Geçen gün canım ekmek arası domates peynir çekti. Hem de nasıl bir aş ermesi anlatamam, sanki yedi aylık hamileyim! Karnımdaki değil ama galiba kafamdaki aç çocuğun işiydi bu. En güzel oyunun ortasında annenin eve “yemeğe” çağırması ile birlikte tekrar dışarı kaçabilmenin en kısa ve en leziz yoluydu peynir-ekmek...
Valla, inanın kendimi acındırmak için yazmıyorum bunları ama gurbette yemek ve beslenme işleri bünyeyi zorluyor yahu. Blogcu keşkül’ ün dediği gibi bünyeyi zımparalıyor zorunlu yemek yeme hadisesi. Niye zorunlu? Çünkü keyif alınmıyorsa ve bir şekilde yaşam ATP si gerekiyorsa mecburen sokuluyor gagalar pirinç lapalarına ve haşlanmaktan öte bir terbiye görmemiş terbiyesiz sebzelere...
