Askerlik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Askerlik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

14.09.2010

Profesyonel Fotoğrafçı

 
Askerlik yazılarını bitirdik ama "acemilik" döneminde tuttuğum bazı notlar geçti elime, okuyup okuyup gülüyorum. İşte bunlardan biri... 


Komutan: Aranızda fotoğraftan anlayan var mı?
Asker: Var komutanım.
Komutan: Ama profesyonel misin?
Asker: !?
Komutan: Yani bu işten para kazandın mı?
Asker: Cumhuriyet altını kazandım.

21.05.2010

Hür Amiral


Askerliği de yedik... Böyle denir. Askerlik bitirilmez, yenir. Fakat bazı askerliklerin sindirimi zordur, bir müddet hazımsızlık yapabilir. Çok şükür, bizimki öyle bir askerlik değildi. Görevimizi yaptık. Nostalji olsun, klasik olsun, hareketli olsun elimiz döndüğünce çaldık. Cephedeki yanık sesli asker neyse, orduevindeki yanık tenli asker de aynıydı. Savaşta ve barışta, hastalıkta ve sağlıkta, ölüm bizi parçalara ayırana dek görev yapacaktık ama biri bir gün Esmeray' dan "gel tezkere" isimli şarkıyı istedi. Hemen sarıldık, dört bir elle, rahmetli Esmeray' ı aratmayacak güzellikte söyledik. Komuntanlar beğendi. Başımızı okşayıp "siz gidin" dediler "sizin zamanınız gelmiş"

22.04.2010

Nizami 25, Dadaşlar Diyarı

 
Sevgili blog yazarları, blog okurları, sayın valim, kuvvet komutanları ve değerli basın mensupları... Bugün sizlere Dadadaşlar Diyarı Erzurum' dan sesleniyorum (Bu esnada bir mikrofon cayırtısı kopması adettendir) Cııyyyyyyyt! Pıt, pıt, pıt!

Tabi gerçekte Gölcük' teyiz ama sanal plaka sayımı çerçevesinde ilgili şehre gidip oranın tarihi-kültürel dokusuna, efendime söyleyeyim, ekonomik ve ticari hayatına bir takım göndermeler yapıyoruz. Maksat askerlik gelenekleri yaşasın.

25-Erzurum. Yarın 24-Erzincan. Edirne' ye gelince (memleketim olması nedeniyle) Arkadaşlarıma pasta ısmarlamam bekleniyor. Aksi takdirde sırtıma binip bir takım tasvip etmediğim askerlik geleneklerini yaşatacaklarmış. Gelenek te böyle birşey işte. Bir kısmını tasvip ederken bir kısmını tasvip edemiyorsun.

2.04.2010

Kırkbeş. Başka Yok, Zoruna Gitmesin


Önceki yazıyı harala gürele yazmıştım üç çarşı önce. Hiçbiriniz de uyarmıyorsunuz "yazım hataları, anlam hataları" var diye... Genelde yazdıktan sonra son bir kontrol yapıyorum, hani öğrencinin sınav kağıdını teslim etmeden önce kağıtla helalleşmesi gibi... Hoş öğrencilik dönemimde pek başıma gelmezdi bu, genellikle elimden söke söke alırdı asistanlar. Hah işte, bu asistanlar şu anki hayatımda "nöbetçi astsubay" kılığında çıktılar karşıma. Hayatı zorlaştıran bu adamların toplam miktarı azalmıyor dostlar, maddenin korunumu yasasına tabi olduklarından hayatımızın farklı dönemlerinde farklı kimliklerle geliyorlar sahneye. Neymiş "geç izni olmadan geç giriş" yaparsak ceza alırmışız. Lisede de "geç kağıdı" vardı, hatırlarsanız... Zamanın su gibi aktığı bir çarşı izni düşünün, kum saatinin o daracık boynunu tuvalet fırçasıyla genişletmişler gibi adeta. Öyle bir hızla akıyor. Kum saati değil, kum borusu olmuş! Şimdilerde güneş te geç battığından öğlenin ortasında nizamiye kapısından geri girmek, a dostlar ne yamandır... Bloğunuza yazdığınız yazıyı kontrol edememiş olmak, bir bardak daha fazla çay içememiş olmak faalan lafü güzaf...

4.03.2010

Şafak Olmuş Comolokko


Bir çarşı gününden daha hepize sevgi ve saygılarımı gönderiyorum. Gökten inen çay bardakları eşliğinde ilginç bir internet kafe tecrübesi yaşıyorum. Gölcük' teki hayat askerlere göre ayarlanmış. İlçe nüfusunun yarısından fazlasını oluşturan bu grup buradaki ekonomiyi ayakta tutan yegane sosyal sınıf. Çarşıya çıkmış her asker üç saat internet, iki çift çorap, üç bardak çay, bir de tavuk ekmek döner demek. Bunlar minumum ihtiyaçlar. Daha hali vakti yerinde olan erler, tatlıcılar ve börekçiler tarafından da dikkate alınıyor.

20.02.2010

Günaydın Güzelim


Çok tuhaf birşey oldu. Bir önceki yazıda değindiğim "sabah uyandırma" cümlesinden şikayet etmiştim, hatırlarsınız. Geçen pazar Çavuş Metin bizim koğuşa "good morning beatiful" şarkısını söylerek girince rüyada bile bu kadar saçmalık olmaz diyerek uyandım. Öyle ya askerdesin, koğuş kapın açılıyor ve üzerinde işbaşı kıyafetiyle çavuş, ingilizce romantik bir şarkıyla insanları uyandırıyor. Müzikal film gibi. Hani yataklardan sırayla doğrulup şarkıya eşlik etmeye başlasak hiç kimse yadırgamayacak. Öyle duygusal bir hava hakim. Gülsen gülünmez, ağlasan ağlasan ağlanmaz. Bir süre bekledik, bir iki mısra değil tüm şarkıyı ezberlemiş adam. Çoştukça çoşuyor. Sesi pek güzel sayılmaz ama doğru ritminde söylüyor. Zarif bir dekreşendo ile şarkıyı bitirip başka hiçbirşey demeden çıkıp gitti. Usulca doğrulup birbirimize baktık. Filmin müzikli sahnesi bitmiş diyaloglara geçilmişti.

4.02.2010

Haydi Beyler Günaydın!

 
Ayakta olan beylerin uyuyan beylere hitabı bu. Ayaktakiler o gecenin nöbetçi çavuşları; uyuyan beyler de biz oluyoruz. O günkü mesaisine gitmek üzere kalkması, giyinmesi ve gözlerindeki çapağı sıcak suyla temizlemesi gerekenler... Şimdi şikayet etmenin anlamı yok, keyfimiz yerinde. 24 saat sıcak var. Kişisel ve perdesi olan duşlardan bahsediyorum. Hamam tasıyla kafaya su dökmek yok. İşimiz de güzel, orduevindeki memurlar gibi çalışıyoruz; tek farkı mesai sonrası ev yerine koğuşlara dönmek. Askerlik çok zor değil, yeter ki şu "başlıktaki" gibi uyandırılmayalım. Hele küçükken anfi yutmuş o bariton sesli asker tarafından hiç uyandırılmayalım. Birileri koğuşa girip "haydi uykucu tembeller işe geç kalacaksınız, komutanın poponuzu pataklamasını istemiyorsanız lütfen hemen kalkıp giyinin" gibi kötü bir dublaj türkçesiyle uyandırsın. Ya da başka saçma cümleler kursun, hiç farketmez... Yeter ki "Haydi Beyler Günaydın" la uyanmayalım. İki aydır her sabahın altısındaki kabusum oldu bu.

1.01.2010

USTA ASKER

 
Dün itibari ile yemin ettim ve usta er ünvanı kazandım. Kısa süren acemilik döneminde kazandığım ustalıklar saymakla bitmez; Sıraya nasıl kaynak yapılır, bulunduğun sıraya yapılan kaynaklar nasıl savuşturulur, tuvalet ve mıntıka temizliğinden nasıl kaçılır, ıslak ve nemli beton üzerine nasıl oturulur, ıslak ve nemli beton üzerine cırcır olmadan nasıl oturulur, cırcır olunca nasıl bir tedavi yolu izlenir, ıslak mendil ile nasıl duş alınır, horlayan adam nasıl etkisiz hale getirilir vb...

10.12.2009

ASKERLİK DURUMLARI

 
Evet, saat 03.00 itibarıyla internet sitesinden sınav sonuçlarına ulaşmış bulunuyorum. Herhalde ismimi de göz önünde bulundurarak denizci olmama karar verdiler. İskenderun Hatay' a, kısa dönem denizci er olarak gidiyorum. Yanıyorum yanıyorum aldığım yeşil donlara, atletlere yanıyorum. Her nedense karacı olacağıma hükmedip bohçamı bu şekilde düzmüştüm (Bilgi: denizci erler beyaz çamaşır kullanıyormuş) İpsala pazarında, gözlerini patlata patlata "içlik al, havlu al, eldiven de al" diye sunum yapan esnaf arkadaşa laf beğeniyorum şimdi içimden. Lakin pazar bir daha kurulduğunda ben artık çok uzaklarda olacağım. Kendisini, pazarcılarla mücadele konusunda önemli dereceleri bulunan anneme havale ediyorum. Hoş, denizci olacağımı bilse bu sefer de dalgıç kıyafeti, can yeleği, zodyak bot pompası ve gemi çıpası satardı bu bana. Adamda müthiş bir ticari yetenek var. Havacılara da -bi ihtimal- fırlatma koltuğu satıyordur; sıkıyı görünce bu kırmızı düğmeye basacaksın, diyerek...