Nihayet Şikago trenindeyim. Canımı sıkan iki nokta var:
1- Bu trende priz yok (ütüyü nereye takacağız?)
2- Bilgisayarımda bir atımlık güç kaldı.
Canını sıkan bunlar olsun aslanım, diyerek zor günler için sakladığım çizgili defterimle kalemimi çıkarıyorum. Çok eski zamanlarda insanlar yazı yazmak için bu gereçleri kullanırlarmış. Böyle yazmak zor olacak elbet ama en azından satırbaşlarını not edip elektrik bulduğum yerde temize çekebilirim.
Yolculuğun ilk dakikalarında hiç sesi çıkmıyor gürültücü zenci adamın. Acaba uyumuş olabilir mi diye dönüp çaktırmadan bakıyorum. Gözlerini camdan dışarı dikmiş çakmak çakmak bakıyor. Belli bir şeyler var kafasında. Normal insanlarda olmayan, uygunsuz bir yerine basıldığı zaman kıvılcımlar saçan bir kafa bu. Aman diyorum, böyle camdan baka dursun derin, rahat, sakin... Ve yol boyunca kulaklarımdan düşürmediğim Erkan Oğur türkülerini dinlemeye dönüyorum.