Sevgili Dünlük etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Sevgili Dünlük etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

17.06.2010

Bağış


Geçenlerde Kızılay' a bağış yaptım. Para değil, erzak değil, çadır bezi hiç değil... Bir avuç kan! Vücudunun içinden birşey çıkarıp bağışlamak ne yüce bir duygu. Hani ciğere ihtiyacı olan bir arkadaşına "ak mı kara mı?" diye sorduktan sonra "bi saniye" deyip löng diye çıkarıp vermek gibi... Hadi o kadar da abartmayalım ama manevi tatmin açısından organ bağışlamaya çok yakın bir duygu kan vermek. Bi de Kızılay' ın güzel bir uygulaması var, bağışladığınız kan ihtiyaç sahibine ulaşınca cep telefonunuza mesaj atıyorlar... Başta bunun bir formalite olduğunu düşünmüştüm. Yani "kanlar kişilere ulaşsın ya da ulaşmasın her durumda mesajı sallıyorlardır" dedim. Fakat öyle değilmiş, poşetler üzerindeki barkot sistemi ile kimin kanı kime verildi, ne kadar uyum sağladı diye kayıtlar tutuluyormuş... 

24.09.2009

MEMLEKETE DÖNÜŞ


Uzay aracını onarıp gezegenine dönen uzaylı gibi ansızın çıkıp geldim yıllar önce mahsur kaldığım gezegenden. Bujiler meme yapmış. Bir iki zımparalayınca açıldı lan. İki buçuk dünya yılı boşuna beklemişim. Sürücü sınavında en çok çıkan cevap seçeneğiydi halbuki, nasıl oldu da düşünemedim?

Tası tarağı toplayıp gemiye yerleştirdim. Uzay uçağı değil de gemisi mesala! Napalım böyle isimlendirilmiş. Fevkalade uçan birşey aslında. Yüzmüyor... Eşle dostla vedalaştım. Dünyadan ayrılan ET misali duygulananlar oldu arkamdan. İy-Ti diyorum, kuşbaşılık ete gitmesin aklın. Bir etin duygulanışı ancak ruhla mümkün. İy-Ti de ince ruhlu, uzun boyunlu, yeşil bir arakadaşımız idi, hatırlarsın. Arkasıdan el sallayanlar, dünyada kalmasını arzu edenler oldu. Yaşlı gözlerle "kal" dediler. Fakat ille de memleketim, dedi bizimki. Bülbülü altın kafese koymuşlar "ille de vatanıma tek yön uçak bileti" demiş. Eh bülbül bu, kartal değil. Onca yolu uçmasını bekleyemezsin.

14.07.2009

Yine Mi Taşınma? # 2


Merhabalar. Annemle babamın Miami ziyareti vesilesi ile sadece bloğu değil işi gücü de serdim bir yirmi gün. Başkan Obama' nın Türkiye ziyareti sonrası bir "misafirlik" borcumuz oluşmuştu hatırlayacağınız gibi. Bunun altında kalmak istemedik. Bir gece ayağımda "gezer" marka anne terlikleriyle Beyaz Saray' ın kapısına dayandım. Mişel Teyze güleryüzle karşıladı beni. "Bir maniniz yoksa annemler bir ay oturmaya gelecek" dedim. İçinden çektiği "ohaaa" yı belli etmemek için kibarca gülümsedi. "Yavrucuğum Beyaz Saray' da temizlik var, sizi Miami' deki yazlığımızda ağırlasak?" diye kıvırdı. "Ohoo" dedim. "Ona bakarsan benim de ev var Miami' de, hatta Sibel Can ile kapı komşuyuz" Tekrar kibarca gülümsedi Mişel Obama. Zaten en iyi yaptığı iş kibarca gülümsemekti. Ben oradan ayrıldığımda dahi kibarca gülümsemeye devam ediyordu. Sanırım kibarca gülümsemesi takılmıştı. "Neyse korumalar bi ara reset atarlar" diyerek Beyaz Saray' ı terk ettim. Barrak' ın kapıya çıkmaması da ayrıca bir soru işareti olarak kalacaktı kafamda. Acaba onu gördüğümde iki yanağından öpüp türk selamı yapacağımdan mı çekindi?

9.06.2009

Yine Mi Taşınma? # 1

 
Ne zamandan beri şöyle serbest hece ölçüsünde günlük tarzı yazılar yazmadığımı fark ettim. Bugün hazır zamanım da varken geçenlerde gerçekleştirdiğimiz evden eve nakliyat operasyonundan bahsedeyim.

19.02.2008

Bir Geç Kalma Anısı


İnsan kendi esprisine bu kadar güler mi? Valla güler, bir de aradan on sene geçmiş ve yaptığı bu muzipliği (denyoluğu mu desek?) iyice unutmuşsa kendini koyverir güler...

Yüzkitabı (feysbuk) denen internet sitesinin tozlu sayfalarında bulmuş yüzümü ve akabinde şahsımı... Kendisi üniversite hazırlık birinci dönemden sınıf arkadaşım, sene bin dokuz yüz doksan sekiz.

Daha önce söylemiş miydim bilmiyorum ama ben kendim çok yatak sevdalısı bir insanımdır. Öyle yorganı bir kenara atıp -babamın deyimiyle çivi gibi zıplayıp- çıkamam yatağımdan. Döne döne, sarıla sarmalana hep biraz daha uzatmak isterim geceyi. Sorun da budur ya, benim gece diye isimlendirdiğim zaman dilimi, başkalarının gündüz diye isimlendirdiği zaman dilimiyle çakışmaktadır. Ve malesef gündüzcüler sayıca üstün oldukları için hep haklı çıkarlar, horozlar onlardan yanadır. Ne acı ki, benim gibilere de uykucu, tembel, sorumsuz gibi sıfatlar kalır.

15.02.2008

Hayırlı Olsun




Ankara' da Yüksel Caddesi 'nde dolaşırken rastladım bu levhaya. Görür görmez de bir gülme krizi aldı beni... Yahu koskoca belediye yaptığı bir icraatı bu kadar mı gözüne sokar vatandaşın?

" Hadi yine iyisiniz ha, kıymetimizi bilin, babanızın oğlu yapmaz size böyle yol" diyen bir Büyükşehir Belediyesi...

Ne yapalım yani belediyecim, boynuna mı sarılalım? Sen bu işleri yapmaya talip olduğun için seçilmedin mi? Kazmayı vurduğun her yere bayrak dikiyorsan işimiz var.

8.01.2008

Zamansız Girilen Yıllar


Bu yılbaşı çok kötü birşey oldu. Bir anlık dalgınlığımdan yararlanan 2008 beni almadan başladı.  

Bunca zamandır her girdiği yıla geri sayım eşliğinde girmiş prensipli bir insan olarak nedense bu sefer başaramadım. Aynı saat dilimindeki tüm insanlar sevdiklerine sarılıp çoşkuyla geri sayarlarken ben elmanın kabuğunu hiç düşürmeden soymaya çalışıyordum. Dikkatimi elmanın daralan kabuklarına verdiğim bir anda içeriden o ses geldi:

- Aaa ATV girmiş...

4.07.2007

İndipendıns Dey


BÖLÜM 1

İki gün önce iş yerindeki bir Amerikalı stajer arkadaş bana 4 temmuz da ne yaptığımı sordu. "4 temmuzun özelliği ne ki?" diye soruyla karşılık verdim. "4 temmuz ABD' nin bağımsızlık günüdür, her 4 temmuzda çılgın partiler yaparız biz" diye yanıtladı. Yahu, bu ABD bağımsızlığını kime karşı kazandı ki, kutlamasını yapıyor?.. Ve ekledi "eğer bir planın yoksa seni, ailecek yapacağımız ev kutlamasına bekliyorum"

Bağımsızlık gününü evde ailece kutlama fikri tuhafıma gitti doğrusu. Bunca yıllık Türk vatandaşıyım, bugüne kadar kimse beni evine Cumhuriyet Bayramı kutlamaya davet etmedi. Acaba bana mı denk gelmedi diye merak ediyorum, size hiç bir arkadaşınız yaklaşıp "Dostum, 29 Ekim Cumartesi evde yapacağımız Cumhuriyet Kutlaması' na davetlisin, program Ata' nın sevdiği türkülerin babam tarafından yorumlanmasıyla başlayacak, kardeşlerimin sergileyeceği halk oyunu gösterisinden sonra annem, cumhuriyetin ilanını temsilen balkondan beyaz güvercin uçaracak. Törenin son bölümünde ise senin de katılımlarınla balkondan kuş kakası temizleyeceğiz" dedi mi? Sanmıyorum...

23.06.2007

Miami Diyalogları


Yec -  13 numaralı griini (green) ilaçladın mı Yec?
Sam - Yok daha 12 deyim.
Yec -   Piliiz du mi a fivır and dabıl çek dı viit areas. (Lütfen bana bir iyilik yap ve yabancı otların olduğu yerleri tekrar kontrol et)
Sam - Alrayt! 
Yec -   !? (Biz sabahtan beri kaçıncı çekimizi yaptık hoca, ne diyon sen?)

29.05.2007

ALİ



Evet, gözünüzün sağ üst köşeye kayacağını bile bile koydum bu fotoğrafı, kesmek istemedim kenarlarından... Tamam, yeterince incelediyseniz konuya geçiyorum.

Konumuz vitrinin tam ortasında duran resim.. Onunla ilk tanışmam beş altı yaşlarımdayken olmuştu sanırım... Komşumuzun oturma odasına adımımı atınca donup kaldığımı hatırlıyorum. O zamana kadar gördüğüm en hüzünlü, en mutsuz çocuk portresi...

21.05.2007

Gurbetten Bayram Manzaraları




Gurbetteki ilk yılımızda ilk milli bayramımız (19 Mayıs 2007)
Vatan özlemiyle tutuştuğumuz zamanlar.

Mustafa: Ooo bayrak şahane, çok güzel olmuş!
      YEC: Ama sabitlenmedi, üç yerinden bantladım hala düşüyo...
Mustafa: Tabi abi, bayrağın kendisi ağır, sıkıntıya gelemiyor öyle.
       YEC: He valla.

6.04.2007

Ayağı Yerden Kesmek Üzerine


Editör- Yav sen ne tembel, ne işgüzar herifsin!
Ben- Ne oldu ki?
Editör- Blogu takip etmiyor musun evladım, bak okuyucu araba muhabbetiyle ilgilenmiş, C-kutusundan görüşler bildirmiş. Bunun üzerine gitsene...
Ben- Ama efendim bu gece internette yapacağım önemli işlerim vardı.
Editör- Başlatma şimdi önemli işine, iki saat içinde mayami ikinci el araba piyasası ile ilgili bir yazı istiyorum.
Ben- Ama ben blogcuyum efendim, gazeteci değil ki, ancak kendi tecrübelerim hakkında...
Editör- Hööst! İşin ne olduğunu senden mi öğreneceğim? Bir saat elli yedi dakikan kaldı, çabuk ol.

3.04.2007

KIRMIZI


Adını Gugıl' da aratıp benim sayfama düşsün diye özellikle veriyorum buradan;
Işıl Çelik... Yedinci ve sekizinci sınıflardaki resim öğretmenim. Kendisi idealist, hırslı bir bayandı. Bizimki gibi liselerde resim derslerinin koftiden geçirilmesine de acayip tepkili bir bayan...
 
Daha ilk geldiği günden itibaren kendince bir takım devrimlere ve inkilaplara girişti. Söz konusu inkilaplara daha bin sene girişilir, bizler de daha bin sene merakla izlerdik ama ne var ki, bizim kaba etlere doğru birşeylerin dokunmaya başladığını hissettik... İnsanlara dokunup ta bin yıl yaşamamayı hakeden yılanlar gibiydi...

28.03.2007

Sevgili Dünlük Nasılsın?


Uzun zamandan beri görüşemiyoruz kuzum. Geçen dünlerde öyle çok şey oldu ki, ben bile tek tek sayamayacağım şimdi onları... Başımızdan büyük bir Golf Şampiyonası geçti. Dünyanın 74 ülkesinden gelen şampiyon golfçular bizim sahamız Mavi Canavar' da ter döktü. (Klişe gazete cümlesidir bu da ha...) Şampiyonayı meşhur Amerikalı Golfçu Tiger Woods kazanırken diğerleri ter döktükleri ile kaldılar. İnanın etraf ter kokusundan geçilmedi beş gün boyunca (yeter, yeter) Yasak olduğu halde bolca video ve fotoğraf çektim. Türk değilmiyiz işte, biri bize yasak koysa sinirleniriz ve delmeye çalışırız... Neyse, en yakın zamanda bir Golf Şampiyonası yazısı yazacağım buraya...

25.03.2007

RİÇIRD


Ev arkadaşım nerden bulduysa bulmuş, kapağında Riçırd Giır' ın kocaman kafasının basılı olduğu bir dergi getirmiş eve. Adam sanki canlı gibi çakır çakır gözlerle bakıyor fotoğraftan sana doğru...

Bir müddet salonda masa altlarında dolaştı Riçırd... Tam kayboldu derken, geçen hafta klozetin üzerinde rastladım tekrar. Sifonun çekildiği yere tünemiş meraklı meraklı bakıyor... Karşısına geçtim ama inanın kolay değil, bir anda indiremiyor insan pantalonu... Ha bi de sokaktan geçen adam değil ki, tanıdığımız sevdiğimiz bir holivıd aktörü. Neyse, işe geç kalacaktım ve kaybedecek zamanım yoktu, işedim çıktım.

Takip eden günlerde hep aynı yerde karşılaşmaya devam ettik Riçırd' la. Ne zaman küçük abdestimi ifa etmek üzere pozisyon alsam, Riçırd' ı aynı açıdan aynı ifadeyle beni izlerken buluyordum. Hani şöyle kaşını hafif bir kaldırsa, valla binlerce özür dileyip koşarak terkedebilirdim tuvaleti. Ama Riçırd gelmiş geçmiş bütün fotoğraflar gibi vakur, bir o kadar da gururluydu. Hiç bozmadı kendini.

14.01.2007

Sevgili Dünlük


Nasılsın ciğerim, görüşemiyoruz valla, eh düştük bir kere kapitalizmin avucuna... Gerçi fazla bir tüketimimiz yok ama biraz ihtiyaçlarımız var be dostum...

Burada genellikle edebi yönü kuvvetli (olmasini umut ettiğim) yazılar yazmaya gayret ediyorum, eh öyle olunca da işin zevkli kısmı olan “günlük kısmını” ıskalıyorum bazen. Blogumda bu eksikliği gidermek üzere “Dünlük” isminde yeni bir kategori başlatiyorum. İsmini böyle seçtim çünkü yaşadıklarımı günü gününe kaydetmek benim tempoma göre imkansız gözüküyor.

Yukarıda gördüğünüz paragrafı yazmak tam yirmi dakikama mal oldu çünkü yeni aldığım bilgisayarın klavye ayarlarını değiştirerek Türkçe’ye çevirmiş bulunuyorum. İnanın bana büyük i’ leri, ğ’ leri tekrar görmek beni çok mutlu etti. Çok iyi hakim olduğun bir dilde aşina harflerle ve dolayısıyla aşina kelimelerle kendini ifade ediyor olmak büyük özgürlükmüş, bunu şimdi daha iyi anlıyorum. Klavyeye bakmadan yazabilmeyi becerirsem işim bayağı kolaylaşacak çünkü harflerin yerleri Türkçe klavyeyle aynı, farklı olan her tuşun üzerinde yazan harfler ve simgeler...

31.12.2006

Kurban Oldumunun Kurbanı


Gerek C-kutusuna gerekse de yorumlar bolumune kutlama ve iyi dileklerini ileten arkadaslarima cok selam ediyorum. Ben de sizlerin gecmemis, hali hazirda devam etmekte olan kurban bayraminizi kutluyor, kurban oldugum memleketimde mutlu huzurlu ve saglikli bir sene gecirmenizi diliyorum.

Blogcuya giremedigi zamanlarda cigerinin (yumusak g' siz okunacak) bir kenarinda bir miktar yanma duygusu hisseden kadim dostunuz YEC (Bknz, asagida)

22.12.2006

Maricon Üzerine


Bir buçuk ay önce Miami Uluslararası Havaalanı' na doğru inişe hazırlanırken yanımda oturan adamın ispanyolca bir kitap okuduğunu farketmiştim. Bu meşhur turistlik beldeyi gezmeye gelen bir İspanyol turist olabilir, diye düşündüm. Yoksa ne işi vardı ispanyolcanın bir ABD kentinde!

Daha sonra havaalanı görevlilerinin de ispanyolca konuştuğunu fark ettim. "İspanyol Turist kafilesi ile beraber geldik diye bizi de onlardan sandılar herhalde" diyerek safdiliğimi bir müddet daha sürdürdüm. Fakat o da ne, taksici, sokaktaki insanlar, tabelalar ve son gaz akıp giden salsa ritimleri... Hepsi ispanyolca birşeyler söylüyordu. Evet, galiba yanlış uçağa bindik ve Mexico City' nin göbeğine indik... Ne galibasi, illa ki öyle olmalıydı.

14.12.2006

Kıymet Bilmek Üzerine

 
Selam arkadaşlarım,

Benim şu hayatta o kadar çok arkadaşım, eşim, dostum ve akrabam var ki, duysanız şaşarsınız. Ama buraya yazdığım ve kendimi taa derinlerden ifade etttiğim bu satıları kaçının okuduğunu bilirseniz daha da çok şaşarsınız.

Hemen hemen hiçbiri...

24.11.2006

Mayami Dolfins Bu Sezon Çok Bozdu


Oncelikle, Turkce karakterler olmadan yazdigim bu ikinci postam icin ozur diliyorum sizlerden. Normal bir zamanda Turkce' yi kullanmak konusunda oldukca ozenen biri olarak bu anormal zamanlarimi hos goreceginize inanayorum (Bu yaziyi aynen yazildigi gibi okursaniz Nilgun Belgun' un Rum aksaniyla Turkce konusmasi gibi oluyor, ben denedim... )

Sayin valim, sayin kuvvet komutanim, degerli okuyucular ve sevgili basin mensuplari... Bugun itibariyle Amerika Vespuci' nin adini vermis oldugu bu kara parcasindaki 26 inci gunumu yasamaktayim. Bu 26 gun bizlere neler getirdi ve neler goturdu? Burada hayat nasil? Bu da hayat mi?.. Gibi bircok sorulariniz oldugunu biliyorum, bugun buraya bu sorulardan hic olmazsa birkacini cevaplamaya geldigimi soylemek isterim.