Video etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Video etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

7.11.2010

Dilden Dile Şiir / Sizin için


İki buçuk yıl süren Amerika macerasının sonunda ülkeme geri dönüyordum. Bavulum her zamanki gibi bomboş gözlerle bakıyordu bana. Bomboş olan gözleri değil, gözleri bu arada... Kelime oyunu yapmıyorum, vallahi çok kötü bir huyum var. Bir yolculuk öncesi ne yapıp ne edip bavul hazırlamayı hep son dakikaya bırakıyorum. Bakın, son saate demiyorum. Son dakikaya! Bu sefer de benzer bir durumla karşılaşacağımdan habersiz "nasıl olsa daha 18 saat var" diyerek evden çıkmaya hazırlanıyordum ki telefon çaldı. Arayan annemdi. "Hazır mısın oğlum?" diye sordu. Annelerin koku alma yeteneklerine hayranım. "Son rötuşları yapıyorum anne" dedim. Yalan değildi. "Son rötuşlar" çoğul bir ifade olduğu için zaman içine yayılabilme ihtimalleri vardı. Ve görünüşe göre bu ihtimali seve seve değerlendireceklerdi!

4.08.2009

YALGIZAM PROJESİ


İnternet ilk duyulmaya başladığında kendisinden bir mucizeymiş gibi bahsedilmesi tuhafıma gitmişti. Alt tarafı bir kaç sohbet odası ve "ASL?" sorusuyla başlayan ya da biten tuhaf sohbet girişimleri demekti benim için. Bir heves "e-meyil" adresi almıştım ama henüz yaygınlaşmadığı için meyil atacak kimsem yoktu. İnternet kafeye gittiğimde gazetelerden ve dergilerden öğrendiğim bazı ingilizce sitelere girer "vay anam, of of " nidaları arasında sözüm ona dünyaya açılırdım. Arama motorları olmadan internetin bir anlam ifade etmediğini bilmiyordum o zamanlar.

8.12.2008

Fağri Olmam Meşreb-i Rindaneden


“Piyano dersi almamı annem istemişti. Banka müdürü’nün karısı olan modern bir hanım (Muhterem Hanım idi adı) sattı piyanoyu. Annemin öyle modern ve şık ahbapları olurdu. Duymuş bu hanımın piyanosunu satacağını. 'Kızıma bir piyano alayım da başlatayım' dedi, Muzaffer Arkan talebeydi lisede. Çok namuslu, çok efendi bir adamdı. Ondan ders aldım. Annem alaturka parçalar çalardı, kulaktan dolma, öylesine.. Ama benim klasik çalmamı istedi.”

Böyle anlatıyor işte Başak' ın babaannesi. 1930 yıllarda Konya' daki üç dört piyanodan birisine sahip oluyorlar. Öyle ki, piyano öğretmeninin bile kendi piyanosu yok. Babaanneye ders verdikten sonra bir iki saat izin isteyip kendi çalışıyor. Konya ilinden bahsediyoruz, Anadolu bozkırının ortasındaki tozlu kentimizden. Yıl bindoküzyüz otuz.

10.10.2008

Yine Haritayı Çıkardı Bizim Çocuk


Yolculuk vakti geldi çattı demektir bu da. Bloğu takip eden arkadaşlar şu anda bulunduğum Leyk Ozark, Mizuri' ye dört ay kadar önce geldiğimi hatırlayacaklar. Dört ay oldukça uzun bir zaman dilimi benim gibi yörüğe. Sırtımda abam ve besili develerimle çoktan yola koyulmuş olmalıydım ya, kısmet değilmiş. Kısmet bugüneymiş.

Hedef geldiğim nokta. Mayami Florida... Eski işime dönmek üzere şu anda çalıştığım işimden ayrıldım. Buna bir sebep havaların hafiften soğuması olarak gösterilebilir. Ama asıl sebep eski işimin şimdikinden daha rahat, daha verimli, daha daha... Olmasıdır.

28.09.2008

Mavrova' dan Aldım Sümbül

       


Yukarıda bir video penceresi açılmadıysa bu bağlantıyı kullanın:
http://www.youtube.com/watch?v=w1RklIMX-8c
 

3.04.2008

Kedi Kuyruğu


Pazar günleri TRT-2' de saat 12.10' da yayınlanan bir belgesel dizi var, ismi "Karşılıksız Sevgi" Adından yola çıkarak çok başka yerlere varabileceğimiz bu belgesel aslında hayvanlarla ilgili... Önce evcil hayvanlarla başlayıp sonra her türlü insan-hayvan ilişkilerini incelemeye koyuldu. En son aldığım duyumlara göre gelecek bölümler, müzik ve resim sanatlarının hayvan temalı eserleri hakkında olacakmış. Vaktiniz oldukça izlemenizi tavsiye edip lafı nereye getiriyorum...

Bu belgeselin jenerik müziğini kardeşiniz YEC efendi yaptı. Yani Karşılıksız Sevgi, bir buçuk yılı aşkın bir süredir "kedi kuyruğu" ismini verdiğim (bknz: kedi kuyruğu Ver.2) naçizane jenerik bestem ile açılıp kapanıyor. Geç te olsa vidyo kaydını yapıp yutüp sayfama ekleme fırsatı buldum. Buyrun...

28.02.2008

Bach Do Majör Prelüd


Yedi ay boyunca aynı ağacın dibinden 250 kadar fotoğraf çekerek bir foto animasyon oluşturduğumdan bahsetmiştim (bknz: Bir Sabır Denemesi ) Oradaki filmin arkasında Bach' ın bir numaralı çello suitinin prelüdünü kullanmıştım. Bu sefer de Bach' ın piyano için bir numaralı do majör prelüdünü kullanayım dedim. Golf sahasında oluşturduğum animasyon yine aynı...O görüntülerin üzerine dijital piyanomla parçayı ben çalıyorum. Buyrun bakalım.

27.02.2008

Bir Sabır Denemesi


Aranızda yedi ay boyunca aynı fotoğrafı çeken oldu mu? Pazar hariç haftanın her günü aynı ağaca sırtını verip çerçeveyi hep aynı yerde tutmaya çalışarak...

Bu soru "aranızda aklını peynir ekmekle yiyen oldu mu? " sorusuna denk düştü galiba. Galibası yok düpedüz öyle oldu.

İlk kare 2007 şubat ayının 8. gününe rastlamış, sonradan kaynaşıp can ciğer kuzu sarması olacağımız palmiye ağacı ile o gün tanışmışız demek. Gölgesi bile olmayan, sırık fasülyesi gibi bir ağaç. Kimseye hayrı dokunmaz diyesin gelir. Ama öyle değil, pek anlayışlı, efendi tabiyatlı bir kimse. Yedi ay boyunca kaba yerlerimizi dayayıp, sırtımızı verdik fakat bir kere bile bir yanlışını, bir fena temasını yakalamadık. Çok şükür.

26.12.2007

Amelie


Ülkemizin bazı yerlerinde "amele" olarak bilinen bu film, gösterildiği yıllarda büyük bir ilgi görmüş ve beklenmeyen bir başırı kazanmıştır. Kendisi kadar müzikleriyle de konuşulan bu filmde görev alan fransız besteci kimdir? (TRT' nin bilgi yarışmaları gibi oldu) 

-Yan Tiirsen.
-Yann Tiersen doğru cevap, evet alkışlıyoruz...

Kış geceleri zor geçiyor, uzun bi de... Yutüpündeki bazı vidyoları karıştırırken denk geldim işte bu şarkıya. Daha önce duyduğum zaman kulak kabartmışlığım vardı. Çalınması çok zor değil, zaten bunu çalan binlerce amatör piyanist var, diyerek kolları sıvadım... Benim neyim eksikti sayın seyirciler?

9.09.2007

Kuzeye Giderken Dört


Ne zaman bir yazı dizisine başlasam illa ki bir yerlerde tıkanıp kalıyorum. Yine öyle oldu işte, yazılar daha kuzeye çıkamadan ben kıble rüzgarlarıyla çoktan güneye indim. Tatil bitti ve yine çalışır hale geldim.

Okuyucu beni dinle, eğer beraber olup el ele verirsek bu zor günleri de aşar tekrar paranın para olduğu, yüzümüzün güleç, kafamızın dinç olduğu mutlu blog günlerine dönebiliriz. Şimdi senden tek istediğim, yazıyı sanki hiç ara vermemişiz gibi okumandır. Var say ki ben hala tatildeyim ve hala kuzeye doğru gitmekteyim. Hoş, bu benim de çok istediğim bir şey zaten... O halde şu andan itibaren geçmişe dönüyor ve kaldığım yerden devam ediyorum. Anlaştık mı? Gel sana bi sarılayım be okur!

17.05.2007

Teşhirci Geldi Hanım!


Blogcu arkadaşlarımdan bazı serzenişler alıyorum "Yahu, tamam bu sayfaya taşındın ama biz hala alışamadık... Buradaki sen misin değil misin, anlayamıyoruz" diyorlar... 

Doğrudur, bu alemde kaşımız gözümüz olmadığından dolayı, insanlar birbirlerini sayfalarının tasarımına göre anlamlandırıyorlar... Ve mesala benim gibi ÇAT diye adres değiştirirseniz, ister istemez, sevilen dizinin ayrılan oyuncusunun yerine gelen yeni yetme oyuncu durumuna düşüyorsunuz. Ses aynı, ama görüntü değişik...

Merak etmeyin yahu, yine benim... Sayfamı başka birine emanet edip kendim Merzifon' da istirahate çekilmedim. Burada ve ordularımın başındayım.

26.03.2007

Hey Onbeşli


Hey onbeşli onbeşli, Tokat yolları taşlı
Onbeşliler gidiyor, kızların gözü yaşlı
Aslan yarim kız senin adın Hediye
Ben dolandım sen de dolan gel beriye
Fistan aldım endazesi onyediye
Ben dolandım sen de dolan gel beriye

4.03.2007

Neredesin Sen?


Çalışkanlığımız üzerimizde maşallah bu aralar, yeni başlattığımız Video-Şarküteri' yi  de elden bırakmıyoruz. Bu videomuz naçizane bir türkü düzenlememizi içeriyor.

Film, iki ayrı açıdan farklı zamanlarda çalınmış aynı şarkının montajlanması sonucu elde edildi. Tabi, ana teması dışında büyük ölçüde doğaçlamaya dayanan bu türkü yorumunun ses-görüntü senkronunu gerçekleştirmenin zorluğu ortadaydı. Biz yine de amatörlüğümüze sığınarak paçaları sıvadık ve girdik bu işe.

20.02.2007

Sür Sür Arabanı


Gez sokakları,
Keyifli neşeli, tasasız çıkar
Hayatın tadını...

Girişi, bir Bay Müzik bestesi olan "Sür Sür Arabanı" ile yaparak hem videoyla bir bağlantı kurmuş hem de zamanında iyi bir "Susam Sokağı" seyircisi olduğumu göstermiş oldum.

Merhaba sevgili blogcular, sayfamı takip etmekte olan arkadaşlarım, kuvvet komutanları ve saygıdeğer basın mensubu arkadaşlar... Hepiniz hoş geldiniz. Bu yeni postamda, çalıştığım golf sahalarını gezerken çekmiş olduğum çeşitli görüntüleri birleştirerek küçük bir film hazırladım size.

16.02.2007

Nomya Seferta


Saolsun Blogcu yönetimi boş durmayıp yeni bir sistem geliştirmiş, buna göre belli bir süre açık kalan blog yönetim sayfanız kendini otamatik olarak kapatıyor. Ortak bilgisayarların kullanıldığı mekanlarda çok yararlı olabilecek bu güvenlik önlemi, benim gibi yazılarını doğaçlama olarak panel üzerinde yazanlar için son derece tehlikeli bir hal alıyor. Bir anlık dalgınlıkla yazınızı kaydetmeden "Şimdi yayımla" tuşuna basarsanız, az önce bana olduğu gibi apışıp kalıyorsunuz. Çünkü sistem sizi tekrar şifre yazma sayfasına yolluyor. Şifrenizi yazıp tekrar geldiğinizde ise pırıl pırıl bir sayfayla karşılaşıyorsunuz... Herşey uçmuş.

Ben ikinci şıkkı seçtim ve sukunetimi koruyarak, kaybettiğim yazıyı tekrar yazmaya başladım. Birinci şık neydi peki? Onu burada açıklayıp terbiyesizleşmek istemiyorum. Çok içten ve çoşkuyla terbiyesizleşesim varken bile yapmayacağım bunu.