2.06.2008

İcraatın İçinden


En güzel, yazıya başlama yöntemi bodozlama girme yöntemidir, diye düşünüyorum. Böyle girince bodozlama çıkma hakkın da oluyor. Efendim bu hafta sonu izinliydim. Tatili değerlendirip biraz bloğuma eğileyim, elalemin blogları arasında boynu bükük, sümüklü çocuk gibi kalmasın dedim. Aldım bunu bir güzel yıkadım, bayağı bir kir çıktı... Sonra salçalı ekmeği verdiğim gibi tekrar sokağa saldım.

Yabancı diyarda yaşayan insanda yoğun bir günlük hayat anlatma dürtüsü gözlemliyorum. Kendi vatandaşını yakaladığında tutabilene aşkolsun, başlıyor takır takır konuşmaya... Bu sayfalarda günlük tarzı yazılara pek ağırlık vermek istemesem de "o oldu, bu oldu, şuraya gittim" tadında sıralayasım geliyor bazen. Hem cümle cümle bağlama derdi yok, hem de bir çırpıda yazıp çıkıyorsun. Şampuana ayrı, dil bilgisine ayrı zaman ayırmaksızın.

Memoriyıl Dey


Amerika' nın kendine özgü resmi tatilleri, bayramları var. Geçen sene yine bu sayfalarda bağımsızlık gününü (İndipendıns Dey) ve havai fişek gösterilerini anlatmıştım. Öyle bir uzamıştı ki sonunu zor bağladık... Bu sefer bir fotoğrafla verip geçiyorum.

Buyrun;


Memoriyıl Dey bizdeki 30 Ağustos Zafer Bayramı' na denk düşüyor ama biraz daha hüzünlü bir yanı var. Mayıs ayının son pazartesi kutlanan bu bayramda bayraklar yarıya iniyor. Her köşe başında ordu için bağış isteyen birileri, sokakta dolaşan ordu mensupları görüyorsunuz.

5.05.2008

Sarılığı Tutturmak


Dostlardan gelen sitemkar mesajları daha fazla gözardı edemeyeceğimi anlayıp (daha da mı gözardı edeceğidin?) bilgisayarın başına oturdum. Daha doğrusu onu, emzik saati gelmiş yavru misali şevkatle kucağıma aldım. Neyi kucağıma aldım? Bilgisayarı... Burada "neyi" sorusu bize belirtili nesneyi veriyor.

Bilenler bilir, bu benim ikinci Yunaytıt Siteyts maceram. Birinci macera yine bu blog satırlarında, yer yer vatan hasreti, yer yer ABD- TC karşılaştırmalı gözlemler olarak yer bulmuştu kendine... Elbette ki kaldığımız yerden devam edeceğiz, yine ilginç olayları, insanları yazıp hayatımıza notlar düşeceğiz. Lakin bu sefer bir nebze daha kaşarlaşmış bir gurbetçi olarak insanları göz yaşlarına boğmadan, kendimizi acındırmadan yapacağız bunu... Sen kendi rızanla gurbet gemisine miço yazılmışsın arkadaşım (virgül) niye sızlanıp duruyorsun, derler adama... Kimler der? Onlar. Burada "onlar" gizli özne.

18.04.2008

Tekrar Amerika!


Dün gece saat on sularında Mayami ' ye indim. Herşey yolunda. Kendi evimden çıkıp buradaki otele varmak tam 24 saatimi aldı ama bu süre zarfında günün ismi değişmedi. Sabah 6' da yola koyuldum, perşembe. Uçaktan indim perşembe, uykuya daldım hala perşembe... Neyse bu sabah kalktığımda nihayet cuma olmuş, herşey normale dönüyor sanırım.

Şu anda geçici olarak otelde bir oda verdiler bana. İnsanın "geçici olmasın, hep burada kalayım" diyesi geliyor. Öyle hoş, öyle güzel bir atmosfer. Yatağımda yedi tane yastık var diyeyim siz anlayın. Bir tanesine kafamı koydum ama diğerlerini henüz çözebilmiş değilim. Dilim pidelerin üzerinde yatan kebap gibi hissediyor insan.

Herneyse, işleri yoluna koyup kafamı bir evceğize sokana kadar internet erişimlerinde aksamalar, takip ettiğim blogları okuyamamalar falan olabilir, lütfen mazur görünüz. Özünde bu kardeşiniz de temiz, sevecen bir o kadar da efendi bir kimsedir. Karıncayı incittiği olmuşsa da danaburnuna hiç dokunmaz, korkar ondan.

Saygılar.

15.04.2008

Göç Mevsimi


Yazı Piazzolla' nın Libertango' su eşliğinde okunacak... Yazarken de aynı müzik çalıyordu, hatta müziğe göre yazdım desem başım ağrımaz. 

(Not: Aşağıdaki müzik çalma kodu blogger dışı bir siteden yayın yapıyor. Şu anda görünmüyorsa insaniyet namına haber verin)



Son dakikada yenen meşhur ıslak hamburgerlerin ardından servisin geleceği otobüs yazıhanesinin önünde yerimizi almıştık. Son altı aydır bu işi öyle çok yapmıştım ki, doğduğumdan bu yana elimde valizimle o şehir senin bu şehir benim dolaştığıma inanabilirdim.
  
Okyanusun öte yanından gelen uçağın iç gıcıklayıcı bir sesle memleket topraklarını öpmesiyle başlamıştı maceram. Öyle ateşli bir kavuşmaydı ki bu, tekerleğin bir kısmı o günün anısına 2 numaralı pistte bırakıldı. Sonra sırayla, Manavgat, Belek, Antalya, Denizli, Bodrum, Didim... Çoğu iş, azı arkadaş, eş-dost görüşmesi. Çanakkale, İpsala, İpsala, Çanakkale...

3.04.2008

Kedi Kuyruğu


Pazar günleri TRT-2' de saat 12.10' da yayınlanan bir belgesel dizi var, ismi "Karşılıksız Sevgi" Adından yola çıkarak çok başka yerlere varabileceğimiz bu belgesel aslında hayvanlarla ilgili... Önce evcil hayvanlarla başlayıp sonra her türlü insan-hayvan ilişkilerini incelemeye koyuldu. En son aldığım duyumlara göre gelecek bölümler, müzik ve resim sanatlarının hayvan temalı eserleri hakkında olacakmış. Vaktiniz oldukça izlemenizi tavsiye edip lafı nereye getiriyorum...

Bu belgeselin jenerik müziğini kardeşiniz YEC efendi yaptı. Yani Karşılıksız Sevgi, bir buçuk yılı aşkın bir süredir "kedi kuyruğu" ismini verdiğim (bknz: kedi kuyruğu Ver.2) naçizane jenerik bestem ile açılıp kapanıyor. Geç te olsa vidyo kaydını yapıp yutüp sayfama ekleme fırsatı buldum. Buyrun...

29.03.2008

KIŞŞT!


Dün akşam telefonuma mesaj geldi:

-Herşeye vakit buluyorsun da geyiğe mi vakit bulamıyorsun?

... diye girince, uzun zamandan beri ihmal ettiğim bir arkadaşım sandım. Cümlenin devamında anladım ki, bu enseye tokat göze parmak arkadaşım Vadafon' dan başkası değilmiş. Yeni geyik kampanyasına davet etmek için mesaj yollamış bana. Para insana neler yaptırıyor işte görüyorsunuz, koca şirket üç kuruş daha kazanmak adına sırnaşık bir yancı kisvesi altında mesaj atıyor. Müşteriye ikinci tekil kişi üzerinden hitabeden reklamcılık anlayışına tav oluyorken bir de başımıza sırnaşmalı mesajlar çıktı. Kışşt, hadi yavrum başka kapıya!

14.03.2008

TUHAF


Geçenlerde gazetede okudum, dünyanın başına gelebilecek herhangi bir felaket olasılığına karşı insan DNA' sı ve birtakım bitki tohumlarını ay yüzeyinde yapacakları bir depoya saklayacakmış bilimadamları. Vay anam vay, önleme bak...

Yahu bu dünyanın başına gelmiş en azılı felaket biz insanlarız zaten. Ömrünün son çeyreğine giren dünyayı kurtarmak istiyorlarsa mevcut insan DNA' larını toplayıp yok etmeleri gerekir. Bunları tutup bi de dünya dışında tohumlamak çok yanlış, başka gezegenleri de yakmayalım durduk yere.

4.03.2008

Müziğin Seyir Defteri


NOT: Sevgili okuyucu, bu yazı fazlaca yüklü olduğundan sayfa biraz geç açılabilir. DivShare isimli siteden yüklediğim müzik çalma kodları için de garanti veremiyorum. Umarım yazı içinde üç farklı yerde görür ve ilgili şarkıları da dinleyebilirsiniz. Yine de bir aksilikle karşılaşırsanız yorum kısmına yazıp haberdar edin.

***
Günlerdir bir albümle yatıp kalkıyorum. İsmi IZDRIMETS. Duydunuz mu? Muhtemelen duymadınız ve buradan başka bir yerde de rastlamayacaksınız. Çünkü bu albüm hiçbir zaman müzik marketlere çıkmayacak. Hakkında gazete röportajları ve tanıtım yazıları da yayınlanmayacak. Bu albümü siz, ben ve avrupanın çeşitli yerlerinde yaşayan bin kadar insan bilecek.


28.02.2008

Bach Do Majör Prelüd


Yedi ay boyunca aynı ağacın dibinden 250 kadar fotoğraf çekerek bir foto animasyon oluşturduğumdan bahsetmiştim (bknz: Bir Sabır Denemesi ) Oradaki filmin arkasında Bach' ın bir numaralı çello suitinin prelüdünü kullanmıştım. Bu sefer de Bach' ın piyano için bir numaralı do majör prelüdünü kullanayım dedim. Golf sahasında oluşturduğum animasyon yine aynı...O görüntülerin üzerine dijital piyanomla parçayı ben çalıyorum. Buyrun bakalım.