgesel seti görmedim... Bir kaç demeden sonra kelimeleri başarıyla telaffuz eder hale geliyorlar. Ne de olsa anadilleri İspanyolca. Ve İspanyolca ses yapısı itibarıyla birçok dilden daha yakın bize... Genç çifte teşekkür edip e-posta adreslerini alıyorum. Montajı tamamlayınca ve filmi internete yükleyince kendilerini haberdar edeceğimi söylüyorum... İşte budur ya! Derdini anlat, çekimini yap. Eyvallah de çık! Havalara giriyorum hafiften. Baloncu zehirli kimyasal boyalarla boyanmış balonlarıyla uzaktan bana bakıyor. Hayali bir kol hareketi çekiyorum ona.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;Bu ivmeyi yakalamışken kahve dükkanına tekrar girmekte yarar var. Sonuçta sokakta yürüyen adamı çevirmek zor, muhtemelen bir yerlere yetişecektir. Ama kahve içen adam nispeten aylaktır. Hele bu şahıs Türkiye' deyse ve önünde okey takımı varsa bir ömür bile aylak durabilir... Bu defa iki kız seçiyorum hedef olarak. Gözleri hafif çekik. Videomda çok farklı kökenlerden insanlar olması beni memnun eder. Hatta marjinal, tuhaf giyimli insanlar olması daha da işime gelir. Kızlara öyle bir özgüvenle yaklaşıyorum ki&amp;nbsp;içimdeki gizli çapkın neredeyse dile gelicek. "Merhaba kızlar, uluslararası bir şiir projesinde yer almak ister misiniz? diye soruyorum. Gergin bir sessizlik oluyor. Sessizlik iyiye işaret. Kesin bir dille "hayır" ı da basabilirlerdi. Hız kesmeden konuşmaya devam ediyorum. Şiirin Türkçe olmasını biraz yadırgıyorlar ama yine de ilgilerini çekmeyi başarıyorum. Şimdiki dizemiz&amp;nbsp;"&lt;b&gt;&lt;i&gt;herşey sizin için&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;"&amp;nbsp;dizesi. Bunu ikisi aynı anda söylemek istiyor ama senkronizasyon sorunu yaşamamak için "kim kimin bacağına kaç kere vurduktan sonra gireceklerini" tartışıyorlar. Amerika' da doğup büyümüş, muhtemelen Asya kökenli iki sempatik kız... Onlara da teşekkür edip adreslerini alıyorum.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; margin: 0px; text-align: left;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_VjvSh0cN5jQ/TNKdiiqwRmI/AAAAAAAAATM/h5MgKJfkEAE/s1600/starbaks4.JPG" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="180" src="http://1.bp.blogspot.com/_VjvSh0cN5jQ/TNKdiiqwRmI/AAAAAAAAATM/h5MgKJfkEAE/s320/starbaks4.JPG" style="cursor: move;" width="320" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; margin: 0px; text-align: center;"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; margin: 0px; text-align: left;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_VjvSh0cN5jQ/TMgOw-P6clI/AAAAAAAAARs/lpQqEOUn6iU/s1600/starbaks1.JPG" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;"İnsanlardan umudu kesmeyelim o zaman lan" diye bir düşünce dolduruyor içimi. Her ne kadar ben merkezci olsalar da, dinleri imanları para olsa da demek ki dünyayı ayakta tutan bir dürtü hala var. Yardım isteyen yabancıyı makul sınırlar içinde geri çevirmiyorlar... Tezimi bir sonraki katılımcı adayında denemek için sokağa çıkıyorum. Meşhur Lincoln Caddesi burası, bizdeki İstiklal Caddesi' nin küçük kardeşi... Daha önce de gelip geçerken gördüğüm bir teyze var, ona rastlıyorum. Tekerlekli iskemlesi üzerinde bekliyor. Ama kimi bekliyor, yemeye içmeye nasıl para buluyor belli değil. Amerikalıların "evsiz" diye tabir ettiği insanlardan... Yanına yaklaşıp ismini ve benim için bir kelime telaffuz edip etmeyeceğini soruyorum.&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;b&gt;&lt;i&gt;Karen&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&amp;nbsp;hiç tereddüt etmeden kabul ediyor. "&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;b&gt;&lt;i&gt;Gece de sizin için&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;" dizesini okutmaya çalışıyorum ona. Ama müthiş zorlanıyorum, çok kötü telaffuz ediyor. Jake' in yazdığı ingilizce okunuşları veriyorum. Biraz çalıştıktan sonra daha başarılı bir şekilde söylüyor ama her tekrarda en az bir kelimeyi kötü okumaya devam ediyor. En sonunda "montajda toplarım" diyerek ikimiz için de kabusa dönüşen bu süreci sonlandırıyorum. Karen' in yanında tuhaf bir arkadaşı var. Sohbet girişimlerime karşılık vermeyen, biz konuşurken cep telefonuyla habire fotoğraf çeken bir adam bu. İkisini baş başa bırakıp teşekkür ederek ayrılıyorum. Karen internet kullanmadığı için şiir videosunun tamamlanmış halini hiçbir zaman göremeyecek.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: 'Times New Roman'; margin: 0px;"&gt;&lt;div style="font-family: 'Times New Roman'; margin: 0px;"&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; font-family: 'Times New Roman'; margin: 0px; text-align: left;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_VjvSh0cN5jQ/TMhRVXqFGlI/AAAAAAAAARw/Wfwqux7wfts/s1600/Karen.JPG" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;img border="0" height="180" src="http://1.bp.blogspot.com/_VjvSh0cN5jQ/TMhRVXqFGlI/AAAAAAAAARw/Wfwqux7wfts/s320/Karen.JPG" style="cursor: move;" width="320" /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: 'Times New Roman'; margin: 0px;"&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: 'Times New Roman'; margin: 0px;"&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;Miami' deki son günümü oldukça verimli geçirmekteyim. Maşallah nazar değmesin. Havanın yağmamasına da oldukça minnettarım. Bu mevsimde yağmur çok sık gördüğümüz bir şey. Etraf kararmadan önce iki kişiyi daha yakalıyorum. Biri kendi rap müziği albümlerini satmak için çığırtkanlık yapan Mike, öbürü de kadın kıyafetleri içinde bir çeşit dans gösterisi yapan kaçık bir adam.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: 'Times New Roman'; margin: 0px;"&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; font-family: 'Times New Roman'; margin: 0px; text-align: left;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_VjvSh0cN5jQ/TMhT5uFEC3I/AAAAAAAAAR0/tUahjmCQUgA/s1600/huysuz1.JPG" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;img border="0" height="180" src="http://2.bp.blogspot.com/_VjvSh0cN5jQ/TMhT5uFEC3I/AAAAAAAAAR0/tUahjmCQUgA/s320/huysuz1.JPG" style="cursor: move;" width="320" /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: 'Times New Roman'; margin: 0px;"&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: 'Times New Roman'; margin: 0px;"&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;Mike' a şiirdeki "&lt;b&gt;&lt;i&gt;gündüz de&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;" kısmını söyletiyorum. Ama yukarıda gördüğünüz Huysuz Virjin ile diyalog kurmam mümkün değil. Adam hiperaktif, yerinde duramıyor. Ben ona soru soracağıma "biraz bahşiş karşılığında muhteşem dansımı izlemek ister misin?" diyerek o bana soruyor. "Olur" diyorum. Parmaklarıyla beni gösterip bindallı entarisiyle dönüp duruyor. Muhteşem dans buymuş...&amp;nbsp;Allah iyiliğini versin Huysuz.! Gerçek adını sormak aklıma gelmedi. Ama kendisi Lincoln Caddesi' nin renkli simalarından, bir gün yolunuz düşerse selamımı söylersiniz.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: 'Times New Roman'; margin: 0px;"&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;b&gt;&lt;i&gt;Artık hava iyiden iyiye karardı. Bu saatten sonra dış mekan çekimi yaparak gölgeli yüzler elde etmek istemiyorum. "Eve gidip bavullarımı toplamaya başlamak" en mantıklı seçenek olarak önümde... Sabah altı&amp;nbsp;uçağına yetişeceğim. Ama son bir çekim daha yapsam ölmem ya! Öldürmeyen allah öldürmezmiş, belki ben de ona denk gelirim...&amp;nbsp;&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: 'Times New Roman'; margin: 0px;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: 'Times New Roman'; margin: 0px;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;Saatime baktım ve Adrian' ı aradım. "Adrian evde misin?" dedim. "Evet" dedi. "Dur o zaman geliyorum, çok baba projem var oğlum" dedim...&amp;nbsp;Adrian iş yerinden arkadaşım. Abisi Küba' da tiyatro oyuncusu. Kendisi de Miami Koleji' nin tiyatro okuluna gidiyor. Yetenekli bir arkadaş. Türk pop müziğine bayılıyor, daha benim bilmediğim pop şarkılarını bulup teklifsizce kulağıma koyuyor. Ayıp olmasın diye de "sevmiyorum birader" diyemiyorum. Neticede gurbetteyiz, memleketle ilgili herhangi bir şey ilgimi çekmeli. Ne anlatıyordum? Haa...&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: 'Times New Roman'; margin: 0px;"&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: 'Times New Roman'; margin: 0px;"&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;On dakika içinde eve vardım. Hoş beşten sonra konuyu açtım kendisine, şiir projesini anlattım. Çok hoşuna gitti. Zaten öteden beri bir kısa film yapma derdindeydi. Tabi muhtemelen bu tarz bir şey planlamıyordu ama dar zamanda buna da şükürdü. Bugünkü sokak çekimlerinden sonra şiir dizelerini sırayla değil de karışık olarak kaydetmeye karar vermiştim. Kübalı arkadaşımın bahtına da "&lt;b&gt;&lt;i&gt;merhabalar sizin için&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;" dizesi düştü. Adrian oldukça ciddiye aldı bu işi. Kelimeleri bir Türk gibi okumaya çalıştı. Sekiz on farklı versiyon çektik, bana sorarsanız hepsi birbirinden güzel oldu. Halini tavrını Türk Filmleri' ndeki jön karakterlere benzettim.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: 'Times New Roman'; margin: 0px;"&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; font-family: 'Times New Roman'; margin: 0px; text-align: left;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_VjvSh0cN5jQ/TMhgO2jq0gI/AAAAAAAAAR4/_bzW4qcENYg/s1600/Adrian.JPG" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;img border="0" height="180" src="http://3.bp.blogspot.com/_VjvSh0cN5jQ/TMhgO2jq0gI/AAAAAAAAAR4/_bzW4qcENYg/s320/Adrian.JPG" style="cursor: move;" width="320" /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: 'Times New Roman'; margin: 0px;"&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: 'Times New Roman'; margin: 0px;"&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;Vedalaşıp ayrıldıktan sonra saatime baktım. 22' yi gösteriyordu. Yani bavul hazırlamaya kabaca üç saat kalıyordu. Oh mis. Bundan çok daha dar zamanlarda toplandım ben. Gerçi bu seferki kıtalararası ve tek yönlü bir göç hareketi ama olsun, inandıktan sonra başarılmayacak iş yok! Ayıptır söylemesi inanmak konusunda oldukça iyiyimdir. Hatta o kadar içten inanırım ki, imkansız şeyler bile mümkünmüş gibi gelir bir süre sonra. Mesela evden çıkmaya yarım saat kala Jake' e hala "bak bu işine yarar mı, bunu versem kullanır mısın?" muhabbeti yapıyor olmam ancak bu derinden inanma gücümle açıklanabilir. Çantayı doldurmaya hala başlamamışım ama bunun mümkün olduğuna inanıyorum! Etrafta kitaplar, kıyafetler ve kablolar göç yollarını şaşırmış göçmen kuşlar gibi uçuşmakta...&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;Olayın vahametini kavrayan Jake, beni kırmamaya çalışarak&amp;nbsp;"Yanlış anlama ama havaalanı otobüsünü yakalayamayacaksın gibi gözüküyor. Taksici bir arkadaşım var, istersen onu çağırayım" diye teklifte bulunuyor. Otobüs yerine taksiyle gitmek bir saatten fazla zaman kazandırır. "Süper fikir, ben kamerayı kuruyorum o zaman" diyorum. "Ne kamerası?" diyor. "Abicim benim şiir projesi yok mu?" diyorum. "Fesupanallah!" diyor (Aslında kendisi Amerikalı olduğu için "fesupanallah"&amp;nbsp;diyemez. Biz prodüksiyon olarak dublaj attık oraya)&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: 'Times New Roman'; margin: 0px;"&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; font-family: 'Times New Roman'; margin: 0px; text-align: left;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_VjvSh0cN5jQ/TMn2Xz7teXI/AAAAAAAAASI/ypzCV44LmBk/s1600/Jake2.JPG" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;img border="0" height="180" src="http://2.bp.blogspot.com/_VjvSh0cN5jQ/TMn2Xz7teXI/AAAAAAAAASI/ypzCV44LmBk/s320/Jake2.JPG" style="cursor: move;" width="320" /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: 'Times New Roman'; margin: 0px;"&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: 'Times New Roman'; margin: 0px;"&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: 'Times New Roman'; margin: 0px;"&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;Jake' i mutfak kapısının önünde konumlandırıyorum.&amp;nbsp;Ev arkadaşım olduğu için şiirdeki en zor cümlelerden birini seçiyorum ona:&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;"&lt;i style="font-weight: bold;"&gt;Gündüz gün ışığı, gece ay ışığı&lt;/i&gt;"&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: 'Times New Roman'; margin: 0px;"&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: 'Times New Roman'; margin: 0px;"&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;Biz çekimi yaparken yan odadaki dağınık eşyalar kendiliğinden bavula dolmaya başlıyor! Çorapların kendi kendilerine top olmalarını görmeniz lazım. Top top olup bavulun derinliklerine atlıyorlar. Pantolonlar çoktan yerlerini almış. Gömleklerse havada katlanarak bavula yerleşmek üzere "iniş izni" bekliyorlar. Ne muhteşem bir organizasyon! Geride bıraktığım çöpler bile kendi kendilerini süpürmüş, odam tertemiz... Ve malesef ki hepsi benim beynimin içinde cereyan ediyor! Hayalini kurduğum herşeyi, az sonra rüzgar hızıyla yine ben yapmak zorundayım. Fizik kuralları üç buçuk attığınız zamanlarda bile size yardım etmez. Ama siz bunun hayalini kurmakta serbestsiniz.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;Taksici Josh kapıya yanaştığında ben tüm valizlerimle beraber hazırım. Fakat Jake' e büyük bir enkaz bıraktığımı tahmin edersiniz. Dönüp son altı ayımızı geçirdiğimiz eve bir daha bakıyorum. "Vay be" diyorum. Hüzünlenmek için zamanımız var ama bu imkanı havaalanında kullanmak istiyoruz, zira Jake' de bizimle beraber geliyor.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: 'Times New Roman'; margin: 0px;"&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: 'Times New Roman'; margin: 0px;"&gt;&lt;div&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;Josh Türkiye' de yaşasaydı bence kesin haber spikeri yaparlardı onu.&amp;nbsp;Ya da Devlet Operası' nda bas bariton olarak koroya girerdi. Öyle tok ve koyu bir sesi var... "Şiir okutmak için ideal bir aday" diye düşünüp ellerimi sıvazlıyorum. Havaalanına varınca beraber kahvaltı etmek üzere bir kafeye oturduğumuzda bilin bakalım napıyorum? Jake bozuluyor biraz. Arkadaşını herkesin içinde zor durumda bıraktığımı düşünüyor olmalı... Ama Josh gayet rahat. Bir eliyle kakaolu sütünü içerken bir yandan da verdiğim kelimelerin okunuşuna çalışıyor. Kendisi Belize' liymiş. Böyle bir ülke olduğunu bile bilmiyordum. Kalem isteyip "&lt;b&gt;&lt;i&gt;Ay ışığında yapraklar&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;" dizesinin okunuşunu bir de kendi dilinde yazıyor. Arka planda tabak çanak gürültüsü içinde kaydımızı yapıyoruz.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; font-family: 'Times New Roman'; margin: 0px; text-align: left;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_VjvSh0cN5jQ/TMld7sGRMNI/AAAAAAAAASE/85DfHfS5MwU/s1600/cash2.JPG" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;img border="0" height="180" src="http://3.bp.blogspot.com/_VjvSh0cN5jQ/TMld7sGRMNI/AAAAAAAAASE/85DfHfS5MwU/s320/cash2.JPG" style="cursor: move;" width="320" /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: 'Times New Roman';"&gt;&lt;div&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;Josh ve Jake ile vedalaşırken aslında Miami' yle de vedalaşıyorum. Buralara bir gün tekrar yolum düşer mi acaba? Jake Amerikan filmlerini andıran bir edayla elini omzuma koyup "hey adamım kendine dikkat ha!" mealinde bir şey söylüyor. Yine bu filmlerden bildiğimiz, giden arkadaşa kişisel bir eşya armağan etme geleneği vardır. Jake bunu da uyguluyor. Boynundaki gümüş "haç" ını çıkarıp bana armağan ediyor. Şaşırıyorum! En değerli aksesuarıdır bu. "Bir gün dinimi değiştirmeye karar verirsem, aklımda bulunsun" diyorum. Jake' e karşı mahçubum, bilsem ben de kehribar tespih takımı ve ezan okuyan saat armağan ederdim! Sadece sarılıyorum. Bir yıllık ev arkadaşlığımızın hararetli sarılması bu.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;Bundan sonra hedefim New Jersey' nin Newark Havaalanı. Lise arkadaşım Anıl beni orada karşılayacak. Üç gün onun misafiri olduktan sonra New York' taki bir havaalanından Türkiye uçağına bineceğim. Anıl' ın şu anda oturduğu ev Manhattan Adası' na trenle 40 dakika uzakta bulunuyormuş. Bu da şiir projeme koca gökdelenlerin arasında devam edebileceğim anlamına geliyor. Heyecanlıyım.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;Uçağa binince kameramı çıkarıp dün çektiğim 30 dakikalık kaseti izliyorum. Teknik özelliklerini tam anlamadığım bir kamera ile çektiğimi düşünürsek yine de fena sayılmaz görüntüler! Yalnız ilk katılımcılarım olan İspanyolları mikrofonu açmadan kaydetmişim. Gerçekten şahane bir sessiz film olmuş. Bu durumda giriş dizesini&amp;nbsp;başkasına söyletmem gerekecek.&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;Bu başkası tatil amaçlı New York' a gelen Louise oluyor. Allahın hikmeti işte. Sen taa İngiltere' den kalk gel, ünlü Times Meydanı' nda otururken utangaç ama bir o kadar da arsız bir Türk tarafından hiç bilmediğin bir dilde bir şeyler söylemeye zorlan. Olacak iş mi bu? Ama hakkını vermek lazım, Louise "&lt;b&gt;&lt;i&gt;Sizin için insan kardeşlerim&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;" dizesinin altından başarıyla kalkıyor.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; margin: 0px; text-align: left;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_VjvSh0cN5jQ/TMrn-ez5N7I/AAAAAAAAASM/_oX3S5-1uDo/s1600/Louis.JPG" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;img border="0" height="180" src="http://3.bp.blogspot.com/_VjvSh0cN5jQ/TMrn-ez5N7I/AAAAAAAAASM/_oX3S5-1uDo/s320/Louis.JPG" style="cursor: move;" width="320" /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;O sırada bizi izlemekte olan polis memuruna takılıyor gözüm. Acaba kızı rahatsız ettiğimi falan mı düşündü? Saygılı bir üslupla yanaşıyorum. Kısa bir tanışmadan sonra "salamun aleykum" kelimesinin telaffuzu üzerine konuşmaya başlıyoruz. Polis memuru müslümanmış ta, Türkiye' de bu kelimeyi nasıl telaffuz ettiğimizi merak ediyormuş. Onu hemen şiir projeme davet ediyorum. Kabul ediyor fakat videonun internete yükleneceğini duyduğu anda cayıyor. "Resmi üniformayla görünmemiz yasak" diyor. Çok komik ama galiba tüm sanal alemi sallayacak bir şey yaptığımı düşünüyor din kardeşim. Bu videonun aslında pek kimsenin umrunda olmayacağını açıklamaya çalışsam da başarılı olamıyorum.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;Louise' ten sonra Insa ve Kyra adında iki Alman kızla tanışıyorum. Onlar da tatil için buradalarmış. Türklere ve Türkçe' ye yabancı değiller doğal olarak! "&lt;b&gt;&lt;i&gt;Yapraklarda&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;b style="font-style: italic;"&gt;&amp;nbsp;merak&lt;/b&gt;" ve "&lt;b&gt;&lt;i&gt;Yapraklarda akıl&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;" dizelerinde anlaşıyoruz. Bol kahkahalar arasında, uzun tekrarlarla çekiyoruz. "Aaa başlarım ama senin şiirine" diyerek kızıp gitmeleri de mümkün ama gösterdiğim çabaya saygı duyuyor olmalılar ki böyle bir şeye kalkışmıyorlar.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; font-family: 'Times New Roman'; margin: 0px; text-align: left;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_VjvSh0cN5jQ/TMvlLcZwKlI/AAAAAAAAASQ/9ZaA6K8GUQc/s1600/alman1.JPG" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;img border="0" height="180" src="http://3.bp.blogspot.com/_VjvSh0cN5jQ/TMvlLcZwKlI/AAAAAAAAASQ/9ZaA6K8GUQc/s320/alman1.JPG" style="cursor: move;" width="320" /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: 'Times New Roman'; margin: 0px;"&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: 'Times New Roman'; margin: 0px;"&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;O gün günlerden pazartesi ve tarih 7 Eylül 2009. Amerika' da eylül ayının ilk pazartesi günü "labour day" yani "işçi bayramı" kutlanmakta... Nedense bu tür milli tatiller hep ilk ya da son pazartesilerde kutlanıyor. Pazartesinin haftasonuyla birleşme yeteneğinden kaynaklanan bir cazibesi olmasın? Ama aynı cazibe Cuma' da da var! Fakat "teyzenin"&amp;nbsp;anne yarısı olması gibi Cuma da Cumartesi yarısı kabul edilir. Bu bağlamda sendromu, psikozu olmaz. Ama pazartesi öyle mi? Haftanın yedi günü içinde ruhsal durumu en bozuk gündür. Belki Amerikalı yetkililer bu olumsuz etkiyi biraz olsun azaltmak için milli bayramlarını pazartesilere denk getiriyorlardır. Her neyse, çok ta önemli değil. Koca bir paragrafı bu konuyla harcadığıma inanamıyorum.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: 'Times New Roman'; margin: 0px;"&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;New York' a ilk defa gelen bir çok kişi gibi ben de hemen "Central Park" ta alıyorum soluğu. Şehir içinde orman, orman içinde derman bulmak isteyenler için tasarlanmış muazzam bir ortam... Haliyle insan merak ediyor, metropolün ortasındaki bu yeşil alanı nasıl koruyorlar diye? New York' u bizim belediyeler yönetse her yerel seçimde küçülte küçülte canım parkı "Central Aile Çay Bahçesi" ne çevirirlerdi.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: 'Times New Roman'; margin: 0px;"&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; font-family: 'Times New Roman'; margin: 0px; text-align: left;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_VjvSh0cN5jQ/TMx5CR5vU0I/AAAAAAAAASU/k-M3eIhefNo/s1600/park3.JPG" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;img border="0" height="180" src="http://3.bp.blogspot.com/_VjvSh0cN5jQ/TMx5CR5vU0I/AAAAAAAAASU/k-M3eIhefNo/s320/park3.JPG" style="cursor: move;" width="320" /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: 'Times New Roman'; margin: 0px;"&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;Bugün resmi tatil olduğu için her yer tıklım tıklım... Neredeyse İzmir Enternasyonal Fuarı' nın açılış günü kadar kalabalık! Ve sanırım "Enternasyonal" kelimesi buraya, dünyadaki her yerden daha fazla yakışıyor. Çimenler üzerinde gezinirken dünyanın her ülkesinden yüzler görüyorum. Arpa ambarına düşmüş tavuk kadar şanslıyım, projemde kullanabileceğim ne kadar çok insan var! &amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: 'Times New Roman'; margin: 0px;"&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;Yerde iki seksen yatmakta olan bir adamın yanına yaklaşıyorum önce. Projeyi dinledikten sonra doğrulup hiçbir açıklama yapmadan koşarak uzaklaşıyor. O kadar mı kötü bir şey istedim yahu? Çok garip! Rahatını da bozduk adamcağızın... Sonraki denememi kitap okuyan Hintliler üzerinde yapıyorum. "Uluslararası bir şiir projesine katılmak ister misiniz?" dediğim anda kesip &amp;nbsp;"Hayır" diyorlar. Galiba işim sandığımdan zor olacak! Üstelik i&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;ki reddedilişin ardından moralim bozulmuş durumda. Bir üçüncüyü kaldıramam... Kime gitsem, kime gitsem? En iyisi kızlara gideyim. Beni en iyi kızlar anlar...&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;Kısa bir araştırmadan sonra, market işi soğuk mezelerle post modern bir piknik hazırlığında olan iki genç kız buluyorum. "Merhaba, ne kadar güzel bir gün değil mi?" şeklinde sinematografik bir girişin ardından kendimi takdim ediyorum. Bir "video artist" olduğumu ve önemli bir proje hazırlığı içinde olduğumu anlatıyorum. Kızlardan biri&amp;nbsp;parmağındaki rus salatasını yaladıktan sonra "Nerede çekeceğiz?" diye soruyor. "TRT Arı Stüdyoları' nda" diyorum. Ama içimden... Yemek keyiflerine fazla engel olmama sözü vererek kayda giriyorum. Sahne esas kızın "&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;b&gt;&lt;i&gt;Gün ışığında&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;" repliği ile açılıyor, hemen yana kayarak diğer kıza dönüyor. O da "&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;b&gt;&lt;i&gt;binbir yeşil&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;" diyerek noktayı koyuyor. Bu kadar basit. Tek alışta tamamlıyoruz. Sözümü tutmuş olmanın rahatlığıyla Regina ve Ivonne' a teşekkür ediyorum.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: 'Times New Roman'; margin: 0px;"&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;b&gt;&lt;i&gt;Talihim açıldı. Kızlar bana yeniden yaşama gücü verdi bu zalım topraklarda. Keramet kamerada herhalde... Yoksa aksesuarsız gidip kızlardan bir şeyler istediğimde genelde olumsuz cevap verirler! Bundan sonra kamerayı boynumdan çıkartmayacağım lan...&amp;nbsp;&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;Bu şekilde saf saf yürürken yakında bir yerden gelen müzik sesiyle dünyaya dönüyorum. Birileri fena halde eğleniyor olmalı... Çok uzakta olamazlar! Nitekim sesleri takip ederek kolayca parti merkezine ulaşıyorum. Türkiye' deki parti merkezlerinden çok farklı bir manzara çıkıyor karşıma. Bir kere kimse takım elbise içinde değil... İnsanlar günlük kıyafetleriyle olabildiğince rahat dans ediyorlar. Bir elektronik müzik grubunun albümlerini satma şekliymiş bu."Denemeden alma abla!" diyen esnaf gibi... Oynatmıyorsa alma! Bana sorarsanız şarkılar gayet başarılı. Paten kayan ve çılgınlar gibi dans eden insanlardan da anlamak mümkün bunu. Yalnız o kalabalığın içinde biri var ki belirtmeden geçemeyeceğim. Kafasında "Obama" şapkası, üzerinde "popun kralı" tişörtü, ayağında şortu ve renkli pabuçlarıyla dans eden bastonlu bir dede bu! Evet gerçek bir dede. Kendisini uzun uzadıya izledim, yürürken baston kullandığı halde dans ederken zerre kullanmıyor.&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; font-family: 'Times New Roman'; margin: 0px; text-align: left;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_VjvSh0cN5jQ/TM1bSIZii-I/AAAAAAAAASc/GjbjXAJLxiE/s1600/Dede2.JPG" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;img border="0" height="180" src="http://3.bp.blogspot.com/_VjvSh0cN5jQ/TM1bSIZii-I/AAAAAAAAASc/GjbjXAJLxiE/s320/Dede2.JPG" style="cursor: move;" width="320" /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: 'Times New Roman'; margin: 0px;"&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;Burada durup olan biteni saatlerce izleyebilirdim ama görev bilincim beni tekrar vazifeye çağırdı. Hava kararmadan birkaç kişiyi daha kaydetmeliydim. Defterimi çıkarıp baktım. Daha okunmamış yığınla cümle vardı. "İyi ki kısa şiir seçtik ha" dedim. Bir de uzun olsaydı, ömür boyu çekim yapacaktık demek ki! En iyisi çimenlik alana geri dönmekti. Orada bir rahatlık, bir huzur gördüm ben. Yine en şeker yüz ifademi takınarak üç futbol sahası genişliğindeki insan denizi içine daldım...&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: 'Times New Roman'; margin: 0px;"&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;- Merhaba, farklı ülkelerden katılan gönüllülerle bir şiir oluşturmaya çalışıyorum. Siz nerelisiniz?&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: 'Times New Roman'; margin: 0px;"&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;b&gt;&lt;i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;-&amp;nbsp;Japonya!&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: 'Times New Roman'; margin: 0px;"&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;- Aaa çok güzel, henüz Japonya' dan kimse katılmamıştı.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: 'Times New Roman'; margin: 0px;"&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;b&gt;&lt;i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;-&amp;nbsp;Nasıl bir şiir bu?&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: 'Times New Roman'; margin: 0px;"&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;- Evrensel barışı anlatan bir şiir.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: 'Times New Roman'; margin: 0px;"&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;b&gt;&lt;i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;-&amp;nbsp;Güzel.&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: 'Times New Roman'; margin: 0px;"&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;- Katılmak ister misiniz?&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: 'Times New Roman'; margin: 0px;"&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;b&gt;&lt;i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;- Olur tabi ama benim İngilizcem pek iyi değil.&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: 'Times New Roman'; margin: 0px;"&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;- Bu hiç sorun olmayacak!&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: 'Times New Roman'; margin: 0px;"&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: 'Times New Roman'; margin: 0px;"&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;Bu konuşmadan sonra meşhur defterimi çıkartarak güzel bir sunum yaptım. Akari ve Sayaka benimle çalışmayı kabul ettiler. Çekime başladıktan sonra "şu anda prova yapıyoruz, kamera açık değil" diyerek kendi çapımda bir cinlik yaptım. Kayıt psikolojisi insanları doğal davranmaktan alıkoyabilir çünkü... Prova tamamlandığında istediğim görüntüleri çoktan elde etmiştim.&amp;nbsp;Kendilerine çok teşekkür ettim. Onlar da ellerini kavuşturup başlarını öne eğerek Japon gibi teşekkür ettiler.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; font-family: 'Times New Roman'; margin: 0px; text-align: left;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; font-family: 'Times New Roman'; margin: 0px; text-align: left;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_VjvSh0cN5jQ/TM2nprtO6_I/AAAAAAAAASg/B1d7fGLoffo/s1600/Sayaka.JPG" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;img border="0" height="180" src="http://4.bp.blogspot.com/_VjvSh0cN5jQ/TM2nprtO6_I/AAAAAAAAASg/B1d7fGLoffo/s320/Sayaka.JPG" style="cursor: move;" width="320" /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: 'Times New Roman'; margin: 0px;"&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: 'Times New Roman'; margin: 0px;"&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;Doğrusu keyfim yerindeydi. Amatör bir filmci olarak, yıllardır birçok profesyonel film setine ev sahipliği yapmış bu parkta, anadilimde yazılmış bir şiiri adım adım ortaya çıkarıyordum. İnsanlar beni kırmıyor, hafif zorlanarak ta olsa Orhan Veli' nin dizelerine ses vermeye çalışıyorlardı.&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: 'Times New Roman'; margin: 0px;"&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: 'Times New Roman'; margin: 0px;"&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;Sayaka' yı kaydederken hemen arkamızdaki çiftin bizi izlediğini fark etmiştim, bu güzel bir fırsat olabilirdi. Çantamı toplamadan arkaya geçtim. Meraklı bakışlarla beni izleyen çifte kibarca gülümseyerek artık ezberden okuduğum sunum cümlelerini makinalı tüfek gibi sıraladım. "Baylar bayanlar, bu elimde görmüş olduğunuz bıçak seti beş lira olup yanında biley taşı hediyelidir" Tahmin ettiğim gibi ilgi gösterdiler. Lacey ve Peter doğma büyüme Amerikalıymış. Böyle kozmopolit bir kentte orjinal Amerikalı görünce şaşırıyor insan! Lacey için "&lt;b&gt;&lt;i&gt;Yatıştaki rahatlık&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;" dizesini seçtik. Dizenin anlamı gereği cümleyi sırtüstü yatarken söylemesinin daha etkili olacağını anlattım. "En iyi yaptığım şey" diyerek kabul etti. Bir iki seferde kaydettik. Sıra Peter' a geldi. Peter "&lt;b&gt;&lt;i&gt;Günlerin isimleri&amp;nbsp;&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;" cümlesinin on beş farklı yorumunu seslendirdikten sonra durup "Oldu mu?" diye sordu. "Valla hiç yoktan iyidir" dedim. "Bunu bulamayan da var!"&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: 'Times New Roman'; margin: 0px;"&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: 'Times New Roman'; margin: 0px;"&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;Gün boyunca oradan oraya koşturup dokuz kişiyi kaydederek otuz iki dakikalık ham kayıt süresine ulaşınca biraz dinlenmeyi hak ettiğime karar verdim. Sonuçta Manhattan' a ilk kez gelen bir turisttim ben. Benim de bir şeyleri gezip görmeye ihtiyacım vardı. Evinde kaldığım arkadaşım Anıl' ı arayarak müsait olup olmadığını sordum. Kendisi doktora öğrencisi olduğundan gündüz vakti çıkamıyordu pek. "Birazdan işlerimi bitiriyorum, istersen meydanda bir yerde buluşuruz" dedi. Çok sevindim, ödevlerini erkenden bitirmiş öğrenci huzuruyla arkadaşımı beklemeye koyuldum.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: 'Times New Roman'; margin: 0px;"&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: 'Times New Roman'; margin: 0px;"&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;O gece ve ertesi gün işin "gezip görmek" kısmına ağırlık verdiğim için&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;projem adına pek bir şey yapamadım&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;. İki müze, bir konser ve bir vapur yolculuğu tüm vaktimi aldı. Neyse ki son gece&amp;nbsp;"&lt;b&gt;&lt;i&gt;İstavritistanbul&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;" grubunun provasına davetliydim. Birisi Anıl olmak üzere dört Türk&amp;nbsp;ve bir Arjantinli müzisyenden oluşan rock grubunu büyük bir zevkle dinledikten sonra bohçamı açarak sihirli kutumu bir kez daha çıkardım. Arjantinli Pablo Türk arkadaşları vesilesiyle dilimize ve kültürümüze merak sarmış, bu uğurda iki defa da Türkiye' ye gitmiş... Şiir projem için bulunmaz bir aday yani.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: 'Times New Roman'; margin: 0px;"&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; font-family: 'Times New Roman'; margin: 0px; text-align: left;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_VjvSh0cN5jQ/TM6w-CKczhI/AAAAAAAAASo/MfLmpYs6ses/s1600/pablo.JPG" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;img border="0" height="180" src="http://2.bp.blogspot.com/_VjvSh0cN5jQ/TM6w-CKczhI/AAAAAAAAASo/MfLmpYs6ses/s320/pablo.JPG" style="cursor: move;" width="320" /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: 'Times New Roman'; margin: 0px;"&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;Sadece bir kere dinledikten sonra "&lt;b&gt;&lt;i&gt;cephelerde harcanan kurşun&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;" dizesini sıradan bir Türk vatandaşı gibi telaffuz etti. Anıl' ın dediğine göre Pablo şahıslara göre fiil çekimi bile yapabiliyormuş! Kaydı bitirdiğimiz sırada odaya Pablo' nun Filipinli kız arkadaşı Linda girdi. Anıl ile göz göze geldik. Ekran karardı. Sonraki sahnede ben Linda' ya projemi anlatıyordum...&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: 'Times New Roman'; margin: 0px;"&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;Eee, her güzel şeyin bir sonu olduğu gibi benim New York maceramın da sonu geldi. Hatta genellersek ABD maceramın dahi sonu gelmiş olabilir. Türkiye' de beni bekleyen bir askerlik süreci var. Askerden sonra büyük ihtimalle ülkemde yaşamaya başlayacağım. Ama giderayak böyle bir film işine girdiğim için kendimi ne kadar tebrik etsem az... Durduk yere heyecan geldi hayatıma.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: 'Times New Roman'; margin: 0px;"&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: 'Times New Roman'; margin: 0px;"&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;Uçağım JFK Havaalanı' ndan kalkıyor. Anıl ile vedalaştıktan sonra üç farklı trene biniyorum. Yine son dakika stresi hakim tabi, bu olmadan seyahatten tat alamıyorum arkadaş! Sırtımda ağzına kadar dolu bir dağcı çantası, elimde tekerlekli valiz ve omzumda kamera çantası olmak üzere üç parçalık mal varlığına sahibim. Bunların üçüyle birden koşmanın zevkini başka hiçbir şeyde bulamadım... Bindiğim ikinci trenin peron koridorları maşallah labirent gibiymiş. Susam Sokağında "bir ki üç dört beş, altı yedi sekiz dokuz, on bir on iki hi hi hi hiiii" diye bir animasyon vardı ya, işte oradaki top gibi girip çıkmadığım delik kalmıyor. Ama buluyorum. Sağ salim havaalanındayım. Bavulları teslim edince terden sırılsıklam olduğumu fark ediyorum. Bu da eğlencenin bir parçasıydı.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: 'Times New Roman'; margin: 0px;"&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: 'Times New Roman'; margin: 0px;"&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;Uçaktaki koltuğum en arkanın bir önü. Kuşun kuyruğunda uçacağız yani... Koltuk arkadaşımla tanıştık, Azeriymiş. Bakü' deki hocalarından bazıları Türk olduğu için Türkçe' yi güzel konuşuyor. Sadece tıkandığımız yerlerde İngilizce kelimelere baş vuruyoruz. Uzeyir Amerika deneyimi yaşamak üzere "Çalış ve Gez" programı aracılığıyla üç aylığına gelmiş buraya. Şimdi de İstanbul üzerinden Bakü' ye dönecek... Konuyu dönüp dolaştırıp video hobime getiriyorum. On saatlik yol arkadaşımı bu zevkten mahrum edeceğimi düşünmüyordunuz ya! Eline mikrofonu tutuşturduğum gibi "Kimin için postacının ayakları?" diye soruyorum! "&lt;b&gt;&lt;i&gt;Sizin için postacının ayakları&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;" diyor.&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: 'Times New Roman'; margin: 0px;"&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; font-family: 'Times New Roman'; margin: 0px; text-align: left;"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; font-family: 'Times New Roman'; margin: 0px; text-align: left;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_VjvSh0cN5jQ/TM7yxKCWZHI/AAAAAAAAAS4/7MljGyh-h_U/s1600/uzeyir.JPG" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;img border="0" height="180" src="http://3.bp.blogspot.com/_VjvSh0cN5jQ/TM7yxKCWZHI/AAAAAAAAAS4/7MljGyh-h_U/s320/uzeyir.JPG" style="cursor: move;" width="320" /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: 'Times New Roman'; margin: 0px;"&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: 'Times New Roman'; margin: 0px;"&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;11 Eylül sabahı İstanbul' a iniyoruz. Saat farkı yüzünden afallamış durumdayım. Tam bir buçuk yıl sonra yeniden memleket topraklarına basmanın heyecanı tarif edilemez (Bunun yazısını&amp;nbsp;&lt;a href="http://sarkuteri.blogspot.com/2009/09/memlekete-donus.html"&gt;şurda&lt;/a&gt;&amp;nbsp;yazmışız) Anayla babayla hemen sarmaş dolaş oluyoruz. Kolay değil, hamurumuzun yoğrulduğu topraklar bunlar. Gözde bir damla yaş birikmesi normaldir.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: 'Times New Roman'; margin: 0px;"&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: 'Times New Roman'; margin: 0px;"&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;Şiirdeki dizeleri tamamlamış değilim. Neredeyse on kişilik açık var. Türkiye' de çekimler yapmayı zaten planlıyordum da bu kadar çok kişi olacağını tahmin etmiyordum. Şimdi nereden bulacağım bu insanları? Hoş Türklerle çekmek te mümkün. Ama projenin çıkış noktası, şairin "insan kardeşlerim" diye hitap ettiği kitlenin ete kemiğe büründürülmesiydi. Yani dünya vatandaşlarının mümkün olduğunca temsil edilmesini amaçlamıştım. Bu bağlamda ülkemizin tek bir katılımcıyla temsil edilmesi daha mantıklı geliyordu bana.&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Times New Roman';"&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_VjvSh0cN5jQ/TM_lK3d1vKI/AAAAAAAAAS8/6C0KZDsxczw/s1600/anneanne.JPG" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;img border="0" height="180" src="http://2.bp.blogspot.com/_VjvSh0cN5jQ/TM_lK3d1vKI/AAAAAAAAAS8/6C0KZDsxczw/s320/anneanne.JPG" style="cursor: move;" width="320" /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;Ramazan Bayramı' nı geçirmek üzere köye gittiğimizde aradığım temsilcinin tam karşımda dikildiğini fark ettim. Hatta onun elini öptüm! Cumhuriyetle yaşıt olan anneannem, 86 yıllık ömrünü dolu dolu yaşamış bir insan olarak şiirin sonunda "&lt;b&gt;&lt;i&gt;herşey sizin için&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;" demeye en uygun kişiydi. Böylece baştan beri aklımı kurcalayan "şiiri kim bitirecek?" sorusunu çözüme kavuşturmuş oldum. Hatta başarabilirsem, anneannemi şiirdeki tek Türk katılımcı olarak ta korumak istiyordum.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: 'Times New Roman'; margin: 0px;"&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;İyi olacak hastanın ayağına doktor gelirmiş. "Nasıl yapsam da yoldan geçen turistleri yakalasam?" diye düşünürken arkadaşım Gözde, yakında Çanakkale' de yapacakları gençlik projesinin haberini verdi bana. Daha önce Avrupa Birliği Gençlik Projeleri' ne katılmış biri olarak yaşanacak ortamın "tam benlik" olduğunu biliyordum. "Uzay Atölyesi 2" başlıklı proje Avrupa' nın altı farklı ülkesinden gelecek katılımcılarla Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Rasathanesi' nde gerçekleşecekti. Gözde' ye rica ederek projenin bir ucundan tutmak istediğimi söyledim. "Hangi ucundan?" diye sordu. "Sen beni misafir katılımcılarla buluştur da, hangi ucundan olursa olsun" dedim.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;div style="font-family: 'Times New Roman'; margin: 0px;"&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: 'Times New Roman'; margin: 0px;"&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;Velhasıl kelam, uzay hakkında seminer ve atölye çalışmalarından oluşan uluslararası projeye, elimde kameram ve defterimle ben de katılmış oldum. Yirmi kişilik ekip gündüz ören yerlerini geziyor, geceleri de geç saatlere kadar teleskop başında gözlem yapıyordu. Mümkün olduğunca tüm etkinliklere katılmaya çalışsam da daha çok gündüz gezmelerine meraklıydım. Bu gezmelerden birinde Truva Antik Kenti' ne düştü yolumuz... Tabi buraya bir çok kereler geldiğim için ben daha çok rüzgar ve ışıkla ilgileniyordum. Hava aydınlıktı ama rüzgar ses kaydı yapmaya imkan vermeyecek kadar şiddetli esiyordu. Daha önceden söz aldığım Litvanyalı Irma'yı, şiirden bir dize okumak üzere Truva Atı' nın içine davet ettim. Bir zamanlar Akhalı Savaşçılar' ın yaptığı gibi tahta atın içine tırmandık. Pencerelerden giren rüzgara rağmen sakin bir hava hakimdi. "&lt;b&gt;&lt;i&gt;Sizin için limanda sallanan direkler&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;" dizesini okudu Irma.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: 'Times New Roman'; margin: 0px;"&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; font-family: 'Times New Roman'; margin: 0px; text-align: left;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_VjvSh0cN5jQ/TNCFjTNZJ0I/AAAAAAAAATA/DPShVNoFago/s1600/at1.JPG" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="180" src="http://4.bp.blogspot.com/_VjvSh0cN5jQ/TNCFjTNZJ0I/AAAAAAAAATA/DPShVNoFago/s320/at1.JPG" style="cursor: move;" width="320" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: 'Times New Roman'; margin: 0px;"&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: 'Times New Roman'; margin: 0px;"&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;Aşağıya indiğimizde bir de ne görelim? Truva halkı kent içindeki gezisini çoktan tamamlamış ve otoparkın yanında servis aracını beklemeye koyulmuştu. Hemen yanlarına gittim. "Baylar bayanlar bir dakikanızı alabilir miyim?" diyerek şiir projemi bir kez daha topluca anlattım. Çok iyi şiir projesi anlattığımdan bahsetmiş miydim? Şansıma rüzgar da biraz hafiflemiş durumdaydı. Benle çalışmaya gönüllü olan üç kişiyi yere çöktürüp şiirden birer dize armağan ettim. Türk &amp;nbsp;arkadaşlar diğer iki gönüllüye yardım ederken ben de Fransız vatandaşı William ile "&lt;b&gt;&lt;i&gt;Alınlardan akan ter&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;" dizesini çalışmaya başladım. "Alınlar" kelimesindeki "R" harfini söylemeye çalışırken gerçekten de ter aktı garibim William' ın alnından.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: 'Times New Roman'; margin: 0px;"&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; font-family: 'Times New Roman'; margin: 0px; text-align: left;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_VjvSh0cN5jQ/TNCJWILn8uI/AAAAAAAAATI/VzugbJCYLJs/s1600/william.JPG" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="180" src="http://3.bp.blogspot.com/_VjvSh0cN5jQ/TNCJWILn8uI/AAAAAAAAATI/VzugbJCYLJs/s320/william.JPG" style="cursor: move;" width="320" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: 'Times New Roman'; margin: 0px;"&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: 'Times New Roman'; margin: 0px;"&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;Daha sonra Estonyalı Anna ve Slovakyalı Melania ile "&lt;b&gt;&lt;i&gt;Ayların isimleri&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;" ve "&lt;b&gt;&lt;i&gt;Sizin için mezarlar&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;" dizelerini kaydettik. Rüzgar yer yer bastırsa da yaka mikrofonu marifetiyle hışırtıyı en aza indirmeyi başardık. Antik kentteki çekimler böylece tamamlanmış oldu. Zira bizi bekleyen servis şoförü sabırsızlanmaya başlamıştı.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: 'Times New Roman'; margin: 0px;"&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: 'Times New Roman'; margin: 0px;"&gt;&lt;div style="font-family: 'Times New Roman';"&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;Neden sonra karınlar acıktı, memleketimize has bir şeyler yemek gündeme geldi... Biz de misafirlerimizi alıp bir kebapçıya götürelim dedik. Tabi günlerdir dağ başında yaşadıkları için Çanakkale dükkanlarını görünce durunamadı gençler, her biri bir yana dağıldı. Ev sahibi olarak biz de peşlerine düştük. Ben Fransız William ve Polonyalı Krzysztof ile taze nane, biber turşusu ve kuş lokumu aramaya başladım. Taze nane "mojito" yapmak için William' ın aradığı bir şeydi. Ötekiler de William' ın Polonya' daki Türk ev arkadaşının siparişleri... Çocuğun hasret kaldığı şeylere bak! Tamam bir anne olsam "kıyamam yaa" diye bağrıma basacağım ama kıllı bıyıklı bir adam olarak pek memnun değilim bu işten. Aradık aradık yok kuş lokumu! En sonunda Aynalı Çarşı' ya götürdüm arkadaşları... William "kuş lokumu" demeyi iyice öğrendi, pazarlıkta da iyi olduğu için esnafla başa çıkabilirdi. Benimse Krzysztof ile çekmem gereken bir video vardı. Anlamını açıkladıktan sonra "&lt;b&gt;&lt;i&gt;mezar taşları&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;" dizesini mümkün olduğunca ciddi ve durgun okumasını tembihledim. Tarihi Aynalı Çarşı' nın kapısı önünde tam da istediğim gibi okudu. Böylelikle Polonya' ya da bir selam çakmış olduk.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: 'Times New Roman'; margin: 0px;"&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; font-family: 'Times New Roman'; margin: 0px; text-align: left;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_VjvSh0cN5jQ/TNU7M9S4sqI/AAAAAAAAATQ/1AmB1PG6q8k/s1600/Krzy.JPG" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="180" src="http://4.bp.blogspot.com/_VjvSh0cN5jQ/TNU7M9S4sqI/AAAAAAAAATQ/1AmB1PG6q8k/s320/Krzy.JPG" style="cursor: move;" width="320" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: 'Times New Roman'; margin: 0px;"&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: 'Times New Roman'; margin: 0px;"&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;Kararlaştırılan buluşma yerine ilk biz gelmiştik. Sonra Romanyalı Adrian ve İspanyol grup belirdi. Adrian şiir projemi yakından takip ediyordu. "Ne alemdesin?" diye sorunca beş adet dize kaldığını söyledim. Defteri eline alıp kalan dizeler içinde en uzun olanını işaret etti. "Bunu ben okumak istiyorum" dedi. Şehir gürültüsünün hakim olduğu bir meydandaydık. Sakin bir yer bulmak için kafamı sağa sola çevirdiğimi görünce eliyle "gel" işareti yaparak beni eski bir apartmanın önüne götürdü. Zillerden birine bastık, kapı açıldı. İçeri girdik. "&lt;b&gt;&lt;i&gt;Hapizaneler, kilepçeler, idam cezelari&amp;nbsp;&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;" dedi. "Olmadı" dedim. Biraz çalıştırdım. Sonraki denemede daha iyiydi. Çok ta titizlenmeden kaydettik, biri merdivenden inip her an sopayı basabilirdi çünkü.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: 'Times New Roman'; margin: 0px;"&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: 'Times New Roman'; margin: 0px;"&gt;&lt;div style="font-family: 'Times New Roman';"&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;Meğer insanların ne çok çarşı gezme ihtiyacı varmış! Çil sürüsü gibi dağılan grubu toplamak iki saatimize mal oldu. Programdan sapmıştık ama olsun, herkes halinden memnun görünüyordu. Bir ara William' ın elindeki lokum kutusuna takıldı gözüm. Üzerinde gül resmi vardı. "Kuşa ne oldu?" dedim. "Bu daha güzelmiş" dedi. Memleketimin iş bilen esnafı her malın ikamesini yaratmayı bilir!&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: 'Times New Roman';"&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: 'Times New Roman';"&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;Saat sekizi beş gece kebapçının ikinci katındaki yirmi kişilik masamızda hazırdık. Pideler ve kebaplar birer birer inmeye başladı. Yanında da kola değil Ayran istemişti herkes. Kolayı her yerde içerlerdi ama "sulu tuzlu yoğurt" şeklinde özetlediğimiz geleneksel içeceğimizi yalnız burada tadabilirlerdi. Yemek sonunda benim kamera yine piyasa çıktı... Daha çaylar gelmeden iki kişiyi seri şekilde çektim. Birer kelimeden oluşan bu dizeleri Litvanyalı Arturas ve Estonyalı Ollar' a söyletmiştim. Ardından Marta "&lt;b&gt;&lt;i&gt;Testicinin eli&amp;nbsp;&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;" diyerek güzel bir performans sergiledi. Ve inanmayacaksınız ama şiirin son kalan dizesine geldi sıra!&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: 'Times New Roman';"&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: 'Times New Roman';"&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;Daha Amerika' dan beri bu dize için yapmadığım paparazilik kalmamıştı. Bir dokunma, okşama veya öpüşme istiyordum. "&lt;b&gt;&lt;i&gt;Tenin avuca değişi&amp;nbsp;&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;" dizesi başka türlü çekilmezdi... Central Park' ta öpüşen çiftleri çektim zumlayarak... Sırf doğal ve içten görüntüler yakalayabilmek yaptım bunu. Kameram ufak tefek bir şey olsa metroda sevgilisinin bacağını okşayan adamı da çekecektim ama cesaret edemedim. Sonra da bunun etik olmadığına karar verdim zaten. Kişilerin izni olmadan görüntülerini çekmek hoş değildi. Nihayet Çanakkale' de Nikolett ve Constantin ile tanıştığım anda taşlar yerine oturdu. Uzay Atölyesi projesinin başından beri hiç ayrı ayrı görmemiştim onları, her fırsatta sarılıp öpüşüyorlardı. Bu örnek çifte, bir daha hayatlarında kimseden duyamayacakları o teklifle yaklaştım. "Benim için öpüşür müsünüz?" diye sordum. Mekanın bir kebapçı olduğunu da hatırlayalım... Şiir projemden haberdar olmasalar büyük ihtimalle çok şaşırırlardı ama konuyu bildikleri için "seve seve" dediler. Mizansen gereği önce el ele tutuşarak yavaşça dudak dudağa sokuldular.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; margin: 0px; text-align: left;"&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_VjvSh0cN5jQ/TNXmgjfm_eI/AAAAAAAAATU/sIyyVUH537A/s1600/Opucuk.JPG" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="180" src="http://2.bp.blogspot.com/_VjvSh0cN5jQ/TNXmgjfm_eI/AAAAAAAAATU/sIyyVUH537A/s320/Opucuk.JPG" style="cursor: move;" width="320" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;Gayet içten ve doğal davranıyorlardı. Öpüşmeye başladılar. Fakat öpüşme faslı ilerledikçe yanaklarım hafiften kızarmaya başladı. Elimde kamerayla burunlarının dibinde olmak tuhafıma gidiyordu. Ve ortada rol yapan birileri olmadığı için müdahale etmek te doğru olmazdı. Mecbur bekleyecektik. Kebapçı, gelmiş geçmiş en ateşli aşk sahnesine tanık olurken ben de gelmiş geçmiş en yüzsüz kameraman olarak çekmeye devam ettim. Bir dakika sonunda yavaşça ayrıldılar. Ayrıldıklarında gözleri bir müddet daha kapalı kaldı. "İşte aşk bu lan!" dedim. Kendi kendime konuşurken hep "lanlı" konuşurum.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;div style="font-family: 'Times New Roman'; margin: 0px;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;Sevgili okuyucu sana da bravo! Böyle uzun bir yazıdan korkmayıp sonuna kadar gelmeyi başardın... Bu ana kadar okuduğun her şey 5-28 Eylül (2009) tarihleri arasında gerçekleşti. Türkiye dahil 20 ülkeden, anneannem dahil 31 katılımcının yer aldığı koleksiyonumu nihayet tamamlamış oldum.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: 'Times New Roman';"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: 'Times New Roman';"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;Sizin için, insan kardeşlerim&amp;nbsp;&lt;b&gt;&lt;i&gt;(Louise- İngiltere)&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Herşey sizin için&amp;nbsp;&lt;b&gt;&lt;i&gt;(Linda, Mei - ABD)&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Gece de sizin için&amp;nbsp;&lt;b&gt;&lt;i&gt;(Karen- ABD)&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;gündüz de&amp;nbsp;&lt;b&gt;&lt;i&gt;(Mike- ABD)&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Gündüz gün ışığı gece ayışığı&amp;nbsp;&lt;b&gt;&lt;i&gt;(Jake- ABD)&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Ay ışığında yapraklar&amp;nbsp;&lt;b&gt;&lt;i&gt;(Josh- Belize)&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Yapraklarda merak&amp;nbsp;&lt;b&gt;&lt;i&gt;(Insa- Almanya)&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Yapraklarda akıl&amp;nbsp;&lt;b&gt;&lt;i&gt;(Kyra- Almanya&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;)&lt;br /&gt;Gün ışığında&amp;nbsp;binbir yeşil&amp;nbsp;&lt;b&gt;&lt;i&gt;(Ivonne- Porto Riko, Regina- Bolivya)&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Sarılar da sizin için&amp;nbsp;&lt;b&gt;&lt;i&gt;(Akari- Japonya)&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;pembeler de&amp;nbsp;&lt;b&gt;&lt;i&gt;(Sayaka- Japonya)&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Tenin&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;avuca&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;değişi&amp;nbsp;&lt;b&gt;&lt;i&gt;(Nikolett, Constantin- Macaristan)&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: 'Times New Roman';"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;Sıcaklığı&amp;nbsp;&lt;b&gt;&lt;i&gt;(Arturas- Litvanya)&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Yumuşaklığı&amp;nbsp;&lt;b&gt;&lt;i&gt;(Ollar- Estonya)&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Yatıştaki rahatlık&amp;nbsp;&lt;b&gt;&lt;i&gt;(Lacey- ABD)&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Merhabalar sizin için&amp;nbsp;&lt;b&gt;&lt;i&gt;(Adrian- Küba)&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Sizin için limanda sallanan direkler&amp;nbsp;&lt;b&gt;&lt;i&gt;(Irma- Litvanya)&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Günlerin isimleri&amp;nbsp;&lt;b&gt;&lt;i&gt;(Matthew- ABD)&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Ayların isimleri&amp;nbsp;&lt;b&gt;&lt;i&gt;(Anna- Estonya)&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Kayıkların boyaları sizin için&amp;nbsp;&lt;b&gt;&lt;i&gt;(Linda- Filipinler)&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Sizin için postacının ayağı&amp;nbsp;&lt;b&gt;&lt;i&gt;(Uzeyir- Azerbaycan)&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Testicinin eli&amp;nbsp;&lt;b&gt;&lt;i&gt;(Marta- İspanya)&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Alınlardan akan ter&amp;nbsp;&lt;b&gt;&lt;i&gt;(William- Fransa)&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Cephelerde harcanan kurşun&amp;nbsp;&lt;i&gt;&lt;b&gt;(Pablo- Arjantin)&lt;/b&gt;&lt;/i&gt;&lt;br /&gt;Sizin için mezarlar&amp;nbsp;&lt;b&gt;&lt;i&gt;(Melania- Slovakya)&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;mezar taşları&amp;nbsp;&lt;b&gt;&lt;i&gt;(Krzysztof- Polonya)&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Hapisaneler, kelepçeler,&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;idam cezaları&amp;nbsp;&lt;b&gt;&lt;i&gt;(Adrian- Romanya)&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: 'Times New Roman';"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;Sizin için&amp;nbsp;&lt;b&gt;&lt;i&gt;(Adrian- Küba)&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Herşey sizin için&amp;nbsp;&lt;b&gt;&lt;i&gt;(Anneanne- Türkiye)&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: 'Times New Roman';"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;b&gt;&lt;i&gt;&lt;br /&gt;&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: 'Times New Roman';"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;Fakat iş burada bitmiyordu ne yazık ki! Pazılın parçaları birer birer önümdeydi ama onları kesip biçip yerli yerine yapıştırmadıkça bir anlam ifade etmeyecekti. Üç saatlik görüntünün içinden dört dakikalık bir film yapmaya kalkmak ne zor iştir, tahmin edersiniz. Üstelik benim gibi amatör bir "montajcı" iseniz işiniz daha da zor olacaktır... O&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;n beş gün kadar uğraştıktan sonra bir film ürettim.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: 'Times New Roman';"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: 'Times New Roman';"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;Facebook:&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: 'Times New Roman';"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;a href="http://www.facebook.com/video/video.php?v=184159523016"&gt;http://www.facebook.com/video/video.php?v=184159523016&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: 'Times New Roman';"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;Youtube:&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: 'Times New Roman';"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;a href="http://www.youtube.com/watch?v=Bc1O8A8n5H8"&gt;http://www.youtube.com/watch?v=Bc1O8A8n5H8&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: 'Times New Roman';"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: 'Times New Roman';"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;Film hiçbir açıklama yapmadan "pat" diye başlıyor ve sadece İngilizce alt yazı içeriyordu. Türkçe telaffuzların yeterince iyi anlaşıldığını ve herkesin bu şiire aşina olduğunu kabul ediyordum. Ama yanılmıştım, şiir projesi beklediğim ilgiyi görmedi. Yakın çevremdeki dostlardan ve projeye katılan arkadaşlardan çok olumlu tepkiler geldi elbette ama ben videonun Türkiye çapına yayılmasını hayal ediyordum. Çok mu hayalciyim neyim?&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: 'Times New Roman';"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: 'Times New Roman';"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;Düşündüm taşındım ve bir "kamera arkası" filmi yapmaya karar verdim. Kamera arkası görüntülerini esas filme bağlayacak, böylece eksik olan görsel açıklamayı yapmış olacaktım. Yeni filmde sadece Türkçe alt yazılar olacaktı. Ayrıca yine meraklısı için detaylı bir blog yazısı hazırlamalıydım... Tek sorun bunlar için zamanım olmamasıydı, çok yakında askere gidiyordum!&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: 'Times New Roman';"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: 'Times New Roman';"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;Video çalışmalarımla beraber tüm sivil hayatımı 5 ay kadar erteleyip gittim askere... Dönüşte iş görüşmeleri, arkadaş ziyaretleri derken bilgisayar başına oturmakta epey zorlandım. Ama kendimi dürte dürte, kulağımdan çeke çeke nihayet yaptırdım bu işleri. Günahıyla sevabıyla, eksiğiyle fazlasıyla işte "&lt;b&gt;&lt;i&gt;Dilden Dile Şiir / Sizin için, Orhan Veli&amp;nbsp;&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;" videosu.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: 'Times New Roman';"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: 'Times New Roman';"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;Facebook:&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: 'Times New Roman';"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;a href="http://www.facebook.com/video/video.php?v=457163618016"&gt;http://www.facebook.com/video/video.php?v=457163618016&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: 'Times New Roman';"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;Youtube:&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: 'Times New Roman';"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;a href="http://www.youtube.com/watch?v=qdtLuHNe_f4"&gt;http://www.youtube.com/watch?v=qdtLuHNe_f4&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: 'Times New Roman';"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;Vimeo:&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: 'Times New Roman';"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;a href="http://vimeo.com/16128876"&gt;http://vimeo.com/16128876&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4262636131456548239-3569485152326244160?l=sarkuteri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://sarkuteri.blogspot.com/feeds/3569485152326244160/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4262636131456548239&amp;postID=3569485152326244160&amp;isPopup=true' title='15 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4262636131456548239/posts/default/3569485152326244160'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4262636131456548239/posts/default/3569485152326244160'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://sarkuteri.blogspot.com/2010/11/dilden-dile-siir-sizin-icin-orhan-veli.html' title='Dilden Dile Şiir / Sizin için'/><author><name>Şarküteri</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03742908292004587835</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_VjvSh0cN5jQ/SLNfwXWknqI/AAAAAAAAACU/7QnlkyUYsL4/S220/yecavat.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_VjvSh0cN5jQ/TMf-0EpgfvI/AAAAAAAAARk/7V3HkWJP3oY/s72-c/Plaj2.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>15</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4262636131456548239.post-166754641445722164</id><published>2010-10-04T01:31:00.006+03:00</published><updated>2010-10-06T00:22:01.139+03:00</updated><title type='text'>Eski Aşkım Müzik</title><content type='html'>&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;"Walkman" yani yürüyen adam denmişti adına. Biz adında değildik, daha çok kafaya taç misali takılan sünger kulaklıklarına hasta oluyorduk. Kayıt stüdyosunda camın arkasında şarkı söyleyen adama benzeyecekti bunu takan. Ya da helikopter pilotu gibi kasım kasım kasılacaktı. Helikopter pilotları kulaklıklarını takıp kasım kasım kasılıyorlar mıydı? Çocukluk aklıyla &lt;b&gt;&lt;i style="font-family: Georgia,&amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif;"&gt;evet&lt;/i&gt;,&lt;/b&gt; şimdiki aklımla &lt;b style="font-family: Georgia,&amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif;"&gt;&lt;i&gt;bilemiyorum&lt;/i&gt;&lt;/b&gt; diye cevaplayacağım. Sonuçta pek kimsenin uçuramadığı bi aleti uçuruyorsun... Neyse, demem o ki o yıllarda pek alışık olmadığımız bir görüntüydü sokak ortasında kulaklık. &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Nasıl yapmalı, nerden bulmalı, bir volkmen edinmeliydi. Mahallemize ilk ateş komşumuzun oğlu Onur' un elinden düşmüştü bile. Bundan sonra rahat uyku yoktu bize... Bol bol hayal kurup volkmenimizi alınca nerelere gideceğimizi, volkmende hangi kasetleri dinleyeceğimizi düşlemeliydik. Tabi bu arada babalarımızı da her gördüğümüz yerde sıkıştırıp zırlama nöbetleriyle sonuç almaya çalışmalıydık.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;"Ama Onur' un babası almış"&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;a name='more'&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&amp;gt;&amp;gt; &lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Georgia,&amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif;"&gt;&lt;b&gt;&lt;i&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;b style="font-family: Georgia,&amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif;"&gt;&lt;i&gt;Falancalar almış, filancalar yapmış&lt;/i&gt;&lt;/b&gt; kalıbı çoğunlukla iş yapan bir kalıptı. Ama zırlamadan zırlamaya da fark vardı... İyi bir zırlama "içine zırlama" diye tabir ettiğimiz, birşeylerden yoksun kalarak boynunu büken çocuğun zırlamasıdır. Dışa zırlama ise tahmin edeceğiniz üzere rahatsızlık veren, cinsel ilişkilerde korunmanın önemini bir defa daha hatırlatacak tarzda bir zırlama türüdür. Çocuk bu tür bir zırlamayla hedefine ulaşamayacağı gibi kendisini bir hedef haline getirebilir. O yüzden azıcık kafası çalışan çocuğun birinci türden bir zırlamayı tercih etmesi beklenir.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Biraz kafam çalıştığı için kısa zamanda aldırmıştım volkmenimi. Kafamdan bağlayıp "pley" e bastığım zaman ayaklarım yerden kesilmişti. Hiçbiryerden gelen müziğe işte o zaman tanık oldum! Her acemi gibi bağıra çağıra konuşarak bunun ne müthiş bir icat olduğunu anlatmaya koyuldum... Annem eliyle "sus" işareti yaptı. Dışarı çıkmak için izin istedim. O yıllarda her canım istediğinde çıkamıyordum. Vizeyi alınca doğru sokaklara vurdum kendimi. Yürüyebildiğim en uzak yere kadar yürüyüp test etmeliydim...&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Müzik gerçekten de gittiğim her yere gelecek miydi?&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Güzel tarafı, evet geliyordu. Siyah kulaklıkları takıp sesi kökleyince şehrin tüm gürültüsünden uzaklaşıp o hayal dünyasında yürüyebiliyordum. Kötü tarafı, hayal dünyasında kalem pil satılmıyordu. Volkmenin içinde ikamet eden şarkıcı esnemeye başladığında gerçek dünyada bir bakkala uğrayıp pil almak gerekiyordu. Volkmenimin tek kusuru buydu işte, madde bağımlısıydı.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt; Özellikle çinko ve karbona bitiyordu.&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; font-family: Arial,Helvetica,sans-serif; text-align: center;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_VjvSh0cN5jQ/TKHx-soBk3I/AAAAAAAAANs/YCsFJ-Ke7nw/s1600/images.jpg" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" src="http://2.bp.blogspot.com/_VjvSh0cN5jQ/TKHx-soBk3I/AAAAAAAAANs/YCsFJ-Ke7nw/s1600/images.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Şu dünyada insanların becerdiği en iyi şeylerden biri müziktir, diyorum. Yaptığımız bir çok zarar ziyan işleri düşünürsek müzik insanlığa yakışmayacak kadar güzel... Eski zamanlarda müzisyen bir arkadaş edinmekten geçiyormuş bu iş, ya da konserlere para yetiştirebilecek kadar varlıklı olmaktan... Bunların dışında müzik dinleme keyfini yaşamak mümkün değilmiş. Tabi kendin çalabiliyorsan ne mutlu. Fakat elini kolunu bağlayıp gözlerini bulutlara dikmek bambaşka... Bu keyfi kaç paraya satın alabilirsin? "İki kalem pil fiyatına en gözde orkestralar emrine amade olacak" deseydik, şaşırır mıydı ortaçağlı? "Kalem pil ne ola ki kurban?" derdi belki. Volkmen dediğimiz müzikçalar ortaçağ hayal gücünün çok ötesindeydi. Müziğe "ayak" eklemişti iki adet. Kısa zaman öncesinde tekerlek üzerinde de seyahat etmeye başlamıştı kendileri ama pabuçları bağlayıp ormana inememişti henüz. Kimsenin bilmediği ıssız koylarda yürümemişti. &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Korkaklığını atan kedi gibi yavaş yavaş koynumuza sokulurken biz ne yaptık dersiniz? Müzikten kaçmaya başladık... Oysa asırlar almıştı bu yakınlaşma. Müzisyenlerin parmakları bedenlerimizde özgürce dolaşmaya başladığında irkildik. İcat ettiğimiz müzik yayan teknolojiler yüzünden biraz fazla maruz kalmıştık ona... Televizyonda, radyoda, sokakta, kapı zilinde, bazen de satıcı kılığında köşe başlarında çıkmaya başlamıştı karşımıza. Yan kesiciliğinden, kulak tecavüzcülüğünden bahsetmiyorum bile...&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Sorun şu ki müzik bozulmuştu. Zeka ve ince nakış isteyen o sanat dalı gitmiş yerine çağın gereklerine uygun ayaküstü tıkınma menüleri gelmişti. Bunlardan şikayet etmek için yazmıyorum. Kapitalist anlayışın egemenliği altındaki sosyal düzenimizde kaçınılmaz sonuç bu.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Benim değinmek istediğim şey, son zamanlarda çevremde gördüğüm hareketlilik. Doksanlı yıllardaki volkmen çılgınlığı artan bir hevesle geri dönüyor olmasın!? Ticari müzikler tarafından çepeçevre kuşatılmış insanlar şüphesiz ki her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyuyorlar kulaklarına set çekmeye. Ve müzikçalar teknolojisinin gelişmesi ve ucuzlamasıyla birlikte bireysel müzik dinleme keyfi giderek yaygınlaşıyor. Öte yandan internette pek çok müzik yapıtı kanunsuz yollarla da olsa ortak kullanıma açılmış durumda.&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Yani şeker var, un var, yağ var... Peki bundan sonra ne olur? İnsanoğlunun insan üstü çabalarla yarattığı eserleri tekrar keşfedebilir miyiz? Müzikle ilişkimizin ilk yıllarına dönüp çıplak bir "do" notasından tahrik olacak naifliğe ulaşabilir miyiz? Yoksa bizden beklendiği gibi helvamızı pişirip gelmiş geçmiş tüm müzik ustalarının ardından yemeye devam mı ederiz?&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4262636131456548239-166754641445722164?l=sarkuteri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://sarkuteri.blogspot.com/feeds/166754641445722164/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4262636131456548239&amp;postID=166754641445722164&amp;isPopup=true' title='6 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4262636131456548239/posts/default/166754641445722164'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4262636131456548239/posts/default/166754641445722164'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://sarkuteri.blogspot.com/2010/10/eski-askm-muzik.html' title='Eski Aşkım Müzik'/><author><name>Şarküteri</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03742908292004587835</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_VjvSh0cN5jQ/SLNfwXWknqI/AAAAAAAAACU/7QnlkyUYsL4/S220/yecavat.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_VjvSh0cN5jQ/TKHx-soBk3I/AAAAAAAAANs/YCsFJ-Ke7nw/s72-c/images.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>6</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4262636131456548239.post-2791592717546193545</id><published>2010-09-14T14:36:00.009+03:00</published><updated>2010-09-14T18:46:55.291+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Askerlik'/><title type='text'>Profesyonel Fotoğrafçı</title><content type='html'>&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Askerlik yazılarını bitirdik ama &lt;b&gt;"acemilik&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;b&gt;"&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt; döneminde tuttuğum bazı notlar geçti elime, okuyup okuyup gülüyorum. İşte bunlardan biri...&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;i&gt;&lt;b&gt;Komutan:&lt;/b&gt;&lt;/i&gt; Aranızda fotoğraftan anlayan var mı?&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;i&gt;&lt;b&gt;Asker:&lt;/b&gt;&lt;/i&gt; Var komutanım.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;i&gt;&lt;b&gt;Komutan:&lt;/b&gt;&lt;/i&gt; Ama profesyonel misin?&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;i&gt;&lt;b&gt;Asker:&lt;/b&gt;&lt;/i&gt; !?&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;i&gt;&lt;b&gt;Komutan:&lt;/b&gt;&lt;/i&gt; Yani bu işten para kazandın mı?&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;i&gt;&lt;b&gt;Asker:&lt;/b&gt;&lt;/i&gt; Cumhuriyet altını kazandım.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4262636131456548239-2791592717546193545?l=sarkuteri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://sarkuteri.blogspot.com/feeds/2791592717546193545/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4262636131456548239&amp;postID=2791592717546193545&amp;isPopup=true' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4262636131456548239/posts/default/2791592717546193545'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4262636131456548239/posts/default/2791592717546193545'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://sarkuteri.blogspot.com/2010/09/profesyonel-fotografc.html' title='Profesyonel Fotoğrafçı'/><author><name>Şarküteri</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03742908292004587835</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_VjvSh0cN5jQ/SLNfwXWknqI/AAAAAAAAACU/7QnlkyUYsL4/S220/yecavat.JPG'/></author><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4262636131456548239.post-7463720488869702299</id><published>2010-08-10T15:02:00.012+03:00</published><updated>2010-10-19T20:32:46.592+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Çevre'/><title type='text'>Küresel Kaygılar</title><content type='html'>&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Bir aylık bir aradan sonra tekrar merhaba. Amacım ayda en az bir yazı yazabilmek. Hiç olmazsa Şarküteri' nin sürekliliğini korumak için yapmam lazım bunu. Tabi daha çok yazmak, gözlemleri, fikirleri akla geldiği anda göğüste yumşatarak klavyeye indirmek en doğru iş. Ama gördüğünüz üzere başaramıyorum bunu bu aralar... Üstelik son bir haftadır vaktimin çoğunu bilgisayar karşısında geçirmeme rağmen konsantre olamıyorum. Aklım çeşitli çeldiriciler tarafından çeliniyor. &lt;i&gt;&lt;b&gt;A&lt;/b&gt;&lt;/i&gt; konusunu arşatırmak için girdiğim bir "gugıl" aramasından &lt;i&gt;&lt;b&gt;C&lt;/b&gt;&lt;/i&gt; konusu hakkında bilgilenip &lt;b&gt;&lt;i&gt;F&lt;/i&gt;&lt;/b&gt; konusu hakkında da merak sahibi olarak ayrılıyorum. Tabi ki bunula bitmiyor, &lt;b&gt;&lt;i&gt;F&lt;/i&gt;&lt;/b&gt; konusunu aramak için geri döndüğümde aslında &lt;i&gt;&lt;b&gt;M&lt;/b&gt;&lt;b&gt; &lt;/b&gt;&lt;/i&gt;yönteminin &lt;i&gt;&lt;b&gt;U&lt;/b&gt;&lt;/i&gt; yöntemine göre ne kadar üstün olduğunu düşünürken buluyorum kendimi. Sonra kafamın içinden annemin sesine benzer bir ses geliyor:&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;"Blog yazısı ne oldu?"&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;a name='more'&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&amp;gt;&amp;gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Onu yazarız da, &lt;i&gt;&lt;b&gt;T&lt;/b&gt;&lt;/i&gt; ülkesinin &lt;i&gt;&lt;b&gt;Z&lt;/b&gt;&lt;/i&gt; durumuna karşı tavrı gerçekten çok saçma değil mi, diye soruyorum kendi kendime. Kendim kendime "kınar" bakışlarla bakıyor. Kınanıyorum. &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Bir haftadır evde yatmakla meşgulum demiştim. Ama ondan önceki üç hafta boyunca da yollardaydım. İzmir, Antalya ve Eskişehir rotasını takip ederek Çanakkale' ye geri döndüm. Bir insan son 130 yılın en yüksek sıcaklık değerleri yaşanırken niye yollara vurur kendini?&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;a) Tatile çıkmıştır&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;b) Sağda solda evlenen arkadaşlarının düğünlerine yetişmeye çalışıyordur.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;c) İş arama turlarına çıkmıştır.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;d) Hepsi&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Doğru cevap "D" seçeneğinde verilen "Hepsi" yanıtı olacak... Bu üç temel işin yanısıra uzun zamandır görmediğim eski arkadaşlarımla buluşma şansım da oldu tabi. Amerika' dan dönüşümün üzerinden epey zaman geçmiş olmasına rağmen yine de taze dönmüş gurbetçi muamelesi gördüm.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;"Nasıldı Ameriga, anlat bakalım?" dediler.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;"Oy memo" diye başladım anlatmaya. "Nasıl bir yaşam, nasıl bir zaman! Evler karıştı bulutlara..." diyerek te egzajere ettim.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Yani genel itibarıyla başarılı bir gezi oldu. İş imkanları konusunda da önemli görüşmeler yaptım, bir yerlerden haberler bekliyorum, bakalım... Ama mülakat süreci devam ediyor. Haftaya da Ankara yollarına düşüyorum.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Aslında parasızlık derdi olmasa çalışmamak harikulade bir seçenek. Şahsen çok sevdim. Günün tamamı emrime amade! Ama birikmiş param Varyemez Amca' nın deposundaki kadar çok değil malesef... Küçük altın, otobüs bileti, hediye mediye derken eriyip gidiyor.&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Kemal Sunal' ın bir filminde &lt;b&gt;&lt;i&gt;cebinden sürekli para çıkan bir şalvar&lt;/i&gt;&lt;/b&gt; vardı. Şalvarbank! Öyle şalvarım olsa demode memode demez giyerdim, boynuma da bir puşi atardım kompozisyonu tamamlamak için. Sonra ver elini Avrupa... Avrupa Birliği sınırları içine girince şalvar &lt;b&gt;&lt;i&gt;euro&lt;/i&gt;&lt;/b&gt; (nasıl okunuyordu bu?) moduna geçiyor mu acaba? Geçmiyorsa sakat :) &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Böyle gülüp espriler yaptığıma bakmayın. İçin için çok üzülüyorum. Durumlar felakat. Bugünlerde damardan çok fazla "çevre belgeseli" aldım. Önce torrent' ten sonra damardan... Bir o kadar da okuma yaptım. Dostlar, dünya elden gidiyor. Yaşadığımız bu zamanlar "sonun başlangıcı" olabilir.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Küresel ölçekte doğum sayısından ölüm sayısını çıkardığımızda günde ortalama 203.800' lük bir nüfus artışı söz konusu. Tarih öncesi çağlardan bugünlere gelene kadar mütevazi bir nüfus artış grafiğimiz var aşağıda gördüğünüz gibi ama 20. yüzyılla beraber muhteşem bir şahlanma görüyoruz. 2050' de 9 milyar sınırına dayanmamız bekleniyor.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; font-family: Arial,Helvetica,sans-serif; text-align: center;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&amp;nbsp;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_VjvSh0cN5jQ/TGEZTficFvI/AAAAAAAAAME/x3xv2jNX7Jc/s1600/population.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" src="http://1.bp.blogspot.com/_VjvSh0cN5jQ/TGEZTficFvI/AAAAAAAAAME/x3xv2jNX7Jc/s320/population.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Doğal kaynaklarımızın üçte birini bitirmiş durumdayız. Mevcut petrol rezervlerinin 40-50 yıl içinde tükenmesi söz konusu. Bunun için bir önlem alındı mı? Hani petrolün yerini alacak enerji kaynakları? Nükleer enerji mi? Hiçbir gelişmiş ülke kendi sınırları içinde yeni santraller inşa etmiyor artık. Ama mesala biz Rusya' ya "gel kardeş Akkuya' da bir Nükleer santral yap, oradan elde ettiğin elektriği de bize sat" diyoruz. Hem de nükleer reaktör kazası konusunda sabıkalı bir ülkeye diyoruz bunu. Eğer meclisten geçerse -ki geçecek gibi gözüküyor- tüm riski ve çevre felaketlerini üstlenip üzerine bir de para veren ilk ülke olacağız.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Öte yandan gariban mavi küremiz gün geçtikçe ısınıyor. Aşağıda 1850-2008 arası mevsim normallerinden sapan sıcaklığın grafiği var. 2008' de "0.33 °C" lık bir sapma ile bilinen en sıcak onuncu değere ulaşmışız. Bu yıl herhalde ilk beşe girmişizdir.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; font-family: Arial,Helvetica,sans-serif; text-align: center;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_VjvSh0cN5jQ/TGEfBk8d0cI/AAAAAAAAAMM/YxLrM8NNNDA/s1600/GlobalTemperatureGraphicCRU.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" src="http://3.bp.blogspot.com/_VjvSh0cN5jQ/TGEfBk8d0cI/AAAAAAAAAMM/YxLrM8NNNDA/s320/GlobalTemperatureGraphicCRU.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Atmosferdeki sera gazları bu hızla artmaya devam ederse sadece beş yıl sonra (2015) dönüşü olmayan o eşiği aşacağımız söyleniyor. Yani o kritik noktadan sonra istesek te önleyemeyeceğiz küresel ısı artışını, buzullar eriyince binlerce yıldır depolanan metan gazı da serbest kalacak. Metan gazı karbondiokisit' e göre 21 kat daha kalıcı imiş. Konsantrasyon olarak az seviyelerde bulunmasına rağmen küresel ısınmada karbondioksitten daha etkili. Eh, boşuna demiyorlar "et yemeyi azaltın" diye. Bizim gariban halkımız zaten istese de yiyemiyor da elin Amerikalısı günde üç öğün et yiyebilsin diye gezegendeki sığır sayısı olağanüstü artmış durumda. Bu hayvanlar yellenirken ve geviş getirirken metan gazı salıyorlar ve &lt;b&gt;&lt;i&gt;zararlı gaz havuzuna&lt;/i&gt;&lt;/b&gt; yüzde 20 oranında katkıda bulunuyorlar. Yanlış okumadınız! Trafikte salınan egsoz gazlarının toplamından daha çok zararlılar. Ve bu hayvanları beslemek uğruna normalde insanların beslenmesi için kullanılması gereken tarım alanları kullanılıyor. Mesela Brezilya, yağmur ormanlarını bile tahrip ederek deliler gibi soya fasülyesi yetiştiriyor. Hepsi hayvanları beslemek için... Normalde ot yemesi gereken sığırlar, çabuk ve ucuz bir gelişim sağladığı için soya ve mısır ile besleniyor. Tabi bu bitkilerin transgenik yani GDO' lu tohumlardan üretildiğini söylemeye luzum yok.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Dünya tarihinde ilk defa canlı bir organizmanın patenti alındı. Genleriyle oynanan yüksek verimli tohumlar bu işlemi yapan şirketin malı haline geldi. "Küçük dağları ben yarattım" sözü de gerçek oldu yani... İnsanlar tarih sahnesinde ilk defa bu kadar belirgin bir şekilde tanrı rolüne soyundular. Bu şirketlerin özel dedektifleri var, parasını vermeden tohumlarını çimlendirirseniz gelip ensenize yapışıyorlar... İnsanda ve doğada ne tepki vereceği henüz kesinleşmemiş GDO' lu tohumlar birilerinin elinde para basan makinalara dönüşüyor. Ve güzel haber, 1998 yılından beri afiyetle tüketiyoruz bunları. Gıda Mühendisleri Odası Türkiye' ye bugüne kadar &lt;/span&gt;&lt;span id="news-detail-body" style="font-size: small;"&gt;20 milyon ton GDO’lu ürünün girdiğinden bahsediyor. Bunlar şu an bizim RNA zincirimize bağlanmış olabilir, 20-30 yıl içinde nasıl tuhaflıklar yaşanacağını kimse bilmiyor. &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span id="news-detail-body" style="font-size: small;"&gt;Şu an ülkemizde GDO en çok mısır ve soyada var. Malesef marketlerde bunları ayırdetme şansımız yok, çünkü endüstriyel gıda maddelerinin yüzde doksanında yan ürün olarak kullanılıyorlar. Mısırdan şeker üretildiğini biliyor muydunuz? Bugün kendi şeker pancarımızdan şeker üretimini azaltıp ithal ettiğimiz GDO' lu mısırdan elde edilen nişasta bazlı şekeri kullanıyoruz. Bunu niye yapıyoruz dersiniz? Acaba ülkemizi yöneten siyasetçilerle bir ilgisi var mı?&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span id="news-detail-body" style="font-size: small;"&gt;21. yüzyılda ülkelerin hala siyasetçiler tarafından yönetilmesi çok düşündürücü. Bu kişiler insanların ve gezegenin kaderini belirlemek için eğitim almışlar mı? Demokrasi adı altında yaptığımız şey, önceden belirlenmiş adaylardan birini seçip baş tacı etmek. Böyle ciddi bir dönemeçten geçerken çıkar kavgalarıyla, siyasi çekişmelerle vakit kaybetmek çok acı. "Hayatta en hakiki mürşit ilimdir" demişti bir büğümüz. Hani nerde o bilim? Yaşadığımız çağda gezegenin korunması ve insanların sağlık şartlarının iyileştirilmesi için yapılacak işler bellidir! Hepsi de kısa ve uzun vadeli planlarla üstesinden gelinebilecek şeyler. Açlık, kirli enerji ve küresel ısınma gibi problemlerin üstesinden gelecek bilimsel projeler var&lt;/span&gt;&lt;span id="news-detail-body" style="font-size: small;"&gt;. Bütün bu çetrefilli teknik konular hayatlarını seçim meydanlarında boğaz patlatarak geçiren politikacılar için fazlasıyla karmaşık. Bırakalım dünyayı bilimciler yönetsin. Kimyasal atıkları toplasınlar, plastikleri geri dönüştürsünler, atmosferi temizlesinler, insanları doyurmak için mantıklı ve doğaya zararı olmayan yöntemler bulsunlar, yenilenebilir enerji kaynaklarının verimini arttırsınlar vb...&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span id="news-detail-body" style="font-size: small;"&gt;Peki dünya zenginliğinin yarısını ellerinde tutan yüzde 6' lık elit tabakayı napalım o zaman diyeceksiniz? Çok komplo teorisi üretmeyi sevmem ama herşeyin kontrolü onların elinde gibi görünüyor. Görünmez ellerle dünyaya yön veren bu adamlar başımızdaki politikacıları da etkiliyorlar. Bilimin, aklın ve hakça paylaşımın yaygınlaşmasını tabi ki istemeyeceklerdir. Ama çekip gidecekleri başka bir gezegen olmadığı için ve felaket küresel boyutlarda hissedildiği için önümüzdeki yıllarda çevre koruma fonlarına önemli paralar aktaracaklarını tahmin ediyorum. Bunu iyi değerlendirmeliyiz. Şu anda yapılabilecek en akıllıca şey bu olur. Ha, çılgınca ve çoşkuyla yapılması gereken şeyler de var ama bunun için gereken farkındalık henüz oluşmadı. İnsanlar olayın ciddiyetini fark ettikleri oranda bir araya gelecekler. Umarım bunun için çok fazla "kavurucu yaz" yaşamamız gerekmiyordur.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span id="news-detail-body" style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4262636131456548239-7463720488869702299?l=sarkuteri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://sarkuteri.blogspot.com/feeds/7463720488869702299/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4262636131456548239&amp;postID=7463720488869702299&amp;isPopup=true' title='7 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4262636131456548239/posts/default/7463720488869702299'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4262636131456548239/posts/default/7463720488869702299'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://sarkuteri.blogspot.com/2010/08/kuresel-kayglar_10.html' title='Küresel Kaygılar'/><author><name>Şarküteri</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03742908292004587835</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_VjvSh0cN5jQ/SLNfwXWknqI/AAAAAAAAACU/7QnlkyUYsL4/S220/yecavat.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_VjvSh0cN5jQ/TGEZTficFvI/AAAAAAAAAME/x3xv2jNX7Jc/s72-c/population.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>7</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4262636131456548239.post-4932146818864992064</id><published>2010-07-05T02:04:00.010+03:00</published><updated>2010-09-21T23:10:00.829+03:00</updated><title type='text'>Hafıza</title><content type='html'>&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&amp;nbsp; &lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Atalarımız da bizim gibi kıyaslama yapmaya meraklıymış. Çok okuyan mı bilir, çok gezen mi diye merak etmişler. Eh o zamanlar basılı kaynaklar kısıtlı olduğundan, bilse bilse "gezen" daha çok bilir diye karara bağlamışlar. Fakat bu gezen kişi de nasıl bir seyyahsa artık, eline zerre kitap almadan geziyormuş. O zamanlar Kamil Koç yok, hayatı yollarda geçen adam kendini nasıl oyalıyormuş ki?&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;"Ya ne okuycam, nasıl olsa çok geziyorum. Çok bilen adam olmama şunun şurasında 6 vilayet, 4 kasaba kalmışken niye kasayım aga?"&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;şeklinde mi düşünüyordu acaba?&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt; Halbuki gezdiği kadar da okuyup incelese ünlü türk büyüklerine yeni bir isim eklememiz mümkün olabilirmiş. Ama tercih meselesi tabi, bazı atalarımız yedikleri içtikleri kendilerine kalmak kaydıyla gezip gördüklerini anlatmayı daha cazip bulurken, bazıları da kariyerlerine "görece daha az bilen insan" olarak devam ederek kitaplara gömülmeyi seçmişler. Bunların hepsi ata. Ataya saygı duymak lazım.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;a name='more'&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&amp;gt;&amp;gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Bugüne gelirsek... Bugün bilgi, kapıdan kovsak bacadan girecek kadar arsızlaştı. İlim Çin' de olsa koşup gitmiyoruz artık. Zaten Çin' den çeşit çeşit kılıklar içinde geliyor! Gerçeği var, çakması var, eğrisi var, doğrusu var... Günümüz koşullarında çok gezenin çok okuyanla girdiği rekabet te anlamsız bir hale gelmiş durumda. Herkes mecburen okuyacak artık ve fırsat buldukça gezecek. Fırsat bulamıyorsa da başka kaynaklardan araştırıp gezmiş kadar olacak. Çok bilmek kimsenin tekelinde değil. Fakat yine de bir rekabet ortamı, bir kıyaslama unsuru aranıyorsa atalarımızın o meşhur sözünü şöyle uyarlayalım diyorum:&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Çok okuyan mı bilir, okuduklarını az unutan mı?&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;"Yani hafızası güçlü olan mı daha çok bilir, zayıf olan mı?" demeye getiriyoruz. Burada "bilmek" liseler arası bilgi yarışmalarında derece yapmak için sahip olunması gereken o yetkinlik değil sadece. Bilmek aynı zamanda kendini bilmek, geçmişini bilmek, etrafını bilmek anlamlarında alınıyor.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Öğrencilik yıllarımda okuduğum kitapları not ettiğim bir defterim vardı. Kitaplar nasıl olsa unutulup gidecek, bari hepsinden bir iki cümle kalsın diyerek not ediyordum önemli kısımları. Geçenlerde elime geçti o defter. Kehanetim gerçekleşti. Çok iz bırakanlar hariç çoğu kitabı okuduğumu bile unutmuşum. Bazılarının kapakları geldi gözümün önüne, bazılarının da yaşattığı duygular... Ama hala uzaktaydılar. Bir zamanlar okumuş olmam onlara sahip olmamı sağlamıyordu. Bu ister istemez üzdü beni. Emine S. Beder' in yemek tarifleri kitabını baştan sona okumuş olsam ve zerre kadar hatırlamasam çok dert etmezdim ama sevdiğim kitapları unutmak hüzünlü bir şey... İnsan ister istemez soruyor, madem önemli bir kısmını unutuyoruz "o zaman edebiyat niye var?" diye.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Sadece edebiyat değil şüphesiz. Çocukluğumuzdan beri aldığımız sistematik eğitim, yabancı dil, hobiler, kazandığımız deneyimler vs... Yani özgeçmişimize yazıp ta "ben bu kadar adamım" diye böbürlendiğimiz herşey aslında hafızamıza depoladığımız ve orada bozulmadan kaldığını umduğumuz şeyler.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Hafızayı koca bir havuz olarak düşünüyorum ben. Gözümüz, kulağımız, burnumuz, dilimiz ve tenimiz bu havuzu dolduran musluklar... Günlük hayatta karşılaştığımız her bir ileti bu muslukların en az birinden geçerek damla damla havuzumuza düşüyor ve su seviyesini yükseltiyor. Tabi, suyun yükselmesi tek bir şartla mümkün. Gelen suyun giden sudan fazla olmasıyla! Malesef havuz problemlerinden aşina olduğumuz o &lt;b&gt;alttan boşaltan musluk&lt;/b&gt;' tan kafamızda da var. Miadı dolan eşyaları çamaşır ipi ve mandal karşılığında eskiciye veren ev hanımı kadar zalimce boşaltıyor hem de!&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;İlkokul iki' de sınıf panosunda ne resmi vardı?&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Fatih Sultan Mehmet hangi padişahın babasıydı?&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;1996' da erovizyonu hangi ülke kazanmıştı?&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Dört gün önce akşam yemeğinde ne yemiştiniz?&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Bu soruların cevaplarını hatırlıyor musunuz? Hayır, diye cevap verdiyseniz musluğunuz onları çoktan boşaltmış demektir. Dikkat ettiyseniz sadece uzak geçmişte kalan verileri değil yakın geçmişte eklenen verileri de boşaltabiliyor. Mesala bir hafta önce neler yaptığınızı hatırlamayabilirsiniz ama yıllar önce ilk defa birini öptüğünüz günü detaylarıyla hatırlarsınız. Hafızamız -çok şükür ki- duygusal patlamalarla kaydedilen bilgileri unutmakta cimri davranıyor. Böyle olmasa doğru dürüst anımız da kalmayabilirdi. Anılar bizim herşeyimiz. Talihsiz kazalar sonucu hafızasını yitiren insanları düşünün. O yaşta, daha yeni doğmuş bebek gibi şaşkınlar! Nereye ait olduklarını, bugüne kadar neler yaptıklarını, kimlerle arkadaş olduklarını bilmiyorlar. Uçsuz bucaksız, bembeyaz bir odanın içinde tek başına kalmak gibi hafızasızlık. Bir çeşit bitkisel hayat. Anısı olmayan insan hiç yaşamamış gibidir.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;O zaman anılara sahip olmak ta var olduğumuzun bir kanıtı mıdır? Olabilir... Ama anıları tavan arasından çıkartıp teker teker parlatmak ta yetmez. İnsan sosyal bir varlık olduğu için iletişim kurmuş olduğu kişilerin hafızalarında yer ettiğinden de emin olmak ister. Eski bir dosttan gelen telefon belki bu yüzden mutlu eder onu. "Seninle beraber geçen günlerimizi unutamıyorum" iltifatı belki de alabileceği en güzel hediyelerden biridir. Karşılıklı hafıza kayıtları dökülür ve o günlerin unutulmadığı kanıtlanmak istenir... &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;"Unutma, unutulanlar unutanları hiç bir zaman unutmaz" diye arabesk bir cümle vardı. Ne kötü. Unutulmanın travma haline geldiği zamanlar var demek ki! İnsanlar sevdikleri tarafından hatırlanmaya bu kadar muhtaç olabiliyorlar. Tabi gönül ilişkilerinde biraz farklı bir durum da var. Taraflar birbirlerinin hafızalarında yer etmelerine karşın bazen kasıtlı olarak hatırlamıyormuş gibi yapma eğiliminde de olabiliyorlar. Bu genellikle sevgiliye duyulan kızgınlıktan, nefretten ileri gelir. Nefret duyan kişi sevgilisine "sen benim için değerli değilsin artık, o yüzden çabucak unuttum" mesajı vermeye çalışır. "Eternal Sunshine of the Spotless Mind" filmini hatırlarsınız, oradaki çift bu bahsettiğimiz hızlı unutma gösterisini bilimsel bir teknik yardımıyla gerçekleştirmeye çalışıyordu. Sonuçta başarılı da oluyorlardı ama kısa bir süre sonra hiç planlamadıkları halde tekrar tanışıp yakınlaşmaya başlıyorlardı. Biraz "kader" mesajı veren bir filmdi hatırladığım kadarıyla. Hatırladığım kadarıyla diyorum çünkü unuttum. Aklımın drenaj musluğu bazı sahneleri kesip atmış, filmin sonunda ne oluyordu sahi?&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Geçenlerde bir çocukluk arkadaşımla buluştum, biraz havadan sudan konuştuktan sonra anılara daldık. Beraber oynadığımız bir oyundan bahsetti. "Görevimiz tehlikle" ismini verdiğimiz bu oyunda belli bir süre boyunca hiç kimseye görünmeden bir yerden bir yere ulaşmaya çalışıyormuşuz. O bahsedince hatırladım, çok zevk alarak oynadığımız bir oyundu. Sanki zenginleştirilmiş uranyum taşıyoruz da biri görürse başımız belaya girecekmiş gibi heyacanlanıyorduk... Düşünsenize sadece ikimizin oynadığı bir oyun ve bizi gören olmadığından bu anıyı aktaracak başka kimse yok! Arkadaşım da hatırlatmasa sittin sene aklıma gelmeyecek... Bu tür veriler hafıza havuzundan tam olarak boşalmış değil aslında, bir yerlerde asılı kalmış bekliyorlar. Ama köprüleri parçalandığı için kendilerine doğrudan ulaşamıyoruz. Köprüleri bazen diğer insanlar kuruyor bu örnekteki gibi, bazen de bir cisim, bir ses ya da bir koku yardımcı oluyor.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Köprü kurup ulaşabileceğimiz anılarımız çoğunluktaysa kendimizi şanslı hissedebiliriz. Çünkü bir şekilde onlara ulaşma umudumuz hala vardır. Ama zihnimizin boşaltma musluğundan tamamen akıp giden anılara / bilgilere yapacak birşeyimiz yoktur.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Hızla unutuyoruz. Tüm eğitim hayatımız unutmaya karşı giriştiğimiz büyük bir savaş aslında. Bulabildiğimiz en güçlü silahlar da "tekrar etmek" ve "uygulamak"&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Özellikle "uygulama" etkin bir yöntem. Öğrendiğimiz şeyleri uygulayabiliyorsak, yani sebep ve sonuçlarını kendi gözümüzle görüyorsak o bilgiyi daha uzun süre hafızada tutabiliyoruz. Ama "tekrar etme" yöntemi işin papağanlığı gibi biraz. Niteliği değil niceliği arttırarak öğrenmeye çalışıyoruz. Bir kerede unutursak ikinci kere deniyoruz, ikinci kerede unutursak üçüncü kere... Tekrar sayısı arttıkça o şeyi hafızamızda tutma süremizi uzatabiliyoruz ama zihnimizdeki mevcut bilgilerle ilişkilendiremediğimiz sürece akıp gitmekten kurtulamıyor.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Şahsen ben 20 küsür sene eğitim görmüşüm. Bu kadar senede alim olmam lazımdı. Peki sonuçta elime geçen ne? Bir adet üniversite diploması... 20 yıldır bana öğretilenlerin yüzde kaçı aklımda? İyimser bir tahminle yüzde 10. Eh be güzelim hiç hocanı dinlemediysen biz napalım, diyeceksiniz. Tamam, çok parlak bir öğrenci sayılmazdım ama sınavları geçip mezun oldum işte. Devletimiz kapı gibi diploma verdi elime. Üzerine biraz da iş tecrübesi koyup pazara çıkardım kendimi. Uygun bir müşteri bulursam satacağım. Fakat şu yüzde 10 mevzusuna dönersek... Biraz çarpıcı değil mi? Zehir gibi çocuklarda kaç bu oran? Taş çatlasa yüzde 20 diyorum. Bu konuda araştırma yapsın Milli Eğitim, çeşitli testler uygulasın, hep birlikte görelim.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Daha en temelde bir hata var işte! Eğitim sistemi &lt;b&gt;alttan boşaltan musluğu&lt;/b&gt; önemsemeksizin üstten boyuna su pompalamak üzerine kurulu. Sadece ülkemizde değil tüm dünyada böyle. Bu kadar yazıyı boşu boşuna yazmadım, varmak istediğim sonuç şu... Hafızanın geliştirilebilir bir alan olduğu kanıtlandı. Öyle sihirle, ali cengiz oyunuyla değil. Metodla, teknikle, oturup düzenli şekilde çalışmakla insanın hafıza kapasitesi arttırılabiliyor. Bu yeni bir bilgi değil. &lt;b&gt;Melik Safi Duyar&lt;/b&gt; amcamız yıllardır bağırıp duruyor "öğrenmeyi öğrenin sonra öğrenmeye başlayın" diye. Bilimadamları uzun süredir hafızayı ve beynin çalışma prensiplerini araştırıyordu fakat son on beş yılda bu yeni prensipleri hayata uygulayan çeşitli kitaplar yayınlandı. Belki en dikkat çekeni "Fotografik hafıza teknikleri" oldu. Zihnin kelimeler ve seslerden ziyade görüntülerle çalıştığı kanıtlandı. Klasik eğitim sisteminin beynin sağ lobunu hedef alarak sürekli analitik prensiplere ve mantıklı düşünme yollarına odaklandığı, şekil boyut ve yaratıcılığın kontrol edildiği sol lobu öğrenme işlemine hiç katmadığı belgelendi. İki lobun da dengeli kullanıldığı öğrenme sürecinin hem daha etkili hem de daha kalıcı olduğu ortaya çıkarıldı. Bunlar benim takip edebildiklerim... Eminim bilmediğim daha yüzlece yeni yöntem keşfedilmiştir.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Şimdi bizim ülkemiz için çok ütopik ama 20 yılda gelen yüzde 10' luk bir hatırlama oranı elde edeceğimize, yani yüz koyup on alacağımıza... Sen gel değiştir bu eğitim sistemini. İlk iki yıl "öğrenmeyi öğreten" hafıza tekniklerini ver yavruya. Sonra mevcut müfredatla beraber yine hafıza tekniklerine devam et. Yani tesisat dilinde özetlersek; önce alttan akıtan musluğun çapını küçült, sonra üstten bilgiyi doldur.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Hah, bunlar eğitim ve öğretimle ilgili kısımlardı. Gelişkin hafızanın sosyal ve beşeri alanlarda da birçok olumlu etki yapacağını tahmin ediyorum. Geçmişini daha az unutan bir insan hayatının kıymetini daha fazla bilecektir. Yaptığı hataları daha net hatırlayacağı için yeni hata yapma olasılığı azalacaktır. Anne ve babasının kendisi için yaptığı fedekarlıkları anlamak için nasihat dinlemesi gerekmeyecektir. Okuduklarını daha kısa zamanda hafızasına yerleştirebildiği için daha fazla boş zamana sahip olacaktır. Eğer hatırşinaslık yönü kuvvetliyse eşine dostuna daha fazla sahip çıkacaktır. Eğer edebiyat seviyorsa kısa zamanda dünyayı daha çok sever hale gelecektir.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Dünyamızın geleceğine, yaratıcı düşünme tekniklerini temel ders olarak görmüş, güçlü hafızalı çocuklarımız yön verecek. Umalım ki dünyamızı biz balık hafızalı, kıyaslama seven atalarından daha iyi bir yere götürebilsinler.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4262636131456548239-4932146818864992064?l=sarkuteri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://sarkuteri.blogspot.com/feeds/4932146818864992064/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4262636131456548239&amp;postID=4932146818864992064&amp;isPopup=true' title='12 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4262636131456548239/posts/default/4932146818864992064'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4262636131456548239/posts/default/4932146818864992064'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://sarkuteri.blogspot.com/2010/07/hafza.html' title='Hafıza'/><author><name>Şarküteri</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03742908292004587835</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_VjvSh0cN5jQ/SLNfwXWknqI/AAAAAAAAACU/7QnlkyUYsL4/S220/yecavat.JPG'/></author><thr:total>12</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4262636131456548239.post-6906837351492729085</id><published>2010-06-17T00:49:00.009+03:00</published><updated>2010-10-19T20:31:53.592+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Sevgili Dünlük'/><title type='text'>Bağış</title><content type='html'>&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Geçenlerde Kızılay' a bağış yaptım. Para değil, erzak değil, çadır bezi hiç değil... Bir avuç kan! Vücudunun içinden birşey çıkarıp bağışlamak ne yüce bir duygu. Hani ciğere ihtiyacı olan bir arkadaşına "ak mı kara mı?" diye sorduktan sonra "bi saniye" deyip löng diye çıkarıp vermek gibi... Hadi o kadar da abartmayalım ama manevi tatmin açısından organ bağışlamaya çok yakın bir duygu kan vermek. Bi de Kızılay' ın güzel bir uygulaması var, bağışladığınız kan ihtiyaç sahibine ulaşınca cep telefonunuza mesaj atıyorlar... Başta bunun bir formalite olduğunu düşünmüştüm. Yani "kanlar kişilere ulaşsın ya da ulaşmasın her durumda mesajı sallıyorlardır" dedim. Fakat öyle değilmiş, poşetler üzerindeki barkot sistemi ile kimin kanı kime verildi, ne kadar uyum sağladı diye kayıtlar tutuluyormuş...&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;a name='more'&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&amp;gt;&amp;gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Ben kendi kanımla ilgili mesajı bağış gününden üç gün sonra aldım. O sırada ayıptır söylemesi, kırmızı şarapla kafayı çekmekteydim. " Ne güzel lan" dedim. İyi ki o gün vermişiz, şimdi lazım olsa veremezdik bak... İçinde şarap molekülleri yüzen bir kanı hasta ne yapsın? Ha, hasta alemcidir, şarapseverdir o zaman ver gitsin. Kanı şarapla doldurmaya uğraşmaktansa damardan şaraplı kan almak çok daha ucuz...&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;"Sayın YEC, Türk Kızılayına bağışladığınız kan ihtiyaç sahibine iletilmiştir. Bir hayat kurtardığınız için teşekkürler..."&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;diyor mesajda. Bir hayat kurtardım mı bilmiyorum ama kısmen başkasının içinde yaşamaya başladığım kesin. Hani küçükken "kan kardeşliği" diye bir kurum vardı. Kazayla eli kesilen çocuk &lt;b&gt;kan kardeşliği&lt;/b&gt; teklifi sunduğu arkadaşını da "yaralanmaya" davet eder, davete icabet gerçekleşirse taraflar, kanayan yaralarını temas ettirmek suretiyle "kan kardeşliği" payesi kazanırlardı...&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Bir kan bağışçısı olarak şu an, hiç tanımadığım biriyle fena halde kan kardeşi olmuş durumdayım. Her ne kadar tek taraflı bir transfer söz konusuysa da, bir torba kan az şey değil. Ben bu insan için gözüm kapalı kavgaya girerim. Sonra gözlerimi açıp daha düzgün bir şekilde tekrar girerim. Sanıyorum ki o da benim için her fedakarlığı yapacak, gerektiğinde kuyruğa girip su, elektrik, doğalgaz faturalarımı günü geçmeden ödeyecektir. Tabi ben bu bağışı bu gibi kazanımlar sağlamak için yapmadım. İşimiz düştüğünde Kızılay' dan kan istemeye yüzümüz olsun diye de yapmadım. Ben bu bağışı, kan verdikten sonra alacağım meyve suyu ve çokoprens için yaptım. Doğruya doğru...&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Fakat ne oldu tahmin edin? Bağış sonrası meyveli soda ve çokoprens verdiler! Kızılay yıllar içinde çok büyük aşamalar kaydetmiş, insanın başı dönüyor. Ama kan verdikten sonra normaldir. Döner biraz.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4262636131456548239-6906837351492729085?l=sarkuteri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://sarkuteri.blogspot.com/feeds/6906837351492729085/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4262636131456548239&amp;postID=6906837351492729085&amp;isPopup=true' title='6 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4262636131456548239/posts/default/6906837351492729085'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4262636131456548239/posts/default/6906837351492729085'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://sarkuteri.blogspot.com/2010/06/kan-bags.html' title='Bağış'/><author><name>Şarküteri</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03742908292004587835</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_VjvSh0cN5jQ/SLNfwXWknqI/AAAAAAAAACU/7QnlkyUYsL4/S220/yecavat.JPG'/></author><thr:total>6</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4262636131456548239.post-391145420895536342</id><published>2010-06-07T11:29:00.016+03:00</published><updated>2010-09-21T23:58:47.328+03:00</updated><title type='text'>Fizik Kuralları</title><content type='html'>&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Fizik kurallarını anlayamıyorum. Bu kadar sert ve katı olmak zorundalar mı? Disiplin ve yönetmelikleri harfiyen uygulayan devlet memuru bile arada bir şaşırır, ne bileyim bazen bir kurala farklı bir yorum getirmeyi falan dener... Ama fizik kuraları burnundan kıl aldırmaz!&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;a name='more'&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&amp;gt;&amp;gt; &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Mesela yer çekimi kanunu alalım... Siz on bin kere zıplasanız, on bin kere yere düşmek zorundasınız. On bin birinci denemede bir sürpriz yoktur, yine düşersiniz. Milyonlarca yıldır aynı kuralı uygulayan yerçekimi en ufak bir taviz vermeden daha milyonlarca yıl sürdürecek bu görevini. Ne kötü. Ne sıkıcı. Futbol maçına başlamadan önce kaleleri belirlemek için atılan demir paranın havada asılı kalması ne ilginç olurdu mesala... Oyuncuların şaşkın bakışlarını görmek için bile bir kereye mahsus denenebilirdi bu. Ya da bir yolcu uçağı düşerken, yere bir metre kala durdurulabilirdi. "Tanrı benim ölmemi istemedi" diyerek hayata nasıl da canla başla sarılırlardı o insanlar. Dünyaya gelmiş olmanın zaten bir mucize olduğunu bilmeden, sırf dünyadan biraz daha geç ayrılacakları için kim bilir ne minnettar olurlardı.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Tabi bunlar hep fantezi. Durgun suya attığımız taş, iç içe büyüyen halkaların merkezi olmayı hiçbir zaman reddedemeyecek. Bir ısırık alıp bıraktığımız elmalar da her zamanki gibi karalar bağlayacak arkamızdan. Günün birinde radikal bir elma çıkıp "yeter ulan kararmıyoruz, hep taş gibi kalacağız artık" diye isyan dahi edemeyecek. Çünkü aynı kurallar çerçevesinde elmaların tavrı da belirlenmiş:&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Uysalca kararmak.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Fizik kurallarının üşenmezliği de ayrı şaşırtıyor beni. Yolda giden arabanın gürültü yapması anlaşılır şeydir. Onu, insanların duyması "hımm, yoldan bir araba geçiyor" demesi de normaldir. Ama ses dalgaları sağırların evlerine de uğrar. Sağır kulakların başında ısrarla çınlarlar... Ha keza bahar çiçekleri... Onlar göremeyenler için de açarlar, koklayamayanlar için de kokarlar. Aslında düşününce, müthiş bir adalet anlayışları var kuralların. Kimseyi kayırmadan, ısrarla ve ellerinden geldiğince çırpınıyorlar. Son nefesini veren beyfendi için aslında daha metreküplerce hava var. Ama rahmetli alamayacak. Fakat tabi ki azot, oksijen, karbondioksit ve eser miktarda su buharı kendisinin ciğerlerinde halay çekmeye devam ediyorlar. Olur da bi can gelirse "yettik hocam" diye atlayacaklar.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Onları sevsem mi sevmesem mi bilemedim. Adalet lehimize olunca severiz de aleyhimize olunca mızmızlanırız ya, işte öyle. Tabiat kanunlarının adaletinden de şüphem yok zerre kadar. Fakat merhametlerinden şüpheliyim işte. Birbirlerini çok özleyen iki insanı kavuşturmazlar onlar. Hiç yalvarmayın!&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;"Şu kadar kilometre, bu kadar süre"&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;deyip savarlar sizi. Aşkından dağları delen bir adamdan söz ediliyor ama orada da bir kıyak yok, ben araştırdım. Bayağı kazma kürekle girmiş adam... Bir de falanca denizin yarılmasına göz yumdukları söyleniyor. Valla söyleyenlerin yalancısıyım. Ama tabiat kanunları birini ötekine kayırmaz diye düşünüyorum... &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Peki Leyla ile Mecnun' a yaptıkları!.. Bu ikisini çöllere salmış, ellerinden tutup bi buluşturmamış, diye anlatıyorlar. Yahu dünyaya nam salmış bir aşk hikayesi bu, sen çaktırmadan kaldırsana mesafeleri! Yok, kaldırmamış... Ama ne yapmış, çölde yürürken aşıklar, arkalarına iliştirmiş gölgeyi... Hani, ışık ışınları saydam olmayan bir cisimle karşılaşılaşınca geçemiyorlar ve ışıklı bölgede bir karartı oluşturuyorlar ya. İşte o gölge! &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Ne Leyla' nın ne Mecnun' un gölgesini eksik etmiş fizik kuralları.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4262636131456548239-391145420895536342?l=sarkuteri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://sarkuteri.blogspot.com/feeds/391145420895536342/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4262636131456548239&amp;postID=391145420895536342&amp;isPopup=true' title='4 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4262636131456548239/posts/default/391145420895536342'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4262636131456548239/posts/default/391145420895536342'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://sarkuteri.blogspot.com/2010/06/fizik-kurallar.html' title='Fizik Kuralları'/><author><name>Şarküteri</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03742908292004587835</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_VjvSh0cN5jQ/SLNfwXWknqI/AAAAAAAAACU/7QnlkyUYsL4/S220/yecavat.JPG'/></author><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4262636131456548239.post-6767464070926929114</id><published>2010-05-21T21:41:00.025+03:00</published><updated>2010-09-21T23:57:55.573+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Askerlik'/><title type='text'>Hür Amiral</title><content type='html'>&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt; &lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Askerliği de yedik... Böyle denir. Askerlik bitirilmez, yenir. Fakat bazı askerliklerin sindirimi zordur, bir müddet hazımsızlık yapabilir. Çok şükür, bizimki öyle bir askerlik değildi. Görevimizi yaptık. Nostalji olsun, klasik olsun, hareketli olsun elimiz döndüğünce çaldık. Cephedeki yanık sesli asker neyse, orduevindeki yanık tenli asker de aynıydı. Savaşta ve barışta, hastalıkta ve sağlıkta, ölüm bizi parçalara ayırana dek görev yapacaktık ama biri bir gün Esmeray' dan "gel tezkere" isimli şarkıyı istedi. Hemen sarıldık, dört bir elle, rahmetli Esmeray' ı aratmayacak güzellikte söyledik. Komuntanlar beğendi. Başımızı okşayıp "siz gidin" dediler "sizin zamanınız gelmiş"&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;a name='more'&gt;&lt;/a&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&amp;gt;&amp;gt; &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Tam olarak böyle olmadıysa da yine bunu andıran şekillerde aldık tezkereyi. Zaten kısa dönem askerlik nedir ki? Kışın giriyorsun baharda çıkıyorsun. Kışın girip te baharda çıkan şey nedir?&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Bir, turfanda karpuz&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;İki, kısa dönem er...&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Bu sayfalarda benimle beraber şafak sayan dostlar, akrabalar oldu. Onlara çok teşekkür ediyorum. Bir asker için büyük bir nimettir şafağının takip edilmesi. Çünkü bu, birileri tarafından özlenmenin bir göstergesi.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Bu satırları evimden yazıyorum. Kafamı sağa sola çevirdiğimde başka bilgisayarlar görmemek çok şaşırtıcı. Bizim orduevi tayfasının tercih ettiği bir internet kafe vardı, hadi adını da vereyim de reklam olsun:&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;"Ecren Cafe"&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Karargahtaki berberimizin kişisel sergisi gibiydi mekan... Hepsi aynı beceriksizlikle kesilmiş yirmi kadar "ensenin" koridor boyunca sağlı sollu dizildiğini hayal edin... Aslen balıkçılık yaptığını beyan etmiş olan acemi berberin bir günahı yok! O önüne ne getirilirse kesmek zorunda, fakat yine de merak ediyorum, eserlerini toplu olarak görme fırsatı buldu mu bu kafede? Ya da bulacak mı? Kendisi, sanıyorum ki askerliğine devam ediyordur. Onun yokluğunda balıklar ne mutludur.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Geçen yazıda kullandığım şafak cetveli Ecren Kafe imzası taşıyordu. Ve başka bir yazıda bahsettiğim gökten zembille ve teklifsizce inen çay bardakları da yine oraya aitti. Günün birinde "Ecren Kültür ve Sanat Merkezi" araması sonucu bu sayfaya düşecek olan "alt kurralarıma" şimdiden selamlarımı yolluyorum. Ben bitirdim, darısı başınıza dostlar...&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Evet "bitirdik" derken topu topu bir on gün olmuş. Benzetmek gibi olmasın, uzun süre hapiste yatmış mahkumlar dışarı çıktıklarında nasıl apışıp kalıyorlarsa, tezkereci askerler de öyle şaşkına dönüyor. Örneğin ben, kısa bir otobüs seyahatinin ardından Kadıköy meydanında bulmuştum kendimi. Kadıköy değil, bildiğin karınca yuvasının içine düşmüşüm gibi geldi. Sağdan soldan fışkıran insan kümeleri, motor gürültüsü, vapur düdükleri, selpak satan çocuklar, uzun saçlı ve sakallı erkekler... Hepsi tuhaf bir biçimde üzerime geliyorlar sandım. Benim Gölcük' teki çarşı izinlerim gayet sakindi. Ve erkeklerin akılları nizami, saçları kısa idi.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;On gündür ne yaptın da yazı yazmadın, diyebilirsiniz. Kendimi sivil dünyaya adapte etmeye çalıştım dostlar. Anne şefkatinin, baba sevecenliğinin otağına kamp kurdum. Fakat daha üç gün geçmeden bunlar "iş bul, eş bul, para bul" diye evden kovdular beni. Çok ağrıma gitti, gururum kırıldı.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;"Baba, bulayım ama önce bir ellilik ver de saçımı kestireyim" dedim.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;"Sakallarını da kes" dedi.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Zorlu bir askerlik dönemi geçirmediğimi söylemekle biraz hata ettim galiba. "Askerlik sonrası nazı" denilen kurumdan zerre kadar faydalanamadım arkadaş. Kız evi naz eviydi tamam da, asker evi de naz evi olmuyor muydu? Ben mi yanlış biliyorum? Herhalde çok geç yaşta askere gitmenin yol açtığı durumlar bunlar. Çok geç dediğimiz de otuz yahu. Dante gibi ortasında bile değiliz ömrün.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Bu yazı dizisinde (yazı dizisi?) askerlik kültürüne ait çeşitli klişeleri, gelenekleri bir deniz erinin gözünden yazmaya çalıştım. Tabi ki tek tek hepsine değinmem mümkün olmadı. Zaten geri kalanını askerlik anıları olarak çoluk çocuğa anlatacağım. Bire beş katarak anlatacağım için burada belge bırakmak istemiyorum, malum internet çağındayız. Fakat bir askerlik ritüeli daha var ki onu anlatmadan bu diziyi kapatırsam yazık olacak. Eh, olmasın bari...&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Askerliğin son gecesindeyiz... Artık şafak ultra comolokko olduğu için içeride serbest kıyafetle dolaşıyoruz. Rütbesiz erin varabiceği bu son mertebeye ulaşan bizim gibiler:&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;"Şafak doğan güneş!" derler.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Yani "doğacak günle beraber alıp başımı gideceğim, denizden yeni çıkmış ağların kokusunda" diye de tercüme edilebilir.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Herneyse, biz bu sarhoşluk içinde dolaşırken bir kısa dönem arkadaş yaklaşıp "beyler iş başı partisi var, gelmiyor musunuz?" diye sordu. Mustafa ile birbirimize baktık... İş başı denilen kıyafet deniz erlerinin devamlı giydiği üniforma. Tabi biz orduevinde çalışan hizmet taburu askerleri olduğumuz için "iş başı" yerine kumaş pantolon ve gömlek giymekle yükümlüyüz.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;"Ne partisi ya?" dediğimi anımsıyorum... Bundan yaklaşık 15 dakika sonra iş başılarımı giymiş, kollarını -hep özendiğim gibi- kıvırmış ve düğmeyle sabitlemiş olarak taburdaki sırama girdim. Yanımda Mustafa, onun yanında Evren... Biz üç sazan iş başı partisi yapılacak diye bayram çocukları gibi giyinip kuşandık. Ama diğer kısa dönemler piyasada yok. Aslında orada kuşkulanmamız lazımdı bir şeylerden ama saf ve temiz kalpli olduğumuz için kafamız basmadı.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Neyse, yoklamayı alsın diye nöbetçi astsubayı bekliyoruz... Son taburumuza (içtima) katılacağımız için heyecanlıyız, sağa sola sataşıp makara yapıyoruz. O sırasa "roof bar" da çalışan uzun dönemlerden bir çocuk yanıma yaklaştı "Abi sen doğan güneş diyorsun di mi?" diye sordu. "He canım" dedim. "Darısı başına" demeye hazırlanırken oğlanın elini benim gömleğin cebinde gördüm. Bayağı cebin içine girmiş... Caaaaaaart! Söktü aldı. Gömleğin cebi çocuğun elinde dalgalanıyor... Sonra çaycı Mehmet arkamdan yapıştı "Yosuuuuuun aaaaaaağğbeeeey" dedi. Döndüm baktım, omuz apoletim elinde. Böyle çamsakızıyla ağda yapar gibi cırt cırt alıyorlar. Acı hissetmiyorum. Evren ile göz göze geldik. Götüm götüm uzaklaşma gayreti içinde. Ellerini de iki yana kaldırmış "Hayır! Sakın ha!" diye bağırıyor. İş başılarını sivilde giymek gibi bir fantezisi var onun. Mustafa üst kattaki koğuşuna kaçacak... Fakat merdiven başında paçayı kaptırmış durumda. Bense gömleğin sol kolunu da hayırlısıyla teslim ettikten sonra gideyim istiyorum. Kol gelmiyor. Deniz Dikim Evi sağlam dikmiş benim sol kolu. Ama pantolon için aynı şeyleri söyleyemeyeceğim, sadece üç kişinin çekiştirmesiyle liğme liğme olur mu bir pantolon?..&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Artık yerdeyiz. Bildiğin tecavüz sahnesi. Tezkere düşmanı diğer bir takım uzun dönemler de üzerimdeymiş. "Hayırdır, nerden bu samimiyet?" diyeceğim ama öyle bir durumda çok farketmeyecek. Neyse efendim, askerliğin bu son gecesinde elimde kalan bir kuru kemer, don ve atlet. Kemer hala belimde bağlı. Çok komik. Kendim olmasam yerlere yatıp güleceğim. Ama kendim olduğum için kızgınmış gibi yapıyorum. Aslında kızgınım. Yerden göğe kadar hakkım var kızgın olmaya. En iyisi biraz küfredeyim. Küfredip kendime geleyim.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Vay.............................. rı!&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Koğuşa gelip kemerimi çözüyor ve pijamalarımı giyiyorum. En azından soyunmak kolay oldu lan. Sonradan geleneğin böyle olduğunu dair bir açıklama yapıyor arkadaşlar. Benim kıyafetlerden parçaları hatıra olsun diye alıyorlarmış. Pek yemedim ama. Öyleymiş öyle...&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Diğerleri ne hatıra niyetine ne saklar bilemeyeceğim ama bendeki sarı kemer o gecenin, hatta bütün bir askerliğin hatırası olarak kalacak.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_VjvSh0cN5jQ/TAVv7W6JfdI/AAAAAAAAAJ0/vVhoTkBa4Oc/s1600/kemer.JPG" onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}"&gt;&lt;img alt="" border="0" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5477907587318513106" src="http://2.bp.blogspot.com/_VjvSh0cN5jQ/TAVv7W6JfdI/AAAAAAAAAJ0/vVhoTkBa4Oc/s320/kemer.JPG" style="cursor: pointer; height: 205px; width: 273px;" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt; &lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt; &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4262636131456548239-6767464070926929114?l=sarkuteri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://sarkuteri.blogspot.com/feeds/6767464070926929114/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4262636131456548239&amp;postID=6767464070926929114&amp;isPopup=true' title='9 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4262636131456548239/posts/default/6767464070926929114'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4262636131456548239/posts/default/6767464070926929114'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://sarkuteri.blogspot.com/2010/05/hur-amiral.html' title='Hür Amiral'/><author><name>Şarküteri</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03742908292004587835</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_VjvSh0cN5jQ/SLNfwXWknqI/AAAAAAAAACU/7QnlkyUYsL4/S220/yecavat.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_VjvSh0cN5jQ/TAVv7W6JfdI/AAAAAAAAAJ0/vVhoTkBa4Oc/s72-c/kemer.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>9</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4262636131456548239.post-3112128570159570297</id><published>2010-04-22T13:55:00.017+03:00</published><updated>2010-09-29T00:04:12.600+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Askerlik'/><title type='text'>Nizami 25, Dadaşlar Diyarı</title><content type='html'>&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Sevgili blog yazarları, blog okurları, sayın valim, kuvvet komutanları ve değerli basın mensupları... Bugün sizlere Dadadaşlar Diyarı Erzurum' dan sesleniyorum (Bu esnada bir mikrofon cayırtısı kopması adettendir) Cııyyyyyyyt! Pıt, pıt, pıt!&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Tabi gerçekte Gölcük' teyiz ama sanal plaka sayımı çerçevesinde ilgili şehre gidip oranın tarihi-kültürel dokusuna, efendime söyleyeyim, ekonomik ve ticari hayatına bir takım göndermeler yapıyoruz. Maksat askerlik gelenekleri yaşasın.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;25-Erzurum. Yarın 24-Erzincan. Edirne' ye gelince (memleketim olması nedeniyle) Arkadaşlarıma pasta ısmarlamam bekleniyor. Aksi takdirde sırtıma binip bir takım tasvip etmediğim askerlik geleneklerini yaşatacaklarmış. Gelenek te böyle birşey işte. Bir kısmını tasvip ederken bir kısmını tasvip edemiyorsun.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;a name='more'&gt;&lt;/a&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&amp;gt;&amp;gt; &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Kısa dönem askerliğim boyunca bir takım gözlemlerimi paylaşıyorum sizlerle. Ama yararlı ama değil... Bazı okurlar için kurbağanın döllenme biyolojisini öğrenmek kadar gereksiz de olabilir. Fakat yine bir köşede bulunsun, beklemediğiniz bir anda işinize yarayabilir. Kurbağa prensle öpüşme şansına erişmiş bir kızın kurbağanın döllenme biyolojisini bilmemesi ne acı olurdu di mi?&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Herneyse, dersimizi fazla kaynatmadan bugünkü konumuza geçelim. Yazı dizisinin başından beri bir "şafak" lafı aldı gidiyor. Şafak alma, Şafak atma, Şafak söyleme vb... Sadece şafak lafını bile günde on defa cümle içinde kullansanız sanıyorum ki fahri asker ünvanını almış sayılabilirsiniz. Herşeyin şafakla ölçüldüğü bir alem bu. Peki bu ölçüm nasıl yapılıyor?&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Sevgili dostlar, bu yazıda Periyodik Cetvel' den sonra dünyanın en önemli icadı olan Şafak Cetveli' ni tanıtacağım sizlere... Üşenmedim bir tane edindim ve temsili olarak "karalayıp" buraya aldım. Bakınız:&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_VjvSh0cN5jQ/S9A7kK5vfSI/AAAAAAAAAI8/oYdAjiQz-Eo/s1600/safak.JPG"&gt;&lt;img alt="" border="0" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5462931840588283170" src="http://2.bp.blogspot.com/_VjvSh0cN5jQ/S9A7kK5vfSI/AAAAAAAAAI8/oYdAjiQz-Eo/s320/safak.JPG" style="height: 320px; width: 254px;" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Periyodik cetvel... Pardon... Periyodik Şafak Cetveli, soldan sağa ve yukardan aşağı kutulardan oluşmuştur. Bu kutular atom numaralarına göre değil, tezkereye yakınlık sıralarına göre dizilmiştir.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Nizami bir asker cetvelini "sıfır" bloğunun en sağında ve en altındaki kutucuğundan (460 no' lu kutucuk) karalamaya başlamalıdır. Karalama işlemi aşağıdan yukarı ve sağdan sola yapılır. İngilizler bu işlemi tam tersi yönde yapmaktadır ama bilimsel çevrelerce kabul gören sistem bizim kullandığımız "aşağı-yukarı" sistemidir. Çünkü aşağı yukarı hep doğru sonuç verdiği gözlenmiştir.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Tahmin ettiğiniz gibi her kutucuk bir günü temsil eder. Cetvel uzun dönem askerlik süresi olan 460 kutucuktan/günden oluşur. Kutucuklar her gün batımında yumuşak uçlu bir kalemle, dışa taşırmadan, saat yönünde karalanır (İngiltere' de saatin aksi yönünde "counter clock wise" karalanır) Bu işleme "şafak karalama" işlemi denmektedir. Ne var ki pratikte teker teker karalama çok nadir görülür. Yapılan gözlemlerde askerlerin sabırla bekleyip bir kaç şafak batırdıktan sonra toplu karalama yapmayı tercih ettiği saptanmıştır.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Toplu karalama işlemi şu şekilde yapılır:&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;1) Gün içinde farklı işlerle meşgul olan asker güneşin batışıyla birlikte "anaaa ben ne zamandan beri şafak karalamıyorum lan" diye feryat eder. Halbuki ne zamandır şafak karalamadığını çok iyi bilmektedir. Sırf karalama hazzını arttırmak için salağa yatmaktadır. Buna İngiltere' de "self idiotophy" denir.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;2) Şafak kartı çıkartılır. Üzerindeki tozu alınır. Aslında üzerinde toz moz olmaz ama şafak kartına duyulan saygıyı vurgulanmak için yapılması adettendir. Ağzına ve alnına götürerek kartı üç kere öpenlere de rastlanmıştır.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;3) Şafak karalayacak asker aynı Japon çay törenlerindeki gibi bir atmosfer ister. Şafak karalamak bir törendir aslında. Bu yüzden şafak karalayan kişinin yanında sessiz ve huzur içinde beklemeliyiz. Yüksek sesli müzik, küfür, itişme kakışma hoş karşılanmaz.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;4) Asker hat sanatçısı gibi tutar kalemini. Kalpten kopan yumuşak hareketlerle, usul usul bilek döndürerek karalamaya girişir.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;5) Karalama işlemi, kutucuğu yüzde yüz doldurmak şeklinde yapılmalıdır. Bu, geçirilen her günün dolu dolu yaşandığını, dakikaların bile sayıldığını sembolize eder. Yukarıdaki cetveli ben demonstrasyon amaçlı doldurduğum için nizami bir karalama uygulamadım, kafanız karışmasın.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;6) İster 430' uncu kutuyu karalasın, ister 18 no' lu kutuyu karalasın, bir karalamacı her zaman saygıyı hak eder. Az kutusu kalmış asker çok kutusu bulunandan kıdemce üstün olsa da, cetvel karalanıp gözler kısılarak uzaktan bi bakıldığında yaşanan haz hep aynıdır. Bir anda birçok kutu siyaha boyanmıştır! Dede asker, torun askerin şafak kartını küçümsemez. Onda kendi gençliğini görüp mutlu olur.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;7) Toplu şafak karalama seansı sırasında bir bloktan (&lt;b&gt;4&lt;/b&gt;, &lt;b&gt;6&lt;/b&gt; ve &lt;b&gt;0&lt;/b&gt; blokları) diğerine geçiş söz konusuysa, yeni bloğa geçmeden önce haber salınarak tüm bölük çağrılır. Yeni bloğun ilk kutucuğunun karalanması, arkadaşların da katılımıyla alkışlar ve tezahüratlar eşliğinde gerçekleştirilir. Ortalıkta "sıfırı bozdum, altıyı çizdim" diye dolaşan adamlar görürseniz bilin ki bunlar dünyanın en mutlu adamlarıdır. &lt;b&gt;"4"&lt;/b&gt; bloğunu bitirmek ise, takdir edersiniz ki tezkereyi almakla eşdeğer olduğundan çok daha şaşalı biçimde kutlamalar gerektirir.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Bu gördüğünüz şafak kartını yalnızca askerlere hizmet veren bir internet kafeden edindim. Ön yüzünde de kafenin reklamı yer alıyor. Hani, daha önceki yazılarda bahsettiğim, gökten plastik bardakla çay indirilen yer burası işte. Kendilerinde malesef kısa dönem erler için bir şafak cetveli bulunmuyormuş. Ama 460 yerine "160" yazan ve kısa dönemlere de "karalama zevki" tattıran cetveller olduğunu duymuştum... Cetvelin alt yanında bulunan takvim, izinleri ve tezkere tarihini hesaplamak için kullanılıyor. Opsiyonel. Olmasa da olur. Ama kullanışlı.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Bu günkü dersimizde periyodik cetvele yoğunlaştığımız için daha önceden hedeflediğimiz konulara ulaşamadık. Ama sanıyorum ki tezkereyi alamadan önce bir çarşı izninde daha buluşacağız sizlerle. O ana dek hoşçakalın sayın valim, basın mensupları, sevgili asker arkadaşlar, muhterem şafak karalayıcılar ve değerli okurlar. Cıııyyyyyyyt!&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;  &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4262636131456548239-3112128570159570297?l=sarkuteri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://sarkuteri.blogspot.com/feeds/3112128570159570297/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4262636131456548239&amp;postID=3112128570159570297&amp;isPopup=true' title='9 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4262636131456548239/posts/default/3112128570159570297'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4262636131456548239/posts/default/3112128570159570297'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://sarkuteri.blogspot.com/2010/04/nizami-25-dadaslar-diyar.html' title='Nizami 25, Dadaşlar Diyarı'/><author><name>Şarküteri</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03742908292004587835</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_VjvSh0cN5jQ/SLNfwXWknqI/AAAAAAAAACU/7QnlkyUYsL4/S220/yecavat.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_VjvSh0cN5jQ/S9A7kK5vfSI/AAAAAAAAAI8/oYdAjiQz-Eo/s72-c/safak.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>9</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4262636131456548239.post-2305015794563937890</id><published>2010-04-02T11:28:00.015+03:00</published><updated>2010-09-23T12:31:42.128+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Askerlik'/><title type='text'>Kırkbeş. Başka Yok, Zoruna Gitmesin</title><content type='html'>&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;Önceki yazıyı harala gürele yazmıştım üç çarşı önce. Hiçbiriniz de uyarmıyorsunuz "yazım hataları, anlam hataları" var diye... Genelde yazdıktan sonra son bir kontrol yapıyorum, hani öğrencinin sınav kağıdını teslim etmeden önce kağıtla helalleşmesi gibi... Hoş öğrencilik dönemimde pek başıma gelmezdi bu, genellikle elimden söke söke alırdı asistanlar. Hah işte, bu asistanlar şu anki hayatımda "nöbetçi astsubay" kılığında çıktılar karşıma. Hayatı zorlaştıran bu adamların toplam miktarı azalmıyor dostlar, maddenin korunumu yasasına tabi olduklarından hayatımızın farklı dönemlerinde farklı kimliklerle geliyorlar sahneye. Neymiş "geç izni olmadan geç giriş" yaparsak ceza alırmışız. Lisede de "geç kağıdı" vardı, hatırlarsanız... Zamanın su gibi aktığı bir çarşı izni düşünün, kum saatinin o daracık boynunu tuvalet fırçasıyla genişletmişler gibi adeta. Öyle bir hızla akıyor. Kum saati değil, kum borusu olmuş! Şimdilerde güneş te geç battığından öğlenin ortasında nizamiye kapısından geri girmek, a dostlar ne yamandır... Bloğunuza yazdığınız yazıyı kontrol edememiş olmak, bir bardak daha fazla çay içememiş olmak faalan lafü güzaf...&lt;/span&gt; &lt;/div&gt;&lt;a name='more'&gt;&lt;/a&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&amp;gt;&amp;gt; &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Neyse az kaldı. Bir buçuk ay. Manisa ilimizin plakasına (45) geldik. Mesir macununun damağa yapışan baharatlı tadı çok yakın. Spil Dağı' nın eteklerine bakıyoruz, bi de kızların. Yarın da Malatya kayısılarına musallat olacağız...&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Başlıkta tipik bir "şafak atma" örneği gösterdim. Genel formül şöyle:&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Günün tarihi + Şafak numarası + Başka Yok + Zoruna gitmesin&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Şafak atılacak yüzeyler çok çeşitlilik gösteriyor. Tuvalet fayansı, tuvalet kapısı, metal dolap, asansör tahtası, ranza tahtası vs... Şafak, yüzey üzerine kazımak suretiyle atılabileceği gibi kalem ve benzeri aletle de atılabiliyor. Tabi benim formül olarak verdiğim şafak "uzun şafak" arkadaşlar, yeterince geniş olmayan yüzeylere sadece tarih ve şafak numarası ile "kısa şafak" ta atılabilir. Mesala bizim karargahtaki tuvalette gördüm en son, adam sonu yedi ile biten şafakları alt alta yazmış.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;77- falanca tarih&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;67- falanca tarih&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;57- falanca tarih&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;...diye gidiyor. En son baktığımda 47' ye gelmişti. Ama çok sakıncalı bir iş. Adamın bir sonraki şafağı yazmaya geleceği günü biliyorsunuz. Nöbetçi astsubay da biliyorsa eğer... Elinde sopayla bir köşeye saklanması yeterli. Tabi ki herşey gibi şafak atmak ta yasak, hele metal kapıya anahtarla kazımak suretiyle şafak atmak çok yasak. Buradan sayın şafak sahibine sesleniyorum;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Arkadaşım, bugüne bugün kuri (aynı celbin askeri, tertip) sayılırız. Eğer bu yazıyı okuyorsan -ki okumadığını sanıyorum- aman diyim vazgeç. Kendini yakmak bir yana bizi de zan altında bırakıyorsun. Bu işin sonu goncada bitmesin! (Gonca; askeri cezaevi -Donanmaya özgü bir terim)&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Bildiğiniz üzere ben bir deniz eriyim. Yani anlattığım konular aslında karacılarda çok daha farklı cereyan edebilir.. O yüzden özellikle askerlik terminolojisine uzak olan bayan okurların yazdıklarımla ilgili bir genelleme yapmamasını tavsiye ediyorum. Buradaki gözlemler orduevinde müzisyen olarak askerlik yapan bir deniz erine aittir. (Kendimi de öyle güzel deşifre ediyorum ki)&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Gelelim bir sonraki ve belki de en ilginç askerlik hareketine... Hareket diyorum çünkü fiziki bir eylem. İsmi "Şafak Almak"&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Gerekli malzemeler:&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Bir adet flemenko gitar çalmaya yetkin el&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Bir adet gevrek kulak&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Hepsi bu! Zor değil, sizde evinizde deneyebilirsiniz. Şafak almak genellikle üst kurraların alt kurralara uyguladıkları bir hareket biçimidir. Bilmiyorum takip edebiliyor musunuz? Üst kurra, eski asker; alt kurra, yeni asker anlamında kullanılıyor. Yani şafak alma, eski askerin yenilere uyguladığı bir görsel etkinlik. Anlaşıldı mı acaba? Anlamayan parmak kaldırıp sormaya çekinmesin... Peki amacı nedir? Niye şafak alınır? Valla bu sorunun cevabını kimse bilmiyor. Baykuşlar neden gece öter? Ya da "tavuk niye bokunu yer?" gibi bir soru. Cevapsız. Ama birinin bok yemesi olduğu kesin. Karacılarda ve havacılarda da var mıdır, bilen anlatsın lütfen...&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Şimdi efendim, hareketi anlatmaya geçmeden önce biraz parmak egzersizi yapalım istiyorum. Dediğim gibi, flemenko tarzı ritm atmayı bilen bir sağ el kesinlikle zorlanmayacaktır. Fakat gitar çalmaktan uzak okuyucularımız için biraz konuyu açalım.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Buyrun.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Sağ elinizi bir açın! El sallama pozisyonuna gelsin. Geldi mi? Serçe parmaktan başlayarak parmaklarınızı sırayla kapatın. Kapanan parmak avuç içinde kalacak. Baş parmak harekete katılmıyor, onu zorlamayın. Serçeden işarete, aç kapa. Aç kapa. Birbiri ardına, düşen domino taşları gibi inecek. Yeterli hıza ulaşana kadar bir süre böyle çalışın.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Aç. Teker teker kapa. Aç. Teker teker kapa.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;İkinci aşamada bir partnıra ihtiyaç duyuyoruz. Eşiniz, çoçuğunuz, amca oğlunuz falan olabilir. Ama kulağı acıyınca şikayet edecek biri olmasın. Muhnis, efendi, mümkünse ensesine vurulunca lokmasını düşürecek gariban biri olsun. Aynı, askere yeni gelmiş mazlum er gibi!&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Partnırınızla yüz yüze gelin. Sağ kolunuzu, onun sol kulak kepçesini rahatlıkla avuçlayabilecek şekilde kaldırın. Yok, avuçlama yapmayacağız ama hareketin başarısı için gerekli bir konum bu. Tamam mı? Şimdi daha önceden alıştırmasını yaptığınız şekilde parmaklarınızı partnırınızın kulak kepçesini dövecek şekilde (serçe parmağından işaret parmağına) hızlıca kapatın. Parmak kapama işlemi mümkün olduğunca hızlı yapılmalı. Hedef, kulak kıkırdağından ses çıkartmak... Askerlik geleneğine göre, kulak kepçesinden iyi ses çıkmayan asker henüz ham askerdir. Olmamıştır, onun şafağı karanlıktır. Fakat zamanla bir yumuşama, takdir edersiniz ki kaçınılmaz olur. Zira bu ham asker her girdiği yerde "Ooo alt kurra gel bakalım bi şafak alalım" diye trampet gibi çalındığı için bir süre sonra senfoni orkestrasının timpanisine döner. Tabi ben yaşça büyük bir asker olduğum için fazlaca "şaklatılmadım" ve kulağım da çok şükür sertliğini korumakta. Ama uzun dönem bir erin, hele yaşı da gençse bu garip ritüelden kurtulma şansı hemen hemen sıfırdır. Şafak aldırmadan askerliğini bitirmiş bir er sanmıyorum ki mevcut olsun. Ordumuz kulakları şakır şakır şaklayan mehmetçiklerden kurulu. Tabi yine karacıları ve havacıları tenzih ediyorum. Ve konu hakkında görüşlerini bekliyorum.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Geçen yazıda değindiğim bir konu vardı. Onu da kısaca verip bu haftaki dersimizi tamamlayalım.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;"Götünün yerini bilecen oğlum"&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Bu cümle tabi İstanbul aksanı ile söylenmiyor. En makbül olanı Erzurum şivesi ile Fransız aksanının karışımından meydana gelen:&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;-Gothünun yerini bileceeen oglum.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;şeklinde hibrit bir söyleyiştir. Fakat yazı karakterileri ne yazık ki kifayetsiz kalıyor. Bu cümlenin tam orjinal söylenişini duymak için bizzat bizim karargaha gelmeniz gerekli. Yani başka şekilde söylenince de iş yapar ama esas etkisi tam ağza oturmasında gizli. Askerde çok sık duyacağınız bu kalıp alt kurraları ezerken bolca söylenir. Götünün yerini bilmemek, yeni askerin acemiliğinden dolayı haddini aşan işlere kalkışması anlamına geliyor. Haddini aşmak ne olabilir? Mekanın neta bataryasını (denizci dilinde temizlik) tamamlamadan ayrılmak, usta askerlere karşı gelmek, kendisine verilen sürtüş' lerden (ağır iş) sıvışmak vb... Bu düsturdan hareketle, bir bölükteki kişi sayısı kadar göt yeri bulunduğunu anlıyoruz. Yani 200 asker varsa ikiyüz kadar göt yeri olması beklenir. Var zaten, o konuda bir sorun yok. Sorun, götlerin rastgele değil de belli bir kıdem sıralaması içinde yerleştirilmek istenmesi.... Meclis otoparkında bile bu kadar protokol yok. Ama kışlada var. Eski asker yeni askerin götünün yerini bir türlü beğenmiyor.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Bu hafta da yazımız bu kadar sevgili okurlar. Umarım yararlı olabilmişizdir. Gelecek derste torun çeşitlerine girip "yaver torun" ve "piç torun" arasındaki farka değineceğiz. Zamanımız kalırsa,&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;-Şafağın kaç?&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;-460&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;-Ooo naptın adam mı öldürdün?&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;diyaloğu üzerine çeşitlemeler yapacağız. Bir sonraki dersimizde görüşmek üzere hepinize Manisa' dan bol baharatlı sevgilerimi gönderiyorum.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt; &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4262636131456548239-2305015794563937890?l=sarkuteri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://sarkuteri.blogspot.com/feeds/2305015794563937890/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4262636131456548239&amp;postID=2305015794563937890&amp;isPopup=true' title='5 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4262636131456548239/posts/default/2305015794563937890'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4262636131456548239/posts/default/2305015794563937890'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://sarkuteri.blogspot.com/2010/04/45-baska-yok-zoruna-gitmesin.html' title='Kırkbeş. Başka Yok, Zoruna Gitmesin'/><author><name>Şarküteri</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03742908292004587835</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_VjvSh0cN5jQ/SLNfwXWknqI/AAAAAAAAACU/7QnlkyUYsL4/S220/yecavat.JPG'/></author><thr:total>5</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4262636131456548239.post-3673334210837784731</id><published>2010-03-04T14:34:00.009+02:00</published><updated>2010-09-21T23:54:25.117+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Askerlik'/><title type='text'>Şafak Olmuş Comolokko</title><content type='html'>&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;Bir çarşı gününden daha hepize sevgi ve saygılarımı gönderiyorum. Gökten inen çay bardakları eşliğinde ilginç bir internet kafe tecrübesi yaşıyorum. Gölcük' teki hayat askerlere göre ayarlanmış. İlçe nüfusunun yarısından fazlasını oluşturan bu grup buradaki ekonomiyi ayakta tutan yegane sosyal sınıf. Çarşıya çıkmış her asker üç saat internet, iki çift çorap, üç bardak çay, bir de tavuk ekmek döner demek. Bunlar minumum ihtiyaçlar. Daha hali vakti yerinde olan erler, tatlıcılar ve börekçiler tarafından da dikkate alınıyor.&lt;/span&gt; &lt;/div&gt;&lt;a name='more'&gt;&lt;/a&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&amp;gt;&amp;gt; &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Şu an bulunduğum internet kafede çaylar bedava servis ediliyor. Monitörün üzerinde bir el gölgesi görürseniz bilin ki birileri sizin için yukarıdan plastik bardakla çay indiriyor!! Çayın sıcaklığı ile yamulmuş bu bardaklar çok fazla masa üstünde tutulmaya gelmiyor. Ya içip bir an önce bitireceksiniz ya da "Belgelerim" içinde bir klasör açıp çayı kazasız belasız oraya kaldıracaksınız. Sanırım tek tek şeker soruşturmak zor geldiği için kendinden şekerli olarak servis ediliyor. Ve sanırım buralarda çay ikiden fazla şeker ile seviliyor. Asker olduğum için kendinden şekerli çayları yadırgamıyorum. Size söylemiş miydim, bizim İskenderun ' daki yemekhanemizde çaylar musluktan akıyordu. Su ve çay olarak ayrı ayrı değil, bizzat demlenmiş ve sulanmış olarak bir bütün halinde... Krom kaplara doldurduğumuz çayımızı, elimizi yaka yaka masaya götürken sabahın ayazında sıcak birşeyler içecek olmanın sevinci olurdu içimizde. Neyse çok acındırmayayım, babam kızıyor.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Kısa bir süre önce plakalara geçtim dostlar... 81' inci ilimizden başlayarak 74' e kadar indim. Uzun dönemlerin şafak ile ilgili değişik deyişleri var. Başlıkta okuduğunuz da onlardan biriydi.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Bir kere şunu söylemekte yarar var, askerde statü "Şafak" ile ölçülmektedir. Kimin şafağı en az ise o oranın kralı/dedesi olmuş demektir. Gün biterken "şafak atar, baba yatar" der. Dedenin bu veciz ifadesi "hadi bakalım alt kurralar/ devreler bu saatten sonra iş yapacak değilim, benim yapmam gereken görevleri de siz yapacaksınız" anlamına gelmektedir. Efendi bir asker cebindeki şafak cetvelini sabırla karalayıp dedenin işaret ettiği işleri uslu uslu yapar, ne de olsa devran dönecek kendi de bir gün torun sahibi olacaktır... Hafif bıçkın olan asker ise bıçkınlığı ölçüsünde ya saygı kazanacak ya da üst kurralarından güzel bir sopa yiyecektir. Bu hiyerarşik düzen 25 yaş altı uzun dönem askerler arasında gözleniyor genelde. Daha büyükler ve benim gibi kısa dönemler için bir tehlike yok (Bu da sanaydı anneciğim, endişelenmene gerek yok)&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Ne diyordum? Ha. Comolokko ise teskereye çok çok yaklaşmış şafak için söylenir. "Şafak olmuş comolokko" er rütbeleri içinde "genaral" e tekabbül etmektedir. Eğer şafağınız comolokko olmuş ise elinizi kolunuzu sallayıp her yere girip çıkabilirsiniz, demektir.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Bizim şafak 74.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Şu anda vatanın dört bir yanında askerlik yapmakta olan 331. kısa dönem erlerin de şafağı üç aşağı beş yukarı böyle. Henüz comolokko değil. Fakat her "comolokko" dediğimde canım çok fena çikolata çekiyor. Niye böyle oluyo? Comolokko ile çikolata arasında bir bağlantı mı var?&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Bugünkü yazımda değineceğim diğer bir askeri terim de&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;"takmak"&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Biri "bana kaç gün takıyorsun?" dediğinde anlaşılması gereken şey,&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;"sen teskereyi aldığında ben daha kaç gün buradayım?&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;sorusu olmalı. "Takmak" ta elbet şafak ile bağlantılı. Kalabalık bir asker konuşmasında şafağı az kalan bir asker kendini iyi hissetmek için parmağını sırayla gruptaki askerlere yönelterek "Takarım, takarım, takarım" diye "o piti piti karamela sepeti" misali saymaya başlar.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;(Tam bu esnada, gökten bir çay daha iniyor. Bi saniye. Ekranda da mesaj çıktı;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;"tava ciğer ya da köfte isteyen var mı?" diye)&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;"Takarım, takarım, takarım" tekerlemesi ortamda bir kısa dönem veya çok eski bir uzun dönem asker bulunması halinde "takar" kelimesine dönüşerek "Takarım, takarım, takarım, takar" tekerlemesine döner ki bu benim askerlik yaptığım bu yerde en çok duyacağınız tekerleme olur. Dokuza birler, dokuza ikilere; dokuza üçler, dokuza dörtlere... diye giden ve kimin kime kaç gün takacağını gösteren cetveller gördüm. Bu takma-çıkartma işlerine çok yoğunlaşmış bir asker tarafından hazırlanmış ve fotokopi ile çoğaltıyormuş. Gördüğünüz gibi öğrenmenin yaşı yok. Askerlik değişlik bir tecrübe. Ben de fırsat oldukça siz sevgili dostlarımı buradan bilgilendirmeye devam edeceğim.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Gelecek derste "Götünün yerini bilcen, oğlum" üzerinde durup genel bir tekrar yapacağız. Şimdilik tava ciğer siparişi vermek üzere müsadenizi istiyorum. Dileyenlere "belgelerimde" sakladığım çaylarla beraber birer kopya gönderebilirim.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Kalın sağlıcakla.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt; &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4262636131456548239-3673334210837784731?l=sarkuteri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://sarkuteri.blogspot.com/feeds/3673334210837784731/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4262636131456548239&amp;postID=3673334210837784731&amp;isPopup=true' title='8 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4262636131456548239/posts/default/3673334210837784731'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4262636131456548239/posts/default/3673334210837784731'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://sarkuteri.blogspot.com/2010/03/safak-olmus-comolokko.html' title='Şafak Olmuş Comolokko'/><author><name>Şarküteri</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03742908292004587835</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_VjvSh0cN5jQ/SLNfwXWknqI/AAAAAAAAACU/7QnlkyUYsL4/S220/yecavat.JPG'/></author><thr:total>8</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4262636131456548239.post-3670484593339114462</id><published>2010-02-20T16:58:00.013+02:00</published><updated>2010-10-01T19:58:32.497+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Askerlik'/><title type='text'>Günaydın Güzelim</title><content type='html'>&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;Çok tuhaf birşey oldu. Bir önceki yazıda değindiğim "sabah uyandırma" cümlesinden şikayet etmiştim, hatırlarsınız. Geçen pazar Çavuş Metin bizim koğuşa "good morning beatiful" şarkısını söylerek girince rüyada bile bu kadar saçmalık olmaz diyerek uyandım. Öyle ya askerdesin, koğuş kapın açılıyor ve üzerinde işbaşı kıyafetiyle çavuş, ingilizce romantik bir şarkıyla insanları uyandırıyor. Müzikal film gibi. Hani yataklardan sırayla doğrulup şarkıya eşlik etmeye başlasak hiç kimse yadırgamayacak. Öyle duygusal bir hava hakim. Gülsen gülünmez, ağlasan ağlasan ağlanmaz. Bir süre bekledik, bir iki mısra değil tüm şarkıyı ezberlemiş adam. Çoştukça çoşuyor. Sesi pek güzel sayılmaz ama doğru ritminde söylüyor. Zarif bir dekreşendo ile şarkıyı bitirip başka hiçbirşey demeden çıkıp gitti. Usulca doğrulup birbirimize baktık. Filmin müzikli sahnesi bitmiş diyaloglara geçilmişti.&lt;/span&gt; &lt;/div&gt;&lt;a name='more'&gt;&lt;/a&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&amp;gt;&amp;gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;"O giden Metin miydi lan?"&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;...dedi ranza komşum. Genelde kızgın, ciddi mizacıyla tanıdığımız karargah çavuşumuzun tek bir küfür bile etmeden çıkıp gitmiş olması hiç kimseye mantıklı gelmiyordu. Neden sonra işin aslı anlaşıldı... Bugün sevgililer günüydü. Daha önceleri çok defa yalnız başıma geçirdiğim bu özel günü bu yıl bir tabur askerle kutlamak doğrusu bulunmaz bir fırsat olacaktı. Vah bana, vahlar bana... Teşekkürler Metin, seni yanlış tanımışım. Meğer ne ince çavuşumuzmuşsun sen. Fakat şarkı anlam itibariyle bir koğuş adamı uyandırmak için uygun mu değil mi, bunu okuyucunun takdirine bırakıyorum.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;İşte o şarkı;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Good mornin beautiful&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;how was your night&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;mine was wonderful&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;with you by my side&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;and when i open my eyes&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;and see your sweet face&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;its a good mornin beautiful day&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;i couldnt see the light&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;i didnt know day from night&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;i had no reason to care&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;since you came along&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;i can face the dawn&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;cause i know youll be there&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Good mornin beautiful&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;how was your night&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;mine was wonderful&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;with you by my side&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;and when i open my eyes&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;and see your sweet face&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;its a good mornin beautiful day&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;i never worry&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;if its rainin outside&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;cause in here with you girl&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;the sun always shines&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Good mornin beautiful&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;how was your night&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;mine was wonderful&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;with you by my side&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;and when i open my eyes&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;and see your sweet face&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;its a good mornin beautiful day&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Good morning beautiful day&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;good mornin beautiful&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;its a beautiful day&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;good mornin beautiful&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;good morning&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;good morning beautiful&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;what a beautiful day&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;good morning beautiful&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4262636131456548239-3670484593339114462?l=sarkuteri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://sarkuteri.blogspot.com/feeds/3670484593339114462/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4262636131456548239&amp;postID=3670484593339114462&amp;isPopup=true' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4262636131456548239/posts/default/3670484593339114462'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4262636131456548239/posts/default/3670484593339114462'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://sarkuteri.blogspot.com/2010/02/gunaydn-guzelim.html' title='Günaydın Güzelim'/><author><name>Şarküteri</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03742908292004587835</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_VjvSh0cN5jQ/SLNfwXWknqI/AAAAAAAAACU/7QnlkyUYsL4/S220/yecavat.JPG'/></author><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4262636131456548239.post-6808672093315289887</id><published>2010-02-04T13:00:00.013+02:00</published><updated>2010-09-21T23:51:04.621+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Askerlik'/><title type='text'>Haydi Beyler Günaydın!</title><content type='html'>&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Ayakta olan beylerin uyuyan beylere hitabı bu. Ayaktakiler o gecenin nöbetçi çavuşları; uyuyan beyler de biz oluyoruz. O günkü mesaisine gitmek üzere kalkması, giyinmesi ve gözlerindeki çapağı sıcak suyla temizlemesi gerekenler... Şimdi şikayet etmenin anlamı yok, keyfimiz yerinde. 24 saat sıcak var. Kişisel ve perdesi olan duşlardan bahsediyorum. Hamam tasıyla kafaya su dökmek yok. İşimiz de güzel, orduevindeki memurlar gibi çalışıyoruz; tek farkı mesai sonrası ev yerine koğuşlara dönmek. Askerlik çok zor değil, yeter ki şu "başlıktaki" gibi uyandırılmayalım. Hele küçükken anfi yutmuş o bariton sesli asker tarafından hiç uyandırılmayalım. Birileri koğuşa girip "haydi uykucu tembeller işe geç kalacaksınız, komutanın poponuzu pataklamasını istemiyorsanız lütfen hemen kalkıp giyinin" gibi kötü bir dublaj türkçesiyle uyandırsın. Ya da başka saçma cümleler kursun, hiç farketmez... Yeter ki "Haydi Beyler Günaydın" la uyanmayalım. İki aydır her sabahın altısındaki kabusum oldu bu.&lt;/span&gt; &lt;/div&gt;&lt;a name='more'&gt;&lt;/a&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&amp;gt;&amp;gt; &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Önceki yazıda bahsettiğim bir "boru-trampet" hadisesi vardı. Görev yapacağım birimin adı olarak daha acemilik döneminde bildirilmişti bana. Ve haliyle askeri bandoda görev yapacağımı falan sanmıştım. Meğer boru-trampet buradaki müzisyen topluluğunun genel adıymış. Şu ana kadar baterinin trampetinden başka trampet görmedim. Çeşitli çap ve ebatlarda borular gördüğüm oldu ancak onlar da nefesli enstürman sınıfında kabul edilmiyorlarmış. Bu gidişle bandoya ait hiç bir çalgı görmeden mezun olacağız. Diplomamızda da "boru-tarmpetçi er" yazacak. Allah göstermesin bir seferberlik halinde ya kazan dairesine ya mehteran takımına çağrılacağız. Her iki ihtimali de düşünmek lazım, bu çarşı iznimde bir ingiliz anahtarı satın alıp boş zamanlarımda çalışmak istiyorum.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Subay orduevinde görevliyim. Farklı müzik kültürlerinden gelen sekiz kişilik bir kumpanyayız. Her gece üç-dört farklı mekanda sahneye çıkıp "hak sahiplarini" eğlendirmek gibi bir görevimiz var. Hisseli Harikalar Kumapanya' sından daha harikayız. O haftaki program ne gerektiriyorda o şekilde bölünüp müzik yapmaya gidiyoruz. Gidiyoruz ama ne çalacağımıza sahnede karar veriyoruz. Bazen de karar veremiyoruz... Bir fasıl grubu, bir pop müzik ve bir de türkü grubu var. Ben çoğunlukla popçularla klavye çalıyorum, onun dışında da davet-kokteyl gibi etkinliklerde tek başıma enstürmantel müzik yapıyorum. Bir dijital bir akustik olmak üzere iki piyanomuz var. Tabi iş müzisyenlikle bitmiyor. İçinde çalıştığımız çok amaçlı salonun tüm temizliği bize ait. Periyodik subay ve astsubay baskınlarıyla en yakındaki viledanın sapına yönlendiriliyoruz. Yerleri paspaslamayınca moralimiz yerine gelmiyor. Tuğlalara ulaşmak üzere duvarları haftada iki kere Skoç Brayt ile ovalıyoruz. Bu hızla gidersek nisan başı gibi tüneli tamamlayacağız. Özellikle bir noktaya çok yüklendik, orada delik açıp deliğin üzerini "Esaretin Bedeli" filmindeki gibi posterle kapatmayı düşünüyoruz. Şimdilik Hülya Avşar mı olsun, Sibel Can mı olsun diye tartışmaktan öte gidemedik ama eninde sonunda bir poster alacağız. Solist arkadaşın "Yurtseven Kardeşler Posteri" önerisini ciddiye almadık.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Müzisyenlerin yan işlerinden bir diğeri de üst kattaki restoranda garsonlara yardım etmek olarak belirlenmiş. Hafta içi her gün 11.30 - 13.00 arası. Yardım etmek dediğime bakmayın resmen garsonluk yapıyoruz. Kasadan yemeğini alan omzu yıldızlı komutana yaklaşıp "müsadenizle yardım edeyim komutanım" diyoruz. Komutanlar her seferinde kabul ediyor bu içten yardımı. Yemek dolu tepsiyi gideceği masaya kadar götürüp tepsinin dengesini bozmadan tabakları tek tek indirmeye çalışıyoruz. Aslında garsonların bu aşamada devreye girmeleri gerekiyor ama o anda arazi oldukları için bu işi terler dökerek biz üstleniyoruz. Sağ ve sol baş parmağım ve kravatım dışında hiçbir şeyimi çorba kasesine daldırmış değilim. Ve bu başarılı bir servis olarak kabul ediliyor müzisyenler arasında. Varın halimizi siz düşünün. Ama yine de bu görevden kurtulamıyoruz. Komutanlar, prova yapıp müzik çalışmamızı fuzili bir iş gibi görüyorlar. Usta müzisyen her koşulda çıkıp çalarmış, ezogelinli kravatla bile.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Tabi bütün bunlar genel askerlik konsepti içinde şikayet olarak sayılamaz. Şanslıyız ve bunun bilincindeyiz. Ne tüfekle, ne nöbetle, ne de tipik asker üniformasıyla işimiz var. Kumpanyacıyız. Banttan müziğin kesildiği her anda canlı müzikçiler olarak sahneye atlamaya hazırız. Oyun yeri dar gelse bile oynamaya, oynattırmaya mecburuz.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Geçenlerde apar topar çağırdılar beni servisten. Yine çorba kasesiyle cebelleştiğim bir andı. Normalde subayların saç kestirdiği berbere götürüp güzelce traş ettirdiler. Normalde asker kafasına tarak ve makas değmez, makinayla koyun postu gibi kırparlar. Kuşkulandım tabi. Kurbanlık koyunlara has bir heyacan kapladı içimi. Oradan terziye aldılar. Şöyle temiz beyaz V.I.P gömlek verdiler. Normalde siyah gömlek giyiyoruz. Allah allah derken ağızdan baklayı çıkarttılar. Oramiralin konutunda parti varmış ve ben oradaki kuyruklu piyanoda klasik müzik çalacakmışım. Oramiral dedikleri Donanma Komutanı. Ağustosta kuvvet komutanı olması beklenen amiralimiz. Beni daha da bir heyacan bastı. "Komutanım bir banyo yapayım" dedim. "Ona vaktimiz yok hemen gideceksin" dediler. Ensemdeki kıllarla ve elimdeki notalarımla beraber beklemeye başladım. Hemen kapının yanında bekliyorum ki beni almaya gelecek araç kolayca görüp vakit kaybetmesin. Öyle de acelemiz var. Bekledim, bekledim, bekledim. Altı saat geçti gelen giden yok. Saç kılları ensemden sırta indi, yok. Ne araç var ne de bir işaret. Bu olayın üzerinden üç gün geçti ben ve ben hala bekliyorum. Gömleğim dolapta. Düğmeleri gözükmeyen V.I.P gömlek. Bir gün elbet çağıracak beni amiral...&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;İnterneti sadece çarşıya çıktığımda kullanabiliyorum. Bu Gölcük' teki üçüncü çarşım ve nihayet bir yazı yazma fırsatım oldu. Maksat eşimiz dostumuz bilgilensin, durumumuz hakkında üç aşağı beş yukarı bir fikir sahibi olsun. Şimdi internetten çıkıp kısa saçlı asker sürüsüne katılmaya hazırlanıyorum. Afrika çöllerindeki antilop sürüsü gibi gruplar halinde geziyoruz. Biri gelse de belgeselimizi çekse ne kral olur. Annemler Neyşınıl' dan izler.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Sevgiler ve saygılar.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4262636131456548239-6808672093315289887?l=sarkuteri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://sarkuteri.blogspot.com/feeds/6808672093315289887/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4262636131456548239&amp;postID=6808672093315289887&amp;isPopup=true' title='5 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4262636131456548239/posts/default/6808672093315289887'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4262636131456548239/posts/default/6808672093315289887'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://sarkuteri.blogspot.com/2010/02/haydi-beyler-gunaydn.html' title='Haydi Beyler Günaydın!'/><author><name>Şarküteri</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03742908292004587835</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_VjvSh0cN5jQ/SLNfwXWknqI/AAAAAAAAACU/7QnlkyUYsL4/S220/yecavat.JPG'/></author><thr:total>5</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4262636131456548239.post-5494389096412351567</id><published>2010-01-01T22:57:00.007+02:00</published><updated>2010-09-21T23:49:49.064+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Askerlik'/><title type='text'>USTA ASKER</title><content type='html'>&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt; &lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Dün itibari ile yemin ettim ve usta er ünvanı kazandım. Kısa süren acemilik döneminde kazandığım ustalıklar saymakla bitmez; Sıraya nasıl kaynak yapılır, bulunduğun sıraya yapılan kaynaklar nasıl savuşturulur, tuvalet ve mıntıka temizliğinden nasıl kaçılır, ıslak ve nemli beton üzerine nasıl oturulur, ıslak ve nemli beton üzerine cırcır olmadan nasıl oturulur, cırcır olunca nasıl bir tedavi yolu izlenir, ıslak mendil ile nasıl duş alınır, horlayan adam nasıl etkisiz hale getirilir vb...&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;a name='more'&gt;&lt;/a&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&amp;gt;&amp;gt; &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Kazandığım ustalıkları sergileyeceğim yer de belli oldu. Gölcük idari ve Sosyal Hizmetler Komutanlığı, Orduevleri Müdürlüğü. Görev; boru-trampet. Görev yerlerini okuyan astsubay "trampet" deyince bunu gemiyle ilgili bir terim zannetmiş "gemiye düştük lan" diye içlenmiştim. Meğer bildiğimiz trampetmiş. Ucundan da olsa müzikle ilgili bir göreve düşmek hoş oldu. Zira asıl askerlik şimdi başlıyor, beş ay boyunca bu işle meşgul olacağım. Zor bir görev gelseydi (saç ez Muhafızlık) kara kara şafak sayacaktım besbelli. Arkadaşların çoğu muhafız azı yazıcı oldu.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Acemilikle ilgili birçok not tuttum. Fırsat buldukça yazmaya çalışacağım, orada çok farklı bir dünya dönüyor. Bana anlatılan askerlik anıları faso fisoymuş. Yok, çok zor bir acemilik geçirdiğimden değil... Orası başka bir ülke, kimseden dinlemediğim çok ilginç durumlar var. Askerliğe alışanlar bunları unutuyor, anlatmıyor besbelli...&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Şu anda kendi bilgisayarımdan yazıyorum. İki günlük yol iznimi kullanmak üzere eve geldim. Yılbaşı gecesini Adana' da, bu geceyi evimde geçirdim ve yarın da Gölcük' teki yeni birliğimde olacağım kısmetse.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Bu yazı bir bilgilendirme yazısı olsun. Tüm dostlara selam.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4262636131456548239-5494389096412351567?l=sarkuteri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://sarkuteri.blogspot.com/feeds/5494389096412351567/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4262636131456548239&amp;postID=5494389096412351567&amp;isPopup=true' title='12 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4262636131456548239/posts/default/5494389096412351567'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4262636131456548239/posts/default/5494389096412351567'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://sarkuteri.blogspot.com/2010/01/usta-asker.html' title='USTA ASKER'/><author><name>Şarküteri</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03742908292004587835</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_VjvSh0cN5jQ/SLNfwXWknqI/AAAAAAAAACU/7QnlkyUYsL4/S220/yecavat.JPG'/></author><thr:total>12</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4262636131456548239.post-4777167095495098631</id><published>2009-12-10T03:11:00.018+02:00</published><updated>2010-09-22T00:07:37.858+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Askerlik'/><title type='text'>ASKERLİK DURUMLARI</title><content type='html'>&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Evet, saat 03.00 itibarıyla internet sitesinden sınav sonuçlarına ulaşmış bulunuyorum. Herhalde ismimi de göz önünde bulundurarak denizci olmama karar verdiler. İskenderun Hatay' a, kısa dönem denizci er olarak gidiyorum. Yanıyorum yanıyorum aldığım yeşil donlara, atletlere yanıyorum. Her nedense karacı olacağıma hükmedip bohçamı bu şekilde düzmüştüm (&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: small; font-style: italic;"&gt;Bilgi: denizci erler beyaz çamaşır kullanıyormuş&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;) İpsala pazarında, gözlerini patlata patlata "içlik al, havlu al, eldiven de al" diye sunum yapan esnaf arkadaşa laf beğeniyorum şimdi içimden. Lakin &lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: small; font-style: italic;"&gt;pazar&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt; bir daha kurulduğunda ben artık çok uzaklarda olacağım. Kendisini, pazarcılarla mücadele konusunda önemli dereceleri bulunan anneme havale ediyorum. Hoş, denizci olacağımı bilse bu sefer de dalgıç kıyafeti, can yeleği, zodyak bot pompası ve gemi çıpası satardı bu bana. Adamda müthiş bir ticari yetenek var. Havacılara da -bi ihtimal- fırlatma koltuğu satıyordur; sıkıyı görünce bu kırmızı düğmeye basacaksın, diyerek...&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;a name='more'&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&amp;gt;&amp;gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Her neyse. Böyleyken böyle. Tüm devre arkadaşlarıma başarılı ve mutlu bir askerlik diliyorum. Tamam&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: small; font-style: italic;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;"mutlu" kısmını geri aldım. Sağlıklı diyelim... Oradaki internet durumlarını bilemediğimden bloğu güncelleyip güncelleyemeyeceğimi kestiremiyorum. Ama siz beni bilirsiniz, en kötü ihtimalle ayda bir haberdar etmeye çalışırım. Şimdiden hepinizin kabotaj bayramlarını kutlayayım.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Dostunuz YEC.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4262636131456548239-4777167095495098631?l=sarkuteri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://sarkuteri.blogspot.com/feeds/4777167095495098631/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4262636131456548239&amp;postID=4777167095495098631&amp;isPopup=true' title='15 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4262636131456548239/posts/default/4777167095495098631'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4262636131456548239/posts/default/4777167095495098631'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://sarkuteri.blogspot.com/2009/12/askerlik-durumlari.html' title='ASKERLİK DURUMLARI'/><author><name>Şarküteri</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03742908292004587835</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_VjvSh0cN5jQ/SLNfwXWknqI/AAAAAAAAACU/7QnlkyUYsL4/S220/yecavat.JPG'/></author><thr:total>15</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4262636131456548239.post-5361944742139248548</id><published>2009-12-07T20:42:00.007+02:00</published><updated>2010-09-22T00:17:58.976+03:00</updated><title type='text'>Olasılık Yasaları</title><content type='html'>&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Sürekli düşeş bekleyen insanlanların mutsuzluğunu görüyorum yüzlerimizde. Zarları defalarca atıp şansımızı katlamaya çalışıyoruz. Devreden sayısal loto ikramiyesi ile kabaran iştahımız, her haftasonu toplar döküldükten sonra havası kaçmış balon gibi sönüyor. Şansımıza lanetler okuyoruz. Halbuki olasılık yasaları tam da olması gerektiği gibi çalışıyor.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;a name='more'&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&amp;gt;&amp;gt; &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Otuz yıldır sapasağlam yerinde duran metal su borusu tam da biz altındayken boşalıp kafamıza inmiyorsa bu olasılık yasaları sayesindedir. Milyonda bir görülen karaciğer hastalığı bizim karaciğerimizde görülmüyorsa şaşırıyor muyuz? Elbette hayır. Az önümüzde cerayen edip trafiğin tıkanmasına yol açan zincirleme kazanın içinde değilsek üzülüyor muyuz? Ya da bir şehir eşkiyasının attığı kurşun metrelerce öteden gelip şakağımızı parçalamıyorsa, bu olasılık yasalarının marifeti değil midir? Tabi ki &lt;/span&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="font-size: small; font-style: italic;"&gt;ihmallerin&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;b&gt; &lt;/b&gt;yüksek olduğu bir toplumda bu saydıklarımın başımıza gelme olasılığı pek te düşük değildir. Ama hala hayatta ve sağlıklıysak emin olun, olasılık yasaları çok defa yararamıza çalışmıştır.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="font-size: small; font-style: italic;"&gt;Kötü şans ve iyi şans&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt; diye ikiye ayırıyoruz biz onu; paramızı düşürürsek kötü, yerde para bulursak iyidir, sanıyoruz. Oysa olasılık yasaları için farketmez. Belli matematiksel hesaplar sonrasında nasıl bir sonuç elde edilecekse edilir... Bazıları dualarla, düşünce gücüyle bu sonuçları kendi çıkarları yönünde değiştireceğini umar. Ummak güzel şey, ona diyecek lafım yok. İnançlara da saygılıyım elbette ama olasılık yasaları adam kayırmaz. Bir ele her zaman düşeş vermediği gibi her kavuna da kelekliği razı görmez. Peki şans nedir, diyecek olursanız. Bence şans üzerimizdeki kuş bokudur. Sinirlenip kuşa sövmek ya da gidip piyango bileti almak tamamen bize kalmıştır.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4262636131456548239-5361944742139248548?l=sarkuteri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://sarkuteri.blogspot.com/feeds/5361944742139248548/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4262636131456548239&amp;postID=5361944742139248548&amp;isPopup=true' title='4 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4262636131456548239/posts/default/5361944742139248548'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4262636131456548239/posts/default/5361944742139248548'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://sarkuteri.blogspot.com/2009/12/olaslk-yasalar.html' title='Olasılık Yasaları'/><author><name>Şarküteri</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03742908292004587835</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_VjvSh0cN5jQ/SLNfwXWknqI/AAAAAAAAACU/7QnlkyUYsL4/S220/yecavat.JPG'/></author><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4262636131456548239.post-1503878628821540762</id><published>2009-12-02T01:22:00.010+02:00</published><updated>2010-09-22T00:17:16.756+03:00</updated><title type='text'>CIVILTILAR</title><content type='html'>&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Daha önceden blog başlığı altındaki cümleyi sık sık değiştirirdim, hatırlarsınız. Bir dönem "bilinçaltı sayıklamaları" olarak adlandırıyordum onları. Çocukluktan kalma sözler, anılar şeklinde başlamıştı. Sonra ne bulduysam yazmaya başladım. Arkadaşlardan aldığım tepkilere bakılırsa fena da değillerdi; yer yer komik, yer yer sorgulayıcı cümle parçacıklarıydı. Bir nevi "mini bloglama" olarak ta düşünebiliriz bu çabayı. Mini yazılar, blog güncellenmediği zamanlarda sayfayı hiç olmazsa bir nebze taze tutmaya yarıyordu. Ya da ben öyle zannediyordum.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;a name='more'&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&amp;gt;&amp;gt; &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Sonra birgün "twitter" çıktı piyasaya. Bir seferde 140 kurşun atabilen kısa menzilli silah gibi verdiler elimize. Zaten yaşadığımız çağ gereği işeme süremizi bile minumuma çekmişken bu tek atımlık silahları hemen benimseyiverdik. Genelliyorum ama henüz ülkemizde tam anlamıyla yaygınlaşmış değil. Belki de doğu kültürüne fazlaca uygun olmadığındandır.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Bilmeyenler için kısaca özetlersek... Cep telefonundan mesaj çekmekle kabaca aynı, her ikisinde de karakter sınırlaması var. Ama tvittırın mesajları tüm takipçilerinize yollanıyor. İngilizcesi "follower" olan takipçiye "yoldaş" diyenler var. Hafif rus kominizm dönemlerini andırsa da bence güzel kelime. Ama şu var, arkadaşlık mekanizması feysbuktaki gibi karşılıklı değil. Yani siz birinin yoldaşı olmaya karar verdiğinizde o kişinin de sizin yoldaşınız olmasını beklemiyorsunuz. Ama olursa mutlu oluyorsunuz. Yoldaş yoldaş takılıyorsunuz. Bir yoldaş bir yoldaşa, bre yoldaş gel beraber yoldaşistanda bir yoldaş simit evi açalım demiş mesala.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Ha, yeni birşey değil. Feysbuktaki durum (status) yazılarında da benzer bir tat vardı zaten. İnsanlar tuvalete gitmeden ya da çoraplarını giymeden önce tüm arkadaş listesini haberdar etmekteydi. Hatta çorabın iki teki arasında onlarca yorum alıp bunlara cevap yetiştirenler bile oluyordu. Fakat tivıttır bu işi daha da kolaylaştırdı. Diğer tüm teferruatı silip sadece 140 karakterlik mesaj kutularını bıraktı. Destekçi yan programlarla da video, fotoğraf gibi medyanın paylaşılmasını sağladı. İyi mi yaptı kötü mü yaptı bilinmez ama kısa sürede birçok kullanıcı yakaladığı kesin. Ben de kendi adıma çok sevdim. Çünkü daha önceden yaptığım "bilinçaltı sayıklamaları" konseptine çok benziyordu. O an aklıma gelen ilginç şeyleri anında görüntü şeklinde paylaşmaya başladım. Sonra blogır' ın sunduğu bir müfettiş "gecıt" sayesinde tvittırımı blog sayfama yönlendirdim. Yani sizin "Cıvıltılar" başlığı altında yan sütunda gördüğünüz yazılar aslında benim twittır hesabıma yazdığım şeylerdi.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Bu yazı "aman tvittıra gelin çok eğleniyoruz" şekilinde bir yazı değil tabi ki. Tvittır şüphesiz ki bloğun yerini tutamaz. Ana yemek öncesi ağzımıza attığımız fındık fıstık olabilir anca. Ama kullanışlı özellikleri olduğunu da inkar edemeyeceğim. Mesala çok yakında askere gidiyorum. İnternet kullanma zamanım muhtemelen kısıtlı olacak. Hafta içindeki gözlemlerimi bir deftere karalayıp (çağlar' ın kara kaplı defteri gibi) çarşı iznimde tvittırda yumurtlamayı planlıyorum. Bakalım görelim.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Hal bu iken bir şarküteri geleneği olan "tepe yazılarına" da bir son verdiğimi açıklıyorum. Bundan sonra onları daha sık olarak tvittır' da ya da bu sayfaya yönlendirilmiş haliyle cıvıltılarda okuyabilirsiniz. Hatta eski bilinçaltı sayıklamalarımı da yavaş yavaş tvittırda paylaşıp orada mütevazi bir arşiv oluşturma hevesindeyim. Bakalım görelim iki.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Tvittır adresim:&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;a href="http://twitter.com/sarkuteri"&gt;http://twitter.com/sarkuteri&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Bu arada bu akşam askeri sınava girmek üzere İstanbul' a gidiyorum. Oradan alacağımız sonuçlara göre nasıl bir askerlik yapacağımız belli olacak. Karacı mı, havacı mı, sucu mu, ayrancı mı olacağımız belli olacak. Bakalım görelim üç.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4262636131456548239-1503878628821540762?l=sarkuteri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://sarkuteri.blogspot.com/feeds/1503878628821540762/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4262636131456548239&amp;postID=1503878628821540762&amp;isPopup=true' title='5 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4262636131456548239/posts/default/1503878628821540762'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4262636131456548239/posts/default/1503878628821540762'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://sarkuteri.blogspot.com/2009/12/civiltilar.html' title='CIVILTILAR'/><author><name>Şarküteri</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03742908292004587835</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_VjvSh0cN5jQ/SLNfwXWknqI/AAAAAAAAACU/7QnlkyUYsL4/S220/yecavat.JPG'/></author><thr:total>5</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4262636131456548239.post-2966144948405492391</id><published>2009-11-28T00:19:00.008+02:00</published><updated>2010-09-22T20:45:04.430+03:00</updated><title type='text'>Bedriye Artık Evli</title><content type='html'>&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Bilişim çağına yabancı kalmasın diye annemi de sardırdım ben bu feysbuk' a. İyi mi yaptım kötü mü yaptım bilmiyorum da annemin her geçen gün müptelalığa doğru adım adım yaklaştığını korkuyla karışık bir gururla izliyorum. Çok soru soruyor, sordukça da öğreniyor, keşfediyor. Badi badi bir çocukken nasıl bıktırdıysam onu... Şimdi o bana az bile yapıyor. Canım annem.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Bugün yine seslendi içerden;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="font-size: small; font-style: italic;"&gt;-Yosuuuuuuuuuuuuuun! Gel buraya, bu feysbuk sapıttı!&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="font-size: small; font-style: italic;"&gt;-Ne oldu yine yav?&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="font-size: small; font-style: italic;"&gt;-Bak ne yazmış.&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;a name='more'&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size: small; font-style: italic;"&gt;&amp;gt;&amp;gt; &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Annemim işaret ettiği satırları okuyorum:&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="font-size: small; font-style: italic;"&gt;"Bedriye artık evli"&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="font-size: small; font-style: italic;"&gt;"Bedriye memleketini değiştirdi"&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Annemin adı Bedriye. Ve otuz yıllık evli olduğu halde neden yeni gelin gibi işlem gördüğünü merak ediyor. Kahkahayı basıyorum ben tabi. Fakat babam gülmüyor. Gözlüğünün altından öyle bir bakışı var ki burada anlatmam mümkün değil. Kendisi feysbuk terminolojisine oldukça yabancı. Bir anneme bir bana baktıktan sonra gazetesine geri dönüyor.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Olayın aslı şu; anneme profil açarken varsayılan ayarları "evli" ve "falanca memleket" diye değiştirmiştim. Feysbuk ta bunu haber yapmış zamanında. Fakat annem bu geceye kadar böylesi bir derin kazı yapmadığından eski haberlerleri görmüş değildi. Zaten ne olduysa onları görünce oldu işte. Karnımı tuta tuta güldüm bir beş dakika. Feysbuk' un bizle ismen samimi olması ve medeni durum hakkında böyle yuva yıkabilecek iddialarla gündeme gelmesi çok fenaymış. Allah seni kahretmesin feysbuk.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4262636131456548239-2966144948405492391?l=sarkuteri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://sarkuteri.blogspot.com/feeds/2966144948405492391/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4262636131456548239&amp;postID=2966144948405492391&amp;isPopup=true' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4262636131456548239/posts/default/2966144948405492391'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4262636131456548239/posts/default/2966144948405492391'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://sarkuteri.blogspot.com/2009/11/bedriye-artk-evli.html' title='Bedriye Artık Evli'/><author><name>Şarküteri</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03742908292004587835</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_VjvSh0cN5jQ/SLNfwXWknqI/AAAAAAAAACU/7QnlkyUYsL4/S220/yecavat.JPG'/></author><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4262636131456548239.post-6393211856056587490</id><published>2009-11-25T00:41:00.027+02:00</published><updated>2010-09-22T00:21:52.857+03:00</updated><title type='text'>Gezenti Adamın Hikayeleri</title><content type='html'>&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Yurdun batısını şöyle bir kolaçan ettim, geldim. Dağlar hala kıyıya dik uzanıyorlarmış. Bitki örtüsü olarak ta makiyi çekiyorlarmış üzerlerine. Kasım ayı tabi, geceler üşütüyor. Yalnız bazı dağlar bencilliklerinden olsa gerek bitki örtüsünü fazlaca çekmişler, diğerlerinin yamaçları açıkta kalmış.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Yolda giderken hep Sait Faik öyküleri okudum. Bu yazıda onun tesirleri görülürse şaşırmayın. Öyle delibaş bir çoşkuyla yazmış ki, bir yerden sonra cümleleri anlasın diye beynimi koşturmaktan vazgeçiyorum. Şiir okur gibi çağrışım rüzgarlarına bırakıyorum kendimi. Anladı anladı... Anlamazsa bir sonraki cümleye geçsin, diyorum.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;a name='more'&gt;&lt;/a&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&amp;gt;&amp;gt; &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Geçen hafta sonu İzmir' e niyet edip çıkmıştım yola. Çıkış noktam şu an çokça ikamet ettiğimiz küçük sınır kasabası İpsala idi. Boğazı geçip Çanakkale' ye vardım. Bu boğazdan geçme işinde de oldukça ustalaştım sayılır. Küçük ve lezzetli bir lokma gibi kayıyorum artık bir ucundan diğer ucuna. Kilitbahir' den kalkan motorlar on dakikada çıkarıyor sizi karaya. Çıktığınız yer güzel Çanakkale. İşiniz acil değilse Şakir' de bir çay içiyorsunuz. Şakir' de bir çayın kırk yıl hatırı varmış. Hele Şakir de oradaysa gel keyfim gel.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Hemen izmir' e devam etmedim. Zira karşılamam gereken mobilyacılar vardı. Anneciğim buradaki evine baza almış. Biz İpsala' da kalıyoruz diye getirememişlerdi memişler. Ertesi gün için sözleştik. Sabah dokuzda kapıya geldiler. Açtım, içeriye buyur ettim. Memişler iki kişi gelmişler. Her birinin elinde birer baza. İkisini birleştirince geniş, tepinmelik bir yatak oluyor. Teşekkür ettim.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Bir gece daha kaldım güzel Çanakkale' de. Annemin "kocabaş" adını taktığı tüplü monitörlü eski bilgisayarımdan internete girdim. İnternete girmenin de nostaljisi mi olurmuş? Oluyo be, eski bilgisayarla yazdığın kelimeler bile eski.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Sabah erken kalktım. Truva firmasından İzmir' e bilet aldım. Bir süre sonra truva atına doluşan askerler gibi usulca doluştuk içeri. Kimse kimseye günaydın bile demedi. Sanırım yanımıza denk gelen ve konuşmaya aç o insanlar ölmüş.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Bu yolu az gitmediydim ben. Hele öğrencilik yıllarımda... Ağaçların sırasını bile hatırlarım. Mola yeri Ayvalık Ekbir Tesisleri. Kapının önündeki göbekli aşçı hala duruyor. Ve ben onu hala gerçek bir insan sanarak belli belirsiz selam vermeye yelteniyorum. Diğer mola yerlerinden farklı olarak kitap satılıyor burada. Küçük bir kulubeciğin içi kitap dolu. Düz yolda bile kitap almayan insanlar dağ başında, bir elleri çişteyken kitap alırlar mı?&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;İzmir' e giriyoruz. Yeni otoyollar yapılmış, dağı taşı yararak giriyoruz. Her yer ev. Evden geçilmiyor. Kendimizi niye bu çirkin yapılarda yaşamaya mahkum ettik? Tril tril beyaz kumaş içinde, kafaları dallı helenistik çağ insanından ne eksiğimiz vardı? Onlar da bu topraklarda ama ne güzel yapılarda yaşamışlar. Sabahları ekmek almaya giderlerken antik tiyatronun sırtlarından zeytin agaçları görülüyormuş. Tabi o zaman antik değilmiş, sadece "tiyatro" diyorlarmış.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;İzmir' de ilk işim Buca' ya gitmek oldu. Sevgili dostum Zekeriya hastalanmış. Evlerine varmadan önce kolonya satması muhtemel dükkanları dolaştım. Kolonyayı bulunca da almaktan vazgeçtim. Daha bugün taburcu olmuş. Geçmiş olsun. Kendine dikkat et dostum, dedim. Ayrılırken omzuna vurdum. O da benim omzuma vurdu. Domuz giribi korkusuyla öpüşmeyi kesmiş insanlara benzedik.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Geceyi Karşıyaka' da, çocukluk arkadaşım Korcan Baba' da geçirdim. Ufo sobasının ışığı altında çocukluğumuzdan konuştuk. Arada sırtımı da ısıtmak için şişe takılmış piliç gibi döndürüyordum kendimi. "Laf anlatıyoruz oğlum, niye götünü dönüyorsun" dedi Korcan.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Sabahınan Bornova yoluna düştüm. "Tren Bornova yönüne gider" diyen seksi anonsu duyasım vardı ama Karşıyaka' da olmam sebebiyle metroya binemedim. Onun yerine 130' nolu otobüse bindim. Yüz otuz yerden dolaşarak okula vardık. Doğruca bölüme gittim. Bölümde şaşıran suratlar karşıladı beni. "Sen Amerika' da değil miydin?" dediler. Tam yedi kere anlattım Amerika' dan dönüş hikayemi. Yedisinde de aynı yerde, aynı esprileri yaptım.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Kampüste şöyle bir yürümeye de vaktim oldu. Tanıdık yüzler değil ama tanıdık hevesler gördüm. Herkes aşık olacak yer arıyordu. Üniversiteye girilmişti ya bundan sonrası çorap söküğü gibi gelirdi. İşmiş, eşmiş, aşmış; bunlar miş' li gelecek zamana ait düşlerdi. Zaman da acele etmesin, bu çimlerin üzerine sırtüstü uzansındı...&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;İzmir' de olduğumu tek tek söylemedim arkadaşlara. Onun yerine &lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: small; font-style: italic;"&gt;yüzkitabına&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt; durumumu bildirir bir not düştüm. Görenler aradı, görmeyenler de daha sonra fırça çekmek üzere görmemezliklerini korudu.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Sonuçta çok farklı yerlerden tanıdığım on beş kadar arkadaşla buluşma kararı aldık. Üstelik yeri, zamanı ve silahları seçmek için üç günümüz kalmıştı. Neyse ki başarılı organizasyonlarla üç farklı grup halinde Alsancak, Bornova ve Bostanlı semtlerinde buluşuldu. Beni en çok sevindiren şey de birbirlerini tanımayan bu arkadaşların kaynaşması, hoş sohbete dalması oldu. Kendimi, yolu sevgiden geçen herkesle bir gün bir yerde buluşmuş &lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: small; font-style: italic;"&gt;Kayahan&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt; gibi hissettim.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Bu arada sırt çantamı ve bavulumu da her daim yanımda taşıdığımı belirteyim. Her gece başka bir evde, başka başka kokan temiz çarşaflar içinde ağırlandığımı da utanarak söyliyeyim. Atalarımızın da dediği gibi: Ev alma, komşu da alma, arkadaş al.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;İzmir temaslarım daldan dala sürerken bir telefon aldım. Fotoğraf topluluğundan bir dostum evleniyormuş. Yurt dışında olduğumu bildiği için "çıkmaz ama yine de arayayım" diyerek çevirmiş numaramı. Tabi ben daha ilk titreşimde açtım. "Düğün mü, nerede? Hemen geliyorum, ayrılmayın" diyerek kapadım. İşte Bodrum' a yolculuk hikayemiz böyle başladı. Nasıl anlatsam, nerden başlasam. Kaç kişiydik o zaman, kaç kişi kaldık şimdi? Bodrum bodrum olalı böyle düğün görmedi arkadaş. O ne çoşku, ne halaylar, ne dokuz sekiz kıvırtmalar... Kurtlarımızı iyice döktük. Hatta bir ara pistteki kurtları temizlemek üzere düğüne ara verildi. Bu bölge insanında en çok &lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: small; font-style: italic;"&gt;tenya&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt; görülüyormuş. Çirkin bişey.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;O gece düğün sahibinin misafirleri için kapattığı otelde kaldık. Sabah kahvaltıya kalabilseydim, gelin ve damat yerine misafirlerin balayına çıktığı bu tuhaf organizasyondaki diğer davetlilerle göz göze gelip gülümseyebilirdik. Lakin olmadı. Ben yine bavulları sırtlayıp yola düştüm. Bodrum otogarında iki kaşarlı tost yedikten sonra Marmaris' e doğru yola çıktım. Hazır buralara gelmişken Mayami' den tanıdığım ve burada kısa bir tatil için bulunan dostum (mi hermano) Fırat ile buluşmadan olmazdı. Marmaris' e inince karşımda pantolonlu ve kazaklı bir adam gördüm. Birbirimizi hiç bu halde görmediğimiz için biraz yadırgadık. Neyse pantolonunu biraz sıyırınca Fırat' ı bacağından tanıdım. Sarıldık. "Como esta? Todo Bien" diyerek şakalaştık. Bunlar oradaki hispanik arkadaşlarımızın günde beş yüz defa tekrarladıkları "Nasılsın, iyi misin?" merasimiydi.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Kış aylarında Marmaris başka güzel oluyormuş. Kış ayı dediğime bakmayın bavulumda mayo olsa hiç tereddütsüz plaja koşacağım bir hava yaşıyorduk. Hava kulaklarımıza dalga sesleri, burnumuza da karpuz kokusu getiriyordu. Uzun zaman kış mevsimi yaşamayan ben hala yazı mı özlüyordum. Pes!&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Ertesi gün Fırat' ın iki buçuk yaşındaki yiğeni Ege' nin yanaklarından öperek veda ettim. "Yoşun, sen nereye gidiyoşun?" diyerek baktı arkamdan. Düşündüm de -sahi- ben nereye gidiyordum? Cevabı Sait Faik' in öykülerinde bulacağımı sanarak okumaya kaldığım yerden devam ettim.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4262636131456548239-6393211856056587490?l=sarkuteri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://sarkuteri.blogspot.com/feeds/6393211856056587490/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4262636131456548239&amp;postID=6393211856056587490&amp;isPopup=true' title='4 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4262636131456548239/posts/default/6393211856056587490'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4262636131456548239/posts/default/6393211856056587490'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://sarkuteri.blogspot.com/2009/11/gezenti-adamn-hikayeleri.html' title='Gezenti Adamın Hikayeleri'/><author><name>Şarküteri</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03742908292004587835</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_VjvSh0cN5jQ/SLNfwXWknqI/AAAAAAAAACU/7QnlkyUYsL4/S220/yecavat.JPG'/></author><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4262636131456548239.post-162749996573475480</id><published>2009-10-28T00:15:00.013+02:00</published><updated>2010-10-19T21:15:50.375+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Kurmaca'/><title type='text'>GEMİDE</title><content type='html'>&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small; font-style: italic; font-weight: bold;"&gt;-&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: small; font-weight: bold;"&gt; Bu ağır demirler nasıl batmadan yüzüyor?&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small; font-weight: bold;"&gt;- Size okulda öğretmediler mi?&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small; font-weight: bold;"&gt;- (Kafasını hayır anlamında sallıyor)&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Soruya soruyla cevabım tamamen zaman kazanmak amaçlı.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small; font-weight: bold;"&gt;- Kaça gidiyorsun sen?&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small; font-weight: bold;"&gt;- Seneye bire başlayacam.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small; font-weight: bold;"&gt;- Şimdi?&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small; font-weight: bold;"&gt;- Anaokuluna gidiyorum?&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small; font-weight: bold;"&gt;- Anaokuluna gidiyorsun ve geminin niye batmadığını merak ediyorsun?&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small; font-weight: bold;"&gt;- Evet.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small; font-weight: bold;"&gt;- Adın ne senin?&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small; font-weight: bold;"&gt;- Mert.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small; font-weight: bold;"&gt;- Bak Mert, şimdi bunlar önemli konular, arşimed falan...&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;a name='more'&gt;&lt;/a&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small; font-weight: bold;"&gt;&amp;gt;&amp;gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Pamuktan kardanam yapmak için saatler harcayan bir çocuğa Arşimed' ten bahsediyordum.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small; font-weight: bold;"&gt;- Şimdi sen denizde yüzerken niye batmıyorsun?&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small; font-weight: bold;"&gt;- Ben batıyorum, babam batmıyor.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small; font-weight: bold;"&gt;- Peki baban niye batmıyor?&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small; font-weight: bold;"&gt;- Babam yüzme biliyor.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small; font-weight: bold;"&gt;- Hah işte, bu gemi de yüzme biliyor...&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small; font-weight: bold;"&gt;- Nasıl yüzüyor ki?&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small; font-weight: bold;"&gt;- Kaptanı var ya yukarıda, o yüzdürüyor gemiyi.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;İnandı galiba. Kafasında toparlamaya çalışıyor...&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small; font-weight: bold;"&gt;- Ama o zaman kaptanı inince gemi batar.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;İnanmamış. Lafı da ne güzel oturttu... Sorgulayan bir kafası var çocuğun. O zaman gerçeği söylemeli ona.&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt; İyi ama nasıl yüzüyordu gemiler? Bunu dert etmeyeli yıllar geçti. Ortaokul öğrencisi olsa "özkütle hacim" diye kafasını karıştırıp kurtulurdum. Ama bu ufaklığa sökmez ki bu terimler. Onun dilinden konuşmak lazım. Kavramlardan bahsetmeden örneklerle açıklamalı. Bu arada yuh olsun bana da ha!  O kadar sene fizik oku, üniversiteyi bitir sonra gel "gemiler nasıl yüzer" de takıl. Bir de "koskoca demir parçaları nasıl uçuyor havada yahu?" versiyonu var bunun. Ona "motoru güçlü" deyip geçersin ama gemiyi bir şekilde açıklamak lazım. Dur bakayım... "Özkütlesi fazla olan bir şey, az olan bir şeyin içine batar" Bunda hem fikir miyiz? Evet,  mesala zeytinyağının özkütlesi sudan az olduğu için suyun üzerinde tabaka olarak kalır. Peki özkütle neydi? Density eşittir, mes bölü volyum. Yani, kütle bölü hacim özkütleyi veriyor. Hacim? Tabi ya... Ulan iki saattir düşünüyorum, geminin içinde hava boşluğu var be. Boşuklarla beraber geminin toplam özkütlesi yine sudan az! ÖSS öğrencisine sor, şak diye söylesin sana... Ben de keriz gibi düşünüyorum. Ama var ya, bir an hiç hatırlayamayacağım sandım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bi saniye?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çocuk nerde lan?&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: small; font-style: italic;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4262636131456548239-162749996573475480?l=sarkuteri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://sarkuteri.blogspot.com/feeds/162749996573475480/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4262636131456548239&amp;postID=162749996573475480&amp;isPopup=true' title='12 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4262636131456548239/posts/default/162749996573475480'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4262636131456548239/posts/default/162749996573475480'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://sarkuteri.blogspot.com/2009/10/gemide.html' title='GEMİDE'/><author><name>Şarküteri</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03742908292004587835</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_VjvSh0cN5jQ/SLNfwXWknqI/AAAAAAAAACU/7QnlkyUYsL4/S220/yecavat.JPG'/></author><thr:total>12</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4262636131456548239.post-8413617852358013561</id><published>2009-10-07T12:26:00.015+03:00</published><updated>2010-11-12T23:34:26.853+02:00</updated><title type='text'>Geometrik Hissiyat</title><content type='html'>&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Uzun zamandır şöyle serbest çağrışımlı bir yazı yazmadığımı fark ettim. Hatta son zamanlarda yazı yazmadığımı fark ettim. Ayda bire düşmüş yazı ortalamamız, memur maaşı gibi olmuş... Okuyuculara bankamatik kartı verip her ayın on beşinde çekmelerini istesem yeri var.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Hazır işsiz güçsüz kalmışken, ülkesine, baba ocağına, anne kucağına düşmüş iken, niye oturup ta üç-beş yazı yazmaz bu çocuk diye merak etmiş olabilirsiniz. Efendim, memleketime geldim ama kıçım yer gördü mü bir sorun hele? Kendisi birinci ağızdan (ağız derken?) cevap veremese bile ben hislerine tercüman olabilirim. Görmedi.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;a name='more'&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;span style="font-family: Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&amp;gt;&amp;gt; &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Allah sizi inandırsın, geldiğimizden beri Trakya' mızın naçizane şehirleri arasında dolandım durdum. Yeni evimiz Çanakkale' de, babamın iş yeri İpsala' da, çarşı pazar Keşan' da, eski arkadaşlarım Edirne' de, anneannem ve askerlik şubem Çorlu' da olunca Osmanlı akıncısı gibi koşturmaktan başka bir çarem kalmadı. Şu an İpsala' dayım ama bu cuma tekrar Çanakkale' ye gidiyormuşuz. Akıncıbaşı emretmiş.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Bu arada ABD' deki son günlerimde başladığım yeni&lt;i&gt;&amp;nbsp;&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;a href="http://sarkuteri.blogspot.com/2010/11/dilden-dile-siir-sizin-icin-orhan-veli.html"&gt;video projemin&lt;/a&gt; çekimlerini tamamladım. Kısmetse 14 Kasım' a yetiştirmeye çalışıyorum. 14 Kasım Orhan Veli Kanık' ın 59. ölüm yıldönümü... Proje Orhan Veli' nin bir şiirinin 20 farklı ülke insanı tarafından okunması üzerine. Mayami, Niv Cörsiy, Nu York ve Çanakkale' de, bir çoğu yoldan çevirilmiş, kalanı da arkadaş bağlantılarıyla bulunmuş yabancı uyruklu insanlara, kelime kelime, dize dize Türkçe olarak okuttuğum bu şiir, müzikle birlikte harmanlanınca tahmin ediyorum ilginç bir &lt;a href="http://www.youtube.com/watch?v=qdtLuHNe_f4"&gt;video&lt;/a&gt; haline gelecek. Önümüzdeki günlerde montaj üzerinde çalışmaya başlayacağım. Hadi hayırlısı...&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Türkiye' ye gelişim ani bir kararın ardından oldu. Burada anlatmak istemediğim bir takım tatsızlıklar da etkili oldu muhakkak ama vizemi yenileyip mevcut işime geri dönmeyi deneyebilirdim. Bunu yapmadan önce askerlikle olan bağımı sonlandırmak istedim. Kısa ya da uzun, bir şekilde yapılıp bitirilmesi gereken bir görev bu. "Daha fazla olasılık hesabına gerek yok, ömür geçiyor lan" dedim. Kendime konuşurken hep "lan" diye hitab ediyorum. Kendim yabancı olmadığım için hoşgörüyle karşılıyorum.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Geldiğimi öğrenen birçok kişi "Mayami gibi yer bırakılıp gelinir mi yahu? Millet Amerika' ya gitmek için can atıyor" diye açıyor taksimetreyi. Sonra artık ezberlediğim klişe cümlelerle devam ediyor; ne işsizlik kalıyor, ne yolsuzluk, ne ar, ne namus...&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;"Türkiye bitmiş birader"&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Aslında bu cümleler hiç te yabancı gelmiyor kulağıma. Tipik gurbetçi geyiğidir. Gurbette uzun süre yaşamış ve daha da yaşamaya niyetli yurttaşlarımız, gurbetçiliklerine haklı bir kimlik kazandırmak adına batırdıkça batırılar ülkelerini. Yarım saat sonunda gariban Somali ayarına gelmiş Türkiye için ağlamaya başlarlar. Aslında cayır cayır burunlarında tütüyordur ama dönerlerse aç kalacaklardır, beş kuruşsuz kalacaklardır! Memleketin yolları kapanmıştır artık!&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Onları suçlayacak değilim, gurbetçilik ağır bir yük. Herkesin farklı bir taşıma yöntemi var. Kendi adıma büyük sözler etmek istemiyorum; askerlik sonrası belki tekrar dönerim, belki güzel bir iş bulur kalırım. Gönlüm elbette ülkemde yaşamaktan yana. Bunu bu kesinlikle söyleyemezdim bir üç yıl önce. Uzak bir ülkede daha iyi tanıyorsunuz kendinizi.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Zeka testine tabi tutulan şempazeler vardır. Önlerindeki üçgen, daire ve kare şeklindeki boşluklara uygun cisimleri yerleştirmeleri beklenir. Amerika' da yaşadığım sürece, aptal bir şempazenin üçgen boşluğa tıkıştırmaya uğraştığı "kare cisim" gibi hissetmekten kurtulamadığımı açık yüreklilikle söyleyebilirim. Hiç tahmin etmediğim kadar kareymişim. Kenarlarım birbirine eşit, aralarındaki açı da doksan dereceymiş... Bu her insanda farklı sonuçlar gösteren bir deney. Bazıları mevcut geometrisini terkedip rahatlıkla sığışabiliyor yeni deliğine. Şempazeyi de mahçup etmiyor böylelikle. Şempaze testi geçip haybeden paye kazanıyor.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Lakin yabancı memleketlere olan merakım geçmiş değil. Mümkünse tekrar ABD olmasın ama. Bir iş, bir eğitim, bir proje vesilesiyle -atıyorum- Avrupa' da bir ülkeye gideyim. Gezip dolaşayım, gerekirse bir müddet kalayım. Ama dönüşte hep evime, ülkeme geleyim. Çayımı gazetemi alıp &lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: small; font-style: italic;"&gt;bitirilmeye çalışılan&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt; şu memleketimin haberlerini okuyayım.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4262636131456548239-8413617852358013561?l=sarkuteri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://sarkuteri.blogspot.com/feeds/8413617852358013561/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4262636131456548239&amp;postID=8413617852358013561&amp;isPopup=true' title='8 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4262636131456548239/posts/default/8413617852358013561'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4262636131456548239/posts/default/8413617852358013561'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://sarkuteri.blogspot.com/2009/10/geometrik-hissiyat.html' title='Geometrik Hissiyat'/><author><name>Şarküteri</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03742908292004587835</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_VjvSh0cN5jQ/SLNfwXWknqI/AAAAAAAAACU/7QnlkyUYsL4/S220/yecavat.JPG'/></author><thr:total>8</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4262636131456548239.post-6954544593648086619</id><published>2009-09-24T01:22:00.011+03:00</published><updated>2010-11-02T11:56:32.811+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Sevgili Dünlük'/><title type='text'>MEMLEKETE DÖNÜŞ</title><content type='html'>&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;Uzay aracını onarıp gezegenine dönen uzaylı gibi ansızın çıkıp geldim yıllar önce mahsur kaldığım gezegenden. Bujiler meme yapmış. Bir iki zımparalayınca açıldı lan. İki buçuk dünya yılı boşuna beklemişim. Sürücü sınavında en çok çıkan cevap seçeneğiydi halbuki, nasıl oldu da düşünemedim?&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;Tası tarağı toplayıp gemiye yerleştirdim. Uzay uçağı değil de gemisi mesala! Napalım böyle isimlendirilmiş. Fevkalade uçan birşey aslında. Yüzmüyor... Eşle dostla vedalaştım. Dünyadan ayrılan ET misali duygulananlar oldu arkamdan. İy-Ti diyorum, kuşbaşılık ete gitmesin aklın. Bir etin duygulanışı ancak ruhla mümkün. İy-Ti de ince ruhlu, uzun boyunlu, yeşil bir arakadaşımız idi, hatırlarsın. Arkasıdan el sallayanlar, dünyada kalmasını arzu edenler oldu. Yaşlı gözlerle "kal" dediler. Fakat ille de memleketim, dedi bizimki. Bülbülü altın kafese koymuşlar "ille de vatanıma tek yön uçak bileti" demiş. Eh bülbül bu, kartal değil. Onca yolu uçmasını bekleyemezsin.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;a name='more'&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;&amp;gt;&amp;gt; &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;Hoş Kartalı da gördüm ben "business class" ta. Portakal suyunu yudumlarken "Kıtalar arası yol bu babam, nereye uçuyorsun?" dedi. Küresel ısınmadan, ozon tabakasının delinmesinden falan dem vurdu. Artık uzun yollarda Türk Hava Yolları' nı tercih ediyormuş. İkramı güzel, hostesler ilgiliymiş. Hakkı var, ilgili olmalarının yanı sıra bilgililer de. Yemeğin içinde kaç kalori olduğunu, kabin iç basıncını falan hep biliyorlar. Memleketimin iyi yetişmiş personeli ne de olsa.&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;Uçakta hiç sormadan günlük gazeteleri getirdiler. Aylar sonra Türk Gazetesi okuyacak olmanın mutluluğu ile sarıldım. Ve manşeti okumamla bırakmam bir oldu.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;Trakya' da sel felaketi. 30 ölü!&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;Sert bir geçiş olmasın, dedim. Ülkeye inmeye on saatim vardı. Pasaportumu mühürletip gişelerden geçiş yaptığım anda zaten Türkiye' yle ve gerçekleriyle yaşamaya başlayacaktım. Henüz zamanım varken uzaylılığımın tadını biraz daha çıkartmak en iyisiydi sanırım. Gazeteyi katladım, koltuğumu yatırıp önümdeki monitörde oynayan filme bıraktım kendimi.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;NOT:&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;Aralık ayında askere gitmek üzere 11 Eylül tarihinde yurda giriş yaptım. Bu ani bir karardı. Çoğu kimse hala bilmiyor geldiğimi. Biraz geç te olsa siz blog arkadaşlarımla paylaşayım istedim. Aralığa kadar buralardayım. Yazışmak ve görüşmek üzere, diyelim.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4262636131456548239-6954544593648086619?l=sarkuteri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://sarkuteri.blogspot.com/feeds/6954544593648086619/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4262636131456548239&amp;postID=6954544593648086619&amp;isPopup=true' title='13 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4262636131456548239/posts/default/6954544593648086619'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4262636131456548239/posts/default/6954544593648086619'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://sarkuteri.blogspot.com/2009/09/memlekete-donus.html' title='MEMLEKETE DÖNÜŞ'/><author><name>Şarküteri</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03742908292004587835</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_VjvSh0cN5jQ/SLNfwXWknqI/AAAAAAAAACU/7QnlkyUYsL4/S220/yecavat.JPG'/></author><thr:total>13</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4262636131456548239.post-8892553113540289440</id><published>2009-08-04T21:15:00.062+03:00</published><updated>2010-10-18T22:16:36.773+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Video'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Proje'/><title type='text'>YALGIZAM  PROJESİ</title><content type='html'>&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;İnternet ilk duyulmaya başladığında kendisinden bir mucizeymiş gibi bahsedilmesi tuhafıma gitmişti. Alt tarafı bir kaç sohbet odası ve "ASL?" sorusuyla başlayan ya da biten tuhaf sohbet girişimleri demekti benim için. Bir heves "e-meyil" adresi almıştım ama henüz yaygınlaşmadığı için meyil atacak kimsem yoktu. İnternet kafeye gittiğimde gazetelerden ve dergilerden öğrendiğim bazı ingilizce sitelere girer "vay anam, of of "  nidaları arasında sözüm ona dünyaya açılırdım. Arama motorları olmadan internetin bir anlam ifade etmediğini bilmiyordum o zamanlar.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;a name='more'&gt;&lt;/a&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&amp;gt;&amp;gt; &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Kısa zaman içinde çok şey değişti. Bir sabah kalktığımızda internet hayatımızın vazgeçilmez bir parçası olarak yerini almıştı. O sabah kahvaltıda sahanda yumurta yemiştim hiç unutmam. Doğruca bilgisayarımın başına oturup favori video paylaşım sitesi yutüpte "&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: small; font-style: italic;"&gt;sörf&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt; " yapmaya başladım. Bir devrimdi bu. Birkaç televizyon patronunun ve devletin tekelinde olan "yayın yapma" insiyatifi el değiştirmeye başlıyordu. Bundan böyle yeteneği olan, söyleyecek sözü olan herhangi biri sanal ağda boy gösterebilirdi. Tamam, mütevazi ve kısıtlı bir yayın olacaktı bu. Ama bir şekilde halk kitlelerinin desteğini alırsa, dağ eteğinden yuvarlanan kartopu misali hatırı sayılır bir çığa dönüşebilirdi. Doğrusu bu ya, halk kitlelerinin beğenisini kazanmak için yetenekli olmaya bile gerek yoktu. Havada salto atan şirin bir kedi sahibi olmak, sakarlık katsayısı yüksek insanlarla aynı ortamda bulunmak ya da geğirirken şiir okuyabilen bir arkadaş edinmek, "mutlaka izle, yarılacaksın" gibi başlıklar atılan komik videolar üretmeye yeter de artardı bile. Komik kısmı göreceli tabi, o konuya girmiyoruz...&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;İnternet video paylaşım furyası göz kamaştırıcı bir hızla yaygınlaşırken &lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: small; font-style: italic;"&gt;ortalama yetenekli&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt; bir insan olarak kayıtsız kalmak istemedim. Ve 19 eylül 2006' da ilk videomu yükleyerek yutüp kanalımı hizmete açtım. Bir TRT gibi, bir CNN gibi "Sharquteri" de bir kanaldı. En azından adı kanaldı. Lakin sonradan çok pişman oldum ingilizce harflerle melezlenmiş bir isim seçtiğime. Şarküteri bloğumun adıydı, yabancılar tarafından doğru telaffuz edilebilsin diye onu "sharquteri" haline sokmuştum. İyi halt etmiştim. Öyle kalacaktı. Sıfırdan bir kanal açmak deveye bale pabucu giydirmekten zordu...&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Zaman içinde sağda solda kaydedilmiş piyano parçalarından, arkadaş ortamlarındaki kayıtlardan falan bir amatör video arşivi oluşturdum. Arka sokakta dükkan açmak gibiydi benimkisi. Bekle allah bekle, müşteri yoktu! Ama umudumu kaybetmeden beklemeye devam etim. En azından dükkana kira vermiyordum.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;a href="http://www.youtube.com/user/sharquteri"&gt;&lt;br /&gt;(Dükkan adresi;  http://www.youtube.com/user/sharquteri)&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Bundan altı ay kadar önce kanalımdaki bir videoya kısa bir yorum geldi. "Amelie" filminin &lt;a href="http://www.facebook.com/video/?id=570878016#/video/video.php?v=23031703016"&gt;piyano müziğini&lt;/a&gt; çaldığım bu video genelde rağbet gördüğü için pek şaşırmadım. Yorumu gönderen "dileklovesmusic" rumuzlu biriydi. Müzik seven kanal sahibinin videolarını görmek üzere ilgili bağlantıya tıkladım. Dilek, Almanya' da yaşayan bir türk kızıymış. Evde, bahçede, hatta ütü yaparken içinden geldiği gibi söylediği şarkıları paylaşmış... Söyleyişindeki duruluk ve entonasyon dikkatimi çekti. Dışarıdan ses almamasına rağmen baştan sona detone olmadan ustalıkla söylüyordu. Hoşuma gitti... İki yıldır gurbet ellerde yaşadığım için etrafımda Türkçe söyleyen birilerini bulamak güçtü. Efkar bastığında diğer Türk arkadaşlarımla beraber kadehlerdeki dudak izlerine falan bulaşmıyor değildik ama şöyle "ben susayım sen söyle" diyebileceğim yetkinlikte bir ses yoktu etrafımda. İyi kötü klavyecilik yanımız da olduğu için gayri ihtiyari eşlik etmek istedim Dilek' in şarkılarına. İki gurbetçiden inleyen nağmeler... Ruhumu sardı misali...&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Birkaç gün sonra beynimin farklı yerlerindeki neronlar çapraz atlama yaparak bağ kurdu. "&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: small; font-style: italic;"&gt;Bir solistle çalma&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;" fikrini "&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: small; font-style: italic;"&gt;internet yoluyla kayıt birleştirme&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;" fikrine yapıştırıverdim. Bir anda aniden oldu bu. Gelinin amcasından sarı bir ellilik gibi yapıştı alnıma. Meblağı merak ettiğin halde oyunu da kesemezsin ya, işte bir müddet oynadım fikrim beynimde. Sonra kara kara düşünmeye başladım. Hiç tanımadığın bir insanla internet üzerinden şarkı yapmak!! Bu, bale pabucu giymiş bir devenin pabuçlarını çıkartmak kadar zordu... Bir de madem bale yapmayacak, hayvanı niye uğraştıyorsun?&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Bu tür bir çalışmayı ilk kez Fozoh isimli bir piyanistin sayfasında görmüştüm. "Collaboration music" adını verdiği videoda iki müzisyen, iki farklı şehirden "bindirme" yöntemiyle ortak müzik yapıyordu. Bana kalırsa internetin amacı buydu zaten. Mesafeler nedeniyle uzanamadığımız dallara uzanmaya başlayabilirsek çığır açacaktı. Yoksa internet akıntısı üzerinde manasızca sörf yapmak, ancak ayağımızı üşütüp cırcır olmamıza yol açardı. Malum okyanus soğuk...&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Neyse, ortak müzik yapma teklifimi bir e-posta atarak ilettim &lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: small; font-style: italic;"&gt;dileklovesmusic&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;' e. Çok geçmeden cevap geldi. "Kusura bakma ama bu söylediğin şey çok saçma" demiyordu! Bilakis "çok etkileyici bir fikir, hangi şarkıdan başlayalım?" diye soruyordu. İşte, dedim. Galiba aradığım solisti buldum. Çeşitli alternatifler arasından azeri türküsü "Ayrılık" üzerinde karar verdik... Fikrimden geceler, yatabilmirem. Bu derdi başımdan atabilmirem, diyen meşhur türküyü bilmeyen yoktur... İnternetteki versiyonlardan birini beğenip "benim sesim bu yoruma &lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: small; font-style: italic;"&gt;cuk&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt; oturuyor" dedi. Yani transpozeyi o sese göre yapmam gerektiğini bildiriyordu. Net hatılamıyorum ama galiba do diyez minördü ton... Hemen piyanonun başına oturup ilgili tondan hazırladım parçayı. Düzenleme işi dert değildi çünkü &lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: small; font-style: italic;"&gt;Ayrılık&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt; belli bir şekilde çalınır, söylenirdi...&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;İngilizcesi &lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: small; font-style: italic;"&gt;collaboration&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt; (işbirliği) olan yönteme ben "imece" karşılığını layık görmüştüm. İlkokul ünite dergilerini anımsatıyordu bana. Orada, imece usulü ev yapan, misafir ağırlayan mutlu köylüler vardı gitmesek te görmesek te...&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;İmece müzik başlı başına güzel bir buluştu ama bunu "imece müzik videosu" haline getirirseniz görsellik kazanıp daha da bir ilginç oluyordu. İşte Dilek ile bu tür bir video denemeye karar verdik. En son hobim olan video montajcılığına da göz kırpıyor olacaktım. İmece videonun olmazsa olmazı video kameraydı takdir edeceğiniz gibi. Yapılan icra sırasında sesle beraber görüntüyü de kaydetmeliydik...&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Çekimleri önce ben tamamladım ve dosya transferi yapan siteler yardımıyla Dilek' e gönderdim. Dilek benim çaldığım alt yapıyı dinleyerek baştan sona bir seferde kaydetti. Normalde stüdyolarda yapılan işten farklı değildi yaptığımız. Bildiğiniz gibi albüm kayıtları çok nadir olarak canlı çalınır. Onun dışında her bir ensturman ayrı zamanlarda kaydedilerek tek tek ana hat üzerine bindirilir...&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Hatasıyla sevabıyla üç haftada tamamladığımız videoyu &lt;a href="http://www.youtube.com/watch?v=T2sWEkLCdfM&amp;amp;feature=channel_page"&gt;buradan&lt;/a&gt; görebilirsiniz. Yok efendim yutüp yasağı hala kalkmadı, diyorsanız aşağıdaki URL' yi tünelli münelli bir yerlere kopyalayabilirsiniz.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;a href="http://www.youtube.com/watch?v=T2sWEkLCdfM&amp;amp;feature=channel_page"&gt;http://www.youtube.com/watch?v=T2sWEkLCdfM&amp;amp;feature=channel_page&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;İsmi "ayrılık" olan parçamızla iki "ayrı" kenti buluşturmuştuk aslında. Miami' de çalınan piyanoya Berlin' den bir ses gelmişti. Berlin' den yankılanan ses yarın belki Paris' te, Ankara' da, Bakü' de başka başka gönüllere değecekti. Müziğin en güzel icra şekli tartışılmaz ki, hep beraber canlı canlı yapılanıdır. Ama birbirlerini hiç görmeden ölecek milyonlarca müzisyen olduğunu düşünürsek, onları hiç yoktan internet yoluyla buluşturmak pek kahramanca bir çaba gibi görünüyor. Sanırım bu kahramanlığın en güzel örneğini de Mark Johnson önderliğindeki "&lt;a href="http://www.playingforchange.com/"&gt;Playing for the Change&lt;/a&gt;" hareketi yapıyor şu aralar. Onlarla ilk tanışmam "&lt;a href="http://www.playingforchange.com/episodes/2/Stand_by_Me"&gt;Stand by Me&lt;/a&gt;" şarkısının dünyayı dolaşarak tamamlanan kaydı sayesinde oldu. İlk dinlediğimde milli maç spikerleri gibi "ağlamak istiyorum sayın seyirciler" diye bağırasım geldi. Bizim yapmaya çalıştığımız şeyi çok daha profesyonelce ve büyük bir ekiple yapan bu grup, bizzat müzisyenlerin ayağına gidip onları doğal ortamlarında kaydediyordu. Mesala sadece &lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: small; font-style: italic;"&gt;Stand by Me&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt; şarkısı için ABD eyaletlerinden California, New Orleans, New Mexico; ülkelerden Brezilya, Venezuella, Kongo, Güney Afrika, İspanya, İtalya, Hollanda, Fransa ve İspanya' ya tek tek uçularak gerekli kayıtlar gerçekleştirilmiş... Tam bir yeni çağ romantizmi... Bu yollar sadece bir şarkı için tepilen yollar. Daha bunun gibi dokuz on şarkı var internet &lt;a href="http://www.playingforchange.com/"&gt;sayfalarında&lt;/a&gt;. Amaçları, müziğin birleştirici etkisiyle hoşgörüyü pekiştirerek bir anlamda dünyayı dönüştürmek' miş... Öyle diyorlar.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Yeri gelmişken belirtmekte fayda var. İmece-Müzik düşüncesiyle yola çıkarken "Playing for the Change" hareketinden haberdar değildik. Yani ilhamı onlardan almış değiliz. Onlar ortaya çıkmadan önce de küçük gruplar tarafından bilinen ve uygulanan bir şeydi müzik ortaklığı. Ama şüphesiz ki bu fikri dünyaya yayan "Playing for the Change" hareketi oldu.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Ayrılık projemizi tamamladıktan sonra "sıradaki parça" için kolları sıvadık. Sıradaki parçayı kime armağan etmeliydik? Slov mu, yoksa tempolu bir çalışma mı olacaktı? Dilek ve YEC' ten tüm sevenlere mi gelecekti? Yoksa neydi? Ne değildi?&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Aslında belliydi parça. Bunu daha Ayrılık' ı yaparken düşünmüştük. Bir azeri parçanın ardından ancak bir azeri parça yapılırdı. "Aygız" mı, yoksa "Yalgızam" mı olsun, konusunda kararsız kaldık sadece. Sonradan oyumuzu Yalgızam' dan yana kullandık. Bu sefer çıtayı biraz yükseltelim istiyordum. Mesala üçüncü bir ortak bulup düzenleme konusunda daha yaratıcı şeyler yapabilirdik. Önümüzde koca bir dünya vardı. İstemediğimiz kadar enstruman... Arpa ambarındaki tavuk misali gagalayacaktık önümüze gelen çuvalı. Yutüp' teki müzisyen kanallarında gezinmeye başladım. Bir ensturman ismi arattırıyor ve önüme çıkan ilk kanala dalıyordum. Böyle böyle "çello" ya kadar geldim. Dilek' in de fikrini alarak Yalgızam' a bir çello eklemeye karar vermiştim. Çello ekleyecektik de kime çaldıracaktık?&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Hemen bir "Dear Cellist- Sevgili Çellocu" mektubu hazırlayarak önüme gelen 12 kişiye postaladım. İmece müzik yaptığımızı, bizle beraber çalacak bir çellocuya ihtiyacımız olduğunu anlattım. On iki kişiden dördü olumlu cevap vermişti. Şaşılacak şey! Böyle yüksek bir oran beklemiyordum açıkçası. Fransa' dan, Kanada' dan, İngiltere' den ve ABD' den gelmişti katılım istekleri. Vay anam vay, daha dün bir kişiye razıyken şimdi dört kişiden birini seçecek bir karar mercii olmuştum. İçlerinde en yetenekli, en iyi eğitimi almış kişiyi seçtim ben de... Üstelik Tara, diğerlerine göre daha bir candan yazmıştı katılım isteğini. Kendisinin web sayfası &lt;a href="http://www.taraklein.com/"&gt;burada&lt;/a&gt;. Şimdi kariyerini teker teker saymaya kalksam paragraflar yetmeyecek. Siz bir boş vaktinizde bakarsınız.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;İlk iş olarak piyano düzenlemesi yapmaya koyuldum. Bunun eğitimini almış değilim. Ama içten gelen dürtülerle, deneme-yanılma yöntemiyle birşeyler yaptım. Üzerine çello için de notalar yazarak Tara' ya gönderdim. Konservatuar okumuş, senfoni orkestralarında çalan bir müzisyen varken bana düşmezdi elbet çello düzenlemesi ama Tara bu tür müziği bilmediğinden hiç olmazsa temel kısımları yazmamı istedi. Ben de Reşid Behbodov' un Senfonik Yalgızam yorumunu baz alarak bazı önerilerde bulundum. Benim yazdığım herşeyi çok beğendi, üzerine de kendi çeşitlemelerini ekledi. Böylece düzenleme kısmını halletmiş olduk. Dilek' in söyleyeceği kısımda bir problem yoktu. Vokali aynen koruyacaktık.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Böyle üç dört cümlede geçtiğim kısım üç ay sürdü ama. Yaptığımız işin aşırı zor olmasından değil, projeye ayırdığımız zamanın kısıtı olmasından kaynaklanıyordu. Tara klasik müzik dışında bazı alternatif türlerle de ilgileniyordu. Üyesi olduğu new age / rock gruplarıyla çıktığı turnelerden arta kalan zamanında bizim projeye bakabiliyordu. Eh bunlara aile ziyaretleri ve başka geziler de eklenince işin bu kadar uzaması gayet normaldi.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Kayıt aşaması geldiğinde yine ilk önce ben başladım. Viyolonsel ve vokal kısımlarını hayal ederek baştan sona kaydettim. Bir yenilik olarak farklı kamera açıları kullanmaya başlamıştık. Yani performansı aynı anda iki kamerayla, farklı açılardan çekecektik. Öneriyi yapan bendim ama iki farklı kameram yoktu. Hatta kameram yoktu. Tüm çekimleri -daha önce &lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: small; font-style: italic;"&gt;Kenan Sadi&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt; adını verdiğim- Canon marka bir fotoğraf makinası ile yapıyordum. Tek çözüm parçayı birkaç defa çalarak her tekrarda farklı açıdan çekim yapmaktı. Üç açı kullandım, biri de tepe açısıydı. Tripodu tavana çaktığım bir kancaya asıp -kayıt ortasında kurtulup kafama inmesi ihtimalini de göz önüne alarak- aşağı doğru sarkıtmıştım.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Bu etap sonunda hiçbir şey ifade etmeyen bir piyano partisi vardı elimde. Gireceği yeri işaretleyerek kaydı Dilek' e gönderdim. Dilek yoğun çalışan biri olduğu için sadece pazar günleri kayıt yapabiliyordu. Yani bir hata yaptığımızda bir dahaki pazarı beklemek zorundaydık. Ve yaptık ta... E-posta trafiği ile (bugüne kadar hiç telefonda konuşmadık) yürütülen yazışmalardaki yetersizlik kendini gösterdi ve Dilek benim piyano partisine uymayan bir kayıt gönderdi. Tekrar çekmek zorundaydık. Kayıtları bir arkadaşının yardımıyla yaptığı için ve benim gibi tekrarlı çekim uyguladığı için işi iki kat zordu. Büyük bir sabırla herşeyi tekrar kaydetti iki hafta sonra. Bu sefer güzel bir uyum yakalamıştık. Piyano ve vokal sesini birleştirerek Tara' ya gönderdim. Onun kaydı yapması da hemen hemen bir ayı buldu.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Nihayet bütün kayıtlar tamamlanıp bende toplandığında annemle babam Miami' ye beni ziyarete geldiler :) Şimdi onları bırakıp nasıl otururdum montaj başına? Ben de projeyi askıya alıp üç haftamı bizimkilerle gezip tozmaya ayırdım. Onları uğurlar uğurlamaz büyük bir heyacanla oturdum kurgu başına. Piyano, çello ve vokal ilk kez üst üste duyulduğunda heyacandan ölecektim. Beş aylık bir rüyanın sonucuydu bu, görüntüler ve sesler mükemmel bir uyumla birleşmişti. Parçalarını bizzat ürettiğimiz büyük &lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: small; font-style: italic;"&gt;Puzzle' &lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;ımızı tamamlamıştık. Uhuyla yapıştırıp duvara asma zamanıydı artık.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Fakat önce yapılması gereken bir iş daha vardı. Azerice olan bu parçaya ingilizce alt yazı eklemeliydik... Azerice sözcüklerin her zaman Türkçe' deki anlamlara gelmediğini biliyordum. O yüzden bu işi iyi İngilizce bilen bir Azeri yapmalıydı. Yine Yutüp' e yönelerek azeri şarkılar yükleyen insanları takibe aldım. Bunlardan biri de Avustralya' da yaşayan bir Azeri olan Simuzar' dı. Aslında rumuz adıydı bu. Gerçek adının saklı kalması şartıyla çeviriyi yapmayı kabul etti. Üç dört gün içinde mükemmel bir çeviri ile geldi. Sonraları yaptığı çeviriyi yetersiz bulduğunu söyleyecekti... O da benim gibi zor beğenen bir insan olmalıydı. Çeviriyi videonun altında bıraktığım boşluğa oturttum. Sırf o boşluğu elde etmek için tüm videoların çerçevelerini değiştirmiştim.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Montajı tamamladıktan sonra ilk numuneyi ortaklara gönderdim. Doğrusu oldukça uzun zaman beni beklemişlerdi. Sevinçle ve çoşkuyla karşıladılar. Yalnız ikisinin de vokal konusunda bir tatminsizliği oldu. Tara "Dilek hafif önde gidiyor" dedi. Dilek' te "Ben bunu tekrar kaydedeyim, pek güzel olmamış" diye keyifsiz bir mesaj attı. Hemen oracıkta yıkılabilirdim. O kadar uğraşıp didindikten sonra takdir alamamış lise çocuğu gibi kala kaldım. Müzik dersi "4" gelmişti...&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Parçanın tekrar ayrı ayrı kaydedilmesi üç ay öncesine -bir nevi cilalı taş devrine- dönmekti benim için. Kabul edilemezdi. Kendimi toplayarak Tara' ya gönderdiğim ilk kaydı (piyano-vokal) incelemeye başladım. Yenisiyle yan yana koyduğumda sonradan yaptığımın 0,25 saniye ileride olduğu görülüyordu. Kızlar haklıydı. Videolarla cebelleşirken esas ses dosyalarına gereken önemi vermemiştim demek ki! Dört saat süren yoğun bir operasyonla Dilek' in sesini ve gözüktüğü tüm kareleri 0.25 saniye geri aldım. "Pilavı pişirdikten sonra pirinci ayıklamaya girişmek" tam olarak örnekliyordu durumu! Allahtan daha sofraya servis etmemiştik.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Yeni video bu sefer tam oy alarak kuruldan geçti. Sağını solunu bir kez daha gözden geçirip sırtına mendil yerleştirdikten sonra saldım çocuğu. O kendi başına Facebook' a gitmiş (Kendi başına gider mi amcası, tabi ben yolladım)&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Üç gün sonra Dilek' ten mesaj geldi: "İşlerin bu kadar büyüyeceğini düşünmemiştim. Hürriyet Avrupa' dan aradılar. Yarın benle projemiz hakkında röportaj yapmaya gelecekler" diyordu. Vay anasını sayın seyirciler. Vay anasını... Demek ki video profilden profile gezip gazeteye kadar ulaşmıştı. Hürriyet Avrupa' nın Berlin şubesi de, Dilek ile aynı şehirde olmanın avantajını kullanıp röportaj istemişti. Şöyle bir &lt;a href="http://www.hurriyet.de/haberler/magazin/391617/sanal-arkadaslariyla-muzik-klibi-yapti"&gt;haberimiz&lt;/a&gt; çıktı. O bağlantı çalışmazsa &lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_VjvSh0cN5jQ/So4_ECToFbI/AAAAAAAAAIs/OkazuRUmfO0/s1600-h/haberrr.jpg"&gt;şuna da&lt;/a&gt; bakabilirsiniz. Bazı bilgi hatalaları var tabi. Mesala Tara' nın Kanada' da oturduğu yazılmış. Kendisi Cleveland şehrinde, Ohio-ABD' de yaşıyor. Bir de projemiz yutüpte değil, feysbuk' ta tanındı...&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Feysbuk' taki arkadaşlar sağolsun, paylaşım konusunda müthiş çalıştılar. Videonun bu kadar yayılmasında emeği olan herkese bir kez daha teşekkür ediyorum. Takip eden günlerde tanımadığım insanlardan tebrik mesajları gelmeye başladı. Bilhassa azeri kökenli insanlar çok sıcak mesajlar attılar. Azerice' nin tatlılığını bir kez daha keşfettim.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Nihayet bir İmece-Müzik klibinin daha sonuna gelmiştik sayın seyirciler. İnşallah yeni örneklerle yine huzurlarınızda olmak üzere şimdilik esenkalın' dı.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Yalgizam' ı aşağıda listelediğim bağlantılardan izleyebilirsiniz.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;a href="http://www.facebook.com/video/video.php?v=123122768016"&gt;http://www.facebook.com/video/video.php?v=123122768016&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;a href="http://www.youtube.com/watch?v=GC95Lk2XVYo"&gt;http://www.youtube.com/watch?v=GC95Lk2XVYo&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;a href="http://www.youtube.com/watch?v=24DEdbJhtao"&gt;http://www.youtube.com/watch?v=24DEdbJhtao&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4262636131456548239-8892553113540289440?l=sarkuteri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://sarkuteri.blogspot.com/feeds/8892553113540289440/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4262636131456548239&amp;postID=8892553113540289440&amp;isPopup=true' title='16 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4262636131456548239/posts/default/8892553113540289440'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4262636131456548239/posts/default/8892553113540289440'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://sarkuteri.blogspot.com/2009/08/yalgizam-projesi.html' title='YALGIZAM  PROJESİ'/><author><name>Şarküteri</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03742908292004587835</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_VjvSh0cN5jQ/SLNfwXWknqI/AAAAAAAAACU/7QnlkyUYsL4/S220/yecavat.JPG'/></author><thr:total>16</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4262636131456548239.post-3964549523103362192</id><published>2009-07-14T20:37:00.009+03:00</published><updated>2010-10-19T20:30:15.617+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Sevgili Dünlük'/><title type='text'>Yine Mi Taşınma? # 2</title><content type='html'>&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;Merhabalar. Annemle babamın Miami ziyareti vesilesi ile sadece bloğu değil işi gücü de serdim bir yirmi gün. Başkan Obama' nın Türkiye ziyareti sonrası bir "misafirlik" borcumuz oluşmuştu hatırlayacağınız gibi. Bunun altında kalmak istemedik. Bir gece ayağımda "gezer" marka anne terlikleriyle Beyaz Saray' ın kapısına dayandım. Mişel Teyze güleryüzle karşıladı beni. "Bir maniniz yoksa annemler bir ay oturmaya gelecek" dedim. İçinden çektiği "ohaaa" yı belli etmemek için kibarca gülümsedi. "Yavrucuğum Beyaz Saray' da temizlik var, sizi Miami' deki yazlığımızda ağırlasak?" diye kıvırdı. "Ohoo" dedim. "Ona bakarsan benim de ev var Miami' de, hatta Sibel Can ile kapı komşuyuz" Tekrar kibarca gülümsedi Mişel Obama. Zaten en iyi yaptığı iş kibarca gülümsemekti. Ben oradan ayrıldığımda dahi kibarca gülümsemeye devam ediyordu. Sanırım kibarca gülümsemesi takılmıştı. "Neyse korumalar bi ara reset atarlar" diyerek Beyaz Saray' ı terk ettim. Barrak' ın kapıya çıkmaması da ayrıca bir soru işareti olarak kalacaktı kafamda. Acaba onu gördüğümde iki yanağından öpüp türk selamı yapacağımdan mı çekindi?&lt;a name='more'&gt;&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&amp;gt;&amp;gt;&amp;nbsp;&lt;/span&gt; &lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Ailemin resmi karşılama törenine kesin suretle "hayır" demesi, işte bu yarım ağızlı davet skandalından ötürüdür. "Tarifeli uçağımızla paşalar gibi geliriz, hem türk hava yolları' nın battaniyeleri daha kalın oluyo" diyen anneciğim ve babacığım uçak biletlerini önlerden, tekerlek üstü olmayan bir yerlerden ayırtmaya giriştiler. Beş gün sonra Miami' deydiler...&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Ailemle bir yirmi gün çok güzel tatil yaptık sayın okur. İnsan hayatında kurtarılmış günler olur. İşte onlardan birisiydi bu dönem. 14 ay ayrılıktan sonra kavuşmak, yıllardan beri banka soymamış eski çete mensuplarının buluşması gibi oldu. Kolaylıkla soyulabilecek beş on banka şubesi belirledik önce. Sonra da "amaan boşver" dedik. Şurada kaç gün beraberiz, koşuşturmakla harcamayalım...&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Bu yazı tatilimizi anlatmak için değil ama... Daha önceden söz verdiğim " yine mi taşınma?" yazımı bitirmek istiyorum. Taşınma işlemi, anne-baba ziyaretinden bir hafta önce tamamlanan bir süreç idi. Dilerseniz daha önce yayınladığım giriş paragrafını tekrar hatırlayarak başlayalım.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;***&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Efendim, hayat pahalı biliyorsunuz. Hele ABD' de ev kiraları çok yüksek. Evli insanlar doğal olarak eşleri ile paylaşıyor maddi yükü. Bizim gibi bekarlar ise "ev arkadaşlığı" adı altında, falanca belediyenin ilgili nikah memuruna verdiği yetkiye dayanmaksızın giriyor aynı çatı altına (Aynı çatı altında aşkımız bir yalanmış, Hicaz- Nim Sofyan)&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Dönüp baktım maziye paylaşacak ne kalmış, diye devam eder şarkı... Oysa paylaşacak şeylerin listesi bellidir. Kira, elektrik, internet, yakacak. Bu sonuncusu yok burada. Hali hazırda cayır cayır yanarken bir de yakacak parası vermeyelim di mi? Ama ısınmaya harcayacağımız parayı soğutmaya, dolayısıyla elektriğe verelim. İşte, girişte bahsettiğimiz yüksek ev kiraları da faturalara eklenince Miami' de yaşamanın bedeli ağırlaşıyor.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Ev arkadaşım Ceyk (Jake) ile uzun zamandır konuştuğumuz bir konuydu. Rusların sıcak denizlere inme arzuları gibi biz de hayli uzun zamandır planlıyorduk daha ucuz bir eve taşınmayı. On ay önce Miami' ye ilk geldiğimizde otel odalarında kalmaktan bunalıp önünümüze çıkan ilk ev ilanına atlamıştık. Oldukça merkezi sayılabilecek bir semtte güzel, güzel olduğu kadar da küstah olan şu andaki bir gözcük evimiz, aylık dokuz yüz dolar kirasıyla çok kırıcıydı. Aynı paraya iki kat geniş bir evde yayılmak varken South Beach' in gürültülü gece hayatını çekmek akıl karı mıydı acaba? Cümlenin gelişinden de anlayacağınız üzere öyle çok "gecelerin adamı" bir kimse değilim. Eşofmanı çekip bilgisayarın başına oturmaktan hoşlanan, download hızı yüksek olduktan sonra çişinin geldiğini bile anlamayan mazbut bir insanım... Ev arkadaşım 21 yaşına yeni bastı, daha genç ve hareketli bana göre. Dolayısıyla çevreye karşı daha duyarlı olduğu düşünülebilir... Ama değil yahu! Başka bir ülkede bekleyen kız arkadaşına verdiği bağlılık sözünü bahane edip eve hapsediyor kendini. Benden de kötü! Sanki çıkınca hemen kapacaklar adamı. Tamam beni kaparlar o ayrı. Kendimce bir ağırlığım, karizmam var ama a benim çömez Ceyk' im, seni kim kapacak lan?.. Laf aramızda yakışıklı, boylu postlu kerata...&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Uzun lafın kısası South Beach' te yaşamak zorunda olmadığımızın farkındaydık ama bilgisayarların başından kalkamadığımız için yeni bir ev bakmaya gidemiyorduk. Neden sonra izin günlerimizin çakıştığı bir haftasonu daha sakin bir semt olan North Beach' e gidip Ceyk' in iş arkadaşı Edım' ın önerdiği evlere bakmaya karar verdik. O gün bağlantı da yavaştı. Ceyk' in anlattığına göre Edım, çok zor beğenen, bir mal almadan önce kırk yere soran pimpirikli bir herifti. "Onun beğendiği yer kesin ucuz ve güzeldir" kabulu ile hareket ediyorduk yani. Elalemin penisi ile gerdeğe girmenin güzel bir örneği... Lakin girdik. Penis bir sorun çıkarmadı. Bulduğumuz daire şu andaki evimizle aynı fiyatta olmakla birlikte iki oda bir salon genişliğindeydi. Amerika standartlarına göre hipodrom kurulacak kadar geniş bir ev! Okyanusa beş, duraklara dört blok uzaklıkta bulunan bu daireyi kaçırmak istemedik. Hemen oracıkta kapora verip tuttuk. Komşularımızın çoğu baksırla dolaşan mülayim insanlardı. Pantolanları vardı elbette ama gereğinden fazla düştüğü için mecburen görüyorduk donlarını. Atalarımız ev alma komşu al, demişler. Donu düşük zenciler konusunda ek bir bilgi vermemişler. Demek ki problem yok, diye düşünüp imzayı bastık.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Hayırlısı ile yeni bir ev sahibi olmasak ta hayırlısı ile yeni bir evin kiracısıydık artık. Zaten şu yaşıma kadar verdiğim kira paralarıyla son model bir otobüs alabilirdim herhalde. Onun da koltuklarını söküp güzelce zevkime göre döşetirdim. Ortasına jakuzi bile koydurturdum. Göçebe bir insan olduğumuz için normal bir ev alma düşü kuramıyoruz henüz. Belki ileride.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Taşınmak zor iş. Sıkça yapıyor olsak ta düşündürüyor... Hele Amerika gibi bir yerde, sebze halinden domates kamyonunu çevirip şoförüyle beraber zapt etmek mümkün değil ki! Mecburen taşınma işleri için araç kiralayan yerlere gidip parası neyse bayılmak gerek. Daha önce kamyon kullanmadıysanız da bir an önce başlamanız yerinde olur, zira sürücü için istenen parayla iki kamyon daha kiralanabilir. Yani mütevazi bir kamyon filosu kurmak istemiyorsanız ve de eşyanız kocaya yeni kaçmış taze gelinden fazla değilse, kamyon yerine ufak traklardan (truck) kiralamak mantıklı seçenektir. Biz de öyle yaptık. Bazı amerikalıların binek aracı olarak ta kullandıkları küçük (!) canavarlardan bir tane ısmarladık. Ismarladık derken "haftasonu için ayırttık" anlamında söylüyorum.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Bu arada hoş bir haber geldi. Bir kursa katılmak üzere bir aydır Niv Orliıns' ta bulunan arkadaşım Erdal kursa katılmış. Hatta bitirmiş ve gezmek için yanıma gelmek istiyormuş! Bi sevindim bi sevindim. Dedim, buyur. "Başımızın üzerinde ve trak' ımızın kasasında yerin var" Dedi, nasıl? Dedim, tam senin geleceğin günlerde taşınıyor olacağız! Dedi, hay bendeki şansı... Erdal Üniversite' den tanıdığım çok iyi bir dostum. Arasıra gelip bloğumu bile okuyormuş. Bloğumu okuyan pek olmaz da arkadaş çevresinden. İyiki siz varsınız lan.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Olaylar böylece gelişti. Taşınma günü geldiğinde sabah ezanıyla kalkıp karavanadan verilen sıcak peksimetlerimizi tarhana çorbasına katık ettik. Bugün büyük gündü. Uzun zamandır sesi soluğu çıkmayan kahraman ordu şafakla beraber beytepe eteklerinden taaruza kalkacaktı. Bölük komutanı yüzbaşı Ahmed Necat vakur fakat kararlı bir ses tonuyla konuşmaya başladı: "Evlatlarım, epeydir bugün için hazırlanıyorduk. Hala çok eksiklerimiz var. Cephanemiz tam değil, atlarımız hasta. Ama mevzu vatan müdafası olunca, eksiklik lafı edilmez biliyoruz. Karargahtan gelen emirle bugün hücuma kalkmamız söylendi. Sizden var gücünüzle ve tüm cesaretinizle çarpışmanızı bekliyorum. Öte yandan alakasız bir blog yazısının bir parçası olmamızı da anlayabilmiş değilim. Konuyu ha bağladı, ha bağlayacak diye bekliyorum ama yazdıkça yazıyor herifçioğlu. Bu saatten sonra Dumlupınar ovası' ndan Miami otabanlarına nasıl çıkacak merakla bekliyorum" dedi Ceyk. "Nasıl çıkacağı var mı düüd, bayağı trak işte" dedim. "Düüd, bu firma son model hüuç es traklar kiralıyor" (düüt: dude, Ceyk' in favori hitap şekli)&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Az sonra terbiyeli bir deve edasıyla tam önümüze park ettiğinde kiraladığım aracın gerçekten te hüuç es bir trak olduğunu gördüm (huge ass; koca götlü) Ceyk' in gözleri parladı. "Ben kullanayım noolur" dedi. "Olmaz, ben kiraldım" diye itiraz ettim. Aslında gözüm de yemiyordu bir yandan. Hayatımda kullandığım en güçlü makine golf sahası biçerdöveriydi. Ama o da şu andaki tır bozması araçla karşılaştırıldığında filde iç kulak kalıyordu. Yine de yiğitliğe bok sürdürmemek adına kendimden emin tavırlarla kontağı çevirdim. Yeni bir araca binerken yapılması gereken ayarları yapmalıydım. Koltuğu ayarlamak, aynaları ayarlarmak, ahiret gününe inanmak, meleklere inanmak, hayır ve şerrin allah tarafından geldiğine inanmak... Hepsi tamamdı, olur da islamın şartlarından soru gelirse onları da biliyordum. Hacca gitmek, zekat vermek, oruç tutmak, namaz kılmak. Kelime-i şehadet getirerek gaz verdim. Devenin ayağa kalkmasına benzer biçimde sarsıldık. Meğer birden çok gaz vermişim. Hassasmış bu aletin pedalı. Bu cüsseye bu hassaslık oldu mu şimdi Bay Toyata? Kiraladığım araç Toyota Tundra. Merak edenler olabilir. Ama ben sizi zahmete sokmamak adına Erdal' ın benzincide çektiği bu fotoğrafı aktarayım.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_VjvSh0cN5jQ/SlwehWOuL1I/AAAAAAAAAIk/Bnvx3WS7Z9g/s1600-h/truck.JPG"&gt;&lt;img alt="" border="0" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5358191214915891026" src="http://2.bp.blogspot.com/_VjvSh0cN5jQ/SlwehWOuL1I/AAAAAAAAAIk/Bnvx3WS7Z9g/s320/truck.JPG" style="height: 240px; width: 320px;" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Bir iki şaşkınlıktan sonra kamyona (bundan sonra kamyon olarak geçecek) alışmaya başlamıştım. Ceyk yanımda, oğluna araba öğreten baba gibi tetikte beklese de korkulacak birşey yoktu. Zaten diğer araçların seviyesinden daha yukarıda sürdüğümüz için olası bir kaza anında en fazla altımıza almış olacaktık diğerlerini... Şimdi daha iyi anlıyordum koca kamyonlar içinde büyük bir kibirle oturan adamları. Demek ki böyle bir şeyin direksiyonundan bakınca dünya daha küçük görünüyormuş göze. Ve kurallar daha çiğnenebilir! Fakat içimdeki trafik canavarını kontrol edecek kadar tecrübeliydim. Ceyk' in "nineler gibi sürüyorsun" tacizlerine aldırmadan efendi gibi yoluma devam ettim.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Doğruca yeni evimizin yönetim binasına çektik. Süperdi! Ortalıkta yöneteci mönetici yoktu. Kapı kilitli perdeler örtülüydü. Bu durumda yeni evimizin anahtarını alamayacak ve taşınma işine başlayamayacaktık. Pazar günü yönetimin kapalı olacağını hiç düşünmedik. Türkiye' de olsa yöneticinin oturduğu evi bulur, kapısını çalardın. Fakat buradaki site bir şirket tarafından yönetildiği için çalışanları da haklı olarak hafta sonu tatiline çıkmışlardı... Sonuçta koca bir günü koca bir kamyonla geçirmek zorunda olduğumuzu anladık. Kamyonun parasını çıkartmak üzere inşaatlara kum taşımayı önerdim. Ceyk portakal bahçelerinden greyfurt taşımanın daha karlı olacağını söyledi. Portakal bahçelerinde greyfurt yetişmeyeceği için bu işin baştan yatacağını söyledim. Ceyk üzüldü. Portakal bahçelerinden portakal taşıma fikri de aklına gelmediği için bir süre dudağını büzerek oturdu. Oğlum bi fikrim var "portakal bahçelerinden portakal taşıyalım" dedim. "Portakal bahçelerinde portakal olmaz ki" dedi. "Hayır portakal bahçelerinde greyfurt olmaz, portakal olur" dedim. "Ama demin ben söyleyince olmaz dedin" dedi. Dedim ki "Yanlış anladın; portakal, portakal bahçelerinde yetişir. Bu benim söylediğimdi. Sen ise greyfurtu portakal bahçelerinde yetiştirmeye kalktın. Bir düşün, üzüm bağlarında kestane yetişir mi?" "Yetişmez" dedi bu. "Eee" dedim "O zaman portakal bahçelerinde de greyfurt yetişmez" Örnekli anlatınca anladı. "Hıııı" dedi. Ama çok kısık bir sesle söyledi ki yenilgisini yüzde yüz kabul etmiş olmasın. Ben de üzerine gitmeyip konuyu değiştirdim.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Ceyk o gün taşınma işlerini halletmek üzere izin almıştı. Boş boş oturacağına işe dönmenin daha mantıklı olacağını düşündü. Hemen bir "U" dönüşü yapıp çalıştığı yere gittik. Onu bıraktıktan sonra kamyonu da eski evin yakınlarındaki katlı otaparka çekmeye karar verdim. Nasılsa akşam vakti çıkıp Erdal' ı almak üzere havaalanına gidecektim. Evet, Erdal tam da bugün inecekti Miami' ye... Onu karşılamaya geleceğimi söylemiştim ama koca bir kamyonla gelebileceğimi söylememiştim. Doğrusu görünce şaşıracaktı. Amele pazarından amele almaya gelmiş gibi olmasın lan, diyerek güldüm. Tatile gelen adama ev taşıtmak başlı başına bir terbiyesizlikti... Bir de kamyonun kasasına oturtup "yövmiyen yirmi lira, öğle yemeği dahil" dediğimi düşünüp kıkırdamaya başladım.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Küçük bir kaybolma macerasından sonra otoparka vardım. Daha önce kamyonla katlı otoparka girme tecrübem olmadığı için kapı önünde durup düşünmeye başladım. Azami sınırı geçip geçmeyeceğimi, dolayısıyla tavana sürttürmeden girip giremeyeceğimi kestiremiyordum. Kapıda "Klerıns bilmem kaç feet" falan diyordu da biz metrik sistemin çocuğu olarak anlamıyorduk bu inçleri, fiitleri... Böyle salak salak bakınırken otopark görevlisi eliyle "gel gel" işareti yaptı. Fırtınada kaybolan tekneler deniz fenerini görünce nasıl seviniyorlarsa ben de öyle sevindim. Rotamı kapıya çevirip denizci selamı vererek otoparka daldım. Tavana oldukça yakın seyrediyordum ama bir değme-sürtme belirtisi yoktu. Döne döne beşinci kata kadar tırmandım. Fakat her tırmanış yüreğimden bir parça götürüyordu sayın okurlar. Katlı otaparkların dar spiral tırmanış yollarını bilirsiniz, o daracık yollardan koca kamyonu döndürmek ne yaman bir uğraştır, onu da bilir misiniz? Peki ağlasam dokunabilir misiniz göz yaşlarıma? Kan ter içinde en üst kata ulaştığımda bir bayrak dikmediğim kaldı. Doğrusu sevinmek için erkendi biraz. Daha yavruyu zemin kata indirecektik... Velhasıl çocukluğumun favori mesleklerinden birine daha elvada demiş oldum. Kamyonculara çok özeniyordum küçükken.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Erdal' ın geliş saatine kadar evde oyalandım. Saat yedi buçukta uzun yol şoförlerine has bir mahsunlukla evi terk ettim. Yol uzun, ekmek aslanın karnındaydı. Çalışacaktık. Çoluk çocuk elimize bakardı. Yürüdüm, yürüdüm otoparka geldim. Makinede park parasını ödedim. Asansöre binip yukarı çıktım. Basamağa basıp kamyona bindim. Şaka değil, bir basamak var şoför mahaline açılan. Ordan sola dönüp vites kutusuna doğru yürüyorsun. İlk ışıklardan değil, ikinciden gir. Akbank var... Orda kime sorsan gösterir. Bir kere koltuğu bulunca gerisi kolay. Koltuğa otur. Aracı çalıştır, aynaları kontrol et. Gerçi aynanın herhangi bir görüntüyü ıskalama şansı yok. Kocaman. Al sök, evinde boy aynası olarak kullan. Olmadı berbere ver, aynı anda üç kişinin ensesini göstersin.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Vrooom, vroooooom diye çalıştı motor. Radyoda güzel bir şarkı buldum. Klimayı kökledim. Mutluydum galiba lan. Şarkının nakaratına eşlik ederek geri geri çıkmaya başladım. Kamyon, ben bu yollar için yaratıldım dercesine şık bir kavis çizdi. İleri vitese taktım. İniş rampasına açıktan girmek gerekiyordu. Direksiyonu kırdım. Sezgisi kuvvetli okur burada birşeyler olacağını hissetmiştir herhalde. Öyle fazlaca büyük birşey değil. Sıfır kilometre kiralık bir kamyonu otoparkın duvarına gömmekten başka hiçbir kabahati üstlenecek değilim. Kapının çökmesi, boyanın dökülmesi falan bunlar hep takip eden fiziksel reaksiyonlar. Yani günümüz teknolojisi çarpma anında içeri göçmeyi engelleyecek düzeye gelmediyse kabahat vatandaşın mı? Bilim adamları öğle yemeklerini biraz daha hızlı yemeye alışmış olsalardı belki bugün ben otaparkın en üst katında afedersiniz götüm üç buçuk atarak kaporta düzeltmeye çalışıyor olmayacaktım. Ya da ne bileyim, Bay Toyata Ar-Ge ekibine beş maaşlık ikramiye dağıtıp "bir ay içinde elastik arabayı masamda istiyorum" dedi mi? "Tamam lan kapı önüne de park edebilirsiniz aslında, yeter ki yapın" diye de ekledi mi? Yok arkadaş, gerekli atılımları zamanında yapmazsanız vatandaş elbet te böyle çok afedersiniz göte gelecektir. Daha önce de bir kelime için af dilemiştim sayın okur, o kabul edildi mi bilmiyorum. Onun kabulu gelmeden ağzımı ikinciye bozmuş oldum, kusura bakma. Bir dahakine daha dikkatli olmaya çalışacağım.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Olay yine o belalı spiral iniş rampası önünde gerçekleşmişti. Çıkarken iyi kötü başarılı olduğum etapta inerken niye başarısız olmuştum? Gerektiği kadar açıktan almadım demek ki... Allahtan tam iki kapının bağlantı yerinde denk gelmiş. Çıkarttığı sese nazaran çok mütevazi bir göçük. Dikkatli bakmayınca farkedilmiyor zaten. Dur bi uzaktan bakayım. Yok be, öyle çok kötü bir delik değilmiş. Delik mi? O ne lan? Delinmiş mi? Ha, boyası kalkmış. Oraya beyaz sprey boya sıksan anlaşılmaz aslında. Dur bakayım. Anlaşılmaz be...&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;İnsan beyninin korunma refleksi bu. Kendi kendini suçlayıp devreleri yakmamak için durumu önemsezleştirmeye çalışıyor... Bi de insanın dürüstlüğünü sınayacağı harika bir fırsat bu gibi durumlar. Görüldüğü üzere ben ilk hamlede sınıfta kaldım. Aracı götürüp "Buyrun, sağ kapısını hafif göçerttim. Borcum neyse ödeyeyim" demek yerine sprey boyayla kabahat örtmeye çalışmak... Çık, çık, çık... Çok ayıp fakat mantıklı bir yol. Olur yani... Boyayı vurunca pek anlaşılmaz. Anlaşılıp anlaşılmayacağını bizimkiler üzerinde test etmeye karar verdim. Ne Erdal' a da Ceyk' e de söylemeyecektim durumu. Eğer farkederlerse olayı anlatıp desteklerini isteyecek, fark etmezlerse "o halde kimse fark etmez" diyerek bu sırrı tarihe gömecektim. Olur da "bu aracı size böyle vermedik beyfendi" derlerse yine doğru olanı yapıp yalan söyleyecek "abicim aldığımda öyleydi, beni mi kandırıyorsunuz" diye çirkefleşecektim. Böylece şerefsizliğimi, yalancılığımı bir kere daha belgeleyip teşekkür-takdir belgelerimin yanına, duvara asabilirdim.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Arabayı kiraladığım şirket Amerika çapında büyük bir şirket. Adım gibi emindim ki o kamyon oraya başka bir merkezden bu sabah benim için getirilmişti. Yani kimsenin aracı tanıdığı yoktu. Ve bana da teslim ederken araç etrafında gezdirmemişlerdi. Bunu da kullanabilirdim. İkinci bildiğim şey ise; "Bacıt Rent e Kar" himayesindeki bütün araçları her türlü kazaya karşı zaten sigortalıyordu. Müşteri kaza yapsın yapmasın, arabayı çalsın çalmasın her türlü durum için korunuyorlardı... Ha, ben aracı kiralarken sigorta yaptırdım mı? Yaptırmadım. Günde ekstra elli dolar vermeyeyim diyerek... Bu benim hatam, orası kabul. Halbuki her kiralamada yaptırıyordum bugüne kadar. Ama kamyonla iki-üç günlük işimiz olduğu için ve kendimi ultra dikkatli şoför ilan ettiğim için yaptırmamayı seçmiştim. İşte, bana asıl üç buçuk attıran faktör buydu. "Ah ulan niye cimrilik ettim" diye içim içimi kemirerek tekrar şoför mahaline oturdum. Biraz bekleyip sakinleşmeye çalışacaktım. Güzel bir şarkı bulmak için istasyonları kurcaladım. Ciddi ciddi "TRT FM" i aradım bir süre. Yabancı memlekette başını belaya soktuğun anlarda kendi ülkene ışınlanasın gelir. Tamam kusura bakma ABD, zaten ben buraların adamı değilim. Aracın masrafını maaş çeklerimden kestiğin vergilere say. Dostça el sıkışıp ayrılalım...&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Olağanüstü bir dikkatle otoparktan indim. Arabayı durdurup hasarlı bölgeye bakmak için dayanılmaz bir istek duyuyordum. Koca aynalardan bile görmek mümkün değildi. Sokaktaki adamların yüzlerine dikkat edip "&lt;i&gt;vurduğum yeri"&lt;/i&gt; görüp görmediklerini algılamaya çalıştım bir müddet. Kimsenin umrunda değildi tabi. İnceden bir yağmur atıştırmaya başladı. Silecekleri hemen çalıştırmadım. Bırakayım dağınık kalsındı. Su nasıl olsa yuvarlanır yolunu bulurdu. TRT FM' in düzgün aksanlı spikeri konuşmaya başladı. "Yağ yağmur yağ, gönüllere su serp... Trafikte seyir halindeki dinleyicilerimize dikkatli olmalarını bir kere daha tembih ettikten sonra sıradaki şarkımızı Miami' deki dinleyicimiz Yec için çalıyoruz. Edip Akbayram' dan geliyor. Aldırma gönül"&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;-Başın öne eğilmesin, aldırma gönül aldırma... Çarptığın duyulmasın, aldırma gönül aldırma...&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;"Mapus yata yata biter" kısmında sinirlenip sustum tabi. Bu psikoloji için güzel bir şarkı değildi. Kendim söylemeyi bırakıp radyoyu açsam daha mantıklı olur herhalde diye düşündüm. İlk çıkan kanal klasik müzik kanalıydı. Oh çok şükür... Ve bıraktım kendimi yaylı çalgılar ailesi içine.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;b&gt;GELECEKTEN NOT: &lt;/b&gt;Sevgili okuyucu gene olmadı, bu hikayenin devamını getiremedim. Ama merak edenler için söyliyeyim. Kamyonu geri verirken kimse önemsemedi göçüğü. O kadar telaş ve korku boşunaymış. Yazıyı uzun zamandır okumamıştım. Şimdi okurken kendi yazdıklarıma çok güldüm lan, keşke devamı olsaymış...&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4262636131456548239-3964549523103362192?l=sarkuteri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://sarkuteri.blogspot.com/feeds/3964549523103362192/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4262636131456548239&amp;postID=3964549523103362192&amp;isPopup=true' title='16 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4262636131456548239/posts/default/3964549523103362192'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4262636131456548239/posts/default/3964549523103362192'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://sarkuteri.blogspot.com/2009/07/tasinma-2.html' title='Yine Mi Taşınma? # 2'/><author><name>Şarküteri</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03742908292004587835</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_VjvSh0cN5jQ/SLNfwXWknqI/AAAAAAAAACU/7QnlkyUYsL4/S220/yecavat.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_VjvSh0cN5jQ/SlwehWOuL1I/AAAAAAAAAIk/Bnvx3WS7Z9g/s72-c/truck.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>16</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4262636131456548239.post-530025588549189752</id><published>2009-06-09T05:37:00.017+03:00</published><updated>2010-10-19T21:35:31.006+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Sevgili Dünlük'/><title type='text'>Yine Mi Taşınma? # 1</title><content type='html'>&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Ne zamandan beri şöyle serbest hece ölçüsünde günlük tarzı yazılar yazmadığımı fark ettim. Bugün hazır zamanım da varken geçenlerde gerçekleştirdiğimiz evden eve nakliyat operasyonundan bahsedeyim.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;a name='more'&gt;&lt;/a&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&amp;gt;&amp;gt;&amp;nbsp;&lt;/span&gt; &lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Önce televizyonunu yeni açanlar için bir özet verelim. Bilindiği üzere bir süredir ABD' de yaşayan bir türk genciyim. Bu ülkeye ilk defa 2006 yılında ziraat stajı yapmak üzere gelmiş idim. İlk bakışta fark edilmese de ziraatçı bir insanım. Sanılanın aksine bir şarküteri dükkanı işletmiyorum. Hayatım boyunca hiç işletmedim. Hatta kapısından girdiğim şarküteri sayısı, bir elin parmaklarını az geçse de öbür elin serçe parmağına gelmeden duracaktır... Fakat severim &lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: small; font-style: italic;"&gt;şarküteri&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;i style="font-style: italic;"&gt; &lt;/i&gt;kelimesini. Tınısıyla olsun, beyinde kapladığı yerle olsun pek ilginç bir kelimedir. Bu yüzden blog adımı böyle seçmiş idim. Gerçek adım Y... E... C... olduğundan imza olarak kısaca YEC' i kullandım. Bu isim arkadaşlar arasında kabul gördü ve zamanla &lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: small; font-style: italic;"&gt;şarküter&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;i' nin yerine geçti. Biz de yec aşağı, yec yukarı dolaşmaya başladık blog aleminde (Bloğa yeni gelen okuyucuya toplu bir özet vermiş olduk böylece...)&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Şimdi de televizyonu hala açık ve bizim kanala ayarlı izleyiciler için devam edelim. Efendim, hayat pahalı biliyorsunuz. Hele ABD' de ev kiraları çok yüksek. Evli insanlar doğal olarak eşleri ile paylaşıyor maddi yükü. Bizim gibi bekarlar ise "ev arkadaşlığı" adı altında, falanca belediyenin ilgili nikah memuruna verdiği yetkiye dayanmaksızın giriyor aynı çatı altına (aynı çatı altında aşkımız bir yalanmış, Hicaz- Nim Sofyan)&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small; font-style: italic;"&gt;NOT: Süper bir kerizlik örneği göstererek taslak halindeki yazımı yayınlamışım! Şu anda geri almak ta abes olacağından burada böyle kalsın. Devamını en kısa sürede getirmeye çalışayım.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4262636131456548239-530025588549189752?l=sarkuteri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://sarkuteri.blogspot.com/feeds/530025588549189752/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4262636131456548239&amp;postID=530025588549189752&amp;isPopup=true' title='19 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4262636131456548239/posts/default/530025588549189752'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4262636131456548239/posts/default/530025588549189752'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://sarkuteri.blogspot.com/2009/06/tasinma.html' title='Yine Mi Taşınma? # 1'/><author><name>Şarküteri</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03742908292004587835</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_VjvSh0cN5jQ/SLNfwXWknqI/AAAAAAAAACU/7QnlkyUYsL4/S220/yecavat.JPG'/></author><thr:total>19</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4262636131456548239.post-2183825554837489901</id><published>2009-05-29T07:40:00.015+03:00</published><updated>2010-10-08T16:47:49.916+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Salsa Maceraları'/><title type='text'>Salsa Maceraları 4</title><content type='html'>&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;İyi kötü salsa düşünen, boş zamanlarında kimseye görünmeden adım çalışan birisi oldum çıktım. Kendimden beklemediğim bir performanstı doğrusu bu. Latin dans hocalarının dillerinden düşürmediği "uno, dos, tres, cinco, seis, siete" benim ağzımda "bir, iki, üç, beş, altı, yedi" ye dönüşüp robot adımlarıma kılavuzluk ettiğinden beri kendimi salsacıdan sayıyordum da, gün geçtikçe hünerlenip robotlara özgü o basiretsizliği de atınca iyice havalara girdim. Az şey değildi bir TC vatandaşı için latin kültürüne adapte olmak. Latin kültürüne adapte olup ispanyolca ingilizce karışımı hibrit bir dil konuşan hocalardan dans öğrenmek...&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Bakın size fotoğraf albümümü sunayım. Yeşil bantlı ilk fotoğrafı serinin ilk yazısında &lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_VjvSh0cN5jQ/SeFfzMiu3EI/AAAAAAAAAGs/710eWeU44Z0/s1600-h/level+1.JPG"&gt;paylaşmıştım&lt;/a&gt;. Aşağıda gördüğünüz ikinci kur bandımı ise altı adımda 720 derece dönmeyi başardıktan sonra hak ettim.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;a name='more'&gt;&lt;/a&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&amp;gt;&amp;gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_VjvSh0cN5jQ/ShzP7ZL7S0I/AAAAAAAAAIM/RoCvP7WGJ-k/s1600-h/level2.JPG"&gt;&lt;img src="http://3.bp.blogspot.com/_VjvSh0cN5jQ/ShzP7ZL7S0I/AAAAAAAAAIM/RoCvP7WGJ-k/s320/level2.JPG" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/span&gt; &lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;İkinci kurda neler öğrenmişiz bakalım:&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;(rueda basics) &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Caller, Names &amp;amp; Hand Signals&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;-Synchronization&lt;br /&gt;-Music and Timing&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Exhibe Doble (Çift Dönüş )&lt;br /&gt;Exhibe dos con Una ( bayani iki kez döndürdükten sonra oğlan da dönsün!)&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Dile Que No (Hayır de, anlamında. Oğlanla kızın en temel yer değiştirme hareketi)&lt;br /&gt;Guapea (Arada ayna varmışçasına yapılan ileri-geri gidiş)&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Dame Una (Bir yandaki bayana geçme komutu)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İkinci kur öyle pek zor değildi açıkçası. Yaklaşık 4 derste bir üst kura geçecek seviyeye geldim. Bir üst kura geçme işi nasıl oluyor derseniz... (Arkadan bir arkadaş dedi, duydum) Bir kere bu hiçbir zaman hocadan gelen bir teklif değil. Çünkü onların işi, sizi bir kurda mümkün olduğunca uzun tutmak. Yok çay katacaadım, yok karpuz keseceedim gibi tekliflerle misafirine kanca atan yurdum insanından farklı değiller. Ha bir noktada farklılar, salsacılar bu kancalamayı para kazanmak uğruna yaparlarken yurdum insanı ağırlama görgüsü adına bedavadan yapıyor... Dans hocalarının ikramları da biraz yavan bu yüzden. İkramdan çok entrika kokan hareketler:&lt;br /&gt;&lt;i&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;-Bu temel bir hareket, bunu öğrenmeden geçmeyin!&lt;br /&gt;-İşte, yapıyorum ama hocam.&lt;br /&gt;-Ritm dışına taşıyorsun. Sen bir ders daha gel en iyisi bu kura.&lt;br /&gt;-Ama ama...&lt;/b&gt;&lt;/i&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;O yüzden öğrenci önce kendinden emin olup "hadi bana müsade" rahatlığıyla uzatmalı kartını. Hoca imzalamaz ise hafiften çirkefleşerek "motivasyonumu engelliyorsunuz" diye üsteleyebilir. Öğrencilere dağıtılan kur kağıtları var. İlgili hoca tarafından imza atılmadıkça o kurdan çıkamıyorsunuz. Böyle de bir ciddiyet var. Hobi kursu mu, dans akademisi mi belli değil?&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Fakat dediğim gibi ikinci kur kolaydı. Üç le mukayase bile edilemez. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_VjvSh0cN5jQ/ShzQIvCh0jI/AAAAAAAAAIU/X03b1VYgTkY/s1600-h/level3.JPG"&gt;&lt;img src="http://2.bp.blogspot.com/_VjvSh0cN5jQ/ShzQIvCh0jI/AAAAAAAAAIU/X03b1VYgTkY/s320/level3.JPG" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/span&gt; &lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Üçüncü kurun rengi pembemsi kırmızı. Hafif totoş bir karışım. Bu fotoğrafı çekmek üzere kurs çıkışından eve kadar bileğimde getirdim. Pembe bilek bandı ile sizi temin ederim bundan öte bir yakınlaşmam olmadı. Bu kur çok acı deneyimler kazandırdı bana. Bilekliğin rengi ile de bağlantı kurmamak elde değil. Anlatayım. İsterseniz şöyle bir alt paragrafa geçelim ferah ferah.&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Şimdi efendim, üçüncü kur ile birlikte salsadaki erkek hakimiyeti de başlıyor. Hakimiyeti değil de, liderliği diyelim. Tüm latin dansları gibi salsa da lokomotif etkisi ile yürüyen bir dans. Yani illaki bir çeken olacak. Bu rol erkeğe verilmiş. Usta erkek dansçı, amatör bayan dansçı ile güzel bir kareografi çıkartabilir. Ama usta bayanın acemi erkekle yaptığı dans genellikle biboka benzemez. Yönlendirmeyi bilmeyen erkek olarak yaptığım çeşitli denemelerde ilgili dansların biboka benzemediğini kendi gözlerimle gördüm. Bu arada "biboka" japon kökenli bir bitki arkadaşlar, yanlış anlamayınız. Biboka orientalis... Kahverengi, hoş kokulu bir japon gülü çeşidi. Olgun, yetkin bir salsanın işte bu güle benzemesi arzulanır.&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Konuyu dağıtmadan önce ne diyordum? He, erkek yönlendirmesi... İşte üçüncü kur biraz da erkeklere bu işin sırrını anlatan ya da anlatmaya çalışan bir kur. Anlatmaya çalışan, diyorum çünkü yöntemden biraz kuşkuluyum. Aklı evvel bir zaat, erkekleri bayanların yerine koyup empati kurdurtma yöntemini geliştirmiş bazı hareketler için... Kim olduğunu bilmiyorum ama görürsem çok kötü konuşacağım!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Narin omuzlar, şampuan kokulu kaküllerden sonra terli erkek gömleğine dokunmakla başlıyor kabusumuz! Bayanlar uzakta kıkır kıkır gülerken biz erkek hocalarla yönlendirme çalışması yapıyoruz. Adam haşırt diye çeviriyor, başka seçenek yok! Çevirdiği yere gitmek zorundasın ki kolun kırılmasın. İtiyor, tutuyor, bastırıyor. Salsa böyle mi oluyomuş yahu? Vay kızların haline o zaman. Grekoromen güreşten farklı değil.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Arkadaşlar, diyor &lt;i&gt;&lt;b&gt;"kız kısmını başıboş bırakmayacaksınız. Nereye gidiyor, kaç adım atıyor? Bunlar hep sizin denetiminizde olacak" &lt;/b&gt;&lt;/i&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&lt;/span&gt; &lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Ohaa, Türkiye' deki birahane muhabbeti gibi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;i&gt;&lt;b&gt;"Siz bu güne kadar hep biz hocalardan aldınız komutları. Ama bundan sonra komutları biz vermeyeceğiz. Partnırınıza bir sonraki aşamada yapmak istediğiniz hareketi hissettirmeniz gerek"&lt;/b&gt;&lt;/i&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir sonraki aşamada yapmak istediklerimiz derken... Ne kadar sonraki aşama? Niyeti saklı tutmanın herzaman daha başarılı bir yol olduğunu sanıyordum.&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;i&gt;&lt;b&gt;"Şimdi sizinle teker teker dans edip gerekli yönlendirmeleri göstereceğim"&lt;/b&gt;&lt;/i&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunu diyen hoca 1.90 boylarında bir zenci. Aşırı terleyen bir adam. Bitki örtüsünün erozyonu önlemedeki rolünü düşündürüyor bana. Kafasında üç tutam saçı olsaydı üzerimize damlar mıydı şıpır şıpır teri? Ve esas kötü olan ona sarılmamızı bekliyor oluşu...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sıra bana geldiğinde padişahın kızı gibi nazlanıyorum. Sağ elimi omzuna atmam gerek. Keloğlana umut vermemeye çalışan prenses kadar sorumluluk sahibiyim. Dokunmakla dokunmamak arasındaki ince yerde bekliyorum. Sol elimse Benny' in (ismi bu) sağ eline kavuşmuş durumda. İnsanın parasıyla rezil olmasına bundan daha güzel bir örnek bulubilir miyiz? Allah ne verdiyse itip kaktırmaya başlıyor Benny beni... Oy beni beniiii, belalı benny. Gencecik yaşımda yandırdı beni.&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;(Böyle bir şarkı gerçekten var. Bknz: Cem Karaca, asri gurbet&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.youtube.com/watch?v=wAE85UjQv0s"&gt;http://www.youtube.com/watch?v=wAE85UjQv0s&lt;/a&gt;)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;(Benny' i için de bir link verelim. Sol alta bakın:&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.salsamia.com/crew.shtml"&gt;http://www.salsamia.com/crew.shtml&lt;/a&gt; )&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kızlar, öğrenmeleri gereken yeni birşey olmadığı için kolayca geçiyorlar üst kura. Erkeklerde ise durum tam tersi. Öğrenecek çok fazla şey var... Eh bu da ister istemez erkek popülasyonunu arttıırıyor. İkinci kurdan gelen bayan sayısı üçüncü kurda biriken erkek sayısını dengeleyemediği için bu zor LEVIL' ı hayali kızlarla dans ederek geçirmemiz kaçınılmaz oluyor. Ne talihsizlik... Bazen boşta kalan erkek hocaları bayan rolünde bizim çembere sokuyorlar. Bu aşamada bize daha önce uyguladıkları güç gösterisinin intikamını alma fırsatı oluyor tabi. Gözüme kestirdiklerimi kırkpınar pehlivanı gibi yokluyorum. El ense, paça kasnak... Artık hangisini salsa içine yedirebilirsek. Fakat Benny' e bulaşmıyorum. Herifte zenci gücü var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_VjvSh0cN5jQ/ShzQUZ4yJLI/AAAAAAAAAIc/Wue-u44gRbw/s1600-h/level4.JPG"&gt;&lt;img src="http://2.bp.blogspot.com/_VjvSh0cN5jQ/ShzQUZ4yJLI/AAAAAAAAAIc/Wue-u44gRbw/s320/level4.JPG" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dördüncü kura geçmem daha geçen hafta oldu. Dördüncü kur diğer üçünün toplamından daha zor. Bu kurda öğrenilecek hareketlerin listesini görünce tamam, dedik. Bir iki ay takılırız artık mavi kuşakta... Ama hareketler çeşitlendi. Elleri dolandırma fasıllarına girmiş olduk. Gelişmeleri "Salsa maceraları" serisinde paylaşmaya devam edeceğim. Ama arada başka yazılar da yazmak istiyorum. Böyle salsaya güdümlü olunca tembelleşip yazmıyorum.&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Haydi bakalım, selametle.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;b&gt;GELECEKTEN NOT:&lt;/b&gt; Sevgili okuyucu bu yazı dizisinin sonu hiç gelmedi. South Beach' teki ikinci eve taşınınca uzak kaldım biraz kurstan. İş çıkışı yorgun argın evde pineklemeyi tercih ettim çoğu zaman. Ama dördüncü kuru oldukça iyi öğrendim, bol tekrar oldu... Beş' e geçeceğim sırada (toplamda 6 kur) Türkiye' ye dönme sinyalleri gelince hevesim kaçtı. Velhasıl kelam "Salsa Maceralarını" tamamlayamadık ama yine de böyle bir hatıra bıraktık blog aleminde. Okuduğunuz için teşekkürler.&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt; &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4262636131456548239-2183825554837489901?l=sarkuteri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://sarkuteri.blogspot.com/feeds/2183825554837489901/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4262636131456548239&amp;postID=2183825554837489901&amp;isPopup=true' title='13 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4262636131456548239/posts/default/2183825554837489901'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4262636131456548239/posts/default/2183825554837489901'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://sarkuteri.blogspot.com/2009/05/salsa-maceralari-3.html' title='Salsa Maceraları 4'/><author><name>Şarküteri</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03742908292004587835</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_VjvSh0cN5jQ/SLNfwXWknqI/AAAAAAAAACU/7QnlkyUYsL4/S220/yecavat.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_VjvSh0cN5jQ/ShzP7ZL7S0I/AAAAAAAAAIM/RoCvP7WGJ-k/s72-c/level2.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>13</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4262636131456548239.post-2071175800658638411</id><published>2009-05-07T02:38:00.025+03:00</published><updated>2010-10-08T16:04:40.183+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Salsa Maceraları'/><title type='text'>Salsa Maceraları 3</title><content type='html'>&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;i&gt;"Salsa Maceraları 2 " &lt;/i&gt;diye başlık atınca ikincisinin de gelmesi şaşılacak bir şey değil elbet. Nasıl Terminatör 2' den sonra Terminatör 3 geliyorsa, Testere 2' den sonra Testere 3' geliyorsa, &lt;i&gt;Salsa Maceraları&lt;/i&gt; da kendi içinde devam eden bir seri olacak. Olacak olacak ta, ben bu ekonomik kriz ortamında niye seri yazı işine girdim onu anlamadım. Bir yazının maliyeti kaça çıkıyor? Harflerin, noktalama işaretlerinin kilosu kaçtan başlıyor? Bunları hesap etmeden diziye girmek, kasapsız danaya girmekten farksız. Bir de okuyucunun ilgisini belli bir düzeyde tutma zorluğu var... 20 küsür bölümlük dizilerin altından başarıyla kalkan &lt;a href="http://alpernatifizm.blogspot.com/"&gt;Alpernatif&lt;/a&gt; ustadan ders mi alsak ki? Bizimki şurada üç dört bölümlük naçizane salsa kursu gözlemleri üzerine olacak, öyle tarihi doku içinde gelişen büyük bir prodüksiyon da değil...&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Fakat girmiş bulunduk bir kere, devamını getirmek boynumuzun borcu.&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;a name='more'&gt;&lt;/a&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&amp;gt;&amp;gt;&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;İkinci dersime gittiğimde artık daha hazırlıklıydım. Hemen parmağımı uzattım. Bugüne kadar bir çok işte kullandığım işaret parmağım nihayet kimlik kartı görevi de görmeye başlamıştı. Bir zamanların burun karıştıran haşarı çocuğu şimdi gelmiş kapıların anahtarı, makamımın özel kalem müdürü olmuş! Vay anam vay, velisi olarak koltuklarım kabarmıyor değil, bi de şu burun karıştırma işinden tamamen vaz geçse ondan iyisi olmayacak. "Bib" diye ötüyor bilgisayar. Parmağım onaylandı. Parmak sahibi olarak kursa katılmak için ödemiş olduğum X küsür param kadar adamım şimdi. Yarın öbürgün salsa bakiyemdeki para bitince kapıdan sokmayacaklar. Kapitalizmin en pis tarafı belki de hiçbir güzel tarafı olmaması.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Kursa biraz erken geldim, etrafı kolaçan edeyim, yeni insanlarla tanışayım diye. Benim gibi yeniler barın kenarına dizilmişler... Ortama o kadar yabancılar ki sırtlarını bir yere dayayıp güç almaya çalışıyorlar. Bileğimdeki yeşil bantın etkisiyle o bölgeye doğru çekiliyorum. Diğer yeşil bantlı insanlara gülücük atıp "siz de mi yeni başladınız hehehe" mealinde kafa sallamayı da ihmal etmiyorum tabi. İlginçtir, o bölge ayçiçeği tarlası gibi sap sap. Güneşe değil de dans pistine konsantre olmuş on kadar adam kafası kıpırdamadan bakmada... Üst sınıflardan abilerimiz ve ablalarımız ders öncesi ısınma danslarını icra etmedeler. Bayanlar yine havalarda uçuşuyor. Kollar birbirlerinin içinde yumak olup tekrar tekrar geri çözülüyor. Salsa çok düğümlü bir dansmış sayın okuyucu. Bilir miydin? İki insanın el ele tutuşarak oluşturabileceği tüm düğümlerin atılması ve akabinde potansiyel enerjinin kinetiğe dönüşürken saldığı enerji vasıtasıyla bayan uçurulması hadisesine kibarca &lt;i&gt;salsa&lt;/i&gt;&lt;/span&gt; deniyormuş.&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Eşlik müziklerinin çalındığı &lt;i&gt;diycey&lt;/i&gt; kabininden bir anons duyuluyor. "Bugünkü salsa dersimizden önce yarım saatlik bir &lt;i&gt;Baçata Vörkşapı&lt;/i&gt; (atölye çalışması) yapılacaktır, katılmak isteyenler beş dakika içinde camlı bölmenin orada toplansınlar"&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Eliyle camlı bölmeyi işaret eden kişi bu Vörkşapı yönetecek olan hocamız &lt;i&gt;Nelson'&lt;/i&gt; muş. Memnun olduk. "Baçata da ne ola ki?" diye işkilleniyorum ilkin ama yandaki sap arkadaşların katılım heveslerini görünce &lt;i&gt;iyi birşey &lt;/i&gt;olduğuna kanaat ediyorum. Sonuçta bir dans stili. Ne kadar garip olabilir ki? (Bu cümleyi unutma okuyucu)&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Camlı bölme dedikleri &lt;i&gt;pencereden&lt;/i&gt; başka birşey değil. Güney Plajı semtinin en popüler caddelerinden biri olan &lt;i&gt;Lincoln &lt;/i&gt;caddesinin orta yerindeyiz. İstiklal caddesinde "&lt;i&gt;Galatsaray' da&lt;/i&gt;" olmaya benzer birşey... İstiklal' in tırnağı bile olmasa da, bu cadde de araç trafiğine kapalı, yayaların &lt;i&gt;yaya yaya&lt;/i&gt; dolaşmalarına imkan veren bir cadde. Kursumuz binanın ikinci katında. Ve bahsedilen pencere-duvar sayesinde aşağıya canlı yayın yapmakta. Yoldan geçenler duruma göre dans eden, duruma göre yemek yiyen insanlar görüyorlar. Baktıkları zamana bağlı olarak değişiyor yani. Ama bu yazıda anlattığım zaman diliminde baksalardı "baçata" çalışmasına katılmak üzere hocanın tam arkasına yerleşmiş bendenizi göreceklerdi. Aslında arkalarda bir yerde beklemekteydim o çağrıya kadar. Sadece dışarıda, soğukta kalmış &lt;i&gt;mü' min&lt;/i&gt; kardeşlerimize yer açmak üzere kullanıldığını sandığım o emsalsiz çağrı, bu sefer Miami' nin göbeğinde bir dans kursunda yakalamıştı beni:&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;-Arkadaşlar safları sıklaştıralım!&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Kalabalığı nasıl yardım, çapraz koşularla nasıl hamleler yaptım hatırlamıyorum. Kendime geldiğimde hocanın hemen arkasındaki safta, yanıbaşımdakilerle omuz teması vaziyetinde dikildiğimi fark ettim. Ah be hocam yılların tecrübeli &lt;i&gt;bayram namazcısına&lt;/i&gt; söylenecek laf mıydı bu? Yaktın beni! (Niye yaktı? Okuyucu bunu da unutma)&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Tabi latin danslarından bahsettiğimize göre ortamda bayanların da bulunduğunu hayal etmiş olmanız gerekiyordu. &lt;i&gt;Sap&lt;/i&gt; deyip &lt;i&gt;saf&lt;/i&gt; deyip dikkatinizi kitlemiş olabilirim ama bu vörkşap illa ki bayanları da ilgilendiriyor. Hatta bayanlar olmadan bir anlam ifade etmiyor. Baçata, daha çok sevgililerin icra ettiği, gece boyunca atıp tutmaktan yorgun düşen çiftleri samimi ve &lt;i&gt;sılov bir&lt;/i&gt;&lt;/span&gt; müzikle yakınlaştırmayı amaçlayan bir dans imiş. Fakat bu tanımı ben sonradan öğreneceğim, bir çok önemli şeyi hep sonradan öğrendim hayat yolunda.&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Yapılacak iş temelde basit. İki sağa, iki sola adım atılacak. Bizim halayda 2 sağa karşılık bir sol adım atıldığı için sağa doğru çekme olur... Osmanlı ordusu da iki ileri bir geri gidiyormuş. Bizim kültürde iki-birlik bir eşitsizlik mi var ne? İkinin bire üstünlüğü, zaman kaybettirerek te olsa iki yönünde bir hareket sağlıyor. Baçata ve Salsa' da ise zıt vektörler bir denge posizyonda tutuyor insanı. Tüm figürler denge içerisinde oluşup bitiyor.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Ön sırada olduğum için aşağıdaki yolu izleyebiliyorum. Sağa sola ve yukarı bakmaya daha yatkın oldukları için genelde bayanlar farkediyor bizim kursu. Eğer yanlarında erkek arkadaşları varsa hemen dürtüklüyorlar adamları. Muhtemelen "aşkıııııım, biz de gidalım mııı?" diye soruyorlardır. Sorunun cevabı belli.&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;"Paramız yok hayatım"&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Hoca başlama komutu veriyor. İçimde dolaşan geyik canavarları "uydum hazır olan imama" diye dile geliyor. Kıkırdamaya başlıyorum... İki adım sağa, iki adım sola. Herkes aynı anda yaptığı için kimse birbirini çiğnemiyor, çok mantıklı. Bu baçata kolaymış yahu. İki sağ, iki sol. Ben böyle kaptırmış gideken "pick up a lady" diyor hoca. İbadetin güzeli mükafatı hemen gönderenmiş!&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: small; font-style: italic;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;En yakındaki bayana doğru meyledip "hi" diyorum. "Hay hay" diyor... Allahım sana geliyorum.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Herşeyin başka bir tutuluşu var hayatta. Kumanda avuçta, karpuz koltukta, çiçek dalında güzel. İlla ki de koparmak istiyorsanız parmağınızın ucuyla, nazikçe tutmalısınız. Bayan da öyle... Kulbu olmadığı için vücudunun belli uzantılarından kavramak zorunlu. Buna itiraz yok. Ama kavrama noktaları söz konusu olduğunda büyük fikir ayrılıkları doğuyor. Sosyal, ahlaki, dini ve beşeri kabullere göre pek çok tutma noktası salık veriliyor. Hatta hiç tutmamanın daha hayırlı olduğunu söyleyenler de var bildiğiniz üzere. Ben şahsen tutmaktan yanayım. Tutucu bir insanım yani. Ama tutuculuğum tutuculuğumu engellemiyor. Tutuculuğum, karşı cins razı olduktan sonra nazikçe, iz bırakmadan ve sevgiyle tutmak üzerine. Tutuculuğum ise bir tuttuğumu uzun süre bırakmamak ve birini tutarkan bir başkasını tutmaya kalkışmamak üzerine. Tutmaktan en çok hoşlandıklarım arasında eller geliyor, sonra gözler. Gözleri tutamadığım için işte uzun süre bakıyorum. Mikrop kapmasından iyi yine... Sonra belden tutuyorum. Bel kolun sarılması için ustaca dizayn edilmiş bir yapı. Palto üzerinden, kaban üzerinden bile bel tutma denemelerim oldu. &lt;i&gt;Soğuk havalarda sevginizi göstermenin yolları&lt;/i&gt;, isimli bir kitap yazmayı düşündüysem de her ilkbaharda vaz geçtim bu tasarılarımdan. Güzelim bahar ayı sarılmayı bu kadar mümkün kılarken kim uğraşacaktı paltoların miflonuyla! Belki de uğraşılmalıydı, yazılmalıydı bu kitap. Bilmiyorum, hele bir kış gelsin de...&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Sevdiğim üçüncü yer olan &lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: small; font-style: italic;"&gt;sırttan&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt; tuttum baçata çalışmasındaki arkadaşımı. O da beni omzumdan tuttu. Diğer ellerimiz de Turgut Özal selamı yapmak üzere önde buluştu. Ben &lt;i&gt;anavatan partisini&lt;/i&gt; hatırlayıp yine kıkırdamaya başladım tabi. Kız hiç tanımadığı biriyle dans edecek olmanın verdiği gerginlikle sessizliğini korudu. Hoca da bu sırada bayan dans hocalarından birini aldı partnır olarak. Onun işi kolaydı tabi, uzun süredir tanıdığı, beraber dans ettiği bir eşi vardı. Bizlerse hem figürlere hem birbirimize hem de ortama yabancıydık. Bu durumda sevgililerin yaptığı dansı çalışacak olmanın bazı tehlikeleri vardı (Hala aklında di mi okuyucu?)&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;i&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Beraber sola iki adım. Büyük adım. Bayağı yürür gibi. Sonra geri dön. Yine iki adımla. Eller kenetli. Sola iki adım, geri iki adım. Güzel. Şimdi bayan iki adımda 360 derece dönecek. Beyler, bayanları çevirirken nazik olun. Özellikle uzun tırnaklı bayanlar dikkat etsin. Evet. Sola at. Çevir. Güzel, geriye iki adım. Burada dikkat ettiğimiz, tabi şu anda müzik te açık değil ama yine de dans eder gibi arkadaşlar. Sokakta yürür gibi olmasın. İki adım bittiğinde kalça sola doğru atılacak. Sağa giderken de sola atılmalı. Bakın. Bir iki, at. Bir iki, at.&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Yanımdaki diğer yeşil bantlı erkekle göz göze geliyoruz. Tamam hocamız yılların dansçısı olarak güzel kıvırıyor da biz ilk dersten kalçayı alıştırmasak?&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Bir iki, dur. Bir iki, dur. Kalçaları oynatmadan daha kolay hem. Fakat en önde olduğum için hocaya yakalanıyorum. "Move your hips" diyor. Nereden de öne geçtik arkadaş? Usulden bir iki kıvırıyorum. Tamam kıvrılası var ama önce biraz hazmedeyim. Taa Orta Doğu' dan geliyoruz kolay değil. Yiğidin harman olduğu yer! Bizde bir tek Adnan Şenses, o da ceketi beline sokuşturarak efendice göbek atar... Müzik başlıyor. Bir iki, at. Bir iki, at. Partnırıma bakıyorum, halinden memnun. Ne de olsa bayan, doğal seleksiyondan sallaya sallaya geçip gelmişler. Kıvıramayanlar elenmiş... Hoca tekrar önüne döndüğünde kalçalarımı sakinleştiriyorum. Yulara asılıp "çüüüüş!" diye bağıran arabacılar gibi oluyor biraz... Kıvırmadan bir iki, kıvırmadan bir iki. Partnırım ilk tebessümünü ediyor. Kalçalarımla girdiğim mücadeleyi sezmiş olmalı. Benim yaşlarda güzelce bir kız. Nazikçe döndürüyorum. Sonra ben dönüyorum. Bu yeni emir. Şimdi kızla beraber erkek te dönecek, dedi hoca. Bir iki, dön. Bir iki, dön. Kalçalar sabit. &lt;i&gt;Değiş!&lt;/i&gt; Bu emir geldiğinde elimizdeki kızla helalleşip başka bir tane tutuyoruz. Amaç değişik eşlerle talim ederek dansı iyice pekiştirmek. Yeni gelen kız benden uzun, döndürmek biraz zor olacak. Başla. Hoca bakıyor. Kalçaları salla. Çok sallama. Bir iki, döndür. Bir iki, döndür. Allahtan kız eğiliyor. Yoksa kollumun altına sığmayacak. Güzel, dedi hoca. Döndürmeme mi kalçalarıma mı? Kalçaları durdur. Çüüüüüüş!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neyse durduk. Sol başımda dans eden yaşlıca bir teyze var. Ama amerika' nın yaşlı teyzeleri bir garip. Gençlik zamanlarında ne giymişlerse aynı stili bozmadan koruyorlar. Buna mini etekler, askılı bluzlar da dahil... Varsın korusunlar diyebilirsiniz! Eyvallah korusunlar da, bi zahmet sarkmış derilerini mandalla tutturarak gelsinler salsa kursuna. Zira her adımda çalkalanıp insanların dikkatini dağıtıyor. Ben diyeyim 70, siz deyin 80. Bu yaşta salsa öğrenmeye gelmek büyük marifet. İşin o kısmını zaten alkışladık. Fakat teyzecim, ben senin bana partnır olabilme ihtimalini pek sevmedim. Ver elini öpeyim, alnıma koyayım ama müsade et &lt;/span&gt; &lt;span style="font-size: small; font-style: italic;"&gt;baçata&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt; yapmayayım!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Değiş" komutu geliyor. Teyzeden uzak yöne doğru kaçıyorum. Bu sefer bir latin güzeli. Kaza riskine karşı her iki koltuk ta &lt;/span&gt; &lt;span style="font-size: small; font-style: italic;"&gt;airbag&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt; ile donatılmış. Allah korusun, cümleten hayırlı yolculuk! Başlıyoruz, fakat o da ne? Hoca kendi partnırıyla bir takım münakaşalara girdi. Şaşkınlıkla izliyoruz. Tango değil miydi o çok seksi dans? Bilmiyorum da baçatada bu noktadan sonrasına on sekiz yaş sınırı konabilir herhalde. Gözüm yaşlı teyzenin partnırına gidiyor. Çocuk hafifçe yutkunmakta! Benimse heyacanım artıyor. Yapmamız beklenen şey, daha doğrusu erkeğin yapması gereken şey, sol bacağını kızın bacakları arasına sokup yaylanmak! Kız bu durumda kalçasını sağa sola sallamakla yetinecek. Fakat bu figürü hakkıyla yapabilmek için kalçalar senkronize olarak yaylanmalı. Aksi takdirde başka hoş olmayan şekillerde görünebilir! Elimde olmadan kızın bacaklarına doğru kayıyor gözüm. Operasyon öncesi son bir kez daha haritayı inceleyen müfreze komutanı gibi bakıyorum. Bir şekilde gireceğiz ama en uygun zamanı ve koşulu yakalamayız. Plan ve program dahilinde işimizi görüp çıkacağız. Hedefte uzun süre kalmak hem senkronizasyonu bozar hem de alarmın çalışmasına yol açar. Bunun olmasını istemeyiz di mi? Size soruyorum istemeyiz di mi? İstemeeeeeeyiz! Güzel. Pitt, sen yanına üç adam alıp geçiş noktalarını tut. Freddy, sana işaret ettiğim anda kabloyu keseceksin. Wilbirt burada kalıp Freddy' yi koruyacaksın. Herşey anlaşıldı mı? Güzel. Saatlerimizi ayarlayalım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Müzik başlıyor. Herkeste bir gerginlik var aslında. Kimse kimseyi tanımıyor ki! Önceden öğrendiğimiz kolay adımlarla başlıyoruz yine. Bir iki, at. Bir iki, at. Bu sefer kalçaları aktif olarak çalıştırıyorum ki kız ile senkronu sağlayabilelim. Döndür! Maraş dondurması cambazı mıyım? Döndür! Kendin dön. Külahı ver ama verme. Döndür. Başarılı. Dönmekten yana bir sorunumuz yok. Lakin yavaş yavaş kritik noktaya yaklaşıyoruz. Bir iki, at. Bir iki, at. Hazır. Arkadaşlar altı sayacağız burada. Bir, İki, Üç, Dört, Beş, Altı. Şimdi. Yaslan. Ateeeş!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşte yaslanma aşamasında sorun çıkıyor bizde. Kızcağızın memeleri standart dışı büyük olunca yaylanma eylemini kapının önünde gerçekleştirmek zorunda kalıyoruz. Ben bu tarafını hiç hesaplamamıştım doğrusu. Ama kalça senkronizasyonu tuttuğu için yine de hareketi başarmışız gibi oluyor. &lt;i&gt;Değiiiiiiiiiş!&lt;/i&gt; Hemen mi? Teşekkür ediyorum kendisine, hava yastığının hayat kurtaracı etkisi bir defa daha kanıtlanmış oldu. Anam. Başka kız kalmadı mı lan? Anam. Ananem! Birinci dünya savaşı değilse bile ikincisi. Gandhi' nin öldürülüşü, Berlin Duvarı' nın inşaatı, Kennedy Suikasti, Ay' da ilk adımlar, Sovyet Bloğunun yıkılışı gibi birçok önemli olayı görmüş geçirmiş bir insan, şimdi benim gibi önemsiz birini görmek ve geçirmek üzere karşımda! Kaçacak yer kalmadı. Hello! Mini eteğiniz pek yakışmış (içimden) yalnız bacaklarınıza sardığınız şu muşambayı çıkarsanız daha iyi olmaz mıydı? (içimden)&lt;/span&gt;   &lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Belki malum hareketi yapmayız diye umutla bakıyorum hocaya! "Arkadaşlar şimdi bütün hareketleri en baştan alacağız" diyor. Eyvah diyorum. Teyzeyi sırtından tutmuşum ama sanki karşıdan karşıya geçirmek için yeşil ışığı bekler gibi bir halim var. Ve yeşil hiç yanmasın diye dua ediyorum. Hoca işaret veriyor. Başlıyoruz. Bir iki, at. Bir iki, at. Teyzenin maşallahı var. Kalçalarını muazzam savuruyor. Bense ikinci dünya savaşında ölen masum Japon çocukları için ağlıyorum. Almanya' ya acıdan başka birşey getirmemiş o çirkin duvar aklıma geliyor. İnsanlık için büyük fakat benim için sıradan olan o adımlar bir türlü bitmek bilmiyor. Bir iki, at. Bir iki at. Seksen yaşındaki canlı tarihle dans ediyorum. Üstelik kritik noktaya yaklaşmaktayız. Dikkat! Altı say. Bir, İki, Üç, Dört, Beş, Altı. Şimdi. Yaslan!&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;İnanılmaz! Teyze büyük bir ustalıkla yönetiyor pozisyonu. Mao ile beraber Çin' i adımlasak bu kadar kolay olurdu. Yılların tecrübesiyle çekip alıyor beni. Bir iki at, bir iki at! Hiç kasmadan, doğallıkla ritme giriyor yine. Sözlerimi geri alıyorum! Bu teyze bu işi biliyor. Bir iki, döndür. Bir iki, döndür. Hoca beklenmedik kol figürleri gösteriyor şimdi. Biz hemen arkasından uyguluyoruz. Kilitle aç. Döndür. Ben otamatik pilotta, teyze kumanda masasında... Bir iki, at. Bir iki, at. İrtifa kaybetmeden uçmaya devam ediyoruz. Diğer çiftler bu beklenmedik figürler karşısında kontrolü kaybettiler, kara bulutlar salarak düşüyorlar! Hoca çoştukça çoşuyor. Rahmetli Barış Manço' nun şarkısı duyuluyor gaipten:&lt;/span&gt; &lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;- Tüü, tüü, tüü maşallah, nazar değmez inşallah. Süper babaanne!&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size: small; font-style: italic;"&gt;Değiş!&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt; Kibarca teşekkür ediyorum teyzeme. O da bana teşekkür ediyor. Yeni partnırım bir zenci bayan. Bir türk ile dans ettiğini biliyor mu acep? "Sen kiminle dans ettiğinin farkında mısın bebek?" desem "Dörtnala gelip Uzak Asya' dan, Akdeniz' e bir kısrak başı gibi uzanan o memleket benim" desem. Umrunda olur mu? Sizin dedeleriniz de Afrika' dan getirilmişti galiba ama şimdi zenci başkanınız var, desem. Ya da sussam, konuşmasam.&lt;/span&gt; &lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Bütün figürleri bir kere daha baştan çalıştıktan sonra yarım saatlik baçata vörkşapını tamamlamış oluyoruz... Birşey öğrendim mi? Evet ama tekrar etmezsem hemen unuturum. Bi de bi sevgili bulsam iyi olacak bu dans için. Emanet partnırla bir yere kadar...&lt;/span&gt; &lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Diycey kabininden yine anons duyuluyor "Salsa dersimiz on dakika içinde başlayacaktır, bu süre içinde barımızdan içkilerinizi alabilirsiniz" Hocalar ve bar arasında sürekli bir paslaşma var zaten. Sanırım bar satışından pay alıyorlar... İçmiyorum birader! Bana birşeyleri zorla dayatınca zevk alsam bile elim kolum düğümlenir. Yapmam, içmem, almam!&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Bara gidip bir mojito alıyorum! Susadım yahu, bakmayın öyle!.. Buzdan, limondan, naneden gayrısı bizimdir. Onu da çekip üç saniyede bitiriyorum. Dişimin kovuğuna gitmiyor. Baygın bakışlarla etrafı izlemeye koyuluyorum.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt; &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4262636131456548239-2071175800658638411?l=sarkuteri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://sarkuteri.blogspot.com/feeds/2071175800658638411/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4262636131456548239&amp;postID=2071175800658638411&amp;isPopup=true' title='14 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4262636131456548239/posts/default/2071175800658638411'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4262636131456548239/posts/default/2071175800658638411'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://sarkuteri.blogspot.com/2009/05/salsa-maceralari-2.html' title='Salsa Maceraları 3'/><author><name>Şarküteri</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03742908292004587835</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_VjvSh0cN5jQ/SLNfwXWknqI/AAAAAAAAACU/7QnlkyUYsL4/S220/yecavat.JPG'/></author><thr:total>14</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4262636131456548239.post-6299227948230333448</id><published>2009-04-13T01:51:00.015+03:00</published><updated>2010-10-08T16:53:41.351+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Salsa Maceraları'/><title type='text'>Salsa Maceraları 2</title><content type='html'>&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Okuyanlar hatırlar, Latin dansları ile geleneksel Türk danslarını karşılaştıran bir &lt;a href="http://sarkuteri.blogspot.com/2009/01/teke-zortlatmas.html"&gt;yazı&lt;/a&gt; yazmıştım geçenlerde... Ulusların kadın-erkek ilişkilerine bakışlarını yakalamaya çalışan bir yazıydı. Biraz yakalar gibi olunca nedense yarım bırakıp uyumaya gitmiştim. O gece rüyama girmedi konu. Sonraki gecelerde de girmedi. O yazı rüyama hiç girmedi. O yazı rüyama niye girsindi hem? İlahi okuyucu, sen de ne biçim beklentilerle okuyorsun... Blog sakinlerinden &lt;a href="http://caglarbilir.blogspot.com/"&gt;Çağlar&lt;/a&gt; arkadaşımızın da öngördüğü gibi ben o yazıya sittin sene dönmeyecektim, belki sittin birinci (61.) yıldönümünde biraz kendime gelip "allahım neydi bu bitirmeye söz verdiğim yazı?" diye işkillenebilirdim. Ama 90 yaşında bir adamın işgillenmesi ne kadar huzursuz ediciyse o kadar huzursuz olacaktım. Yani "koy Goethe, rahvan gitsin" deme ihtimalim çok yüksek olacaktı. Neyse ki bu ihtimal ortadan kalktı sayın okuyucu. Yıl 2009 ve ben kollarımın kendinden sıvanmış olmasının verdiği avantajla (üzerimde tişort var da) yazıma başladım.&lt;a name='more'&gt;&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&amp;gt;&amp;gt; &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;Salsa deyip geçmemek lazım. Güney Amerika mutfağında salsa sosu vardır; acılı, biberli, dometesli birşey. Salsa dansı ise bir o kadar datlı. Dadından yinmez bir figürler silsilesi. Tabi konuyu bilmeden atıp tutmanın faydası yok, o yüzden salsa kursuna yazıldım iki hafta önce. Amaç bu dansı bizzat uygulamalı öğrenip yazıyı ondan sonra kaleme almak, dersem yer misiniz bilemiyorum? Yiyenler yemeyenlere yediriversin bir zahmet.&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Geçen pazar ilk dersime gittim. Türkiye' de de büyük şehirlerimiz başta olmak üzere bir çok ilimizde salsa ve latin dansları kursları, hatta akademileri olduğunu biliyorum. İstanbul' da bir tanesinin provalarını izlemişliğim de oldu. Ama şu an bulunduğum yer itibari ile "salsa" peynir ekmek gibi bir ihtiyaç! Nüfusun büyük bir çoğunluğunu Latin amerikalı göçmenler oluşturduğu için bir işsize, bir de salsa bilmeyene kız verilmiyor bu topraklarda. Doğal olarak birçok kişinin bildiği şeyi öğreten kurum sayısı az. Türkiye' de halay çekme kursu aramak gibi birşeydi benim yaptığım. Ama buldum. Hem de dört sokak ötemde bir kurs varmış! İnternetten bir iki salsa videosu izleyip iyice gaza geldikten sonra gitmemek için bir engelim kalmamıştı.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Amerikalılar' ın "önce öde, sonra çık git" sistemi malesef ki burada da yerini bulmuş. Daha merdivenlerin başında, havaalanı "çekin" masası ayarında bir masa karşılıyor sizi. Masayı aşmadan salsa kursuna girmek mümkün değil. "Ben kullanıcı değilim, izleyicim hanfendi" deseniz de kar etmiyor. Parayı veriyorsanız girin -ki bir gecelik kurslar da mevcut- vermiyorsanız İzmir marşı ile geri dönün.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Sıra bana geldiğinde doldurmuş olduğum formu görevli bayana uzatıyorum. "Demek bir aylık programı seçtiniz -güzel- kredi kartınızı aliim" diyor ve sonra işaret parmağımı istiyor. Ben saf saf parmağımı uzatınca da "beyefendi parmağınızı sikenıra koyacaksınız" diye uyarıyor. Tabi canımızdan bir parça, bir türk evladı olarak adı "scan" ile başlayan birşeye kolay kolay temas edemiyoruz. Asker aynası büyüklüğünde, parlak bir aparatmış bu parmak sikenırı... Gözümü karartıp parmağı basıyorum! Daha önceleri "diit" diye ses çıkardığını duyduğum alet bana "diit diit" diye ses veriyor. Çok içerliyorum... Kadın kendi sağ işaret parmağını sol elinin avuç içine yapıştırıp sürtmeye başlıyor! İşitme engelliler dilinde "buralarda sürteceğine eve git yat" anlamına gelmesi muhtemel bu işaret, işitme engeli olmayanlar için "arkadaşım parmağın terli olduğundan alet okuyamıyor, avucunda siliver" anlamına geliyormuş. Bunu da kibarca ama telaşlıca yapılan açıklamalardan sonra anlıyorum. Arkamda bekleyen bir düzine insan var. İlkokul bilgilerimizi tazeleyecek olursak; Düzine 12, deste "10" anlamına gelmekte.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;"Ali desteden bir kağıt kesti" cümlesindeyse şaşırtmaca var, burada deste 52 anlamında kullanılıyor (89, Devlet Parasız Yatılı sorusu)&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Neyse parayı ödeyip parmağımı hayırlısı ile tarattıktan sonra artık içeri girmeye hazır olduğumu düşünüyorum. Ne yazik ki değilmişim! Bu sefer havayolu şirketinin diğer görevlisi "sağ elimi" uzatmamı istiyor. "Fesupanallah!" Bu işin sonu pek iyiye gitmiyor. Bu hızla birşeyler uzatmamı isteyeceklerse kayıt prosedürü "beyefendi, sünnetli olduğunuz için salsa dansına uygun görülmediniz" diye bir açıklamayla sonuçlanacak... Zaten sünnetli sünnetli salsa yapılmaz, acır...&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Sağ elim geri geldiğinde bu şekilde gözüküyor.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_VjvSh0cN5jQ/SeFfzMiu3EI/AAAAAAAAAGs/710eWeU44Z0/s1600-h/level+1.JPG"&gt;&lt;img alt="" border="0" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5323641567673506882" src="http://2.bp.blogspot.com/_VjvSh0cN5jQ/SeFfzMiu3EI/AAAAAAAAAGs/710eWeU44Z0/s320/level+1.JPG" style="height: 240px; width: 320px;" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Koluma takılan yeşil LEVIL -1 bandı, kursa yeni başladığımı ve çaylak olduğumu ifade ediyor. Dansta daha yetkin olan sarı, mavi ve kırmızı kuşak ablalarımız, ziyadesiyle abilerimiz bizlere "mini mini birler" gözüyle bakıyor.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Garip olan her levıldan öğrencinin bir arada ders görmesi. Altı farklı grup sahanın altı farklı yerinde çalışıyor. Saha dediysek Ali Samiyen aklınıza gelmesin. Gündüz İtalyan restoranı olan bina, akşamınan (hep bu şekilde kullanmak istemişimdir) dans pistine dönüştürülüyor. Her grupta ortalama on kişi olduğunu varsaysak, 60 kişi (sittin kişi) kıyır kıyır dolduruyor alanı. Sıkıysa bu kalabalıkta kendi öğretmenini duy, ayaklarını takip et ve dans öğren! Bir parça birşey öğrendiysen onu, her yirmi dakikada bir giren uygulama müziğine oturtarak çalış. Zor. Ama imkansız değil. Birkaç bocalamadan sonra alışmaya başlıyorum. Zaten genlerimizde yetenek var, anamız Küba' da doğursaydı şimdiye dek kesin kara kuşak salsacıydık.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Bilhassa bekar erkeklere tavsiye edebilirim şu iki derslik gözlemlerimden sonra. Arkadaşlar ortamda güzel bayanlar var. Dans etmeyi seviyorlar ama dansa ilgi gösteren erkek sayısı az. Bu ortamda hiç yoktan değer kazanıyorsunuz. Ödemiş' ten bir çuval patates alıp İzmir Özkanlar pazarında satmak gibi bir şey. O kadar farkediyor. Salsaya gidiniz! Partnır bulamayan bayanlara partnır olunuz. Hoş ben bir kereye mahsus erkek erkeğe dans eden bir çift (?) te gördüm. Ama bunu Miami' nin geniş mezhepliliğine vereceğiz. Kursumuz malesef guy' lara açık olduğu kadar gay' lere de açık. Ama bu gibi faktöreler sizi yıldırmasın. Bizlerin muhattabı bayanlardır. Bayanlar içinde de erkek arkadaşı olmayanlar tercihimiz elbette. Bu salsa kursu öyle acayip yer ki, kız-erkek arkadaş dinlemiyor. Paylaşımcılık esas. Dersin başında halka oluyoruz. Temel adımları kısaca çalıştıktan sonra en yakındaki bayanı yakalıyoruz. iki üç dakika kadar çalıştıktan sonra öğretmen cennetten gelen o cümleyi söylüyor:&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;"Baylar, bir sağdaki bayana geçin"&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Allahım hiç bitmiyor bu. Kızlar sabit, erkekler hareketli olduğundan sağınızda sürekli eşsiz bir bayan oluyor. Bir üç dakika kadar yeni bayanla dans ettikten sonra bir sağdakine... Gerçek hayatta da böyle olsa ne şahane olurdu bir düşünsenize! Kız arkadaşınız çok fazla konuşup başınızı mı ağrıtıyor? Bir sağdakine geçin efendim. Randevularına zamanında mı gelmiyor? Bir sağdaki... Alışverişte kendini mi kaybediyor? Sağdaki efendim. Yalnız halkanın yeterince büyük olmasına dikkat etmek lazım. Dönüp dolaşıp aynı kıza denk gelmek te var işin ucunda.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Bizim levıl' daki (levıl 1) çiftleri gözlemledim biraz da. Yavrum, yazık bunlar beraber dans öğrenmek, sosyal bir aktivitede bulunmak adına gelmişler ama birbirlerini göremiyorlar! Kız, tesbih taneleri gibi akın akın gelen erkeklere ayak uydurmaya çalışırken, oğlan da yan gözle onu kesiyor. Empati sahibi bir insan olarak rahatsız oluyorum. Arkadaşının bisikletini ödünç almak gibi başkasının kız arkadaşıyla dans. Yanlış bir hareket yaparım da bir yerini çizerim diye tetikte sürüyorsun "Lan oğlum bir turdu hani, versene artık" diye bağırması bile muhtemel arkanızdan :) Böyle durumlarda söylenecek en güzel söz tabi ki "sen her zaman binersin yav " olmalı.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Bir de geçen hafta ailecek gelenlere rastladım. Baba, anne, iki kız ve bir oğlan çocuktan oluşan çekirdek ailenin tüm bireyleri levıl bir grubuna kaydolmuşlar... Laf aramızda anne hanım teyze pek yeteneksizdi dansa. Herkes anyaya, o konyaya doğru atıyordu adımlarını. Tabi partnırın yanlış yapınca sen de yanlış yapıyormuşun gibi gözüküyor. İttifak devletleri yenildiği için Osmanlı' nın da yenik sayılması örneğini anımsayalım. O an bağırmak istiyorsun baba bey amcaya:&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;- Amcacığım lütfen karınıza sahip çıkın, başka erkeklerle dans ediyor. Bir dost.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;... diye. Ama kızlar allah için hoş. Biri utangaç, biri rahat. Rahat olanını dersten sonra dansa kaldırdım. Maşallah pek bi şirin, pek bir sek sek atıyor adımlarını. Anne baba duvar dibinde bizi izliyor. Kızlarıyla gurur mu duyuyorlar, bana uyuz mu oluyorlar pek ayırdına varamadım.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;spa
