Mim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Mim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

26.12.2008

MİMLİ MÜZİK


Öbür yıla kadar yazı yazmam, dedik. Ama büyük konuşmamak lazım. Blogcu arkadaşım Dolfin beni mimlemiş, en çok sevdiğim on şarkıyı yazmamı istemiş... Ama hangi dönemde, hangi ruh halinde ve hangi tarzda olduğunu belirtmemiş. Müzik sevdalısı bir insan olarak ciddiye aldım bu soruyu, acaba dedim "Beni bugünlere taşıyan şarkılar neler? Hayatımın hangi dönemlerinde hangi parçaları dinliyordum?"

Düşündüm taşındım ve şöyle sınıflamaya karar verdim...
Çocukluk, 3-7 yaş arası:

Elbette ki yüzlerce şarkı gelip geçmiştir. Henüz müzik zevki oluşmadığı için her tür parçayı büyük bir iştahla dinliyorsun. Bu döneme damgasını vuran ne olabilir diye çok düşündüm. Ve sanırım buldum:

Ayrılık geldi başa katlanmak gerek
Seni çok çok özledim, arkadaşım eşek

28.02.2007

Bir Sobelemenin Ardından

 
Sobeleme-Ebeleme oyunlarının blogcular arasındaki alışverişi arttırdığına inandığım için elimden geldiğince katılamaya çalışıyorum. Yeni bir sobeleme zinciri imbirgarip' ten bana uzanmış, kendimize en yakın bulduğunuz 5 blogcuyu yazmamız isteniyormuş...

Valla, bu biraz küstüren bir oyun gibi geldi bana... Beş kişiyi yazalım da altıncı ve sonrasının günahı ne? Onu da geçtik, kendini yakın bulmanın kıstasları neler, onu bir öğrenmek lazım. Aynı mahallede oturmak ya da yumurtayı rafadan tercih etmek te pekala kıstas olabilir.


Öte yandan bir çok kişiyi kendime yakın bulmamakla birlikte onların yaptıkları, söyledikleri ve yazdıkları hoşuma gidebilir. Aslını isterseniz, bana yakın olmayanlar daha bir caziptir zaten... Düşünsenize 24 saat hep aynı sıkıcı kendinizle beraberken, bir de arkadaş olarak seçtiğiniz insan size benziyorsa vay anam vay, ütüler de durur kafanızı... Onun ne diyeceğini, nasıl düşüneceğini zaten biliyorsunuzdur.

8.02.2007

Mimli Ben


Geçen hafta içinde blogcu arkadaşım dolphinblue tarafından “mimlendiğimi” öğrenince neye uğradığımı şaşırdım. Gerçekten şaşırdım, çünkü mimlenmenin ne olduğunu, ya da bu oyunda ne anlamda kullanıldığını anlayamamıştım. Benim bildiğim “mimleme” bir şahsı, yaptığı –muhtemelen kötü- bir şeyden sonra işaretlemek ve bundan sonra onu kabahati ile birlikte anmak anlamına gelir... Satıcı, dolandırıcı, saygısız gibi... Tamam mimlenmiş olabilirim, bu anlaşılabilir bir şey ama ne olarak mimlendim merak ediyorum doğrusu? Neyse çok uzatmadan oyuna geçelim...

Bu arada dolaba baktım da, geçen oyunlardan kalma bir sobelenmem, hala ambalajı açılmamış bir halde duruyor... Sevgili saklambaç arkadaşım
Zü-Leyla, beni henüz Türkiye’ deyken sobelemişti. Bu oyuna göre onun verdiği üç kelime ile ilgili bir öykü yazacaktım... Unutmuş değilim züleyla, gelecek güzel günlerde yazacağım...

13.09.2006

Sobeli-yorum 1


Evet, biz de nasibimizi aldık bu sobeleme furyasından... Fly Hocam yoğun fikir muhakemelerinden sonra bizi uygun görmüş sobelemek için. Bu alemde en çok aylak gezen kim, diye düşünmüş olmalı? Google arama motoruna yazmış, bir de bakmış ki bizim adımız en ön sırada…
 
Belki bütün Blogcu’ yu dolaşacak bu sorularla ilk elden muhattab olmanın verdiği rahatlıkla başlıyorum. Sorular Zaman Gazetesi yazarlarından Melih Arat' a aitmiş. Bir bakalım.

SORU 1 : Düşmanların saldırdığı bir köydesiniz; bütün köy halkı sizin evinizin altındaki sığınağa saklandı. Düşman askerleri evinize girdiler ve sığınağınızın üstünde geziyorlar. Düşmanların çok acımasız olduğunu duydunuz; daha önce bastıkları köylerde herkesi öldürmüşler. Birden altı aylık bebeğiniz ağlamaya başlıyor. Çocuğun ağlamasını kesebilmek için ağzını ve burnunu kapattınız. Ancak bu işe devam edecek olursanız çocuk ölecek. Eğer çocuk ağlayacak olursa sığınağın yeri keşfedilecek siz ve tüm köyün halkı öldürülecek. Bu durumda ne yaparsınız? Çocuğunuzu boğar mısınız, yoksa tüm köy halkının bulunmasına göz yumar mısınız?