5.02.2007

TIK TIK TIK!... RUM SÖRVIS


Alıştım artık sevgili dünlük, buraya geldim geleli her tür şekle girmek, her tür işe bulaşmak müstehak oldu bana... "Ne oldu hayırdır?" diyeceksin ama hepten yalan bir meraklanma olacak bu... Bırak, yeme şimdi beni sevgili dünlük, sen benim bir uzantımsın... Hayatımdaki gelişmeleri bilmemen, olan bitene yabancı kalman imkansız. Haa, "Abi elbette ki biliyorum ama ben yazına eser miktarda akıcılık katmak için öyle yapıyorum" diyorsan bir sorun yok. O zaman ben de senin alnından öperim be sevgili dünlük, hatta bu kaba ve yersiz çıkışımdan dolayı özür bile dilerim senden. Biliyorsun bazen böyle patavatsızlıklarım tutuyor… Sus, onaylama!... Onaylamak yok, demedim mi ben sana? Kendi hakkımda olumsuz bir yargıda bulunduğum vakit sukut içinde dinleyeceksin beni. Kafa sallamak, pişmiş kelle gibi sırıtmak yok.

Saolsun, beni sürekli takip eden arkadaşlarım bilirler ama televizyonunu yeni açan seyircilerimiz için tekrar etmekte fayda var. Efendim, bendeniz üç aydır gurbetten yazıyorum yazılarımı. Bir elimde memleket hasreti, bir elimde kendini geliştirme tutkusu olduğu halde oturuyorum masaya. Güzelce karıp destemi, kesiyorum... Az önce tam da bunu yapmıştım işte; ruh hali destemden bir kart çektim ve "Hımm anlaşıldı, bugün hüzünlü değil komik bir yazı yazacağız"  dedim. Sen de ordaydın, duydun di mi beni sevgili dünlük? Hişş, sana diyorum... Niye konuşmorsun kuzum, yoksa bilmeden incittim mi seni?

28.01.2007

Aman Allahım Görüyorum!

  


Aman Allahım görüyorum ve görünüyorum... Dün akşam itibarıyla köyümüze ilk televizyon gelmiş oldu, artık Zeki Müren şarkı söylerken sadece sesini duymakla kalmayacak görüntüsünü de göreceğiz... Burada Cem Yılmaz çıkar:

-O da bizi görecek mi?

25.01.2007

Ramon


Evden işe gitmek, evden aya gitmekten daha kolaydır di mi? Eğer bir astronotsanız ve işiniz zaten ayda ise bu soruya “hayır” cevabını verebilirsiniz, bir de arabanız yoksa ve aya ilk giden insanların ülkesinde yaşıyorsanız “hayır” cevabı yine sonuna kadar heladir size, buyrun tepe tepe kullanın...

ABD’ nin Nuyork ve Vaşıntın Disi (İngilizce isimler blog sahibi tarafından özellikle böyle yazılmaktadır, lütfen alıcınızın ayarı ile oynamayın) gibi bazı şehirlerinde toplu taşımanın gayet gelişmiş olduğunu duymuştum ama inanın bu şehirlerdeki istisnalar genel kaideyi asla bozmuyor. Bu ülkede ikamet ediyorsanız ve arabanız yoksa siz iki gruptan birine dahil oluyorsunuz:

14.01.2007

FORVIRD


Konu: Forvırd meyıl

Lutfen okuyun.
Matematik zor durumda!!!

Yaptigimiz toplama islemlerinde "elde var bir" deyip sonra da eklemeyi unuttugumuz "1" ler yillar icinde birikerek matematik biliminde beklenmedik sorunlara yol acti. Bilim adamlari, yaptiklari olcumlerde "1" sayisinin diger rakamlara gore yuzde 30 azaldigini tespit ettiler. "1" lerin azalisi bu hizla sürerse 50 yil icide matematikte ciddi bir cokme yasanacagi tahmin ediliyor.

Sevgili Dünlük


Nasılsın ciğerim, görüşemiyoruz valla, eh düştük bir kere kapitalizmin avucuna... Gerçi fazla bir tüketimimiz yok ama biraz ihtiyaçlarımız var be dostum...

Burada genellikle edebi yönü kuvvetli (olmasini umut ettiğim) yazılar yazmaya gayret ediyorum, eh öyle olunca da işin zevkli kısmı olan “günlük kısmını” ıskalıyorum bazen. Blogumda bu eksikliği gidermek üzere “Dünlük” isminde yeni bir kategori başlatiyorum. İsmini böyle seçtim çünkü yaşadıklarımı günü gününe kaydetmek benim tempoma göre imkansız gözüküyor.

Yukarıda gördüğünüz paragrafı yazmak tam yirmi dakikama mal oldu çünkü yeni aldığım bilgisayarın klavye ayarlarını değiştirerek Türkçe’ye çevirmiş bulunuyorum. İnanın bana büyük i’ leri, ğ’ leri tekrar görmek beni çok mutlu etti. Çok iyi hakim olduğun bir dilde aşina harflerle ve dolayısıyla aşina kelimelerle kendini ifade ediyor olmak büyük özgürlükmüş, bunu şimdi daha iyi anlıyorum. Klavyeye bakmadan yazabilmeyi becerirsem işim bayağı kolaylaşacak çünkü harflerin yerleri Türkçe klavyeyle aynı, farklı olan her tuşun üzerinde yazan harfler ve simgeler...

31.12.2006

Kurban Oldumunun Kurbanı


Gerek C-kutusuna gerekse de yorumlar bolumune kutlama ve iyi dileklerini ileten arkadaslarima cok selam ediyorum. Ben de sizlerin gecmemis, hali hazirda devam etmekte olan kurban bayraminizi kutluyor, kurban oldugum memleketimde mutlu huzurlu ve saglikli bir sene gecirmenizi diliyorum.

Blogcuya giremedigi zamanlarda cigerinin (yumusak g' siz okunacak) bir kenarinda bir miktar yanma duygusu hisseden kadim dostunuz YEC (Bknz, asagida)

22.12.2006

Evrim Teorisi Üzerine



Evet, kesinlikle doğrudur... Artık hiç şüphem kalmadı, insanlar maymundan evrimleşmişler.
Bugünkü görevim, Meksikali, Perulu ve Kübali arkadaşlarla beraber golf sahasında sürmekte olan turnuva dolayısıyla yıpranan bölümleri işaretlemekti. Ve ne yazik ki yukarıda saydığım Güney Amerikalı dostların hiçbirisi zerre kadar ingilizce konuşamıyordu.

Maricon Üzerine


Bir buçuk ay önce Miami Uluslararası Havaalanı' na doğru inişe hazırlanırken yanımda oturan adamın ispanyolca bir kitap okuduğunu farketmiştim. Bu meşhur turistlik beldeyi gezmeye gelen bir İspanyol turist olabilir, diye düşündüm. Yoksa ne işi vardı ispanyolcanın bir ABD kentinde!

Daha sonra havaalanı görevlilerinin de ispanyolca konuştuğunu fark ettim. "İspanyol Turist kafilesi ile beraber geldik diye bizi de onlardan sandılar herhalde" diyerek safdiliğimi bir müddet daha sürdürdüm. Fakat o da ne, taksici, sokaktaki insanlar, tabelalar ve son gaz akıp giden salsa ritimleri... Hepsi ispanyolca birşeyler söylüyordu. Evet, galiba yanlış uçağa bindik ve Mexico City' nin göbeğine indik... Ne galibasi, illa ki öyle olmalıydı.

14.12.2006

Kıymet Bilmek Üzerine

 
Selam arkadaşlarım,

Benim şu hayatta o kadar çok arkadaşım, eşim, dostum ve akrabam var ki, duysanız şaşarsınız. Ama buraya yazdığım ve kendimi taa derinlerden ifade etttiğim bu satıları kaçının okuduğunu bilirseniz daha da çok şaşarsınız.

Hemen hemen hiçbiri...

5.12.2006

NASIR


Sonunda biz de öğrendik...
Gurbet sol topuğun sağ yanındaki nasırmış.
Işıltılı caddelerde,
büyük alışveriş merkezlerinde koştururken denk gelmez de,
gecenin köründe su içmeye kalktığında
tam da üstüne basarmışsın...
Öyle acırmış öyle acırmış ki,
o an gökyüzü yarılıp
güneş doğarmış memleketinde.


(Miami' ye gelişimin ikinci ayında memleket hasretiyle dolup taştığım bir gecede yazmıştım bu şiirimsiyi)