24.09.2009

MEMLEKETE DÖNÜŞ


Uzay aracını onarıp gezegenine dönen uzaylı gibi ansızın çıkıp geldim yıllar önce mahsur kaldığım gezegenden. Bujiler meme yapmış. Bir iki zımparalayınca açıldı lan. İki buçuk dünya yılı boşuna beklemişim. Sürücü sınavında en çok çıkan cevap seçeneğiydi halbuki, nasıl oldu da düşünemedim?

Tası tarağı toplayıp gemiye yerleştirdim. Uzay uçağı değil de gemisi mesala! Napalım böyle isimlendirilmiş. Fevkalade uçan birşey aslında. Yüzmüyor... Eşle dostla vedalaştım. Dünyadan ayrılan ET misali duygulananlar oldu arkamdan. İy-Ti diyorum, kuşbaşılık ete gitmesin aklın. Bir etin duygulanışı ancak ruhla mümkün. İy-Ti de ince ruhlu, uzun boyunlu, yeşil bir arakadaşımız idi, hatırlarsın. Arkasıdan el sallayanlar, dünyada kalmasını arzu edenler oldu. Yaşlı gözlerle "kal" dediler. Fakat ille de memleketim, dedi bizimki. Bülbülü altın kafese koymuşlar "ille de vatanıma tek yön uçak bileti" demiş. Eh bülbül bu, kartal değil. Onca yolu uçmasını bekleyemezsin.

4.08.2009

YALGIZAM PROJESİ


İnternet ilk duyulmaya başladığında kendisinden bir mucizeymiş gibi bahsedilmesi tuhafıma gitmişti. Alt tarafı bir kaç sohbet odası ve "ASL?" sorusuyla başlayan ya da biten tuhaf sohbet girişimleri demekti benim için. Bir heves "e-meyil" adresi almıştım ama henüz yaygınlaşmadığı için meyil atacak kimsem yoktu. İnternet kafeye gittiğimde gazetelerden ve dergilerden öğrendiğim bazı ingilizce sitelere girer "vay anam, of of " nidaları arasında sözüm ona dünyaya açılırdım. Arama motorları olmadan internetin bir anlam ifade etmediğini bilmiyordum o zamanlar.

14.07.2009

Yine Mi Taşınma? # 2


Merhabalar. Annemle babamın Miami ziyareti vesilesi ile sadece bloğu değil işi gücü de serdim bir yirmi gün. Başkan Obama' nın Türkiye ziyareti sonrası bir "misafirlik" borcumuz oluşmuştu hatırlayacağınız gibi. Bunun altında kalmak istemedik. Bir gece ayağımda "gezer" marka anne terlikleriyle Beyaz Saray' ın kapısına dayandım. Mişel Teyze güleryüzle karşıladı beni. "Bir maniniz yoksa annemler bir ay oturmaya gelecek" dedim. İçinden çektiği "ohaaa" yı belli etmemek için kibarca gülümsedi. "Yavrucuğum Beyaz Saray' da temizlik var, sizi Miami' deki yazlığımızda ağırlasak?" diye kıvırdı. "Ohoo" dedim. "Ona bakarsan benim de ev var Miami' de, hatta Sibel Can ile kapı komşuyuz" Tekrar kibarca gülümsedi Mişel Obama. Zaten en iyi yaptığı iş kibarca gülümsemekti. Ben oradan ayrıldığımda dahi kibarca gülümsemeye devam ediyordu. Sanırım kibarca gülümsemesi takılmıştı. "Neyse korumalar bi ara reset atarlar" diyerek Beyaz Saray' ı terk ettim. Barrak' ın kapıya çıkmaması da ayrıca bir soru işareti olarak kalacaktı kafamda. Acaba onu gördüğümde iki yanağından öpüp türk selamı yapacağımdan mı çekindi?

9.06.2009

Yine Mi Taşınma? # 1

 
Ne zamandan beri şöyle serbest hece ölçüsünde günlük tarzı yazılar yazmadığımı fark ettim. Bugün hazır zamanım da varken geçenlerde gerçekleştirdiğimiz evden eve nakliyat operasyonundan bahsedeyim.

29.05.2009

Salsa Maceraları 4


İyi kötü salsa düşünen, boş zamanlarında kimseye görünmeden adım çalışan birisi oldum çıktım. Kendimden beklemediğim bir performanstı doğrusu bu. Latin dans hocalarının dillerinden düşürmediği "uno, dos, tres, cinco, seis, siete" benim ağzımda "bir, iki, üç, beş, altı, yedi" ye dönüşüp robot adımlarıma kılavuzluk ettiğinden beri kendimi salsacıdan sayıyordum da, gün geçtikçe hünerlenip robotlara özgü o basiretsizliği de atınca iyice havalara girdim. Az şey değildi bir TC vatandaşı için latin kültürüne adapte olmak. Latin kültürüne adapte olup ispanyolca ingilizce karışımı hibrit bir dil konuşan hocalardan dans öğrenmek...

Bakın size fotoğraf albümümü sunayım. Yeşil bantlı ilk fotoğrafı serinin ilk yazısında paylaşmıştım. Aşağıda gördüğünüz ikinci kur bandımı ise altı adımda 720 derece dönmeyi başardıktan sonra hak ettim.

7.05.2009

Salsa Maceraları 3


"Salsa Maceraları 2 " diye başlık atınca ikincisinin de gelmesi şaşılacak bir şey değil elbet. Nasıl Terminatör 2' den sonra Terminatör 3 geliyorsa, Testere 2' den sonra Testere 3' geliyorsa, Salsa Maceraları da kendi içinde devam eden bir seri olacak. Olacak olacak ta, ben bu ekonomik kriz ortamında niye seri yazı işine girdim onu anlamadım. Bir yazının maliyeti kaça çıkıyor? Harflerin, noktalama işaretlerinin kilosu kaçtan başlıyor? Bunları hesap etmeden diziye girmek, kasapsız danaya girmekten farksız. Bir de okuyucunun ilgisini belli bir düzeyde tutma zorluğu var... 20 küsür bölümlük dizilerin altından başarıyla kalkan Alpernatif ustadan ders mi alsak ki? Bizimki şurada üç dört bölümlük naçizane salsa kursu gözlemleri üzerine olacak, öyle tarihi doku içinde gelişen büyük bir prodüksiyon da değil...

Fakat girmiş bulunduk bir kere, devamını getirmek boynumuzun borcu.

13.03.2009

Ander Sevdaluk


Ne zaman güzel bir müzik duysam çakılıp kalıyorum. Hangi dilde, hangi tarzda olduğu hiç önemli değil. Ölmeden mezara gömülmüş insanın şaşkınlığıyla atıyorum üzerimdeki toprağı. "Elini vicdanına koy" denildiğinde elimi en çok koymak istediğim yeri yokluyorum. Atıyor. Zembereği gerilmiş saat gibi değil ama yine de hevesli, işini bilen titiz bir memur edasıyla atıyor. Sağolsun görevini hiç aksatmadı bugüne kadar kalbim. Bir şikayetim de yok, yanlış anlaşılmasın... Ama ben yine de mütemadiyen ölüyorum. Ve öyle kötü ölüyorum ki, tekrar doğana kadar ölü olduğumun farkında bile olmuyorum. Güzel bir şarkının içinde, bir filmin en dokunaklı sahnesinde, uzak diyarlardan gelip kavuşanların başucunda ansızın dirildiğimde toza toprağa bulanmış, aval aval bakınırken buluyorum kendimi. Hayata tekrar kavuşmanın neşesi üzerimdeyken hemen birşeyler yapmalıyım, diyorum. Bir insana iltifat etmek olabilir, bir kızgınlığı unutmak ya da geleceğe dair en az üç umutsuzluğu silmek... Tekrar ölmeden önce annemi arasam, çocukluğuma dair birkaç komik şeyden bahsetsek. Ah, ah ne iyi olurdu.

23.02.2009

ZEITGEST


İnsanın sınırsız ihtiyaçlarını sınırlı kaynaklardan giderme çabasını üzerine vazife edinmiş bilim dalına (!) ekonomi deniyor bildiğiniz gibi. Bu tanımı ilk kez ekonomiye giriş dersinde işitmiştim, ellerimin hafifçe titrediğini hatırlarım... Kısıtlı olan ne? Bu dünya ihtiyacımız olan herşeyi karşılayamıyor mu? Başka bir galaksi, başka bir gezegen mi verecek tüm ihtiyaçlarımızı? İhtiyaç tamamen göreceli bir kavramken bunun üzerine sözde bir bilimdalı inşaa etmek nasıl mantıklı bir yaklaşımdır?

Gazetelerin ekonomi sayfaları bu yüzden pilav suyu çekmekte en sık kullandığım sayfalar arasındadır. Anlamını bilmediğim ekonomi grafikleri paranın oradan oraya savruluşunu nasıl açıklar bilemem ama birim zamandaki pilav suyu emilimini gösterseler kesinlikle pozitif eğimli bir eğriye sahip olurlardı... Beni geriyor inanın, basit kavramları yabancı dillerden ithal kelimelerle sarmalayıp vatandaşa "arbitraj" demek "likitide" demek "kredibilite" demek "deflastyonist" demek... Söz konusu şey para olduğunda işler ne kadar karmaşık olabilir ki? Benim bir bütçem vardır, ona girenler ve ondan çıkanlar olur. Çıkanlar girenlerden büyükse para kaybederim, girenler çıkanlardan büyükse para kazanırım. Girenler çıkanlara eşitse "allahıma çok şükür bugünü de kurtardık" diye dua ederim.

12.02.2009

Baba Ben Derviş miyem?


- Baba ben derviş miyem, hırkamı giymiş miyem?
- Giymişsin de montun üzerine pek olmamış.

- Baba ben derviş miyem, hırkamı giymiş miyem?
- Ne bileyim evladım, aç bakiim paltonu.

- Baba ben derviş miyem, hırkamı giymiş miyem?
- Bi aynaya baksan.
- Senden duymak hoşuma gidiyor.

- Baba ben derviş miyem, hırkamı giymiş miyem?
- Evet te altına da bişeyler giyseydin bari, böyle çok havadar olmuş.

25.01.2009

Salsa Maceraları 1


O gece o dans klübünde sessizce etrafıma bakarken aklıma geldi bu yazıyı yazmak. Tabi benim sessizliğim lafın gelişi, etrafım on desibellik vanalardan yağmurlama fışkırtılan çılgın salsa ritimleriyle çevrilmiş durumda. Müzikten sırılsıklam bir haldeyiz. Dans pistinde bir damla kuru yer kalmamış, çiftler şeytani bir uyumla raksediyor. Arada havaya atılan kadınlar görüyorum, suyun üzerine hoplayan balıklar gibi şaşkın ama sağ sağlim yere ineceklerinden de bir o kadar emin, gülüyorlar... Cenab-ı Allah her uçana bir tutan nasip eylemiş. Herkes attığını tutuyor, kimse başkasının eşini yakalamıyor. Dans ahlakı bu... Her kim ki komşusunun attığına göz diker, öte dünyada iki yakası bir araya gelmez, buyrulmuş.