27.10.2008

Bloguma Dokunma!


Çağ dışı sansürleme hareketlerine tepkinizi gösterin! Gerekçesi ne olursa olsun kullanımı ücretsiz olan internet hizmetleri birkaç kişinin keyfi çıkarları için karartılamaz. Türk Mahkemelerini bu konu üzerinde daha duyarlı olmaya çağırıyoruz.

 
 

16.10.2008

Okyanusa Vardık


Öncelikle sağ sağlim Mayami' ye (Miami) ulaştığımızı belirtmekte yarar var. Seyahatimiz toplam 49 saat sürdü. Yolculuk yazısını toparlayıp yazar mıyım bilmiyorum ama yolculuk filmini mutlaka tamamlayacağım. Yol boyunca sürekli video çekip durduk çünkü. (Filmi izlemek için: http://www.youtube.com/watch?v=UC7Cjeqehow )


Son dört geceyi dört farklı otelde geçirdik. Çok şükür ki artık yeni kiraladığımız evdeyiz. Komşularımız malesef kablosuz internetlerini paylaşacak kadar cömert değiller. En kısa zamanda internet bağlatmamız gerekiyor.

Evimiz çok güzel, çok merkezi bir yerde. Okyanusa 100 metre mesafede. Hatta camdan da bir ucu gözüküyor. Bir üst sokağımızda Türk Büfesi var. Deco... Döner, ev yemekleri, tatlı çeşitleri, beyaz peynir, sucuk. Allahım rüya gibi. Çaydanlıktan Rize Çaykur çayı içtim. Ceyk' e de içirdim. Nasıl dedim? Sıcak, dedi.

Şimdi yazıyı yüklemeye çalışacağım ha gayret. Bir sıkımlık kablosuz bağlantı geliyor çok uzaklardan, onu yakalarsam...


10.10.2008

Yine Haritayı Çıkardı Bizim Çocuk


Yolculuk vakti geldi çattı demektir bu da. Bloğu takip eden arkadaşlar şu anda bulunduğum Leyk Ozark, Mizuri' ye dört ay kadar önce geldiğimi hatırlayacaklar. Dört ay oldukça uzun bir zaman dilimi benim gibi yörüğe. Sırtımda abam ve besili develerimle çoktan yola koyulmuş olmalıydım ya, kısmet değilmiş. Kısmet bugüneymiş.

Hedef geldiğim nokta. Mayami Florida... Eski işime dönmek üzere şu anda çalıştığım işimden ayrıldım. Buna bir sebep havaların hafiften soğuması olarak gösterilebilir. Ama asıl sebep eski işimin şimdikinden daha rahat, daha verimli, daha daha... Olmasıdır.

9.10.2008

Feysbukta Ölmek


Eskiden ölülerimizi gömer başlarına da mezar taşını diktik mi huzura ererdik. Sonra yolumuz düştükçe üç kuluvallah bir elham...

Şimdi devir değişti, insanlar gözleri açık gidiyor. En son yaptıkları şakalar, ebediyete intikal etmeden önce bildirdikleri bir iki "status" ve en son yükledikleri tebessüm eden fotoğraflarıyla çok değil bir iki cigabaytlık sonsuzluklarında periyodik olarak yüzüme bakıyorlar. Evet, günümüzün internet hastalığı "facebook" tan bahsediyorum. Daha şimdiden üç ölü arkadaşım oldu feysbuk listemde. Ara sıra önümü kesiyor rahmetliler, başka başka arkadaşlarının fotoğraflarında etiketleniyorlar. Kendilerine şarkılar ithaf ediliyor. Çok şükür henüz onlayn mevlüt okutabileceğimiz bir hizmet icat edilmedi. Edilmiş olsa bir tıkla gökten saf saf melek indirme yarışına girecek insanlar tanıyorum.

Gözünüzü seveyim bi rahat bırakın ölüleri. Feysbuk yetkileri de bir şekilde silsin onların profilini. Ya da ne bileyim, sanal mezarlıklar yapsın. Gözden uzakta sakin mekanlara taşısın fotoğraflarını. Biz yine üç kuluvallah bir elham gönderelim içimizden.

28.09.2008

Mavrova' dan Aldım Sümbül

       


Yukarıda bir video penceresi açılmadıysa bu bağlantıyı kullanın:
http://www.youtube.com/watch?v=w1RklIMX-8c
 

24.09.2008

Ne Olabilir?


Babam: Oradan bakıyor musun oğlum?
Ben: Bakıyorum.
Babam: Bak bulamazsan annen buradan da baksın.
Ben: Yok yok bulurum.
Babam: Ama tutup ta karalardan getirme bana.
Ben: Neden?
Babam: Nedeni var mı, sülaleyi kırk yıl arındıramayız bir daha.

Yukarıdaki diyalog babamla yaptığım bir telefon görüşmesinden alınmıştır. Neden bahsedildiği hakkında tahminlerinizi duymak isterim. Cevabı yorumlar kısmında bulabilirsiniz.
  

12.09.2008

BEYAZ KURT


-Kafalarında tüy var.
-Biliyorum.
-Amerikalılıar "red skin" diye çağırıyor.
-Sizin insanlarınız hakkında sandığından daha çok şey biliyorum.
-Senin ülkende bizim insanlarımız nasıl bilinir?
-Nasıl bilinecek bu toprakların gerçek sahipleri olarak biliniyor.
-Gerçekten mi?
-Elbette beyazlar gelip burayı elinizden almış, sonra da keşfettik diye herşeyi yerle bir (fuck everything up) etmişler.

(Hay ağzını öpeyim der gibi bakıyor. Yeni tanışmış olmasak boynuma sarılacak)

5.09.2008

Kocamın Gözü Dışarı Kayınca Zayıfladım


Yok benim kocamın değil. Benim kocam da yok zaten... Okuduğunuz bu çarpıcı cümle televizyondaki baş-ağrılı programlarından tanıdığımız Esra Ceyhan hanımefendiye ait. Hamileliğinden sonra yapılan bir röportajında şöyle istirham etmiş:

"Doğumdan sonra kendimi odun gibi hissettiğim dönemler oldu. Belim o kadar kalınlaşmıştı ki. Kocam kimi zaman beni kilolu, uykusuz, çökmüş, şebelek gibi gördü. Bana sürekli 'Daha da kilo aldın' diyordu. Erkek seni beğenmedikçe daha da çok bakımsızlaşıyorsun. Eşim o dönem beni hiç kıskanmıyordu, gözünün ucuyla bile bakmıyordu"

2.09.2008

Hayat Kurtarma Meselesi


Dün gece televizyonda izledim, son anda çekti içeri adamı. Çekmese ölecekti. Son anda metro altında ezilmekten kurtulan adam büyük bir şükranla "hayatımı kurtardın" dedi kurtarıcısına. Bunu diyen elli küsür yaşlarda, saçları beyaz... Hacım geçmiş olsun da, sen hayatının çoğunu yemişsin zaten. Kurtarıcı beyefendi en fazla bir on seneni kurtarabildi. Onun da son ikisi yatakta, solunum makinasına bağlı... Yani haberi olaydı, gelir daha erken bir zamanda kurtarırdı.

Bu "hayat kurtarmak" lafı çok komiğime gidiyor. Yani düşünün mal gibi yaşayan bir insan var, kendisi dahil kimseye faydası yok... Biz tutup bunun hayatını kurtarıyoruz. Adam teşekkür edip mallığına kaldığı yerden devam ediyor! Eee o zaman neye yarar bizim emeğimiz? Sen ölümden dönmüşken bir silkelenip kendine gelmeyeceksen bizi niye uğraştırıyorsun?

29.08.2008

Çoraplarımı Geri Ver!



Tanışıklığımız çok öncelere gitmediği içindir muhakkak, diyorum. Yoksa çamaşır makinası ile aramda ne gibi bir anlaşmazlık olabilir? Ben ona deterjanını suyunu sağlarım, o da bana temiz çamaşırlar verir. Al gülüm ver gülüm. Alan memnun, satan memnun...
Değil malesef! Biz kavgalıyız. Öyle saç saça baş başa değil tabi, sinsi derin ve içerden. Satranç oyuncuları gibi bin düşünüp bir hamle yapıyoruz.